Merkez kafaya koymuş, bu bayram bizi kesecek! Özgür Bayram Soylu
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Ekonomi yönetimi uzun zamandır kapı kapı dolaşıp, “Enflasyonu düşürmek için iç talebi soğutmamız lazım” diyordu. Biz de saf saf dinliyorduk. Meğer Kurban Bayramı bekleniyor imiş. Biz ahali olarak bütçeye uygun tosuna, düveye ortak ararken; Merkez Bankası çoktan rasyonel rasyoları bileyip, KOBİ’yi, esnafı ve tüketiciyi sıraya dizmiş bile. Hatırlarsanız eskiden bayram arifelerinde piyasaya nakit pompalanır, esnafa can suyu verilir, milletin cebi üç beş kuruş da olsa harçlık görürdü. 1001 gecedir ise tam tersi bir eğilim tercih ediliyor.
KREDİYİ KISARSAK ENFLASYON DÜŞER Mİ?
Babaannelerimiz hasta olunca ne yapardı? Çorba. Grip mi oldun, çorba; belin mi ağrıdı, çorba. Bacak kırığına bile neredeyse çorba kaynatılırdı. Tedavinin tıbbi karşılığı tartışılır ama niyet her derde deva olması açısından oldukça net idi aslında.
Merkez Bankası’nın şifalı çorbası da kredi tavanı. Ekonomi neresinden su alsa aynı reçete uygulanıyor. Enflasyon mu yükseldi, krediyi kes. Kur üzerinde baskı mı var, krediyi kes. Cari açık mı büyüdü, yine krediyi kes. Yakında komşunun tavuğu kaçsa kredi tavanını indirecekler, öyle bir refleks.
Bankaların sekiz haftalık büyüme tavanları bir kez daha aşağı çekilerek; ihtiyaç kredilerinden KOBİ’lere, büyük ticari kredilerden KMH limitlerine kadar vatandaşın ve esnafın tutunabileceği her sığınağa yeni bir sınır getirildi. Peki, geçmiş tecrübeler ve toplumsal hafıza bize ne söylüyor? Düşmez arkadaşım, düşmez. Bu enflasyon otuzlu seviyelere öyle bir yapıştı ki, artık politika faizini yüzde 100 de yapsan düşmez, kredileri toprağa da gömsen de düşmez.
FİL Mİ DEVE Mİ?
Merkez kabul etse de etmese de görse de görmese de ki görmüyor ortada her şeyi devirip geçen bir maliyet fili var. Enerji faturası kat be kat artmış, ham madde fiyatları kur kaynaklı almış başını gitmiş, nakliye, lojistik, ambalaj ve diğerlerini saymıyorum bile. Üretici bu maliyetle boğuşurken rekabeti mi düşünsün, maliyeti mi düşünsün, finansmanı mı düşünsün. Peki Londra’dan gelen Merkez ayağının tozu ile ne yapıyor? File bakmıyor. Talep fazla diyor. Krediyle alım gücü şişiyor diyor. Pis fakirler utanmadan kredili mevduat hesabı kullanıyor diyor.
Şunu net bir şekilde ortaya koymakta fayda var. Hiçbir şeyin yolunda gitmediği bir iklimde lokantanın kalabalık olmasının iki sebebi olabilir. Ya müşteri çok geliyordur ya da masaları azaltmışlardır. Merkez ikinci ihtimali hiç değerlendirmiyor. Doğalgaz faturası, kira, hammadde, personel maliyeti bunlar Merkez’in eksenine hiç giremiyor bile. Merkez kafasını kuma gömüp faturayı vatandaşa kesse de gerçek değişmiyor. Karşımızda tüketim çılgınlığı yapan hayali bir deve yok; tüm üretim zincirini ezip geçen, görmezden gelinen o devasa maliyet fili var.
MERKEZ KİME ÇALIŞIYOR!
Türkiye’de milyonlarca insanın kredili mevduat hesabına (KMH) sığınma sebebi, iddia edildiği gibi bir lüks tüketim çılgınlığı, tatil planları ya da yeni telefon hevesi değil. Bu durum, tamamen hayatta kalma ve yapısal güvencesizlik meselesidir. Vatandaş o hesabı; fatura gecikmesin, çocuğun okul kıyafeti eksik kalmasın diye kullanıyor. Arabası bozulduğunda tamirci maaş gününü beklemediği için, aniden hastalanan annesine ilaç parası gerektiği ve o an hesapta nakit bulunmadığı için kullanıyor. Merkez, bu insanların son sığınağı olan limit büyüme tavanını indirdiğinde bu yapısal sorun ortadan kalkmıyor; sadece çaresizlik derinleşiyor. Şimdi ne yapacak bu insanlar? Hayat durmayacağına göre başka yollar arayacaklar. Tefeciye mi düşecekler? Olmaz demeyin. Akrabadan borç mu isteyecekler? Borç isteyeni dövecek duruma gelmiş bir toplumsal cinnet iklimi var. Kredi kartı faizine mi sarılacaklar? Limit kaldığını sanmam.
BAYRAM GELMİŞ NEYİME
Bayramın sabahı erken kalkar, hayvanı alır götürürsünüz. Hayvan bilir bir şeyler, direnir. Sonra da teslim olur. Bugün bizim kurbanlık danalar yerini maalesef ekonomik darboğazla boğuşan esnafa, sermaye baskısı altında ezilen KOBİ’lere ve ayın 25’inde bakiyesi eksiye düşüp çocuğuna bayramlık alma kaygısı güden güvencesiz alt ve orta sınıfa bırakmışa benziyor. Peki bıçağı tutan kim? Merkez. Keserken ne diyor? “Makro finansal istikrar güçlendirilmiştir.” Teknik ve temiz bir cümle. Hiçbir şeyin sorumluluğunu üstlenmeyen, hiçbir yüzü olmayan, hiçbir acıyı taşımayan bir cümle. Bunun geldiğimiz noktada Türkçe meali nefes kesmeden rahatlamayacağız demek.
Bayramınız mübarek, kurbanlarınız kabul olsun; ancak umarım bu acımasız faiz düzeninin kurbanı bu bayram siz olmazsınız.
Bizde gün olur, dün olursun; bugün var, yarın yok olursun…
Görüntülenme:91
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 27 Mayıs 2026 04:10 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar


















