Lindsey Graham herhangi bir din adına savaşır mı? Selçuk Türkyılmaz
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.
Amerikalı Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Siyonizm’in ileri karakolu İsrail’de basına verdiği demeçte yeniden “Bu, bir din savaşıdır” diyor. Demeçte geçen “This is a relagions war” cümlesini İngilizce olarak tarattığımızda karşımıza çok ilginç yazılar çıkıyor. Bunlardan biri 2021’de The New York Times Magazine’de yayımlanmış. Makale yazarı Andrew Sullivan için dijital kaynaklarda “İngiliz-Amerikalı muhafazakâr bir siyasi yorumcu” deniliyor. Sullivan’ın köşe yazısının başlığında din savaşı tanımı öne çıkıyor fakat daha ilk cümlede şöyle bir açıklamaya yer verilmiş: “Bu kesinlikle bir din savaşıdır fakat bu savaş İslam ile Hristiyanlık ve Yahudilik arasında değil, daha ziyade, köktenciliğin her türlü inanca karşı savaşıdır.” Sullivan’ın köşe yazısı İsrail’in Gazze’de tarihinin en büyük yıkımlarından birini hayata geçirmesinden önceye ait. O zaman Mahmut Mamdani’nin “İyi Müslüman Kötü Müslüman” ayrımı hâlâ işe yarıyordu. Dolayısıyla hâlâ Müslümanlar arasındaki savaşa yapılan yatırımların sonuçlarını devşirmeye çalışıyorlardı. ABD’li Cumhuriyetçi Lindsey Graham’ın “Bu, bir din savaşıdır” cümlesine Sullivan gibi şerh düşmemesi bu açıdan çok dikkat çekicidir. 7 Ekim 2023’ten sonra Anglosakson dünyada “İyi Müslüman Kötü Müslüman” ayrımına dikkat eden olmadı. Bu sebeple Graham da iyi Müslüman kötü Müslüman ayrımına gerek duymamış.
7 Ekim 2023’ten önceki dönemlerde uygarlaştırma misyonu, medeniyetler savaşı ve demokrasi ihracı gibi kavramlar öne çıkarılmıştı. Bir gün mutlaka doğrudan din savaşı diyeceklerini tahmin edebiliyorduk fakat Anglosakson dünyaya hizmet eden vekil yapıların güçlü olduğu dönemlerde “İyi Müslüman Kötü Müslüman” ayrımından vazgeçilmeyeceği çok açıktı. Çünkü vekil yapıların akıbeti daha netleşmemişti. Türkiye gibi ülkelerde vekil yapıların kökleri oldukça derinlerdeydi ve bunların kökü kolay sökülemeyecekti. Bu derinlik sebebiyle Türkiye ve Suriye’de vekil yapıların ortaya çıkardığı sorunlar korkutucu boyutlara ulaştı. Mısırlılar da bu sorunları yaşadı. Arap Baharından sonraki hadiseleri muhakkak vekil yapılarla yerli ve milli düşünce arasındaki mücadele olarak değerlendirmeliyiz. Türkiye’de 2013 ve 2014’teki Gezi Parkı ve 17-25 Aralık olaylarının bir devamı olarak Mit Tırları hadisesi vekil yapıların gücünü ortaya koyar. Ne yazık ki vekil yapıların sebep olduğu sorunların korkutucu boyutları tam olarak ortaya çıkarılmadı. Çünkü süreç devam ettiği için sorunlar sürekli farklı mecralara taşındı. FETÖ meselesi bile KHK bağlamında ele alındı. Bu, sürekli olarak bağlamdan uzaklaştığımız anlamına gelir. Din savaşı tanımını yapanların içerideki uzantıları kendilerine meşru bir alan açabildi. Onlar da uzun bir zaman “köktenciliğin her türlü inanca savaşı”ndan bahsetmişlerdi.
Ne yazık ki “bizim tarafta” 7 Ekim’den sonra bu din savaşı tanımı hâlâ bir karşılık bulabiliyor. Hem sosyal medyada hem de geleneksel kanallarda “Adamlar nihayet ağızlarındaki baklayı çıkardılar” anlamına gelen cümlelerle karşılaşıyoruz. Üzülerek belirtmeliyim ki bu anlama gelen ifadeler, bağlamdan uzak hezeyanlardır. Siyonizm bir din değil, kolonyal bir ideolojidir. Siyonizm’in kaynakları arasında Yahudi ilahiyatı da var ancak bu durum İsrail’in bizim coğrafyamızda din savaşı içinde olduğunu göstermez. Epeyce bir zaman önce rahmetli Cemil Meriç’in “Bu Ülke” adlı kitabında geçen bir cümleyi Siyonist İsrail’in dünya görüşüne uyarlayarak “domuzlar kutsal kitaplardan beslenmez” demiştim. İngiltere ve ABD’nin din adına savaştığını düşünmemiz bizi oldukça yanlış yerlere sürükler. Onlar da kutsal kitaplardan beslenmiyor. Yine de Graham gibilerin Ahmet Şara yönetiminde Suriye’nin yeniden toparlanması adına atılan adımları din savaşı kategorisine dâhil etmeye çalışması anlaşılır bir durumdur. Çünkü Filistin’de hem dinlerini hem de Batı değerlerini baştan aşağıya kire bulaştırdılar ve bu kirden kurtulmaları mümkün değil. Biz, Birinci Haçlı Seferlerini bin yıl boyunca unutmadık. Bugün Gazze’de ve Batı Şeria’da olanları da en az bin yıl boyunca unutmamız mümkün olmayacak. Batı dünyası denilen ama aslında bütüncül olmayan yapıda da bu kir kabul edilmeyecek. Din savaşı ile bu kiri temizleyebileceklerini zannediyorlar ama artık bunu kimseye kabul ettiremezler. Bu türden yaklaşımlarla ancak Alman ve İngiliz ırkçılığını kışkırtabilirler. Bu hezeyanların “bizim tarafta” alıcısının olmaması gerekir.
Bizim için bu bir din savaşı değildir, bizimkiler anti kolonyalist ve antiemperyalist bir mücadelenin içindedir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:65
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 19 Ocak 2026 04:07 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















