Emperyal yayılmacılık mı din savaşı mı? Selçuk Türkyılmaz
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları Netenyahu’nun Trump üzerindeki etkisiyle açıklanıyor. Buna göre Epstein belgeleri Netenyahu’nun elini güçlendirdi ve Trump, istemese de bu savaşa katılmak zorunda kaldı. Bu düşünceye sahip olanların ABD’nin içeriden ele geçirildiğine ve Yahudiler tarafından yönetildiğine inanması gayet tabiidir. Bu türden fikirler İsrail’in Gazze’ye yönelik yayılmacı saldırganlığı sırasında da çokça gündeme gelmişti. Haddizatında İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde İsrail’le ilgili Yahudileri ve Yahudiliği merkeze koyan bir propaganda çalışması yürütülmüştü. Bunda çok başarılı oldular, Yahudi vatanı ve Yahudi yaşamının korunması çerçevesinde bir literatür ortaya çıktı. İkinci yaklaşımda ise Anglosaksonlar öne çıkar.
Anglosakson merkezli yaklaşıma göre Yahudileri Filistin’in tarihî topraklarına yerleştiren ve İsrail’i kuranlar İngiltere ve ABD’dir. Buna göre İsrail’i bir Yahudi devleti olarak düşünmek eksik ve yanlıştır çünkü ortaya çıkan yapı 19. yüzyıl kolonyalizminin mirasıdır. İngiltere ve ABD, emperyalist emellerine bir dayanak noktası olarak İsrail’i inşa etmişlerdir. Yani aslında İsrail, küçük ölçekte İngiltere ve ABD kolonisi yani eyaletidir. Dolayısıyla İsrail’in yayılmacı saldırganlığını kolonyalizm ve emperyalizm bağlamında ele almak gerekir. Bu, hem Filistinlilere soykırım suçları hem de İran’a yönelik saldırılar için geçerlidir. Bu çerçevede ABD ve Trump’ın İran’a yönelik saldırılarını Netanyahu ve İsrail etkisi ile açıklamak son derece yanıltıcıdır. Belki devlet düzeyinde böyle bir yaklaşımı mazur gösterecek gerekçeler olabilir. ABD ile doğrudan karşı karşıya gelmek istemeyebilirler.
Gazze’ye yönelik yayılmacı saldırıların başladığı ilk günden itibaren İngilizler ve Amerikalılar umumi olarak bu savaşın sorumluluğunu üstlenmiştir. Dünya tarihinin en büyük soykırımlarından biri Gazze’de yaşanırken Almanya ve Fransa gibi ülkelerde de “beyazlar” kitlesel bir karşı duruş sergilemedi. Bu, çok önemli bir ayrıntıdır.
İngiltere ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını anlamak isteyenler Raif Karadağ’ın Petrol Fırtınası adlı kitabına bakabilirler. Daniel Yergin’in Petrol adlı eseri de oldukça mühimdir. Hatta Yergin’in kitabında İngiltere ve ABD şirketleri arasındaki rekabet ayrıntılı olarak ele alınmıştır. İran petrollerinin keşfedilmesinden sonra küresel şirketler inanılmaz bir iştahla İran’a yönelmişlerdi. Körfez ve Doğu Akdeniz onlar için aynı derece önemliydi. Bu bölgeler bizim için de hayatiydi. Birine Hicaz Demir Yolları ile diğerine de Bağdat Demir Yolları ile karşılık vermeye çalıştık. Amacımız Basra’ya ulaşmaktı. Fakat İngilizler ölümüne karşı çıktılar ve demir yolunu Bağdat’ta durdurdular. Daha ileriye gidemedik. O zamanki hedef Basra ve Berlin arasında kesintisiz bir hat oluşturmaktı. Deniz ve kara karşı karşıya geldi. Çin’in bugün yapmaya çalıştığı şeyi biz yüz yıl önce yapmak istemiştik. Aradaki devamlılık hayret uyandırıcıdır.
Filistinlilerin Gazze’deki direnişi olağanüstüydü. Bu direniş hâlâ devam ediyor. İngiltere ve ABD, Gazze’ye yönelik saldırıların bütünüyle içindeydi. Hatta bu saldırıları onlar yönetti. Çok hızlı bir şekilde Filistinlileri etnik temizliğe tabi tutacaklardı. Direnişin bu kadar uzun süreceğini hesap etmediler ve baştan aşağıya İsrail’in soykırım suçlarına bulaştılar. İran’da da benzer bir şekilde sonuca gitmek istediler. Aynı hatayı orada da tekrar ettiler. Sadece bir okulda 170’e yakın kız çocuğunu bilerek öldürdüler. Bu suçlar hem İngiltere’nin hem de ABD’nindir. Bunu gelecek kuşaklara nasıl izah edecekler?
Geriye şimdi din savaşı kaldı. Eğer din savaşı yapıldığına dair bir algı oluştururlarsa bu kirden ellerini temizleyerek çıkabileceklerini düşünüyorlar. ABD Savaş Bakanının İslam’a karşı savaş demesinin en önemli sebebi budur. Asıl olarak içeriye mesaj gönderiyorlar. Ne yazık ki din savaşı propagandasının bize dönük bir tarafı da var. Bizde de Şii ve Sünni savaşını başlatmak istedikleri çok açıktır. Bunu başardıkları takdirde hadiselerin merkezine dini koymakta zorlanmayacaklar ve din savaşında karşılıklı olumsuzluklar yaşandı diyecekler. Eğer din savaşı propagandası galip gelirse bütün dünyada ABD ve İsrail’e yönelen öfke sönümlenecektir.
Yahudiler kahir ekseriyet itibarıyla İngiltere ve ABD’nin gücüne iman etti. Yahudilerin tarihini başka bir bağlamda değerlendirmek gerekir. 19. yüzyılda onlarda görülen Batı Avrupa kültürü içinde asimile olma isteği son derece önemlidir. Onlara inandılar ve içlerindeki canavar ortaya çıktı. Emperyal hayallere kapılmalarının sebebi de budur.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:57
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 30 Mart 2026 04:08 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















