Küçümsenen tehlike! ‘Toz’ tartışması ne anlama geliyor? Uzmanlardan çarpıcı uyarı: ‘Bu daha başlangıç’
Hurriyet sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Son haftalarda Donald Trump, ABD ile İran arasında süregelen gerilime ilişkin açıklamalarında dikkat çekici bir kavramı gündeme taşıdı: nükleer toz.
Trump’ın bu ifadeyi kullanma biçimi uluslararası güvenlik uzmanları arasında tartışma yaratırken, söz konusu kavramın gerçekte neyi ifade ettiği ve çatışmanın seyri açısından neden kritik olduğu soruları da yeniden gündeme geldi.
Trump’ın söylemine göre, İran’ın nükleer programı geçtiğimiz yıl ABD tarafından düzenlenen hava saldırıları sonucu büyük ölçüde tahrip edildi. Özellikle İran’ın önemli nükleer tesislerinden biri olan İsfahan yakınlarındaki kompleksin hedef alınmasıyla birlikte, bölgede depolanan nükleer materyalin büyük bölümünün enkaz altında kaldığı öne sürüldü. Trump bu durumu tanımlarken, geriye kalan malzemeyi küçümseyici bir tonla ‘nükleer toz’ olarak nitelendirdi.
Ancak uzmanlara göre bu ifade, teknik gerçekliği yansıtmaktan oldukça uzak. Trump’ın ‘toz’ olarak tanımladığı madde, aslında İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokuna işaret ediyor. Bu uranyum, çoğunlukla büyük silindir tanklar içerisinde depolanan ve normal şartlarda gaz formunda bulunan, ancak belirli koşullarda katı hale geçebilen son derece tehlikeli bir nükleer materyal.
‘NÜKLEER TOZ’ GERÇEKTE NE ANLAMA GELİYOR?
Trump’ın sözünü ettiği materyal, İran’ın yüzde 60 oranında zenginleştirdiği uranyumdan oluşuyor. Bu oran, nükleer silah üretiminde kullanılan yaklaşık yüzde 90 saflık seviyesine oldukça yakın. Bu nedenle uluslararası toplum açısından bu tür bir zenginleştirme seviyesi, ciddi bir alarm göstergesi olarak değerlendiriliyor.
New York Times’ta yer alan habere göre, uranyumun bu seviyeye kadar zenginleştirilmesi, teknik olarak karmaşık ve uzun bir süreci gerektiriyor. Doğal uranyumun içerisinde bulunan U-235 izotopunun oranı oldukça düşük. Zenginleştirme sürecinde bu oran, gaz santrifüjleri adı verilen ve son derece yüksek hızlarda dönen makineler aracılığıyla artırılıyor. Bu makineler, uranyum hekzaflorür gazını ayrıştırarak daha yüksek oranda U-235 içeren bir ürün elde edilmesini sağlıyor.
Bu süreç sonucunda elde edilen yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyum, doğrudan nükleer silah yapımında kullanılabilir seviyede olmasa da kısa sürede bu seviyeye çıkarılabilecek bir ara aşama olarak görülüyor. Bu nedenle uzmanlar, bu tür stokların varlığını ‘geri dönüşü zor bir eşik’ olarak tanımlıyor.
Atlantik Konseyi bünyesindeki Scowcroft Strateji ve Güvenlik Merkezi’nin kıdemli direktörü Matthew Kroenig, Trump’ın kullandığı ifadeyi değerlendirirken bunun teknik bir terimden ziyade siyasi bir retorik olduğunu belirtti. Kroenig, “Ben bunu Trump’ın renkli konuşma tarzının bir parçası olarak yorumladım” diyerek, kavramın bilimsel bir karşılığının bulunmadığını vurguladı.
İSFAHAN SALDIRISI VE NÜKLEER MATERYALİN AKIBETİ
Haziran ayında ABD tarafından gerçekleştirilen hava saldırılarında, İran’ın nükleer programı açısından kritik öneme sahip üç tesis hedef alındı. Bu tesislerden biri de İsfahan dışındaki büyük bir nükleer kompleksti. Söz konusu tesisin, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun depolandığı başlıca merkezlerden biri olduğu değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre saldırının ardından bu materyalin büyük kısmı enkaz altında kaldı. Örneğin Matthew Kroenig, bu duruma ilişkin olarak “İsfahan bombalandığında, bu malzemenin orada gömülü kaldığı varsayılıyor” ifadelerini kullandı.
Amerikan istihbarat birimleri ise İran’ın bu malzemeye yeniden ulaşmak için enkaz alanında kazı faaliyetleri yürüttüğünü düşünüyor. Ancak şu ana kadar uranyum stokunun başka bir yere taşındığına dair somut bir kanıt bulunmuş değil.
SİYASİ SÖYLEM VE TEKNİK GERÇEKLİK ARASINDAKİ FARK
Trump’ın ‘nükleer toz’ ifadesi, yalnızca teknik açıdan değil, diplomatik açıdan da eleştiri konusu olmuş durumda. Uzmanlar, bu tür basitleştirici söylemlerin nükleer müzakerelerin karmaşık doğasını göz ardı ettiğini savunuyor.
Trump, yakın zamanda Arizona’da yaptığı bir konuşmada, “ABD tüm nükleer tozu alacak” diyerek İran’ın nükleer materyallerini teslim etmeyi kabul ettiğini öne sürdü. Ancak İran yönetimi bu iddiayı açık bir şekilde yalanladı.
Trump ayrıca, bu ‘tozun’ ABD’nin B-2 bombardıman uçakları tarafından oluşturulan bir yan ürün olduğunu ima ederek, teknik açıdan tartışmalı bir iddiada daha bulundu. Bu açıklamalar, nükleer fizik ve silah teknolojileri konusunda çalışan uzmanlar tarafından gerçek dışı olarak değerlendiriliyor.
ORTAK KAPSAMLI EYLEM PLANI SONRASI ARTAN GERİLİM
İran’ın nükleer faaliyetlerindeki artış, büyük ölçüde Trump yönetiminin 2018 yılında Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) anlaşmasından çekilmesiyle ilişkilendiriliyor. Bu anlaşma, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini ciddi şekilde sınırlandırmayı amaçlıyordu.
Cato Enstitüsü bünyesinde savunma ve dış politika direktörü olarak görev yapan Justin Logan, bu sürece dikkat çekerek, “ABD JCPOA’dan çekilmeden önce İran çok düşük seviyelerde zenginleştirme yapıyordu” ifadelerini kullandı. Logan’a göre Trump’ın ‘nükleer toz’ olarak tanımladığı materyal, anlaşmanın yürürlükte olduğu dönemde İran’ın elinde bulunmuyordu.
ABD’nin anlaşmadan çekilmesinin ardından İran, anlaşmanın getirdiği sınırlamaları aşarak uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yeniden hızlandırdı. Bu süreçte Washington yönetimi de Tahran’a yönelik ekonomik yaptırımları artırdı.
SAVAŞ KOŞULLARINDA NÜKLEER MATERYALİN ÇIKARILMASI MÜMKÜN MÜ?
Trump, İran’daki zenginleştirilmiş uranyumun ortadan kaldırılmasının zor bir süreç olacağını kabul ediyor. Sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamalarda, bu materyalin çıkarılmasının “uzun ve zorlu bir süreç” olacağını belirtti.
Uzmanlar ise bu tür bir operasyonun İran’ın iş birliği olmadan neredeyse imkânsız olduğunu vurguluyor. Justin Logan, bu konuda yaptığı değerlendirmede, “Bu çok zaman alacak bir görev olurdu ve çok sayıda teknik uzmanın sahada çalışmasını gerektirirdi” dedi. Logan ayrıca, aktif bir çatışma ortamında böyle bir operasyon yürütmenin gerçekçi olmadığını belirterek, “Kılıçlarımız çekiliyken bunu yapmaya çalışmak bana çılgınca geliyor” ifadelerini kullandı.
GÜVENLİK RİSKLERİ VE TEKNİK ZORLUKLAR
Nükleer materyalin bulunduğu ortamdan çıkarılması, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ciddi teknik riskler de barındırıyor. Yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum, özellikle nemle temas ettiğinde son derece tehlikeli hale gelebiliyor. Ayrıca bu tür maddelerin taşınması ve işlenmesi, ileri düzey uzmanlık ve özel ekipman gerektiriyor.
Uzmanlara göre hem ABD hem de İran açısından bu materyalin güvenli şekilde çıkarılması büyük bir operasyonel zorluk teşkil ediyor. Depolama koşullarının belirsizliği, tankların hasar görmüş olma ihtimali ve sahadaki güvenlik riskleri, süreci daha da karmaşık hale getiriyor.
New York Times'ın "Trump Keeps Talking About Iran’s ‘Nuclear Dust.’ What Is It?" başlıklı haberinden derlenmiştir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:43
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 27 Nisan 2026 07:01 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















