Kritik temas: Moskova’daki gizli görüşme ne mesaj veriyor? ABD’nin Rusya hamlesinin perde arkasında ne var?
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe’in Moskova’ya gerçekleştirdiği önceden duyurulmamış ziyaret, Washington ile Moskova arasındaki ilişkilerin hassas bir döneminde gerçekleşti.
ABD istihbaratının Rusya’nın gelecekte NATO’nun kararlılığını sınırlı ölçekli bir hamleyle sınayabileceğine ilişkin değerlendirmelerinin gündemde olduğu bir dönemde gerçekleşen ziyaret, taraflar arasındaki doğrudan iletişimin niteliğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.
Ziyaret, Letonya’nın başkenti Riga’dan havalanan ABD’ye ait Boeing C-17A Globemaster III tipi askerî nakliye uçağının Moskova’daki Vnukovo Havalimanı’na inmesiyle kamuoyuna yansıdı. Kremlin, Ratcliffe’in Rus istihbarat yetkilileriyle görüştüğünü doğrularken CIA Direktörü’nün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya gelmediğini açıkladı.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Putin’in görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirildiğini belirtirken istihbarat servisleri arasındaki temasları “olumlu bir olgu, olumlu bir süreç” olarak nitelendirdi.
Görüşmenin içeriğinin taraflarca açıklanmaması nedeniyle ziyaretin kesin gündemi konusunda ihtiyatlı olmak gerekiyor. Bununla birlikte CIA Direktörü düzeyindeki nadir bir temasın gerçekleşmesi, Washington ile Moskova’nın mevcut görüş ayrılıklarına rağmen doğrudan iletişim kanallarını açık tutmaya önem verdiğini de gösteriyor.
ABD Başkanı Donald Trump da Ratcliffe’in Moskova ziyaretini “yarı rutin” olarak nitelendirdi. Program sunucusu Glenn Beck’in ziyaretin Rusya’nın NATO’nun kararlılığını sınamaya hazırlandığı ve hatta İngiltere’ye saldırabileceği yönündeki değerlendirmelerle bağlantılı olup olmadığı yönündeki sorusuna Trump olumsuz yanıt verdi. ABD Başkanı ayrıca Washington’ın Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba gösterdiğini ve Ratcliffe’in Moskova’daki temaslarından bu yönde bir sonuç çıkabileceğini ifade etti.
NATO’NUN DOĞU KANADINA İLİŞKİN SENARYOLAR
Ziyaretle bağlantılı olarak gündeme gelen başlıklardan biri NATO’nun doğu kanadındaki güvenlik tartışmaları oldu. Wall Street Journal’ın aktardığı ABD istihbarat değerlendirmelerinde, Rusya’nın önümüzdeki birkaç yıl içerisinde NATO’nun kararlılığını sınırlı ölçekli bir hamleyle sınayabileceği ihtimali üzerinde durulduğu belirtiliyor.
Haberde olası senaryoların siber faaliyetlerden özellikle Baltık ülkelerini etkileyebilecek sınırlı askerî girişimlere kadar uzandığı ifade ediliyor. Ancak söz konusu değerlendirmeler ile Rusya’nın açıklanmış politikası arasında ayrım yapılması önem taşıyor.
Rusya konusunda çalışmaları bulunan ve St. Petersburg Devlet Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler üzerine doktora yapan Buğra Bekir Işılak, mevcut bilgilerin bu konuda kesin bir sonuca varmaya imkân vermediğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Söz konusu iddialar, Moskova tarafından açıklanmış bir politika veya doğrulanmış bir operasyon planı değil. Mevcut bilgiler, Rusya’nın Baltık ülkelerine yönelik belirli bir askerî planı veya müdahale niyeti bulunduğu sonucuna varmak için yeterli değil. Rusya pek çok kez bu gibi iddiaların doğru olmadığını açıklamıştır.’’
Bununla birlikte söz konusu senaryonun NATO açısından ortaya çıkarabileceği sonuçların ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. Sınırlı veya kaynağı ilk aşamada belirsiz bir güvenlik olayı, ittifak açısından askerî olduğu kadar siyasi bir sınama niteliği de taşıyabilir.
Işılak, bu noktada meselenin NATO’nun karar alma süreçleri açısından da ele alınabileceğini belirtti:
“Sınırlı veya kaynağı ilk aşamada belirsiz bir güvenlik olayı, NATO açısından yalnızca askerî değil, üye ülkeler arasında siyasi bir sınama da yaratacaktır. Böyle bir durumda temel mesele 5. Madde’nin varlığından çok, üye devletlerin olayın niteliği konusunda ne kadar hızlı ortak değerlendirmeye ulaşacağı ve nasıl bir karşılık üzerinde uzlaşacağıdır. Dolayısıyla ABD tarafındaki kaygının toprak kaybı ihtimalinden ziyade, NATO’nun karar alma süreçlerinin ve caydırıcılığının belirsiz bir kriz ortamında nasıl işleyeceğine ilişkin olduğu düşünülebilir.”
NATO Antlaşması’nın 5. maddesi, ittifak üyelerinden birine yönelik silahlı saldırının tüm üyelere yönelik saldırı olarak değerlendirilmesini öngörüyor. Bu nedenle tartışmalar yalnızca olası askerî senaryoları değil, NATO’nun belirsiz bir kriz karşısında ne kadar hızlı ortak tutum geliştirebileceği sorusunu da gündeme getiriyor.
RATCLIFFE’İN ZİYARETİ YALNIZCA NATO BAŞLIĞINDAN MI İBARET?
Ziyaretin gündemine ilişkin Amerikan kamuoyunda farklı iddialar da ortaya atıldı. Bunlardan biri, Washington’ın İran’a yönelik yaptırımlar konusundaki tutumunun Moskova’ya iletilmiş olabileceği yönündeydi. Ancak görüşmenin içeriği açıklanmadığı için bu başlığın gerçekten ele alınıp alınmadığını kesin biçimde söylemek mümkün değil.
Işılak, söz konusu iddianın doğru olması hâlinde ziyaretin daha geniş bir stratejik iletişim çerçevesinde değerlendirilebileceğini belirtti:
“Washington’ın tutumunun Moskova’ya iletilmiş olabileceği yönündeki iddianın da doğru olması halinde, bu durum Ratcliffe’in temaslarında Ukrayna’nın yanı sıra Orta Doğu ve Avrupa güvenliği gibi farklı dosyaların da gündeme gelmiş olabileceğini göstermektedir.”
Rusya’nın İran ile yakın ilişkileri, Avrupa güvenliğindeki merkezi konumu ve ABD ile küresel düzeyde yürüttüğü temaslar dikkate alındığında farklı güvenlik başlıklarının Washington-Moskova diyaloğunda birlikte değerlendirilmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Bununla birlikte mevcut bilgiler, iki ülke arasında Ukrayna, İran ve NATO’yu kapsayan geniş kapsamlı bir pazarlığın bulunduğunu söylemek için yeterli değil.
Işılak da bu konuda ihtiyatlı olunması gerektiğini vurguladı:
“Nitekim Rusya’nın İran ile yakın ilişkileri, Avrupa güvenliğindeki merkezi konumu ve ABD ile küresel düzeyde yürüttüğü temaslar düşünüldüğünde, bu başlıkların aynı görüşmede ele alınması başlı başına şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak mevcut bilgiler, Washington ile Moskova arasında Ukrayna, İran ve NATO’yu kapsayan geniş bir ‘pazarlık paketinin’ bulunduğunu söylemek için yeterli değildir.”
5. MADDE VE CAYDIRICILIK TARTIŞMASI
ABD kaynaklarında gündeme getirilen Baltık senaryosunun önemli boyutlarından biri de NATO’nun böyle bir kriz karşısındaki karar alma kapasitesi. Başlangıçta niteliği veya kaynağı açık biçimde belirlenemeyen sınırlı bir güvenlik olayı, NATO üyelerinin ortak değerlendirmeye ulaşma sürecini zorlaştırabilir.
Bu açıdan tartışmayı Rusya’ya belirli bir stratejik hedef atfetmekten ziyade, ABD ve NATO çevrelerinde dile getirilen güvenlik kaygılarının ittifakın caydırıcılık ve karar alma kapasitesi açısından ne anlama geldiği üzerinden değerlendirmek daha ihtiyatlı bir yaklaşım sunuyor.
Işılak’a göre böyle bir durumda NATO üyelerinin siyasi iradesi de önem kazanacaktır:
“Sınırlı veya kaynağı ilk aşamada belirsiz bir güvenlik olayı, NATO açısından yalnızca askerî değil, üye ülkeler arasında siyasi bir sınama da yaratacaktır. Böyle bir durumda temel mesele 5. Madde’nin varlığından çok, üye devletlerin olayın niteliği konusunda ne kadar hızlı ortak değerlendirmeye ulaşacağı ve nasıl bir karşılık üzerinde uzlaşacağıdır.”
Bu yönüyle tartışma, Rusya’ya ilişkin güvenlik değerlendirmelerinin yanı sıra NATO’nun kriz anlarında karar alma ve caydırıcılık kapasitesine ilişkin soruları da gündeme getiriyor.
2021’DEKİ BURNS ZİYARETİ YENİDEN GÜNDEMDE
Ratcliffe’in Moskova ziyareti, dönemin CIA Direktörü William Burns’ün Kasım 2021’de Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyareti de hatırlattı. Rusya-Ukrayna geriliminin arttığı bir dönemde Burns, Washington’ın kaygılarını doğrudan Rus yetkililere iletmiş; temaslarda ikili ilişkiler, Avrupa güvenlik mimarisi ve bölgesel meseleler gibi farklı konular ele alınmıştı.
Yaklaşık üç ay sonra Rusya-Ukrayna çatışması çok daha geniş bir askerî boyuta taşındı.
Ancak iki gelişme arasında doğrudan bir başarı veya başarısızlık ilişkisi kurmak istihbarat diplomasisinin niteliğini göz ardı edebilir. Işılak bu noktada Burns ziyaretinin yalnızca sonraki gelişmeler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti:
“İstihbarat diplomasisinin amacı her zaman karşı tarafın politikasını değiştirmek değildir; karşılıklı niyetleri anlamak, yanlış hesaplama ihtimalini azaltmak ve liderlere karşı tarafın yaklaşımı hakkında doğrudan değerlendirme sunmak da bu temasların temel işlevleri arasındadır. Bu gelişmeden hareketle Burns ziyaretinin ‘başarısız olduğu’ sonucuna varmak fazla basitleştirici olacaktır.”
GÜÇLÜ MESAJLAR KADAR DOĞRU İLETİŞİM DE ÖNEMLİ
Bugün de Washington ile Moskova arasında benzer bir caydırıcılık ikilemi bulunuyor. ABD ve Rusya’nın nükleer güç olmalarının yanı sıra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olmaları, iki ülke arasındaki iletişimin yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, bölgesel ve küresel güvenlik bakımından da önem taşımasına neden oluyor.
Işılak, iki tarafın güvenlik kaygıları ve kırmızı çizgilerinin açık biçimde ortaya konulmasının yanlış hesaplama riskinin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini söyledi:
“Washington’ın NATO üyelerinin güvenliğine ilişkin, Moskova’nın ise Ukrayna ve NATO’ya ilişkin kendi güvenlik kaygıları ve kırmızı çizgilerini açık biçimde ortaya koyması, belirsizliğin azaltılmasına ve bölgesel ve küresel ölçekte istikrara katkı sağlayabilir. Nitekim hem ABD’nin hem de Rusya’nın nükleer güç olmaları ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olarak küresel güvenlik mimarisinde önemli bir konumda bulunmaları, iki ülke arasındaki doğrudan iletişimi daha da önemli hâle getirmektedir.”
Caydırıcılığın yalnızca sert mesajların iletilmesinden ibaret olmadığını belirten Işılak, bu mesajların karşı tarafça nasıl algılandığının da önem taşıdığını vurguladı:
“Caydırıcılığın başarısı yalnızca güçlü mesajlar verilmesine değil, aynı zamanda bu mesajların doğru anlaşılmasını sağlayacak iletişim kanallarının bulunmasına bağlıdır. Ratcliffe ziyaretinin istihbarat düzeyinde gerçekleşmesi de bu açıdan anlam kazanmaktadır.”
MOSKOVA İLE WASHINGTON ARASINDAKİ KANAL AÇIK KALACAK MI?
Tüm bu gelişmeler, Ratcliffe’in Moskova ziyaretini yalnızca NATO’ya yönelik bir 'uyarı' olarak değerlendirmenin yeterli olmayabileceğini gösteriyor. Kremlin’in istihbarat servisleri arasındaki temasları “olumlu bir süreç” olarak nitelendirmesi de iki ülke arasındaki iletişim kanallarının ilişkilerin zor dönemlerinde dahi işleyebildiğini gösteriyor. Bununla birlikte Peskov, söz konusu görüşmenin ABD-Rusya ilişkilerinin genel seyrinde ne ölçüde bir iyileşmeye katkıda bulunacağını söylemek için henüz erken olduğunu belirtti.
Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri
Türkiye ve dünyadaki en güncel gelişmelerden haberdar olmak için, bültenlerin gönderileceği e-posta adresini girin.
Ad
Soyadı
E-Posta Adresi
Bülten SeçimleriGün Başlıyor
Gün Sonu
ETK Kuralları ve Bilgilendirme Metnikapsamında onay veriyorum.
Abone Ol
Ratcliffe’in temaslarının kısa vadede ABD-Rusya ilişkilerinde kapsamlı bir değişimin habercisi olduğunu söylemek için yeterli veri bulunmuyor. Ancak Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik arayışların devam ettiği ve Avrupa güvenliğine ilişkin karşılıklı kaygıların sürdüğü bir ortamda, Washington ile Moskova arasındaki doğrudan iletişim kanallarının korunması başlı başına önem taşıyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:49
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Ağustos 2026 08:51 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















