Klinik Psikolog Sena Nur Akpınar: Bağımlılık bir beyin hastalığıdır
Sondakika kaynağından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Haberler.com stüdyosunda Klinik Psikolog Metin Aydın'ın sunduğu "İyilik İyileştirir" programında bu kez bağımlılık konusu ele alındı.
Klinik Psikolog Sena Nur Akpınar'ın konuk olduğu programda bağımlılığın nasıl başladığı, kişinin ne zaman kullanıcı olmaktan çıkıp bağımlı hale geldiğinin nasıl anlaşılabileceği, ailelerin bağımlı bireye yaklaşımı, gençlerin neden daha büyük risk altında olduğu ve tedavi sürecinin nasıl ilerlediği konuşuldu.
"BAĞIMLILIK BİR İRADE YA DA ZAYIFLIK MESELESİ DEĞİL"Bağımlılığın toplumda çoğu zaman yanlış biçimde "irade zayıflığı" olarak görüldüğünü belirten Akpınar, kişinin bağımlılığını kabul etmesinin de oldukça zor olduğunu söyledi. Bağımlı kişinin çoğunlukla inkar mekanizmasına başvurduğunu ifade eden Akpınar, kişinin geliştirdiği alışkanlıktan vazgeçmek istememesinin tedavi sürecini de geciktirdiğini anlattı.
Akpınar, bağımlılığın temelinde kişinin sorunlarla başa çıkmak için geliştirdiği bir yöntemin zaman içerisinde kontrolü ele geçirmesinin bulunduğunu belirterek, "Bağımlılık bir irade ya da zayıflık meselesi değil. Bağımlılık bir beyin hastalığı" dedi.
Bağımlılığın beynin ödül, motivasyon ve dürtü mekanizmalarıyla bağlantılı olduğunu kaydeden Akpınar, bu nedenle kişinin bırakmak istemesine rağmen bunu gerçekleştirmekte ciddi güçlük yaşayabileceğini ifade etti. Beynin bazı bölgelerindeki işlev değişikliklerinin kişinin davranışlarını kontrol etmesini zorlaştırabildiğini söyledi.
"İSTERSEM BIRAKIRIM" DÜŞÜNCESİ EN BÜYÜK TUZAKLARDAN BİRİProgramda bağımlı kişilerin sıklıkla kullandığı "İstersem bırakırım" ifadesi de ele alındı. Akpınar, bu cümlenin çoğu zaman kişinin kendisini ve çevresini bağımlı olmadığına ikna etmeye çalışmasının bir sonucu olduğunu belirtti.
Geçmişte defalarca bırakmayı deneyip başarısız olan kişinin buna rağmen "Ben zaten istersem bırakırım", "Haftada bir kullanıyorum" veya "Sadece arkadaş ortamında kullanıyorum" şeklinde açıklamalar yapabildiğini söyleyen Akpınar, "Kontrol benim elimde" algısının bağımlılıkta en büyük yanılsamalardan biri olduğunu dile getirdi.
Bağımlılığın anlaşılmasında kişinin günlük yaşamındaki değişikliklerin önemli olduğuna dikkat çeken Akpınar; iş, aile, ilişkiler, sorumluluklar ve maddi durum üzerindeki olumsuz etkilerin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Kişinin kullanım nedeniyle rutinlerini aksatmaya, ailesini ve işini geri plana atmaya ya da maddi ve manevi kayıplar yaşamaya başlamasının önemli işaretler olduğunu belirtti.
AİLELERE "SUÇLAMAYIN, SINIR KOYUN" MESAJIProgramın önemli başlıklarından biri de bağımlı bireyin ailesinin nasıl davranması gerektiği oldu. Akpınar, özellikle anne ve babaların çocuklarını sürekli suçlamasının, kötü ifadeler kullanmasının veya yaşanan durumu yok saymasının yanlış olduğunu söyledi.
Bağımlılığın diğer hastalıklar gibi ele alınması gerektiğini belirten Akpınar, ailelerin öncelikle durumu kabul etmesi, ardından profesyonel destek alması gerektiğini ifade etti.
Ancak sağlıklı iletişim kurmanın bağımlı kişinin her davranışına izin vermek anlamına gelmediğini de vurgulayan Akpınar, ailelerin açık ve sağlıklı sınırlar koyması gerektiğini söyledi. "Ben bunu kabul etmiyorum, bunu doğru bulmuyorum. Bizim de sınırlarımız var. Gel, seninle profesyonel bir destek alalım" yaklaşımının önemli olduğunu belirtti.
Ailelerin özellikle alkol, tütün veya yasaklı maddelerin kullanımını kolaylaştıracak maddi ve manevi desteği sağlamaması gerektiğini söyleyen Akpınar, bazı ebeveynlerin çocuklarının yoksunluk döneminden veya evden uzaklaşmasından korktuğu için kullanımı istemeden kolaylaştırabildiğine dikkat çekti.
Bununla birlikte sınır koyarken kişinin ruhsal durumunun da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Akpınar, yargılayıcı ve etiketleyici ifadeler yerine açık, sağlıklı ve sakin bir iletişim kurulmasının önemini vurguladı.
YEDAM VE PROFESYONEL DESTEK VURGUSUAkpınar, bağımlılıkla mücadelede profesyonel desteğin önemine de değindi. Yeşilay Danışmanlık Merkezlerinin (YEDAM) bu konuda destek sunduğunu belirten Akpınar, kendisinin de burada gönüllü eğitmen olarak görev yaptığını söyledi.
YEDAM'da bireysel psikososyal destek ve psiko-eğitim gibi hizmetlerin bulunduğunu ifade eden Akpınar, maddi imkanları yetersiz kişilerin de bu hizmetlerden yararlanabileceğini belirtti. Başvuran kişilerin bilgilerinin gizli tutulmasının da önemli olduğunu söyleyen Akpınar, gizlilik konusundaki kaygıların bazı kişilerin yardım aramasını engelleyebildiğine dikkat çekti.
Tedavi sonrasında takibin de önemli olduğunu belirten Akpınar, bağımlılığın yalnızca tedavi süreci tamamlandığında sona eren bir problem olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
GENÇLERİ BAĞIMLILIĞA SÜRÜKLEYEN EN ÖNEMLİ FAKTÖRLERDEN BİRİ ARKADAŞ ÇEVRESİGençlerin neden bağımlılık açısından daha büyük risk taşıdığı sorusuna da yanıt veren Akpınar, bağımlılığın biyolojik, psikolojik ve sosyal birçok nedeni bulunduğunu söyledi. Özellikle ergenlik döneminde arkadaş çevresinin etkisinin arttığını belirten Akpınar, gençlerin bir gruba ait olma, kabul edilme ve onaylanma ihtiyaçlarının onları riskli davranışlara yöneltebildiğini anlattı.
Bir kişinin sürekli vakit geçirdiği çevredeki davranışların zamanla normalleşebileceğini belirten Akpınar, sevilen bir arkadaşın alkol, tütün veya yasaklı madde kullanmasının genç tarafından "normal" olarak algılanabileceğini ifade etti.
Dışlanma ve akran baskısının da önemli bir faktör olduğunu söyleyen Akpınar, çocuğun bir gruba kabul edilmek için istemediği davranışları yapmak zorunda olmadığını öğrenmesi gerektiğini vurguladı.
"Ben arkadaşımın dediğini yaptığımda değerli olmuyorum. Ben zaten değerliyim" anlayışının çocuklara kazandırılması gerektiğini belirten Akpınar, bu noktada ailelerin rolünün büyük olduğunu söyledi.
"ÇOCUKLARIN DEĞERLİLİK DUYGUSUNU AİLELER GELİŞTİRMELİ"Akpınar'a göre gençlerin dışarıdaki çevreden kabul ve onay aramasında aile içindeki iletişim de önemli bir yere sahip. Çocukların fark edilme, takdir edilme ve onaylanma ihtiyaçlarının aile tarafından sağlıklı biçimde karşılanması gerektiğini belirten Akpınar, aksi durumda dış çevrenin sunduğu kabulün daha cazip hale gelebileceğini söyledi.
Ailelerin çocuklarına sınır koymasının yanı sıra "hayır" diyebilme becerisi kazandırması ve doğru arkadaşlıklar kurmaları konusunda rehberlik etmesi gerektiğini ifade etti.
GENÇLER NEDEN DAHA RİSKLİ DAVRANIŞLARA YÖNELİYOR?Bağımlılığın gençlerde daha büyük risk oluşturmasının nedenlerinden birinin de beynin gelişim süreci olduğunu belirten Akpınar, özellikle beynin ön bölgesinin genç yaşlarda henüz tam olarak gelişmediğine dikkat çekti.
Ön beyni "kafamızın polisi" olarak tanımlayan Akpınar, bu bölgenin kişinin davranışlarının sonuçlarını öngörmesine, muhakeme yapmasına ve riskleri değerlendirmesine yardımcı olduğunu söyledi. Bu gelişim tamamlanmadan gençlerin risk almaya daha yatkın olabileceğini ifade etti.
Akpınar, bunu hızlı bir otomobil örneğiyle anlattı. Deneyim kazanmış daha ileri yaştaki bir kişinin hızlı bir otomobili kullanırken riskleri daha fazla hesaplayabileceğini, genç bir kişinin ise heyecan ve risk alma duygusuyla daha farklı davranabileceğini belirtti.
Bağımlılık yapıcı maddelerin kullanımının ise gelişim sürecindeki beyin üzerinde ayrıca olumsuz etkiler yaratabildiğini söyledi.
"ÇOCUKLAR TAKLİTLE BÜYÜR"Ailelerin çocuklara yalnızca sözleriyle değil, kendi davranışlarıyla da örnek olduğunu belirten Akpınar, evdeki davranışların çocuklar üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceğini söyledi.
Örneğin işten yorgun gelen bir babanın stresini gidermek için düzenli olarak alkole başvurmasının çocuk tarafından bir baş etme yöntemi olarak öğrenilebileceğini belirten Akpınar, "Çocuklar taklitle büyürler" dedi.
Bu nedenle anne ve babaların stres karşısında nasıl davrandıklarına dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Akpınar, çocukların sağlıklı baş etme yöntemleri geliştirmesi için ebeveynlerin de sağlıklı örnek oluşturması gerektiğini ifade etti.
Ancak çocuklukta yaşanan olumsuz deneyimlerin geleceği tamamen belirlemediğini de vurgulayan Akpınar, kişinin farkındalık kazanması ve psikososyal destek alması halinde bu davranışların değiştirilebileceğini söyledi.
BAĞIMLILIK TEDAVİSİ NASIL İLERLİYOR?Bağımlılık tedavisinin kişinin kullandığı maddeye, kullanım süresine, sıklığına ve miktarına göre değişebildiğini belirten Akpınar, tedavide ilk adımın kişinin bağımlılığını kabul etmesi olduğunu söyledi.
Türkiye'de AMATEM'lerin yanı sıra devlet, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının da tedavi ve destek imkanları sunduğunu ifade eden Akpınar, tedavinin bazı durumlarda ayaktan, bazı durumlarda ise yatarak sürdürülebileceğini belirtti.
Yatarak tedavide belirli bir sürecin tamamlanmasının önemine değinen Akpınar, özellikle ilk üç ayın kritik olduğunu söyledi. Tedavinin yalnızca kişinin kurumdaki süreciyle sınırlı olmadığını belirten Akpınar, ailenin ve profesyonel destek ekibinin tedavi sonrasında da sürece dahil olması gerektiğini vurguladı.
TEDAVİ BİTSE BİLE NÜKSETME RİSKİ DEVAM EDİYORBağımlılığın kolaylıkla yeniden ortaya çıkabilen bir hastalık olduğunu belirten Akpınar, tedavi sonrasında tetikleyicilerden uzak durulmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
Eski arkadaş çevresi, kullanılan mekanlar, geçmişte madde kullanımını hatırlatan eşyalar ve hatta bir alkol bardağının bile bazı kişiler için tetikleyici olabileceğini ifade eden Akpınar, bu nedenle kişinin yaşamında gerekli değişiklikleri yapması gerektiğini belirtti.
Tedavinin ilk dönemlerinde kişinin kendisini iyi hissetmesinin de risk oluşturabileceğini söyleyen Akpınar, "Kontrol benim elimde" düşüncesinin yeniden ortaya çıkabileceğini anlattı. Kişinin kendisini denemek amacıyla yeniden madde veya alkol kullanmasının ciddi bir tuzak olduğunu ifade etti.
Ancak yeniden kullanım yaşanmasının tedavinin tamamen başarısız olduğu anlamına gelmediğini de vurgulayan Akpınar, kişinin bu durumu saklamak yerine ailesine veya destek aldığı uzmana haber vermesi gerektiğini söyledi.
"Bu bir son değil" diyen Akpınar, bağımlılık tedavisinin doğrusal ilerleyen bir süreç olmadığını, kişinin zaman zaman geriye adım atsa bile yeniden toparlanabileceğini belirtti.
"BAĞIMLILIKTA BAĞLARIN GÜÇLÜ OLMASI ÇOK ÖNEMLİ"Programda bağımlılık ile sosyal bağlar arasındaki ilişki de ele alındı. Akpınar, bağımlılığın yalnızca kullanılan madde üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini, kişinin hayatında hangi boşluğu doldurduğunun da araştırılması gerektiğini söyledi.
Bu noktada sosyal ilişkilerin, aile bağlarının, işin ve kişinin keyif aldığı hobilerin önemine dikkat çeken Akpınar, "Bağımlılık eşittir bağlantısızlık" ifadesini kullandı.
Bu görüşünü geçmişte yapılan bir fare deneyi üzerinden anlatan Akpınar, yalnız ve uyaranı sınırlı bir ortamda bulunan farelerin bağımlılık yapıcı madde içeren suya daha fazla yöneldiğini, sosyal etkileşim ve oyun imkanlarının bulunduğu ortamda ise bu eğilimin azaldığını anlattı.
Buradan hareketle insanların hayatındaki sosyal bağların ve anlamlı uğraşların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
"BOŞLUKTAN DA ÇOĞU ZAMAN DOĞAN BİR ŞEY"Akpınar, kişinin hayatında uzun süreli boşlukların oluşmasının da bağımlılık açısından risk yaratabileceğini belirtti. Hareket etmenin, hobilerle ilgilenmenin ve kişinin keyif aldığı sağlıklı uğraşlara yönelmesinin önemini vurguladı.
Bağımlılık tedavisinde asıl sorunun yalnızca kullanılan maddeyi ortadan kaldırmak olmadığını ifade eden Akpınar, "Bu kişi neden bağımlı oldu? Neyin yerine bu maddeyi koydu? Ne boşluğu vardı, ne gibi problemleri vardı ki bu şekilde baş etmeyi öğrendi?" sorularının yanıtlanması gerektiğini söyledi.
Tedavi sonrasında kişinin stres, üzüntü veya başka bir problemle karşılaştığında eski alışkanlığına dönmek yerine hangi sağlıklı baş etme yöntemini kullanacağının birlikte belirlenmesi gerektiğini belirten Akpınar, bunun kişiye özel olarak planlanması gerektiğini ifade etti.
Programın sonunda bağımlılığın yalnızca bir irade meselesi olmadığı, biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları bulunan çok yönlü bir sorun olduğu bir kez daha vurgulandı. Akpınar, özellikle ailelerin erken dönemde farkındalık kazanmasının, sağlıklı sınırlar koymasının ve gerektiğinde profesyonel destek almasının tedavi sürecinde önemli rol oynadığını belirtti.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:71
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 19 Eylül 2026 22:20 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















