Ankara24.com
close
up
Menu

MGK bugün toplanıyor! Kritik başlıklar masaya geliyor

Ezanı duyuyorlar ama bozuntuya vermeden türkü söylüyorlar: Özgür Özel in yeni görüntüleri

Trump, resmi evraklarda süper zeka ifadesini zorunlu kılan kararnameyi imzaladı

MHK ya neden operasyon düzenlendi, suçlamalar ne, kim ne ile suçlanıyor? Hakemler Dosyası nın tüm detayları Son Haberler

Güneş panelleri geçim kapısı oldu: Koyunlar karnını, sahibi cebini dolduruyor Sözcü Gazetesi

İtalya nın yıldız ismi kadrodan çıkarıldı! Türkiye maçında yok Sözcü Gazetesi

Bakan Çiftçi den Sakarya daki selde 4 kişiyi kurtaran ekiplere tebrik Son dakika haberleri

Türk Telekom, EuroCup ta Tenerife ye mağlup oldu

MAKTEK Avrasya 2026’da yeni nesil üretim teknolojileri Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde sergileniyor

Fotoğrafın 200 yıllık yolculuğu Sözcü Gazetesi

Selçuk Bayraktar, Şanlıurfa’da türküyle karşılandı

NATO Genel Sekreteri Rutte’den Putin’e mesaj: NATO’yu asla yenemeyeceğini biliyor

Fransa da liselilerin düzenlediği eylemlerde 10 kişi yaralandı

İletişim Başkanlığı fon soruşturması çerçevesinde alınan yeni tedbirleri duyurdu

Fitch Direktörü Winslow açıkladı: Fon krizi için sistemik risk beklenmiyor

Kılıçdaroğlu yol haritasını açıkladı: Yeni ittifak sinyali

Göncek kavunu tezgahlarda! Kilosu 40 Lira

Fenerbahçe camiasının acı günü! 95 yaşında vefat etti Sözcü Gazetesi

The Cinematic Orchestra İstanbul a geliyor

Başkan Erdoğan ın talimatı sonrası DDK düğmeye bastı: İnceleme başlatıldı

Kitleselleşme elitizmin düşmanı mıdır? Düşünce Günlüğü Haberleri

Kitleselleşme elitizmin düşmanı mıdır? Düşünce Günlüğü Haberleri

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.

Elitizmi yeniden tanımlayan bir kitleselleşme, toplumu hem genişleten hem de yükselten bir dönüşüm üretir. Belirleyici olan, elitizmin varlığı ya da yokluğu değil; hangi ilkelere yaslandığıdır. Ayrıcalığa dayalı elit tasfiye edilirken, liyakate dayalı yeni bir elit inşa edilebilir.

Mahmut Özer / Eski Millî Eğitim Bakanı

20.yüzyıl, dünya genelinde kitleselleşmenin belirleyici olduğu bir dönem olarak tarihe geçmiştir. Eğitimden sağlığa, ulaştırmadan altyapıya, kültürden sanata kadar kamusal hizmetlerin kapasitesi bu yüzyılda sistematik biçimde genişletilmiş; daha önce sınırlı kesimlerin erişebildiği hizmetler, büyük toplumsal kitleler için ulaşılabilir hâle gelmiştir. Bu süreç, yalnızca nicel bir kapasite artışı değil, aynı zamanda toplumsal yapının merkez–çevre ilişkisini dönüştüren derin bir yeniden yapılanmadır. Çeperde kalan geniş kitleler merkeze doğru akışkanlık kazanmış, sosyal hareketlilik artmış ve orta sınıflar güçlenmiştir.

Batı Avrupa ülkeleri ve ABD başta olmak üzere birçok gelişmiş ülkede bu dönüşüm, 20. yüzyılın ilk yarısında yaşanmıştır. Zorunlu eğitim sürelerinin uzatılması, yükseköğretimin yaygınlaştırılması, ulusal sağlık sistemlerinin kurulması ve kitlesel ulaşım ağlarının geliştirilmesi bu dönemin temel unsurlarıdır. Refah devleti anlayışı, kamusal hizmetlere erişimi bir imtiyaz olmaktan çıkararak vatandaşlık hakkı olarak tanımlamış; böylece kitleselleşme, sosyal adaletin ve ekonomik büyümenin başlıca taşıyıcısı hâline gelmiştir. Bu süreç aynı zamanda güçlü ve istikrarlı orta sınıfların oluşmasını mümkün kılmıştır.

Türkiye’de ise benzer bir kitleselleşme süreci, tarihsel olarak daha gecikmiş olmakla birlikte son yirmi yılda oldukça hızlı bir biçimde yaşanmıştır. Eğitimde okullaşma oranlarının artması, yükseköğretimin ülke geneline yayılması, sağlık hizmetlerine erişimin genişlemesi ve altyapı yatırımları, toplumun uzun süre sistemin dışında kalmış kesimlerini merkeze taşımıştır. Bu yönüyle Türkiye’nin deneyimi, gelişmiş ülkelerde daha uzun zamana yayılmış bir dönüşümün gecikmiş ve oldukça kısa bir süreye sıkıştırılmış bir versiyonu olarak da okunabilir.

ELİTİZM ORTADAN KALDIRILMALI MI?

Diğer taraftan kitleselleşme süreci, elitizmle ilgili tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Bunun nedeni, modernleşme ve devletleşme süreçlerinde birçok hizmet alanının fiilen dar bir kesimin kontrolünde ve erişiminde olmasıdır. Eğitimden bürokrasiye, kültürden akademiye uzanan bu alanlar, zamanla kendini yeniden üreten kapalı elit yapılar oluşturmuştur. Kitleselleşme bu yapıları zorladığında, elitizmin bütünüyle reddi yönünde bir eğilim ortaya çıkmıştır.

Oysa tarihi deneyim, elitizmin tamamen ortadan kaldırılmasının değil, yeniden tanımlanmasının kritik olduğunu göstermektedir. 20. yüzyılın ikinci yarısında birçok Batı ülkesinde yükseköğretim kitleselleşirken, aynı anda seçici ve araştırma odaklı üniversiteler korunmuş; bilim, sanat ve düşünce alanlarında yüksek standartlar bilinçli biçimde sürdürülmüştür. Benzer şekilde, kamu bürokrasilerinde geniş istihdam yaratılırken, üst düzey uzmanlık ve liderlik pozisyonları için sıkı liyakat mekanizmaları muhafaza edilmiştir.

KİTLESELLEŞME KALİTEYİ DÜŞÜRDÜ MÜ?

Son yıllarda dünyada gözlemlenen eğilim, bu dengenin bozulmasına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşımaktadır. Aşırı kitleselleşmenin kaliteyi düşürdüğü, seçiciliğin zayıfladığı ve ortalama seviyenin belirleyici hâle geldiği yönündeki eleştiriler giderek artmaktadır. Buna karşılık, sadece dar gruplara hitap eden elitist modellerin de toplumsal meşruiyetlerini kaybettikleri görülmektedir. Dolayısıyla geniş erişim/kitleselleşme ile yüksek standartların aynı anda sürdürülebildiği hibrit bir yapıya yönelebilmenin imkânlarına odaklanmak gerekmektedir.

Kitleselleşme elitizme karşı bir hareket olarak kurgulandığında, toplumsal dönüşüm ilk aşamada kapsayıcılık üretse de orta ve uzun vadede ise yön, seviye ve derinlik kaybı riskini beraberinde taşımaktadır. Bu tür bir yönelim, başlangıçta eşitliği güçlendirmesine rağmen niteliği üretme kapasitesini zayıflatan kısa devre bir yola yönelimi zorlayabilir. Belki de bu yönelim başlangıç etkileri açısından cazipte olabilir. Çünkü ilk aşamada ortaya çıkan tablo genellikle oldukça olumludur. Erişim engellerinin kaldırılması, ayrıcalıklı yapıların çözülmesi ve kapalı devre elit ağlarının dağılması, geniş toplumsal kesimler için güçlü bir adalet duygusu üretir. Merkeze doğru bir akışkanlık oluşur, bastırılmış talepler görünür hale gelir ve sistem uzun süre dışarıda kalmış aktörlerle zenginleşir. Bu evre, meşruiyet açısından da gerçek bir kazanımdır.

Ancak kitleselleşme elitizmin havuzunu genişletmek değil de onu toptan tasfiye etmek üzere kurgulandığında ikinci bir evre başlar. Bu evrede seçicilik, derinlik ve ölçüt fikri sorunlu hale gelir. “Herkes için erişim” ilkesi, fark üretmeme baskısına dönüşebilir. En iyiyi, en nitelikliyi ve en yetkini ayırt etmeye yönelik mekanizmalar ya zayıflar ya da meşruiyetini kaybeder. Toplum yatay olarak genişlerken, dikey olarak niteliği yükseltme kanalları bulanıklaşır. Bu noktada dönüşüm, adil bir eşitlikten konforlu bir ortalamaya doğru kayabilir. Vasat, çoğunluk tarafından tehdit olarak algılanmadığı için norm hâline gelir. Başarı ile sıradanlık arasındaki sınırlar belirsizleşir; zorluk içeren yollar yerine en az direnç gerektiren güzergâhlar tercih edilir. Sistem, en iyiyi yetiştirmek yerine en çok sayıyı yönetmeye odaklanır. Bu da uzun vadede rekabet gücünü, yenilik üretme kapasitesini ve entelektüel derinliği aşındırır.

ULUSLARARASI BİR SALGIN

Alev Alatlı’nın da çok önceden işaret ettiği gibi elitizmi karşıt olarak gören bir kitleselleşme nihayetinde sıradanlaşmaya yol açmakta, dahası üstün veya özel yeteneklilerin horlandığı ve aşağılandığı bir ortam oluşturmaktadır:

‘Popülist dogma’ dedikleri, 21.yüzyılda dünyayı etkisi altına aldığı gözlemlenen “anti-elitist” akımın çıktısı oluyor.  Hemen ifade edelim ki, burada “elit”ten murat, toplumun üretim araçlarını elinde tutan varsıl kesim ya da ülkemizdeki “Beyaz Türkler” yakıştırmasının ima ettiği ayrıcalıklar manzumesi değil; belirli bir alanda titiz çalışma yürüten, zahmetli bir konuda uzun soluklu liyakat sergileyen, tıp, hukuk gibi özellikli alanlara adanmış, derin eğitimleri, disiplinleri, başarıları veya erdemleri ile öne çıkmış kişilikler. “Anti-elitism” bu kesimi hedef alırken, emek, adanmışlık, süreklilik sonucu ulaşılan kazanımları küçültmeye, genç kuşaklara “rol modeli” olması beklenen ehil dehaları sıradanlaştırmaya yöneliyor. “Picasso da kimmiş, ben de onun kadar çiziktiririm” ya da “Itrî de kimmiş, uykumu getiriyor” ya da “Halil İnalcık da kimmiş, Osmanlı tarihini bilsem ne yazar?” şeklindeki ruh halinin yaygınlaşması, farmakolojiden fiziğe,  felsefeden matematiğe hemen her alanda akademisyenleri, eğitimcileri, kültürel etkinlikleri baskılayan mukavemetle sonuçlanıyor. “Anti-elitism” ülkemize özgü değil, uluslararası bir salgın. “21.yüzyıl filistinizmi” deniyor, üstün zekâların, sıra dışı vasıfların hor görüldüğü ortam, gelişmiş ülkelerin tümünde “sıradanlaşma”yı yüceltiyor.

Oysa dönüşümün başka bir ihtimali daha vardır. Elitizmi yeniden tanımlayan bir kitleselleşme, toplumu hem genişleten hem de yükselten bir dönüşüm üretir. Belirleyici olan, elitizmin varlığı ya da yokluğu değil; hangi ilkelere yaslandığıdır. Ayrıcalığa dayalı elit tasfiye edilirken, liyakate dayalı yeni bir elit inşa edilebilir. Alatlı, bu yeni elitistin tanımını da yapmaktadır: “Belirli bir alanda titiz çalışma yürüten, zahmetli bir konuda uzun soluklu liyakat sergileyen, tıp, hukuk gibi özellikli alanlara adanmış, derin eğitimleri, disiplinleri, başarıları veya erdemleri ile öne çıkmış kişilikler.”

Yeni dönüşümde elitizm böyle kurgulandığında kitleselleşme elitizmin düşmanı olarak konumlandırılmaz, tam tersine kitleselleşme elitizm insan kaynağı havuzunu büyüten bir işleve sahip olur ve bu geniş havuz içinden nitelikli ve yön verici kadroların ortaya çıkması sağlanır. Kitleselleşme olmadan elitizm daralır ve kopuklaşır; elitizm olmadan da kitleselleşme yönsüzleşir ve vasatlaşma riskini artırır. Bu nedenle elitizm, kitlelere kapalı bir alan değil; kitleler için ulaşılabilir bir hedef olarak kurgulanmalıdır. Böylece toplumsal dönüşüm hem adil biçimde genişler hem de nitelik üretebilir.

Özetle, başarılı bir toplumsal yapı, kitleselleşme ile liyakata dayalı elitizmi birlikte düşünebilen yapılardır. Eski, kapalı ve ayrıcalıklara dayalı elitizm biçimlerinin tasfiye edilmesi ne kadar önemliyse, nitelik, derinlik ve sorumluluk üreten yeni elit yapıların inşa edilmesi de o kadar hayati önemdedir. Kitleselleşme tabanı güçlendirir, elitizm ise yön ve derinlik kazandırır. Bu iki sürecin eş zamanlı ve dengeli biçimde yürütülmesi, hem toplumsal adaletin hem de kalitenin birlikte üretilebilmesinin ön koşuludur.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:184
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 31 Aralık 2025 04:52 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

MGK bugün toplanıyor! Kritik başlıklar masaya geliyor

30 Eylül 2026 10:54see170

Ezanı duyuyorlar ama bozuntuya vermeden türkü söylüyorlar: Özgür Özel in yeni görüntüleri

30 Eylül 2026 00:17see162

Trump, resmi evraklarda süper zeka ifadesini zorunlu kılan kararnameyi imzaladı

30 Eylül 2026 02:11see160

MHK ya neden operasyon düzenlendi, suçlamalar ne, kim ne ile suçlanıyor? Hakemler Dosyası nın tüm detayları Son Haberler

29 Eylül 2026 12:33see158

Güneş panelleri geçim kapısı oldu: Koyunlar karnını, sahibi cebini dolduruyor Sözcü Gazetesi

29 Eylül 2026 18:28see157

İtalya nın yıldız ismi kadrodan çıkarıldı! Türkiye maçında yok Sözcü Gazetesi

30 Eylül 2026 00:36see153

Bakan Çiftçi den Sakarya daki selde 4 kişiyi kurtaran ekiplere tebrik Son dakika haberleri

30 Eylül 2026 00:24see152

Türk Telekom, EuroCup ta Tenerife ye mağlup oldu

01 Ekim 2026 00:57see151

MAKTEK Avrasya 2026’da yeni nesil üretim teknolojileri Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde sergileniyor

29 Eylül 2026 17:14see148

Fotoğrafın 200 yıllık yolculuğu Sözcü Gazetesi

01 Ekim 2026 03:04see147

Selçuk Bayraktar, Şanlıurfa’da türküyle karşılandı

29 Eylül 2026 18:51see147

NATO Genel Sekreteri Rutte’den Putin’e mesaj: NATO’yu asla yenemeyeceğini biliyor

01 Ekim 2026 00:20see147

Fransa da liselilerin düzenlediği eylemlerde 10 kişi yaralandı

29 Eylül 2026 18:41see145

İletişim Başkanlığı fon soruşturması çerçevesinde alınan yeni tedbirleri duyurdu

29 Eylül 2026 21:03see143

Fitch Direktörü Winslow açıkladı: Fon krizi için sistemik risk beklenmiyor

29 Eylül 2026 19:50see143

Kılıçdaroğlu yol haritasını açıkladı: Yeni ittifak sinyali

29 Eylül 2026 13:53see142

Göncek kavunu tezgahlarda! Kilosu 40 Lira

29 Eylül 2026 21:08see142

Fenerbahçe camiasının acı günü! 95 yaşında vefat etti Sözcü Gazetesi

29 Eylül 2026 19:20see141

The Cinematic Orchestra İstanbul a geliyor

01 Ekim 2026 00:19see138

Başkan Erdoğan ın talimatı sonrası DDK düğmeye bastı: İnceleme başlatıldı

30 Eylül 2026 00:30see138
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları