Kırılgan teller ve kuru saç derisi: Menopoz saç sağlığını nasıl etkiliyor?
T24 sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Menopoz sürecindeki birçok kadının deneyimlediği saç dökülmesi, incelme ve doku değişiklikleri tesadüf değil. Cleveland Clinic’te dermatolog olarak görev yapan Dr. Shilpi Khetarpal’a göre menopoz dönemindeki kadınların yaklaşık yarısı bu yaşam evresinde hızlanmış saç dökülmesi ve saç yapısında belirgin değişimler fark ediyor.
Menopoza geçiş yılları ve menopoz sonrası dönem, kadın cinsiyet hormonlarının düzeylerinde ciddi dalgalanmalarla karakterize ediliyor. Menopoza özgü saç değişimleri üzerine yapılan araştırmalar sınırlı olsa da Dr. Khetarpal, bu hormonal değişimlerin saç uzaması, saçın dokusu ve saç derisinin yapısı üzerinde etkili olduğuna dikkat çekiyor.
Saç kökleri, derinin altında yer alan ve saçın kökünü barındıran küçük organlar olarak tanımlanıyor. Bu yapılar; östrojen, testosteron ve diğer androjenler gibi cinsiyet hormonlarına ait reseptörler içeriyor. Kadın cinsiyet hormonlarının saç üzerindeki etkilerine dair net sonuçlar sunan çalışmalar henüz az sayıda. Ancak fareler ve deri hücreleri üzerinde yapılan bazı erken dönem araştırmalar, östrojenin saç büyümesini etkileyebileceğini, hatta uyarabileceğini ve saç tellerinin kalınlığının korunmasında rol oynayabileceğini düşündürüyor.
TIKLAYIN |
Dr. Khetarpal, klinik gözlemlerinde pek çok kadının benzer bir şikâyetle başvurduğunu söylüyor: “Birçok kadın bana saçlarının artık eskisi kadar parlak ya da canlı görünmediğini anlatıyor. Ortak nokta ise menopozdan geçmiş olmaları. Östrojenin saç üzerinde bilmediğimiz daha pek çok etkisi olabilir.”
Saç derisi ve kırılgan saç telleriMenopoz döneminde yalnızca östrojen değil, testosteron gibi diğer hormonların dengesi de değişebiliyor. Testosteron, saç derisini ve saç telini besleyen sebum üretiminde önemli rol oynuyor. Bu hormonlardaki dalgalanmalar saç derisinin daha kuru ve pullu hâle gelmesine, saç tellerinin ise daha kırılgan olmasına yol açabiliyor.
TIKLAYIN |
Başka hangi etkenler rol oynuyor?Mount Sinai’deki Icahn Tıp Fakültesi Dermatoloji Bölümü Başkanı ve alopesi üzerine çalışan Dr. Emma Guttman-Yassky’ye göre, menopozla ilişkili hormonal değişimler çoğu zaman zaten var olan saç sorunlarını daha görünür hâle getiriyor. Menopoz öncesinde de saç kalitesini ve uzamasını etkileyen pek çok faktör bulunuyor. Kronik iltihaplı hastalıklar bunlar arasında yer alırken, Covid-19 gibi yoğun stres yaratan durumlar da geçici saç dökülmesine neden olabiliyor.
Kaiser Permanente’de saç hastalıkları ve saç dökülmesi alanında uzmanlaşan dermatolog Dr. Paradi Mirmirani ise yaşın, hem kadınlarda hem erkeklerde saç uzaması, saç kalınlığı ve dokusunda doğal değişimlerle ilişkili olduğunu belirtiyor.
Besin eksiklikleri de saç değişimlerinde önemli bir rol oynayabiliyor. Dr. Khetarpal, özellikle D vitamini ve demir eksikliğine dikkat çekiyor. “D vitamini saçta bir vitaminden çok hormon gibi davranıyor. Bu nedenle hastalarımda rutin olarak D vitamini düzeyini ölçüyoruz” diyor.
Genetik faktörler de tabloyu etkiliyor. Dr. Guttman-Yassky, aile öyküsünün bu noktada belirleyici olduğunu söylüyor: “Kadın tipi saç dökülmesi olan hastaların büyük bir kısmı, annelerinin de 40’lı ya da 50’li yaşlarında benzer bir dökülme yaşadığını anlatıyor.”
Saçtaki bu değişimler yönetilebilir mi?Uzmanlara göre erken müdahale büyük önem taşıyor. Dr. Guttman-Yassky, saç dökülmesi veya saç derisi dokusunda değişim fark edilir edilmez bir dermatoloğa başvurulması gerektiğini vurguluyor. Kapsamlı bir dermatolojik muayene ve kan testleri sayesinde değişimin hormonal nedenlere mi yoksa başka faktörlere mi bağlı olduğu anlaşılabiliyor.
Dr. Mirmirani, sıcak basmaları ve zihinsel bulanıklık gibi menopoz belirtileri için kullanılan hormon tedavisinin bazı kadınlarda saç değişimlerine de katkı sağlayabileceğini söylüyor. Ancak bu yöntemin saç üzerindeki etkilerine dair güçlü bilimsel veriler henüz bulunmuyor.
Buna karşın, saç dökülmesini azaltmak için uzun süredir kullanılan yöntemler menopozla ilişkili dökülmelerde de etkili olabiliyor. Bunlar arasında minoksidilin düşük doz tablet formu ya da topikal uygulamaları yer alıyor. Dr. Guttman-Yassky, saç derisine yapılan steroid enjeksiyonlarının da saç büyümesini uyarmada etkili bir seçenek olduğunu belirtiyor.
Vitamin takviyeleri, eksiklik saptandığında fayda sağlayabiliyor. Bazı dermatologlar, saçın seyrekleştiği alanlara vitamin enjeksiyonları da uyguluyor. Ancak Dr. Khetarpal, vitaminlerin minoksidil gibi ilaçların yerini tutamayacağını özellikle vurguluyor.
Saç bakım alışkanlıkları da değişebilirSaçın daha kırılgan hâle gelmesi, düzleştirici gibi ısıyla şekillendirme yöntemlerine veya saç boyalarına eskisi kadar dayanıklı olmaması anlamına da geliyor. Dr. Mirmirani, klinikte sıkça şu sözleri duyduğunu aktarıyor: “Kadınlar, saçlarını yıllardır boyadıklarını ya da ısıyla şekillendirdiklerini, ancak artık saçlarının aynı tepkiyi vermediğini söylüyor.”
Bu tür durumlarda saç bakım alışkanlıklarını gözden geçirmek faydalı olabilir. Isı ve kimyasal işlemleri azaltmak, saç yıkama sıklığını düşürmek ve daha nazik ürünler tercih etmek, menopoz döneminde saç sağlığını korumaya yardımcı olabilecek adımlar arasında yer alıyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:66
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 23 Ocak 2026 11:55 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















