Kafein hakkındaki gerçekler: Ne zaman faydalı, ne zaman zararlı?
T24 sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Dr. Mark Hyman, kafeinin modern yaşamda neredeyse vazgeçilmez bir uyarıcı hâline geldiğini, ancak etkilerinin kişiden kişiye ciddi biçimde değişebildiğini vurguluyor. ABD’de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 85’inin günlük olarak kafein tükettiğine dikkat çeken Hyman, sabahları güne başlamak ve gün içinde zihinsel performansı sürdürmek için kullanılan bu maddenin, yanlış zamanlama ve miktarlarda sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirtiyor.
Kahve, çay, kakao ve enerji içeceklerinde doğal olarak bulunan kafein, teknik olarak psikoaktif bir madde. Yani beynin çalışma biçimini değiştirerek uyanıklık, dikkat ve enerji hissini artırıyor. Ancak bu etki, vücudun doğal yorgunluk mekanizmalarını geçici olarak baskılamaya dayanıyor.
Kafein beyinde nasıl etki ediyor?Gün boyunca beyinde adenozin adlı bir molekül birikiyor. Adenozin, belirli reseptörlere bağlanarak uykululuk hissini artırıyor ve günün sonunda uykuya geçişi sağlıyor. Kafein ise bu reseptörlere adenozinle yarışarak bağlanıyor ancak yorgunluk sinyali oluşturmuyor. Bu nedenle adenozin etkisini gösteremiyor ve kişi kendini daha uyanık hissediyor.
Dr. Hyman’a göre kafeinin etkisi yalnızca bununla sınırlı değil. Aynı zamanda dopamin ve adrenalin gibi nörotransmitterlerin salınımını artırarak ruh hâlini ve odaklanmayı güçlendiriyor. Ancak kafein doğrudan enerji sağlamıyor; yorgunluk hissini geciktiriyor. Etkisi azaldığında ya da geç saatlerde tüketildiğinde, uykuya dalmayı zorlaştırabiliyor.
TIKLAYIN |
Kafeinin yarı ömrü ve kişisel farklılıklarKafeinin vücuttaki yarı ömrü çoğu kişide yaklaşık 4–6 saat. Bu, alınan kafeinin yarısının bu süre içinde vücuttan atıldığı anlamına geliyor. Örneğin öğle saatlerinde alınan 200 miligram kafeinin önemli bir kısmı akşam ve gece saatlerinde hâlâ dolaşımda kalabiliyor. Bu durum, özellikle uykuya geçişi zorlaştırabiliyor.
Ancak bu süreç genetik faktörlere bağlı olarak değişiyor. Bazı kişiler kafeini hızlı metabolize ederken, bazıları çok daha yavaş parçalıyor. Yavaş metabolize eden bireylerde öğleden sonra tüketilen kafein, gece geç saatlere kadar uyarıcı etkisini sürdürebiliyor.
Kafein ne zaman faydalı?Dr. Mark Hyman, ölçülü kafein tüketiminin bazı sağlık faydalarıyla ilişkilendirildiğini belirtiyor. Özellikle kahve üzerine yapılan çalışmalar, orta düzey tüketimin depresyon riskini azaltabileceğini, tip 2 diyabet, Parkinson hastalığı ve bazı kanser türlerine karşı koruyucu olabileceğini gösteriyor. Kadınlarda Alzheimer hastalığı riskinin daha düşük olabileceğine dair bulgular da bulunuyor.
Ayrıca kafein, ibuprofen ve parasetamol gibi ağrı kesicilerin etkisini artırabiliyor. Kısa vadede iştah baskılayıcı etkisi sayesinde bazı kişilerde atıştırma davranışını azaltabiliyor. Spor performansı üzerinde de olumlu etkileri olduğu biliniyor; özellikle dayanıklılık gerektiren egzersizlerde performansı artırabiliyor. Bu etki için önerilen miktar, egzersizden yaklaşık bir saat önce vücut ağırlığının kilogramı başına 3–6 miligram kafein.
Sağlıklı yetişkinler için günlük üst sınır genellikle 400 miligram olarak kabul edilse de, bu miktar herkes için uygun değil. Kafeine hassas bireylerde çarpıntı, titreme, kaygı ve huzursuzluk gibi belirtiler görülebiliyor. Yaş ilerledikçe kafein metabolizması yavaşlıyor ve hassasiyet artabiliyor.
Bazı ilaçlar -örneğin kas gevşeticiler, antidepresanlar ve beta blokerler- kafeinle etkileşime girebiliyor. İrritabl bağırsak sendromu, reflü, ciddi hipertansiyon gibi sağlık sorunları olan kişilerde kafein belirtileri ağırlaştırabiliyor.
Hamilelik ve emzirme döneminde kafein alımının günde 200 miligramın altında tutulması öneriliyor. Çünkü bu dönemlerde kafein daha yavaş metabolize ediliyor ve fetüs ya da bebek üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor.
Uyku, kaygı ve sindirim üzerindeki etkilerDr. Hyman, kötü uykuyu kafeinle telafi etmeye çalışmanın kısır döngü yarattığını vurguluyor. Öğleden sonra içilen kahve, gece uykusunu bozuyor; ertesi gün daha fazla kafein ihtiyacına yol açıyor. Uzun vadede bu durum genel sağlık üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.
Kafein ayrıca mide asidini artırarak reflüyü ve ishali tetikleyebiliyor. İrritabl bağırsak sendromu olan kişilerde belirtileri ağırlaştırabiliyor. Yüksek tansiyonu olan bireylerde kısa süreli kan basıncı yükselmelerine neden olabiliyor.
Kafein tüketimini kişiselleştirmekDr. Mark Hyman’a göre kafein konusunda tek tip bir doğru yok. Her bireyin kafeine verdiği yanıt farklı. Bu nedenle tüketimi kişiselleştirmek gerekiyor. Belirtileri takip etmek, zamanlama ve dozu denemek, gerekirse 1–2 haftalık kafein molası vermek, vücudun verdiği sinyalleri anlamaya yardımcı olabilir.
Bazı kişiler için kafein uygun olmayabilir. Bu durumda bitki çayları, yeşil çay, kafeinsiz kahve alternatifleri, hindiba kökü içecekleri, zerdeçallı “altın süt” ya da adaptogen bitki karışımları gibi seçenekler öne çıkıyor.
Dr. Hyman, nihai kararın bireyin kendi bedenini dinlemesiyle verilmesi gerektiğini vurguluyor. Kafein bazıları için destekleyici bir araç olabilirken, bazıları için sağlık açısından daha fazla yük oluşturabiliyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:76
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 22 Ocak 2026 13:16 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















