Kâbus geri döndü! Bir süredir fark edilmeden yayılıyor, tedavisi ve aşısı yok... ‘Sistemimiz iflas etti, büyük korku içindeyiz’
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
3 HAFTALIK GECİKME VE PATLAYAN VAKA SAYILARI
Dünya, tarihin en karmaşık ve tehlikeli sağlık krizlerinden biriyle karşı karşıya. Geçtiğimiz ay Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yeni Ebola salgınının ‘ilk bilinen kurbanı’ olduğu düşünülen bir sağlık çalışanı hayatını kaybettiğinde, hastalığın korkunç belirtileri aslında çoktan kendini göstermişti. Yerel yetkililerin aktardığına göre, Bunia kentinde görev yapan ve ismi açıklanmayan bu sağlık çalışanı, 24 Nisan'da yüksek ateş, kusma ve ciddi kanamalar neticesinde yaşamını yitirdi.
Ancak yetkililerin ölümcül virüsün varlığını resmi olarak doğrulaması ve uluslararası kamuoyu acil durumu ilan etmesi tam üç hafta sürdü. Bu kritik gecikme süresince virüs adeta infilak ederek ülkeyi tarihin en büyük Ebola salgınlarından biriyle karşı karşıya bıraktı. Şu ana kadar 500'den fazla şüpheli vaka ve en az 130 ölüm bildirilirken, salgının gerçek boyutu üzerindeki büyük belirsizlik sürüyor.
Virüs, komşu Uganda’ya da sıçradı ve burada iki vaka doğrulandı. ABD, Kongo ve Uganda'dan gelen yolcular için giriş kurallarını sertleştirirken, virüse yakalanan bir Amerikan vatandaşının tedavi için acilen Almanya’ya uçurulduğu açıklandı.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda’da patlak veren yeni Ebola salgını nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü, hafta sonu ‘uluslararası kamu sağlığı acil durumu’ ilan etti. Cenevre'deki Dünya Sağlık Asamblesi'nde konuşan WHO Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, kararı kolay almadığını belirterek "Salgının ölçeği ve yayılma hızı konusunda derin endişe duyuyorum" dedi.
SALGINI TETİKLEYEN 7 ÖLÜMCÜL NEDEN
Sağlık uzmanları, Ebola’nın Orta Afrika’da fark edilmeden bu denli hızla yayılabilmesinin arkasında birden fazla faktörün bir araya geldiğine dikkat çekiyor. İşte dünyayı çaresiz bırakan o faktörler:
1- YANLIŞ TEST KİTLERİ VE 'MUTASYON' YANILGISI
WHO Bunia Temsilcisi Dr. Anne Ancia, ilk vakalar geldiğinde yerel hekimlerin Ebola testi yaptığını ancak sonuçların negatif çıktığını belirtti. Bunun sebebi, ellerindeki testlerin yalnızca ülkedeki geçmiş 17 salgının 15'inden sorumlu olan Zaire suşunu tespit edebilmesiydi.
Testler negatif çıkınca sağlık ekipleri hastalığın sıtma ve salmonella enfeksiyonlarının bir kombinasyonu olduğunu varsaydı. Hastalarda 5 günün ardından durmayan kanamalar görülmeye devam edince, örnekler daha gelişmiş laboratuvarlara gönderildi ve bölgede çok daha nadir görülen Bundibugyo suşu tespit edildi. Virüsün kesinleşmesi tam 4 hafta aldı.
2014 yılında Batı Afrika’daki büyük Ebola salgınında bizzat çalışan Acil Tıp Uzmanı Dr. Craig Spencer, durumun vehametini şu sözlerle özetledi: "Bizi asıl korkutan şey, çok fazla şeyi çok kısa sürede öğrenmiş olmamız. Bu, durumun ne kadar kötü olduğunun bir göstergesi."
Refugees International Başkanı Jeremy Konyndyk ise tehlikeyi şöyle anlattı:
“Tarihin en büyük Ebola salgını olan 2014 salgını resmi olarak tespit edildiğinde dünyada sadece 49 vaka ve 29 ölüm vardı. Bugün ise salgın fark edildiğinde halihazırda yüzlerce vaka ve en az 80 ölüm gerçekleşmişti. Virüs, tespit edilene kadar sınırları aşmış ve topluluklar arasında devasa zincirler kurmuştu. WHO, şu an enfekte olan kişilerin gerçek sayısı ve coğrafi dağılımı konusunda ciddi belirsizlikler olduğunu kabul ediyor.”
2- BU VİRÜS SUŞUNUN AŞISI VE TEDAVİSİ YOK
Geçmiş yıllardaki özellikle 2018'deki Ebola salgınlarında, bilim insanları virüsün Zaire suşuna karşı etkili bir aşı ve tedavi yöntemini sahada agresif bir şekilde kullanarak yayılımı durdurabilmişti. Ancak bu kez salgına sebep olan virüs, çok daha nadir görülen Bundibugyo suşu.
Bu suşa karşı onaylanmış hiçbir aşı veya tıbbi tedavi bulunmuyor. Eskiden en büyük silah olan aşı, bu kez tıp dünyasının elinde bir seçenek olarak yer almıyor. Ölüm oranı %25 ile %50 arasında değişen Bundibugyo suşu, geçmişte yalnızca 2007 (Uganda) ve 2012 (Kongo) yıllarında küçük çaplı salgınlara yol açmıştı; ancak şu anki vaka sayıları geçmişteki tüm bilinen toplamları çoktan aşmış durumda.
3- AKIL ALMAZ BÜROKRATİK HATALAR VE LOJİSTİK SKANDALLAR
Reuters'ın raporuna göre, yerel Bunia laboratuvarı ilk testler negatif çıktığında örnekleri Kinşasa veya Goma’daki tam donanımlı merkezlere sevk etmek yerine bir kenara kaldırarak bekletti.
Örnekler nihayet başkent Kinşasa’ya gönderildiğinde ise tam bir lojistik skandala imza atıldı: Normal şartlarda 4°C'de taşınması gereken numuneler, 17°C gibi yüksek bir sıcaklıkta ulaştırıldı. Üstelik gönderilen miktarlar o kadar küçüktü ki, yapılabilecek ek test sayısı ciddi şekilde kısıtlandı.
4- SÜPER BULAŞTIRICI KAYNAĞI: CENAZE TÖRENLERİ
Teşhis konulamadığı için bölgede hayatını kaybedenler için geleneksel ve kitlesel cenaze törenleri düzenlenmeye devam etti. Kongo Sağlık Bakanı Samuel Roger Kamba, ilk kurbanın cenazesinde yas tutanların cenazeye dokunduğunu belirterek, "Kural dışı uygulamalar nedeniyle vakalar bir anda patladı" dedi.
Lwiro Doğal Bilimler Araştırma Merkezi'nden araştırmacı Leandre Murhula Masirika ise halkın tehlikeden habersiz olduğunu vurgulayarak, "Kimse ölümlerin arkasında Ebola olduğunu bilmiyordu. Halk korunmak için guava yaprakları kullanarak geleneksel tıbba yöneldi" açıklamasını yaptı.
5- SAVAŞ BÖLGESİ VE MOBİLİZASYONUN YARATTIĞI KAOS
Kongo, 1976'dan bu yana 17 kez Ebola ile mücadele etti ve erken teşhis yapılan durumlarda başarılı oldu. Ancak Doğu Kongo ve Ituri bölgesi adeta bir cehennem. Bölge, silahlı milislerin savaştığı, altyapının olmadığı, lojistiğin imkânsız olduğu bir iç savaş alanı.
Bölge sakinlerinden Dieudonné Lossa, etrafındaki beş kişinin Ebola'dan öldüğünü belirterek, "Eskiler bu kadar yayılmazdı. Ama bunda, biz ne olduğunu anlayana kadar çoktan onlarca insan ölmüştü. İnsanlar cenazelerde toplandı, ağladı ve herkes birbirine bulaştırdı" dedi.
Binlerce insanın çatışmalar yüzünden evlerini terk etmesi, filyasyon (temaslı takibi) ekiplerinin virüslü kişileri bulmasını imkânsız hale getiriyor. Ayrıca halkın dışarıdan gelen sağlık personeline ve hükümete duyduğu derin güvensizlik nedeniyle geçmişte Ebola tedavi merkezleri saldırıya uğramış, sağlık çalışanları öldürülmüştü.
Uluslararası Kurtarma Komitesi (IRC) Başkan Yardımcısı Bob Kitchen, ucuzlayan şehirlerarası ulaşımın ve savaş korkusunun insanları hızla hareket etmeye zorladığını söyledi. Kitchen, "İnsanlar 10-15 yıl öncesine göre çok daha mobil. Tehlikeyi sezen şehirden kaçıyor, bu da virüsü taşıma riskini muazzam ölçüde artırıyor" uyarısında bulundu.
Virüsün, Ruanda destekli M23 isyancılarının kontrolündeki kalabalık Goma kentine kadar ulaşması ve hatta Uganda’ya sıçraması durumu içinden çıkılmaz bir hale getiriyor.
6- YÜZDE 73'E VARAN AĞIR DIŞ YARDIM KESİNTİLERİ
Salgını durduramamaktaki en büyük etkenlerden biri de uluslararası fonların kesilmesi oldu. Uluslararası sistem, bu devasa krize en zayıf anında yakalandı. Trump yönetiminin yaptığı kesintiler ve politik kararlar neticesinde küresel sağlık savunma hattı büyük yara aldı.
USAID (Amerikan Uluslararası Kalkınma Ajansı) artık mevcut değil. Geçmiş salgınlarda lojistiği ve bütçeyi hızla yöneten bu kurum tasfiye edildi. CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) küresel sağlık programları ciddi oranda küçültüldü.
ABD, bu yıl itibarıyla Dünya Sağlık Örgütü'nden resmen çekildi. En büyük bağışçısını kaybeden WHO, hem mali açıdan hem de personel olarak tarihinin en zayıf dönemini yaşıyor.
Çatışmalar nedeniyle zaten harap olan bölgedeki sağlık harcamaları, dış yardımların kısılmasıyla yüzde 73 oranında azaldı. ABD, bölgeye sağlanan fonların halen yüzde 61'ini tek başına üstlense de genel bütçedeki bu devasa kesinti sahadaki operasyonları felç etti.
ABD Dışişleri Bakanlığı, krizi kontrol altına almak için acil durum fonundan 13 milyon dolarlık bir bütçe taahhüt etse de uzmanlar bunun okyanusta bir damla olduğunu söylüyor.
Dr. Anne Ancia, "Yapmak istediğimiz her şeyi yapabilecek finansal güce sahip değiliz" diyerek çaresizliği özetledi.
7- LOJİSTİK İMKANSIZLIKLAR VE DİĞER KÜRESEL SALGINLAR
Ebola, enfekte kişilerin kusmuk, ishal ve kan gibi vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşıyor. Uluslararası Kurtarma Komitesi (IRC) bulaşıcı hastalıklar danışmanı Megan Coffee, Ebola'yı durdurmayı şu sözlerle tarif etti:
"Bir koltuğun üzerine bir kova dolusu kum döküp, sonra o kum tanelerini tek tek ayıklamaya çalışmaya benziyor. Virüs bir kez yayıldı mı, durdurması inanılmaz zordur."
Hastaları tedavi etmek ve alanı dezenfekte etmek için tonlarca temiz su gerekiyor, ancak savaş bölgesinde temiz suya erişim yok denecek kadar az.
Üstelik Dünya Sağlık Örgütü sadece Ebola ile savaşmıyor; ekipler aynı anda 23 ülkeden yolcu ve mürettebatı barındıran bir keşif gemisiyle bağlantılı Hantavirüs salgınını da soruşturuyor. Sağlık gücü halihazırda bölünmüş durumda.
"SİSTEMİMİZ İFLAS ETTİ"
Ebola virüsünü keşfedildiği 1976 yılından bu yana inceleyen dünyaca ünlü Kongolu virolog Profesör Jean-Jacques Muyembe, yerel medyaya yaptığı açıklamada öfke ve üzüntüsünü gizlemedi:
"Gözetim ve takip sistemimizde çok büyük bir zafiyet yaşandı, bundan dolayı hiç mutlu değiliz. Açıkça söylüyorum; gözetim sistemimiz iflas etti."
SINIRLAR KAPATILIYOR, TEHLİKE BÜYÜYOR
Virüsün komşu ülke Uganda’ya da sıçraması üzerine Amerika Birleşik Devletleri dahil olmak üzere dünyanın pek çok ülkesi sınır kapılarında ve havalimanlarında Ebola önlemlerini ve karantina kontrollerini en üst seviyeye çıkardı.
Uzmanlar, Ituri merkezli bu yeni dalganın tamamen söndürülmesinin aylar, hatta birkaç yıl sürebileceği konusunda uluslararası kamuoyunu uyarıyor.
"BÜYÜK KORKU İÇİNDEYİZ"
Refugees International Başkanı Jeremy Konyndyk, dünya kamuoyunun karşı karşıya olduğu korkunç tabloyu şu sözlerle özetleyerek küresel liderleri göreve çağırdı:
"Şu an elimizde, dünyanın en zorlu coğrafyalarından birinde, çoktan kontrolden çıkmış gelişmiş bir salgına karşı savaşmaya giden; yetersiz fonlanan, personeli eksiltilmiş bir uluslararası yardım mimarisi var. Üstelik elimizde hiçbir tıbbi karşı önlem, aşı veya ilaç yok. Ebola'yı yakından takip eden herkes şu an büyük bir korku ve gerginlik içinde."
EBOLA VİRÜSÜ NASIL BULAŞIYOR?
Ebola virüsünün doğadaki ana taşıyıcısı, virüsten etkilenmeyen meyve yarasalarıdır. Virüsün insanlara geçişi genellikle enfekte yarasaların veya diğer vahşi hayvanların etlerinin tüketilmesi ya da bu hayvanların salgılarıyla temas yoluyla gerçekleşiyor.
İnsanlar arasında ise yayılma şu şekillerde oluyor:
- Enfekte bir kişinin veya cesedin kan, kusmuk, tükürük gibi vücut sıvılarıyla doğrudan temas,
- Virüs bulaşmış yüzeyler veya tıbbi malzemelerle temas.
Virüs, iyileşen kişilerin vücudunda uzun süre hayatta kalabiliyor. Örneğin, hayatta kalan erkeklerin sperminde aylarca yaşayabiliyor, cinsel yolla bulaşarak aylar sonra yeni salgın halkalarına yol açabiliyor. 2016 Gine salgınında benzer bir vaka yaşanmıştı.
BELİRTİLER VE KULUÇKA SÜRESİ
Belirtiler virüse maruz kaldıktan sonra ortalama 8 ila 10 gün içinde (bazen 2 ila 21 gün arasında) ortaya çıkıyor. Hastalık şu semptomlarla başlıyor:
- Aniden yükselen ateş ve şiddetli halsizlik,
- Baş, kas ve boğaz ağrısı,
- Kusma ve ishal.
Hastalık ilerledikçe vakalar iç ve dış kanamalar, çoklu organ yetmezliği ve ölümle sonuçlanıyor.
TEDAVİ VE AŞI VAR MI?
Bu salgını tehlikeli kılan en büyük unsur, virüsün nadir görülen Bundibugyo varyantı olmasıdır.
2019'dan beri yaygın Zaire suşu için kullanılan bir aşı bulunsa da, Bundibugyo varyantına karşı onaylanmış bir aşı yok ve ileri klinik aşamada bir aşı adayı da bulunmuyor.
Öte yandan henüz onaylı bir ilaç da bulunmuyor. Müdahale büyük oranda hastaları izole etmek, temaslı takibi yapmak ve destekleyici klinik bakım sağlamaktan ibaret.
Ancak Afrika CDC, dört deneysel ilacın klinik denemeler kapsamında bölgede kullanılması için görüşmeleri sürdürüyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:23
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 21 Mayıs 2026 09:02 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















