Ankara24.com
close
up
Eğitim sistemimiz ne durumda?

Eğitim sistemimiz ne durumda?

Halktv sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.

"Türkiye’de de eğitim fakülteleri alanda tezli yüksek lisans yaptıran kurumlar olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Ayrıca mevcut öğretmenlerin de alanda yüksek lisans yapmaları için Bakanlık bir teşvik programı hazırlamalıdır."

MEF Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Özcan ile eğitim sistemimizi konuştuk.

MEF Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Özcan

Hocam sizinle ilk defa program yapıyoruz. Sohbetimize başlamadan önce kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Mesleğe ilkokul öğretmeni olarak başladım. Dört yıl ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra eğitimime devam ettim. Daha sonraki yıllarda Anadolu’nun değişik illerinde öğretmen okulu öğretmeni, eğitim enstitüsü öğretmeni, rehberlik merkezi eğitim uzmanı ve milli eğitim müdür yardımcısı olarak görev yaptım. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde araştırma görevlisi ve doktora öğrencisi iken Amerika’ya gittim. Doktoramı Amerika’da eğitim sosyolojisi alanında yaptım ve orada öğretim üyesi oldum. Amerika’da 26 yıl kaldıktan sonra 2014’te Türkiye’ye döndüm. Meslekte 58. yılım.

Hocam, eğitim sistemimiz hakkında ne düşünüyorsunuz? Ne durumdayız? Genel bir değerlendirme yapar mısınız?

İyi durumda olduğumuzu söylemek zor. Sorunlarımız var. Tabii ki eğitim sorunsuz olmaz. Okullarda milyonlarca çocuk ve gence eğitim vermeye çalışıyoruz. Müsaade ederseniz sorunlara geçmeden önce eğitimin anlamı ve gücü hakkında birkaç cümle söylemek istiyorum. Toplum olarak eğitimin gücünü ve önemini tam olarak anlamadığımızı düşünüyorum. Eğitimin özü öğrenmedir ve insan öğrendiği kadardır. Şu anda biz ne isek ve her kim isek bu aldığımız eğitimin sonucudur. İlerde ne olacaksak onu da alacağımız eğitimin niteliği belirleyecektir. İnsan henüz tamamlanmamış biyolojik bir varlık olarak doğar. Doğduğu zaman bu dünyada varlığını sürdürecek yetkinliğe sahip değildir. Her şeyi öğrenmek zorundadır. Zamanla öğrenerek yani eğitimle sosyal ve kültürel bir varlık olur. İnsan olur, vatandaş olur, bir işe yaramayı öğrenir, işçi olur, aşçı olur, öğretmen, doktor, mühendis olur. İnsan aldığı eğitim kadardır; aldığı eğitimin ürünüdür. Kaliteli bir eğitim alırsa doğuştan getirdiği potansiyeli geliştirir, bilgili, becerili ve erdemli bir insan olur; ulusuna ve insanlığa katkı sağlar. Eğitimin gücünün farkında olmalı ve eğitime çok önem vermeliyiz.

Peki Hocam biz ne durumdayız? Çocuklarımız alması gereken eğitimi alabiliyor mu?

Çocuklarımızın bir kısmı iyi bir eğitim alıyor ama bu yetmez. Bütün çocukların çok iyi bir eğitim alması gerekir. Çünkü her çocuk engin bir potansiyelle doğar. Her çocuk, bilginin, sevginin, sanatın, sporun, yaratıcılığın, ulusa ve insanlığa hizmetin kaynağıdır. Irkı, rengi, dili, dini, cinsiyeti ve ekonomik gücü ne olursa olsun bütün çocuklar çok değerlidir. Siyah beyaz, zengin fakir fark etmez, onlar bizim en değerli varlığımızdır. Ne gerekiyorsa yapmalı, bütün çocuklar için eğitimde fırsat eşitliğini ve sosyal adaleti sağlamalıyız. Onlar bizim geleceğimizdir. Eğitimden tasarruf olmaz. Çocuklarımız dünya ile yarışacak kadar, dünyayı daha iyi yapacak kadar donanımlı ama aynı zamanda dünyanın örnek alacağı kadar erdemli olmalı. Onları böyle yetiştirirsek dünyayı daha iyi yapanlar bizim çocuklarımız olabilir.

Hocam bunu nasıl yapacağız? Eğitimde fırsat eşitliği ve sosyal adalet nasıl sağlanır? Bu mümkün mü? O kadar çok sorunumuz var ki işe nereden başlamalı?

Elbette mümkün. Biz bunu yapabiliriz. Ancak önce toplum olarak sadece kendi çocuklarımızı değil bütün çocukları en iyi şekilde eğitmemiz gerektiğini idrak etmeliyiz. Eğitim çok boyutlu bir sektör. Öğretmen, müfredat, yöntem, sınavlar, okul binası, teknoloji, beslenme vb. gibi birçok boyutu var. Bunlar arasında en önemlisinin öğretmen olduğunu düşünüyorum. Söz konusu eğitimse asıl olan öğretmendir. Eğer öğretmen iyi bir eğitim almışsa, erdemli ise, farklılıkları ne olursa olsun bütün öğrencileri eşit olarak görüyorsa, hepsinin öğrenmesini ve başarılı olmasını sağlayabiliyorsa, her öğrenciye ihtiyacı olan desteği verebiliyorsa zaten sorunların birçoğu çözülmüş oluyor. Öğretmenlerin hem hizmet öncesi hem de hizmet içi eğitimi çok önemlidir. Bunu yanı sıra öğretmenlerin özlük hakları da çok önemlidir. Öğretmen geçim sıkıntısı çekmemelidir. Ekonomik olarak insanca yaşam koşullarına sahip olmalı, kendisini güvende hissetmeli ve gelecek endişesi taşımamalıdır.

Hocam öğretmenlerimizin sizin dediğiniz gibi olması için ne yapmalıyız?

Şahin Bey, bildiğiniz gibi yeni bir çağa girdik, 1990’lardan beri Bilgi Çağında yaşıyoruz. Bilgi Çağı hayatın her alanını etkiledi ama en çok da eğitimi etkiledi. Çağlar boyu öğretmen bilgiye sahip olan ve onu öğreten insandı. Bilgi Çağı öğretmenin bu ayrıcalığını elinden aldı. Artık bilgi her yerde ve bilgiye erişim çok kolay. Hiçbir öğretmen Google’dan fazla bilemez. Öğretmenin artık dijital rakipleri var. Şimdi bir de yapay zeka çıktı. Bilmek artık yetmiyor. Yeni çağ yeni bir öğretmen istiyor. Bizim bilge öğretmenlere ihtiyacımız var. Sadece alanını bilen değil alanında bilge olan öğretmenler yetiştirmeliyiz. Her şey zaten bilgisayarda var. Öğrenciler artık bilgisayarda hatta cep telefonlarında olan bilgiyi sınıfta anlatan öğretmenleri dinlemek istemiyor. Öğretmen öyle iyi yetişmeli ki alanındaki her şeyi çok bilmeli, alanıyla ilgili araştırma sonuçlarını yorumlayabilmeli, o sonuçları yerel sorunlarla ilişkilendirebilmeli. Kısaca öğretmen internette olmayan şeyler söyleyebilmeli. Uygulama yaptırabilmeli. Öğrencilerine eleştirel düşünme becerisi kazandırabilmeli. Burada Atatürk’ün çok sevdiğim bir sözünü hatırladım. Atatürk henüz Cumhuriyet ilan edilmeden toplanan İzmir İktisat Kongresinde şöyle diyor: Gençlerimize çok iyi bir eğitim vermeliyiz. Onları “ameli, müsmir ve müessir” vatandaşlar olarak yetiştirmeliyiz. Atatürk bizden gençlerimizi becerili, üretken ve etkili vatandaşlar olarak yetiştirmemizi istiyordu. İşte bizim gençleri böyle yetiştiren öğretmenlere ihtiyacımız var. Bunun için de önce bizim öğretmenleri böyle yetiştirmemiz gerekiyor.

Hocam böyle alanında uzman bilge öğretmenleri nasıl yetiştireceğiz?

Öğretmen eğitimini yeniden yapılandırmak zorundayız. Bizdeki mevcut sistemde öğretmen eğitimi dört yıldır. 1981 yılında kabul edilen 2547 sayılı yasa ile öğretmen yetiştiren eğitim enstitüleri dört yıllık fakültelere dönüştürülerek üniversitelere bağlandı. Bir yıllık hazırlıktan sonra 1982’de uygulama başladı. Aradan 44 yıl geçti. Sistem halen aynı. 44 yıl önce e-mail yoktu, internet yoktu, Google yoktu, YouTube yoktu, dijital veri tabanları yoktu, yapay zeka yoktu. Bu kadar hızlı değişen bir dünyada değişmeden var olmak mümkün olamaz. Dünyadan birkaç örnek vereyim. Finlandiya’da 1978’den beri öğretmen olmak için alanda tezli yüksek lisans yapmak şarttır. Amerika’da 1986 yılında 115 eğitim fakültesi toplanarak öğretmen eğitimini beş yıla çıkardı; altı yıllık öğretmen eğitimi programları da var. Amerika’da zaten öğretmenlerin yarıdan fazlasının yüksek lisansı vardır. Singapur, Japonya, Güney Kore, Hollanda, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerde beş ve altı yıllık öğretmen eğitimi programları var. Özetle dört yıllık öğretmen eğitimi Bilgi Çağı çocuklarını eğitmek için artık yetmiyor. Türkiye’de de eğitim fakülteleri alanda tezli yüksek lisans yaptıran kurumlar olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Ayrıca mevcut öğretmenlerin de alanda yüksek lisans yapmaları için Bakanlık bir teşvik programı hazırlamalıdır.

Hocam biz öğretmen eğitimi konusunda çok deneyimi olan bir milletiz. Siz bunları söylerken ben de köy enstitülerini hatırladım. Köy enstitüleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Köy enstitüleri özgün bir Türk eğitim modeliydi. 1940’ların Türkiye’si için tasarlanmıştı. O günün şartlarında mükemmel bir modeldi. O zaman nüfusun yüzde sekseni köylerde yaşıyordu. Ülkenin kalkınması için köylerin kalkınması gerekiyordu. Köy enstitülerinin tasarlayan İsmail Hakkı Tonguç 1893’te Silistre’nin Tatar Atmaca köyünde doğmuş, öğretmen okulunu Kastamonu ve İstanbul’da okumuş bir öğretmendi. Türkiye sevdalısıydı. Binlerce köy ziyaret etmişti. Kendisini bu ülkeye adamıştı. Eğitimcilerin Çılgın Türk’ü idi. Bazıları köy enstitüleri modelini başka bir ülkeden aldığımızı, yabancı bazı eğitimcilerin bize ilham verdiğini söylüyor. Tamamen yanlıştır. Herhangi bir yerde veya kişide işimize yarayacak bir şey varsa elbette alırız. Ama köy enstitülerini bir yerden almadık. Köy enstitüleri, o yılların Türkiye’sini çok iyi okuyan İsmail Hakkı Tonguç tarafından tasarlanmış, o dönemin Milli Eğitim Bakanları Saffet Arıkan ve Hasan Ali Yücel tarafından desteklenmiş ve uygulanmıştır. Bu okulları başka bir yerden aldığımızı söyleyenler lütfen Köy Enstitüleri Kanunu okusunlar. Bu model hiçbir yerden alınamayacak kadar Anadolu’dur, yerlidir, millidir. İllaki bu model için bir fikir babası söylemek gerekirse o da İkinci Meşrutiyet Dönemi eğitimci ve siyasetçilerinden İsmail Mahir Efendi’dir.

Hocam bu enstitüleri yeniden açsak olmaz mı?

Olmaz. Enstitüler o günün Türkiye’si ve hatta o günün dünyası için doğru modeldi. Bugün hem biz hem de dünya farklı bir yerde. Bugün ihtiyacımız olan öğretmenleri o enstitülerde değil ama belki o enstitülerden de ilham alarak yetiştirebiliriz. Keşke kapatmasaydık da enstitüler bu günlere kadar evrilerek, gelişerek, varsa hataların dan arınarak gelseydi. Bugün farklı bir ülkede yaşıyor olurduk. Ne yazık ki Türkiye köy enstitülerini hep ideolojik bir sorun olarak tartışı. Böyle olunca da doğru yanlış birbirine karışıyor. Köy enstitülerinden mezun olanların hangi partiye oy verdiğinin hiçbir önemi yok. Biz enstitüleri pedagojik bir mesele olarak, tarihe mal olmuş pedagojik bir tecrübe olarak masaya yatırıp incelemeliyiz. Bu özgün ve değerli deneyimden ders almalıyız. Bana göre alınacak derslerin başında köy enstitülerinde uygulanan pedagoji gelmektedir. İsmail Hakkı Tonguç’un liderliğinde geliştirilen ve uygulanan köy enstitüleri pedagojisini iyi anlarsak bugün de uygulayabiliriz. Köy enstitülerinde görev yapan öğretmenler eğitim bilim ve sanatını nasıl kullandı, nasıl bir yöntem uyguladı da ülkenin en ücra köylerinden gelen çocukları beş yılda “on parmağında on marifet” olan öğretmenler olarak mezun ettiler. Bana göre bu enstitülerde uygulanan pedagojinin özü yaparak, yaşayarak ve üreterek öğrenme idi. İş içinde, iş yaparak ve üreterek öğrenme idi. Öğretmen adayları gerçek ortamlarda akademik, ekonomik ve estetik kriterlere uygun gerçek iş yaparak, gerçek ürün elde ederek veya gerçek hizmet sağlayarak öğreniyordu. Bugün de ihtiyacımız olan budur.

Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:102
embedKaynak:https://halktv.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 06 Nisan 2026 05:01 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

SPK fonların tasfiyesinde yol haritasını netleştirdi: 1 milyon TL ara ödeme

02 Ekim 2026 07:10see214

Belçika da Nathan Ngoy: Skor 3 0 ve en önemlisi bu!

03 Ekim 2026 00:30see192

Mescid i Haram da bombalı saldırı girişimi: Ortalığı kana bulayacaktı!

02 Ekim 2026 00:44see189

Özdağ dan Fatma Betül Sayan Kaya ya “163 milyon sorusu: Bu parayı nerden buldunuz?

03 Ekim 2026 00:58see185

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİ

02 Ekim 2026 00:24see184

Ronaldo suz Portekiz den 4 gollü zafer! İşte gecenin sonuçları

02 Ekim 2026 00:38see180

212 Photography Istanbul kapsamında Pera Müzesi’nde üç ücretsiz etkinlik

03 Ekim 2026 00:06see179

Nevşehir de yarış yaptıkları iddia edilen iki otomobil kavşakta kazaya karıştı: 6 yaralı

02 Ekim 2026 01:25see177

TBB Başkanı Çakar dan fon soruşturması açıklaması

03 Ekim 2026 00:40see175

ABD den Suriye ye dair önemli adım Dış Haberler

02 Ekim 2026 01:44see174

Trump: İran meselesi çözülürse petrol fiyatları düşecek

03 Ekim 2026 00:00see174

İDSO sezonu 9 ekimde açıyor

03 Ekim 2026 00:06see171

Cezalı duruma düştü! Arda Güler den kötü haber Fanatik Gazetesi Futbol Haberleri Spor

03 Ekim 2026 00:02see170

Satıcının Ölümü 3 temsille sahnede

03 Ekim 2026 00:12see169

Yıllardır beklemişlerdi! ABD den Tayvan a kritik F 16 teslimatı

03 Ekim 2026 04:19see169

Mark van Bommel: Türkiye elinden gelenin fazlasını yaptı!

03 Ekim 2026 01:13see167

Bilinmezlikten girişimciliğe uzanan hayat öyküsü Sözcü Gazetesi

03 Ekim 2026 05:31see166

Netanyahu nun seçim planı ifşa oldu! İsrail in eski lideri açıkladı! Adım adım savaşa

03 Ekim 2026 03:30see165

Fransa ya İtalya freni! Puanları paylaştılar

03 Ekim 2026 00:14see163

2026 nın en büyük darbesi: 3 milyon 800 bin TL’lik kaçak içki yakalandı

03 Ekim 2026 00:49see162
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları