Ankara24.com
close
up
Menu

Kenyalılar yeraltı sularını kirlettiği suçlamasıyla BP ye dava açtı

Şampiyonlar Ligi nde finalin adı belli oldu

Polis memuru feci kazada yaşamını yitirdi

Aracın hurdaya döndüğü kazayı burnu bile kanamadan atlattı Antalya Haberleri

AKP li Selman Öğüt Aile Bakanını hedef aldı! Bosch un silinen reklam filmini istediği gibi eleştirmemişti

Ranzadan düşen iki yaşındaki çocuk yaralandı: Hayati tehlikesi bulunuyor Bursa Haberleri

Türkiye nerede CHP nerede! Yerel Gündem Haberleri

Hastaneleri bırakın 28 milyarı alın Sözcü Gazetesi

Kocaeli de 4 araç birbirine girdi! Yaralılar var

Hantavirüslü gemiye demirleme izni çıkmadı Gündem Haberleri

Baharın kadim buluşması Hıdırellez: Tüm Türk coğrafyasında coşkuyla kutlanıyor!

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı duyurdu: 680 sözleşmeli personel alınacak Sözcü Gazetesi

Elazığspor Teknik Direktörü Erkan Sözeri: Kupayı hepimiz çok istiyoruz

UEFA Avrupa Ligi finalinde Freiburg ile Aston Villa karşılaşacak!

Herkes şehir efsanesi sanıyordu: Köyün altındaki gizli tüneller tesadüfen ortaya çıktı Sözcü Gazetesi

Süper Lig e çıkma hayalleri yarım kalınca isyan etti: Hepinizi Allah a havale ediyorum

Ermenistan dan Türkiye açıklaması! Hükümet ve halk olarak hazırız

Avrupa Ligi nde Freiburg final biletini rahat aldı! Freiburg Braga maç sonucu: 3 1 Fanatik Gazetesi UEFA Avrupa Ligi Haberleri Spor

ABD de çocuğunun nafakasını ödemeyen yaklaşık 2700 kişinin pasaportu iptal edilecek

Destici’den Özbekistan’a anlamlı ziyaret: Güçlü olmak zorundayız

İslâmî geleneğin iç dinamiği ve modern karşılaşmalar Düşünce Günlüğü Haberleri

İslâmî geleneğin iç dinamiği ve modern karşılaşmalar Düşünce Günlüğü Haberleri

Yenisafak sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.

Gazâlî’nin İhyâ bağlamında işaret ettiği kavramsal daralmalar, İslâm düşünce tarihinde yalnızca dilsel bir değişimi değil, aynı zamanda anlam dünyasının ve değer ufkunun dönüşümünü de ortaya koymaktadır. Gazâlî’nin bu tespiti, sistematik bir dil felsefesi kurma amacı taşımaktan ziyade, selefin anlam dünyasına ve ahlâkî bütünlüğüne bir dönüş çağrısı niteliğindedir.

Prof. Dr. Yavuz Köktaş - Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi

Kavramlar, bir medeniyetin yalnızca düşünme biçimini değil, aynı zamanda varlığı nasıl anlamlandırdığını da ortaya koyan en temel zihinsel yapılardır. Çünkü insan, dünyayı doğrudan değil; kavramlar aracılığıyla idrak eder. Bu sebeple kavramların teşekkülü, korunması ve zaman içinde uğradığı dönüşüm, yalnızca dilsel bir mesele değil, aynı zamanda düşünce tarihinin de merkezî bir problemidir. Semantik alan, bu yönüyle durağan bir sözlük değil; sürekli hareket hâlinde olan, anlamların daraldığı, genişlediği ve yeniden kurulduğu mümbit bir düşünce sahasıdır.

İKİ TEMEL DÜZLEM

Bu çerçevede İslâm medeniyetinin kavram dünyası iki temel düzlemde ele alınabilir. Birinci düzlem, bu medeniyetin kendi iç dinamikleri içerisinde kavramların nasıl teşekkül ettiği ve zamanla nasıl bir anlam dönüşümüne uğradığı meselesidir. “İlim”, “fıkıh”, “hikmet”, “zühd” gibi temel kavramların erken dönemlerdeki geniş muhtevası ile sonraki dönemlerde kazandığı daha teknik veya daraltılmış anlamlar arasındaki fark, bu iç dönüşümün en belirgin örneklerini oluşturur. Bu süreç, yalnızca bir anlam kayması değil, aynı zamanda düşünce tarzının kurumsallaşması ve disiplinleşmesiyle de yakından ilişkilidir.

İkinci düzlem ise İslâmî kavramların, modern dönemde Batı düşüncesiyle karşılaşması neticesinde uğradığı semantik gerilim ve yeniden yorumlanma sürecidir. Bu karşılaşma, yalnızca farklı iki dilin değil, farklı iki varlık ve bilgi tasavvurunun da temasını ifade eder. Böylece İslâmî kavramlar, kimi zaman Batılı karşılıklarla yeniden tanımlanmış, kimi zaman da kendi özgün anlam alanlarını koruma mücadelesi vermiştir. Bu durum, kavramların yalnızca taşıyıcı değil, aynı zamanda dönüştürücü bir rol üstlendiğini göstermektedir.

İSLAM MEDENİYETİNİN İÇ DİNAMİĞİNDE KAVRAMLAR DÜNYASI

Bu başlıkta bana ilham veren Gazâlî’nin İhya’da dikkat çektiği bir husus oldu. Gazâlî’ye göre İslam’ın bazı temel kavramları anlamlarından uzaklaşarak daralmış veya değişmiş, kısaca semantik müdahaleye maruz kalmıştır.

Gazâlî’nin işaret ettiği beş kavram şunlardır:

İlim; başta, Allah’ı, ahireti ve kurtuluşa götüren bilgiyi kapsarken sonra, sadece fetva ve cedel (tartışma) bilgisine indirgenmiştir.

Fıkıh; başta, “ahirete dair derin kavrayış, kalp idraki” anlamındaydı sonra; sadece “füruu fıkıh (ibadet-muamelât hükümleri)” şeklinde daraltıldı.

Tevhid; başta, kalbin Allah’ı birlemesi, O’na yönelmesiydi. Sonra, sadece kelâmî tartışmalar ve ispat tekniklerine dönüştü.

Zikir; başta: Kalbin sürekli Allah ile meşgul olması sonra, sadece dil ile tekrar edilen lafızlara indirildi.

Hikmet; başta: “Nefsi ıslah eden ve hakikate ulaştıran bilgi ve davranış” sonra, daha çok felsefî teorik bilgiye daraltıldı.

Gazâlî, bu güzel semantik değişimi ortaya koyarken amacı selefin anlam dünyasına dönüş çağrısıdır. Bir anlamda değer dünyasını kavramlar üzerinden ihya etme düşüncesidir. Burada müstakil bir ilim ortaya koyma veya bir ilim geliştirme amacı yoktur. Ahlak ve değer endişesi vardır. Bununla birlikte Gazâlî’nin bu yaptığından ayrıca şu sonucu çıkarmak istiyorum: Gazâlî, böyle bir alan açmış, endişesi müstakil bir ilim alanı açmak olmasa da yeniliğe kapı aralamıştır. Biz bu alanı geliştirip hem ahlakî endişe taşıyarak hem de evrensel ve müstakil bir ilim dalı haline getirebilirdik, ama yapmadık. İbn Haldun’un kurduğu sosyolojik yapıyı geliştirmediğimiz gibi… Ama Batı bu ilmi enlemesine ve derinlemesine ele alıp ilim haline getirdi. Biz şimdi oradan alıyoruz.

ANLAM DARALIYOR MU YOKSA BOZULUYOR MU?

İslam medeniyetinde kavramların semantik değişiminden bahsetmişken üç örnek de ben vermek istiyorum:

Sünnet; başta, Resulullah’ın örnekliği, amel ve fiili iken, sonra rivayet formu olan hadise dönüştü. Aynı şekilde başta; Resulullah’ın farz ve vacip ayırımı olmaksızın yolu iken, sonra farz dışındaki hüküm ve fiillere dönüştü.

Şeriat; başta, iman, ibadet, ahlak ve muamelat dahil olmak üzere dinin karşılığı idi, sonra amelî hükümlere, hata en sonunda ceza hükümlerine dönüştü ve manası daraldı.

Din; başta, hayatın her alanını kapsayan ilahî bir yöntem iken, sonra sadece itikad hükümlerini içine alan bir anlama dönüştü. Hatta sonraları çağdaş dönem sonrası din, sadece iman, ibadet ve ahlak hükümlerini içeren bir içsel huzur anlamına evrildi.

Bu dönüşümlerin bazısı belki çeşitli ihtiyaçlardan dolayı tabii karşılanabilir, ancak bu dönüşümün tarihi, neyin nereden neye dönüştüğü muhakkak bilinmelidir. Aksi takdirde kaynakların anlaşılması zorlaşır. Zira sonraki anlamlarla kaynaklar okunmaya başlarsa yanlış anlamalar da hemen baş gösterir. Ayrıca değişimin anlam daralmasına mı, genişlemesine yoksa bozulmasına mı maruz kaldığı iyice araştırılmalıdır. Şeriatın, ceza hükümleri gibi anlaşılması sadece daralma değil, bozulmadır da…

Kısaca; Gazâlî’nin İhyâ bağlamında işaret ettiği bu kavramsal daralmalar, İslâm düşünce tarihinde yalnızca dilsel bir değişimi değil, aynı zamanda anlam dünyasının ve değer ufkunun dönüşümünü de ortaya koymaktadır. Gazâlî’nin bu tespiti, sistematik bir dil felsefesi kurma amacı taşımaktan ziyade, selefin anlam dünyasına ve ahlâkî bütünlüğüne bir dönüş çağrısı niteliğindedir.

Bununla birlikte bu durum, kavramlar üzerinden müstakil bir ilim alanı inşa etme imkânının tarihsel olarak yeterince geliştirilemediğini de düşündürmektedir. Gazâlî’nin açtığı bu ufuk, daha sonra teorik bir disipline dönüşebilseydi, belki de –söylediğim gibi- İbn Haldun’un sosyolojik yaklaşımında görülen sistematik derinleşme benzeri bir “kavramsal semantik ilim” ortaya çıkabilirdi. Ancak bu çizgi İslâm dünyasında yeterince kurumsallaşmamış; buna karşılık Batı düşüncesi, kavramları tarihsel, sosyolojik ve felsefî boyutlarıyla ele alarak bağımsız bir bilimsel alan hâline getirmiştir. Bugün bu alanla yeniden karşılaşmamız ise büyük ölçüde dışarıdan bir aktarım yoluyla gerçekleşmektedir.

BATILI KAVRAMLARLA YAŞANAN AYRIŞMA VE SEMANTİK GERİLİM

İslâmî kavramların modern dönemde Batı düşüncesiyle karşılaşması, yalnızca iki farklı terminolojinin yan yana gelişi değil, aynı zamanda iki ayrı varlık, bilgi ve değer tasavvurunun karşılaşmasıdır. Bu karşılaşma sürecinde kavramlar çoğu zaman birebir tercüme edilmekle yetinilmemiş, taşıdıkları ontolojik ve epistemolojik arka planlar göz ardı edilerek yeniden çerçevelenmiştir. Böylece yüzeyde bir “eş değerlik” ilişkisi kurulmuş gibi görünse de, derin düzeyde ciddi bir anlam kayması ve semantik gerilim ortaya çıkmıştır.

İLİM-BİLİM

Bu gerilimin en belirgin örneklerinden biri “ilim-bilim” ayrımında görülür. İslâmî gelenekte “ilim”, yalnızca nesnel bilgi birikimini değil, aynı zamanda Allah’ı bilmeye, hakikate yönelmeye ve insanın varlıkla kurduğu anlamlı ilişkiye işaret eden geniş bir çerçeveye sahiptir. Bu yönüyle ilim, epistemolojik olduğu kadar ahlâkî ve ontolojik bir boyut da taşır. Buna karşılık modern Batı düşüncesinde “bilim”, daha çok deneysel yöntem, gözlem ve doğrulanabilirlik ilkeleri üzerine kurulu, değerlerden arındırılmış (veya en azından değer-dışı olduğu varsayılan) bir bilgi üretim alanını ifade eder. Dolayısıyla “ilim”in kapsayıcı ve yönlendirici karakteri, “bilim”in metodolojik ve nötr çerçevesi içinde daralmaya uğramaktadır.

FIKIH-HUKUK

Benzer bir dönüşüm “fıkıh-hukuk” ilişkisinde de kendini gösterir. Fıkıh, İslâmî bağlamda yalnızca normatif kurallar bütünü değil, insan davranışını hem dünyevî hem uhrevî sorumluluk boyutuyla kuşatan bütüncül bir “anlama ve yaşama disiplini”dir. İçinde ibadet, ahlâk ve hukukî düzenlemeler iç içe geçmiş durumdadır. Oysa modern “hukuk” kavramı, daha çok devletin yaptırım gücüyle desteklenen pozitif normlar sistemine indirgenmiş, ahlâkî ve metafizik boyutundan büyük ölçüde ayrıştırılmıştır. Bu durum, fıkhın bütüncül karakterinin parçalanarak yalnızca normatif bir teknik alan olarak yeniden tanımlanmasına yol açmıştır.

TE’VİL-HERMENÖTİK

“Te’vil-hermenötik” karşılaştırmasında ise daha ince bir anlam gerilimi görülür. Te’vil, İslâmî ilim geleneğinde metni keyfî bir şekilde yeniden üretmek değil, nasların muhtemel anlamlarını usûl çerçevesinde, vahyin bütünlüğü içinde derinlemesine kavrama çabasıdır. Burada nihai referans, metnin ilahî bağlamıdır. Buna karşılık modern hermenötik, özellikle felsefî formunda, anlamın büyük ölçüde yorumlayıcı özne, tarihsel bağlam ve dilin yapısı tarafından üretildiğini vurgular. Böylece anlam, metnin sabit bir derinliğinden ziyade yorum süreçlerinin bir ürünü hâline gelir. Bu da te’vilin “hakikate ulaşma” yönelimi ile hermenötiğin “anlam üretimi” yaklaşımı arasında belirgin bir fark ortaya çıkarır.

ŞÛRA-DEMOKRASİ

“Şûra-demokrasi” ilişkisi de benzer bir semantik farklılaşmayı yansıtır. Şûra, İslâm siyaset düşüncesinde karar alma süreçlerine katılımı ifade etmekle birlikte, nihai meşruiyetin vahiy ve ilahî ölçülerle sınırlandığı bir danışma ilkesidir. Yani şûra, mutlak egemenlik üretmez; ilahî çerçevenin içinde işleyen bir istişare mekanizmasıdır. Demokrasi ise modern siyasal düşüncede egemenliğin kaynağını halka dayandırır ve meşruiyeti insan iradesi üzerinden temellendirir. Bu açıdan bakıldığında şûra ile demokrasi arasında yalnızca teknik bir benzerlik değil, egemenliğin kaynağına dair köklü bir ayrışma bulunmaktadır.

AHLÂK-ETİK

Son olarak “ahlâk-etik” karşılaştırması, belki de en derin farkı barındıran alanlardan biridir. İslâmî gelenekte ahlâk, insanın iç dünyasını, niyetini ve davranışlarını ilahî rızaya uygun hâle getirmeyi hedefleyen ontolojik ve normatif bir bütünlüğe sahiptir. Ahlâk, yalnızca davranışların düzenlenmesi değil, aynı zamanda nefsin terbiye edilmesi ve varlıkla uyum içinde yaşama çabasıdır. Modern etik ise çoğu zaman rasyonel gerekçelendirme, normatif sistem kurma ve evrensel ilkeler üretme çabası içinde, metafizik referanslardan bağımsız bir zeminde konumlanır. Bu nedenle ahlâkın “içsel dönüşüm” boyutu, etikte çoğu zaman “dışsal normlar sistemi”ne indirgenmiş görünmektedir.

Netice itibarıyla bu kavram çiftleri, İslâmî düşünce ile modern Batı düşüncesi arasındaki ilişkinin yalnızca tercüme düzeyinde değil, derin yapısal bir anlam farklılığı düzeyinde ele alınması gerektiğini göstermektedir. Bu farklılık, kavramların yalnızca karşılık bulduğu kelimeler değil, arkasında yatan bütün bir dünya tasavvurunun taşıyıcısı olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

İSLAMİ KAVRAM DÜNYASINI DAHA SAĞLIKLI ANLAMAK İÇİN…

Bu yazımız, kavramların yalnızca dilsel birer karşılık değil, aynı zamanda bir medeniyetin varlık, bilgi ve değer tasavvurunu taşıyan temel zihinsel yapılar olduğunu ortaya koymayı amaçlamıştır. İslâm düşünce geleneğinde kavramların tarihsel süreç içerisinde geçirdiği anlam genişlemeleri ve daralmaları, özellikle Gazâlî’nin İhyâ bağlamında dikkat çektiği örneklerde görüldüğü üzere, yalnızca terminolojik bir değişim değil; aynı zamanda düşünce ve değer dünyasının iç dönüşümüdür. “İlim”, “fıkıh”, “hikmet”, “zikir”, “din” ve “sünnet” gibi temel kavramların yaşadığı semantik daralmalar, İslâmî ilimlerin hem kurumsallaşma sürecini hem de anlam ufkundaki değişimi açık biçimde yansıtmaktadır.

Öte yandan modern dönemde İslâmî kavramların Batı düşüncesiyle karşılaşması, bu iç dönüşüm sürecinden farklı olarak dışsal bir semantik gerilim üretmiştir. “İlim-bilim”, “fıkıh-hukuk”, “te’vil-hermenötik”, “şûra-demokrasi” ve “ahlâk-etik” gibi kavram çiftleri, görünürde birer karşılık ilişkisi taşısa da, derin düzeyde farklı ontolojik ve epistemolojik zeminlere dayanmaktadır. Bu durum, kavramların yalnızca anlam alanlarının değil, aynı zamanda dayandıkları dünya görüşlerinin de farklılaştığını göstermektedir. İslâmî kavramlar vahiy merkezli, bütüncül ve normatif-ontolojik bir çerçevede şekillenirken; modern Batı kavramları daha çok rasyonalite, sekülerleşme ve metodolojik özerklik temelinde inşa edilmiştir.

Bu iki düzlem birlikte değerlendirildiğinde, kavramların tarihsel serüveni hem içsel hem de dışsal dönüşüm süreçlerinin kesişiminde şekillenmektedir. İçsel düzlemde yaşanan anlam daralmaları ve disiplinleşme süreçleri, kavramların orijinal geniş muhtevasından uzaklaşmasına yol açarken; dışsal karşılaşma süreci, bu kavramların farklı epistemik sistemler içinde yeniden tanımlanmasını zorunlu kılmıştır. Ancak bu yeniden tanımlama çoğu zaman kavramların taşıdığı bütüncül anlam yapısını parçalama riskini de beraberinde getirmiştir.

Sonuç olarak, İslâmî kavram dünyasının sağlıklı bir şekilde anlaşılabilmesi, hem tarihsel semantik dönüşümün hem de modern kavramsal karşılaşmanın birlikte okunmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda kavramların yalnızca çeviri düzeyinde değil, medeniyetler arası anlam farklarını görünür kılan derin yapılarıyla ele alınması, hem düşünce tarihinin doğru okunması hem de çağdaş teorik üretimin sağlıklı temellere oturtulması açısından zorunludur.

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:88
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 08 Mayıs 2026 08:29 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Kenyalılar yeraltı sularını kirlettiği suçlamasıyla BP ye dava açtı

07 Mayıs 2026 00:46see162

Şampiyonlar Ligi nde finalin adı belli oldu

07 Mayıs 2026 00:05see161

Polis memuru feci kazada yaşamını yitirdi

07 Mayıs 2026 00:57see159

Aracın hurdaya döndüğü kazayı burnu bile kanamadan atlattı Antalya Haberleri

07 Mayıs 2026 00:18see159

AKP li Selman Öğüt Aile Bakanını hedef aldı! Bosch un silinen reklam filmini istediği gibi eleştirmemişti

07 Mayıs 2026 00:48see154

Ranzadan düşen iki yaşındaki çocuk yaralandı: Hayati tehlikesi bulunuyor Bursa Haberleri

07 Mayıs 2026 00:46see153

Türkiye nerede CHP nerede! Yerel Gündem Haberleri

07 Mayıs 2026 04:04see151

Hastaneleri bırakın 28 milyarı alın Sözcü Gazetesi

07 Mayıs 2026 05:22see147

Kocaeli de 4 araç birbirine girdi! Yaralılar var

08 Mayıs 2026 00:39see143

Hantavirüslü gemiye demirleme izni çıkmadı Gündem Haberleri

07 Mayıs 2026 04:04see143

Baharın kadim buluşması Hıdırellez: Tüm Türk coğrafyasında coşkuyla kutlanıyor!

06 Mayıs 2026 20:14see143

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı duyurdu: 680 sözleşmeli personel alınacak Sözcü Gazetesi

07 Mayıs 2026 00:32see140

Elazığspor Teknik Direktörü Erkan Sözeri: Kupayı hepimiz çok istiyoruz

06 Mayıs 2026 20:59see140

UEFA Avrupa Ligi finalinde Freiburg ile Aston Villa karşılaşacak!

08 Mayıs 2026 00:10see138

Herkes şehir efsanesi sanıyordu: Köyün altındaki gizli tüneller tesadüfen ortaya çıktı Sözcü Gazetesi

08 Mayıs 2026 01:03see137

Süper Lig e çıkma hayalleri yarım kalınca isyan etti: Hepinizi Allah a havale ediyorum

08 Mayıs 2026 00:43see136

Ermenistan dan Türkiye açıklaması! Hükümet ve halk olarak hazırız

07 Mayıs 2026 00:25see130

Avrupa Ligi nde Freiburg final biletini rahat aldı! Freiburg Braga maç sonucu: 3 1 Fanatik Gazetesi UEFA Avrupa Ligi Haberleri Spor

08 Mayıs 2026 00:32see129

ABD de çocuğunun nafakasını ödemeyen yaklaşık 2700 kişinin pasaportu iptal edilecek

08 Mayıs 2026 00:48see128

Destici’den Özbekistan’a anlamlı ziyaret: Güçlü olmak zorundayız

08 Mayıs 2026 00:02see128
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları