İslam güzel ahlaktır
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
İslam'ı "güzel ahlak" olarak özetlersek yanlış yapmış olmayız. İslam güzel ahlaktır, ahlaklı olmaktır. Namazın, orucun, zekâtın, haccın hedefi böyle bir ahlak oluşturmaktır.
Komşu hakları konusundaki uyarılar, kötü söz söylememek, gıybet yapmamak, zulmetmemek, mazlumun yanında olmak, boş ve faydasız sözü yaymamak, abesle meşgul olmamak, insanları aldatmamak, sözünde durmak, emanete ihanet etmemek, insanların mahremini kurcalamamak, başkasının ayıbından önce kendi ayıplarıyla meşgul olmak... Evet, bunların hepsi "güzel ahlak"ın pratikteki yansımaları değil mi?
MÜNAFIKLIĞIN ALAMETİ
Kişi hacca gitmesine rağmen bu menfi (negatif) işlerden birini yapıyorsa haccından bir haz almamış demektir. Halkımızın zarif deyimiyle "Hacda Hz. İbrahim'in sesini değil, şeytanın sesini dinlemiştir".
Kişi namaz kılmasına rağmen negatif işlerde yoğunlaşıyorsa, bu namazı eğilip kalkmaktan ibarettir. Namazı namaz olamamıştır. Namaz, günah ve kötülükten alıkoyar. Ama onun namazı alıkoymamış, yani manen kılınmamış hükmündedir.
Kişi zekât verirken; diğer yandan emanete ihanet ediyorsa, şer işlerin peşindeyse verdiği zekât kabul görmeye değil, arınmaya muhtaçtır. Zekâtın kelime anlamı "malı haramdan ve hatalı yollardan temizlemek ve arındırmak"tır. Ama böyle bir zekât arındırmadığı gibi, arınmaya muhtaçtır.
Ahlaklı olmadan Müslüman olamayız. Merhametsiz, ahlaksız, toleranssız, zalim, gaddar bir insan, Kuran'ın talebesi ve Hz. Peygamber (SAV) mescidinin bir cemaati olamaz. O mescide arka kapısından girmeye çalışmışsa kendini acımasızca eleştirip "Acaba ben münafık mıyım" diye sormalıdır. Öyle ya, münafığın alametlerini sayarken, "Emanete riayet etmemek, verdiği sözde durmamak ve yalan söylemek" olarak özetler Hz. Peygamber. Varsa kişide bu özellikler, Hz. Peygamber mescidinin bir ferdi bile olsa, alacağı isim budur. Onun içindir ki adalet terazisini süreyya yıldızına kadar yükseltmiş Hz. Ömer (RA), Peygamberimizin cemaati arasına sızmış olan münafıkların isimlerini Hz. Peygamber'den (özel bir izinle) öğrenmiş olan Hz. Huzeyfe'ye usulca sokulup soruyordu: "O listede ben var mıyım? Hz. Peygamber beni de münafıklardan saydı mı?"
ÇEMBERİN DIŞINDA KALMAYALIM
Münafıkların kendini kâmil mümin saydığı; kâmil müminin ise münafık mıyım korkusuyla titrediği iki farklı dünya. Ne kadar gariptir ki, ikisi de aynı Kuran'ı okuyor, aynı safta duruyor, aynı ezana kulak kabartıyor, aynı mescide giriyor, aynı orucu tutuyor, aynı abdesti alıyor, aynı Kâbe'de tavaf ediyor ve aynı secdeyi yapıyor. Birisi Allah'ın katında itibar görüyorken, diğeri belki çemberin çok dışındadır.
Hz. Peygamber, kabir azabını ve şefaati inkâr eden, sünneti reddeden ve bidate dalmış olan bir grup hakkında çok hassas bir tanımlama yapmıştı. "Siz onların alınlarının çok secdeden dolayı nasır bağladığını görürsünüz. Namazınızı veya orucunuzu onların namaz ve oruçlarının yanında azımsarsınız. Ama onlar bu ifsatlarından dolayı (okun yaydan çıktığı gibi) İslam'dan çıkarlar." Çizgi o kadar hassas ki, ibre o kadar kaymaya müsait ki.
Demek ki çok namaz, çok oruç, çok hac, çok zekât bir anlam taşımayabilir. Bunlardan uzak olmak da ayrı bir sıkıntı. Takva, ahlak, istikamet, samimiyet, kâmil iman olmadan bu ibadetler kişiyi hiçbir yere götürmez. Götürse götürse Hz. Huzeyfe'nin elindeki listeye götürür.
İman etmiş olmak, Müslüman olmak bize gayri insani, gayri ahlaki davranmak hakkını vermediği gibi, helali haram, haramı da helal kılma yetkisi tanımaz.
GAYRİ AHLAKİ DAVRANAMAYIZ
Salebe anlatıyor: "Biz savaşta düşmana ait bir koyun sürüsünü yağmaladık. Pişirmek istedik. Bunu öğrenen Hz. Peygamber tencereleri devirdi. Tek bir lokma yememize müsaade etmedi. Sonra da 'Şüphesiz yağmalanan mal, helal değildir' dedi." (İbni Mace; hd: 3938).
Evet, ilginçtir ki bu yanlışı yapanlar yeryüzünün en hassas iman ve ihlas kadrosu olan sahabenin bir kısmıdır. Ama Allah'ın Resulü olanca hiddetiyle bu ilkesiz hareketi mahkûm eder. Başta dediğim gibi, "İslam güzel, temiz, duru ve nezih ahlaktır".
SORU - CEVAP
Kabir azabı var mı?
Kabir azabı ve nimeti vardır. Şehitlerle ilgili, "Allah katında rızıklanıyorlar" (Âli İmran 169), Nuh kavmi için "Suda boğuldular ve ateşe sokuldular" (Nuh, 25) buyruluyor. Bu konuda hadisler de mevcuttur. Peygamberimiz (SAV) ileride kabir azabını inkâr edecek insanların çıkacağını da bildiriyor.
Türbelerden şifa beklenir mi?
Türbelerden şifa beklenmez. Şifa Allah'tan istenir. Ama türbe ziyareti usulüne uygun şekilde yapılırsa sevap olur. Zira türbe neticede mezarlıktır. Peygamberimiz (SAV) mezar ziyaretini tavsiye ediyor. Ama bidatten uzak durarak bu ziyareti yapmalıyız. Orada dua edip ibret almalıyız.
Mezar sıkıştırması diye bir şey var mı?
Peygamberimiz (SAV) ölen herkesin mezar tarafından sıkıştırılacağını haber veriyor. Mezarın mümini sıkıştırması bir annenin çocuğunu kucaklaması gibidir. İmansız bir insanı sıkıştırması ise başka türlüdür. Hz. Peygamber (SAV) hiç kimsenin bu durumdan istisna tutulamayacağını bildiriyor.
BİR AYET
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? (Nisa, 144)
BİR HADİS
"Ölülerinize (ölmek üzere olanlara) 'Lailahe illallah' demeyi telkin edin." (Müslim)
BİR ESMA
El-Musavvir: Varlıkları birbirinden farklı yaratan ve şekil veren.
BİR SÜNNET
Tabakta hiçbir şey kalmayacak şekilde yemeği bitirmek.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:26
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Mart 2026 06:57 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















