Işıl’ın ailesi adalet bekliyor
Hurriyet sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
İstanbul Pendik’te 18 Mayıs 2025’te, iddiaya göre, özel bir hastanede hemşire olan Ömer Faruk Ballı (26), kullandığı otomobille yolun karşısına geçmek isteyen Işıl Öykü Dinç’e (14) çarptı. Dinç olay yerinde hayatını kaybetti. Ballı’nın, ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istendi. 19 Mayıs 2025’te tutuklanan Ballı, 21 Mayıs 2025’te suç vasfının sanık lehine değişme ihtimali dikkate alınarak yurtdışına çıkış yasağı ve imza adli kararı ile tahliye edildi.
11 Eylül’de görülecek olan 4’üncü duruşma öncesi Hürriyet’e konuşan Işıl Öykü Dinç’in babası Yunus Dinç, şunları söyledi: “Polis eşyaları verirken bize ‘Şoför kadınmış, durmamış kaçmış ve 1 saat sonra karakola teslim olmuş’ dedi. Karakola gidip kaza tutanağını kontrol ettiğimizde şoför koltuğunda Ömer Faruk Ballı’nın ismi yazılıydı. Sonra biz, Ballı’nın cezaevinde olduğunu düşünürken meğerse aynı hafta içerisinde yakalanıp serbest bırakılmış. Mobese kayıtlarına ulaşmaya çalıştık ama ne hikmetse o bölgedeki kameraların hiçbiri çalışmıyormuş o gün. 11 Haziran günü biz de delil aramak için sosyal medyada paylaşım yaptık. Bir fotoğraf, bir video ya da görgü tanığı var mı diye. Olayın nasıl olduğunu bilmiyoruz çünkü. 26 gün sonra bir motosiklet sürücüsünün kask kamerası görüntüsü ortaya çıktı.
‘DERDİMİZ PARA DEĞİL, ADALET’
Devamında karşı tarafın avukatı bizim avukatları arayıp ‘Sigorta size zaten bir miktar para verecek, orayı beklemeden bu parayı biz size verelim ve dosyayı tatlıya bağlayalım’ dediler. Biz bu lafları duyup sert çıkışınca bu sefer ‘Işıl zaten ünlü olma sevdalısı, intihara meyilli birisiydi o yüzden arabamızın önüne atladı’ diye yazılı dilekçe verip mahkeme dosyasına sunuyor. Bizim derdimiz asla para pul değil, biz Öykü’nün nasıl öldüğünü öğrenip şüphelilerin hak ettiği cezayı çekmesini istiyoruz. Kızım öldükten 42 gün sonra bu şahıslar evleniyor, kaza günü nişanlıydı bunlar. Davullu zurnalı eğlence organize edip o görüntüleri de sosyal medyada paylaşıyorlar.
Biz ilk günden beri adli sürecin şeffaf olmasını beyan ediyoruz. O bölgedeki mobeselerin bozuk olduğuna beni kimse inandıramaz. Kızıma iftira atıp sanki intihar meraklısıymış gibi gösteriyorlar. Ben ilk günden beri diyorum ki kızımın kusuru da varsa başım gözüm üstüne, zaten toprağa girdi. Ama onun adaletini de kimseye bıraktırmam. Nisan’daki mahkemeden sonra haziran gibi yeni görgü tanıkları çıktı ortaya. Şoförün kadın olduğunu gören, kazadan sonra şoför değişikliğinin nasıl yapıldığını gören, üzerlerindeki kıyafetlere kadar tarif eden tanıklar bunlar. Artık bu süreç hukuki olarak nizami bir yola girsin ki biz de ailecek yasımızı tutalım.
İlk duruşmadan sonra bize yurtdışı numaraları üzerinden tehdit mesajları gelmeye başladı. Başlarda önemsemedik bunları ama o kadar arama oldu ki en son açtım ne diyecekler diye. Bayağı bana, kızıma ve aileme küfürler etmeye başladılar. ‘Kızınızı nasıl öldürdüysek, sizi de öyle öldüreceğiz, bu davayı kapatın’ gibi konuşmalar yaptılar. Bu aramalar sadece benimle de kalmadı. Aile üyelerini de aramaya başladılar. Ocak ayında kayınvalidemi arıyorlar gece saatinde. ‘Torununu nasıl öldürdüysek, kızının da kafasını kesip torununun yanına gömeceğiz’ falan diyorlar. Bu olaydan 4-5 gün sonra kayınvalidemin beyninde pıhtı atıyor. 3 ay yoğun bakımda kaldıktan sonra maalesef kayınvalidemi kaybettik. Torununun yanına koyduk onu da.
‘BU KADAR KÖTÜ OLAMAZSINIZ’
Biz kızımızın adaletinden başka bir şey istemiyoruz. Bize psikolojik baskı yapılıyor. Bu kadar kötü olamazsınız, bu kadar kötülük olmaz. Ölüm elbette acı ama 14 yaşındaki bir çocuktan bahsediyoruz. Elbirliğiyle bu dosya karartılmaya çalışılıyor. Bir avukat giriyor dosyaya 3 savcı birden değişiyor, Mobeseler yok, delil yok, ortada bir ölü var sanık tutuksuz yargılanıyor. Bizim göremediğimiz neyi gördünüz de serbest bu insanlar. 1 günde iddianame hazırladılar. 14 yaşında bir çocuk ölmüş nasıl hazırladınız bu iddianameyi? Kask kamerasındaki görüntüde bile duyuluyor ses ‘Kadın kadına çarptı’ diye. Bunları yetersiz görüyorlar. Ayrıca biz sonradan öğrendik ve acı tesadüf diyeceğim artık buna, kızımı öldüren karı-koca kızımın dünyaya geldiği hastanede çalışıyormuş.”
SİGORTA ŞİRKETİ AİLEYİ İCRAYA VERMİŞTİ
- Öte yandan Işıl Öykü Dinç’in ailesine, kazaya ilişkin kusur değerlendirmesi henüz kesinleşmeden sigorta şirketi tarafından icra takibi başlatıldı. Adli Tıp Kurumu’nun Işıl Öykü’yü ‘asli kusurlu’, sürücüyü ise ‘kusursuz’ bulan raporuna ailenin itirazı üzerine mahkeme, kusur durumunun yeniden değerlendirilmesine karar vererek dosyayı Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Üst Kurulu’na gönderdi. Kusur değerlendirmesinin yeniden yapılması beklenirken sigorta şirketinin Işıl Öykü’nün ailesinden 59 bin 447 lira 80 kuruş tazminat talep ettiği, faizlerle birlikte toplam 63 bin 638 liralık icra takibi başlattığı ortaya çıktı. Ailenin avukatı ise borca itiraz dilekçesi sundu. Yapılan itiraz sonrasında sigorta şirketi icra dosyasını geri çekti.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:68
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 07 Eylül 2026 07:08 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















