Ankara24.com
close
up
Menu

İsmail Kartal dan zafer yorumu! Daha fazla atabilirdik

Son dakika: Yılmaz dan KKTC de alabora olan gemi ile ilgili açıklama Son dakika haberleri

Thorsten Fink: Fenerbahçe doğru dakikalarda gol buldu!

Eyüpspor 2 1 Alanyaspor (Süper Lig)

ADÜ den kayıt yaptıramayan adaylara, mazeret başvurusu için son tarih uyarısı Aydın Haberleri Habertürk Yerel Haberler

AK Parti den akıl dışı iftiraya sert tepki: Söylediklerinin hiçbir önemi yok

SON DAKİKA Girne de yolcu gemisi battı! Faciada acı bilanço: Arama kurtarma çalışmaları sürüyor

Düğün konvoyunda pes dedirten görüntü: Araç üzerinden havai fişek attılar Elazığ Haberleri Habertürk Yerel Haberler

Ürdün: Hava sahasını ihlal eden 8 füze engellendi Dış Haberler

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete de

Netanyahu, Türkiye ye yönelik küstah tehditlerine yenisini ekledi: Bu işi bitireceğiz

Fenerbahçe de transfer operasyonu! Rashford olmadı, 2 genç yıldız gündemde

Sorumsuzluğa ibretlik ceza

Kongo Demokratik Cumhuriyeti ndeki Ebola salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 911’e yükseldi

Darende 73. Zengibar Karakucak Festivali nde geleneksel sporlar ve lezzet şöleni

Selman Coşkun: Taraftarımızın önünde galibiyet almak istiyorduk!

İstanbul da bu yolun altında onlarca kişi yaşıyor: İşte yer altındaki apartman Sözcü Gazetesi

Meteoroloji den 25 il için kritik uyarı! Sonbahar havası erken mi geliyor?

Taksim Meydanı nda 30 Ağustos Zafer Bayramı töreni

Türkiye de birkaç yıl öncesine kadar kimsenin bilmediği mesleğe yüzbinlerce kişi akın etti Sözcü Gazetesi

İş Üreten, Çocuk Tüketen, “Katil” Bir Sistem: MESEM

İş Üreten, Çocuk Tüketen, “Katil” Bir Sistem: MESEM

Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.

“Ve çocuklar öldüler bir daha doğmamak üzere…”

Yağız Yıldız, Murat Caner Yılmaz, Eren Dağ, Ömer Çakar, Efe Baran Kazancı, Zekai Dikici, Ulaş Dumlu, Erol Can Yavuz…

Bunların her biri bir hayalin adıydı. Her biri bir annenin uykusuz gecelerinin, her biri bir babanın umudunun adıydı. Her biri bir ailenin gelecek umuduydu. Bu çocukların bazıları oyuncaklarını, bazıları geleceğine ilişkin tüm hayallerini ekmek parasına sattılar ve göçüp gittiler dünyadan…

Son zamanlarda MESEM ile ilgili peş peşe çıkan çocuk ölümü haberleri ve yaralanmaları, bu sistemin gerçekten nasıl işlediğini yeniden düşünmeye zorladı beni bir eğitimci olarak. Mesleki eğitim adıyla yürütülen bu modelin, gerçekte sahada çocukları nasıl bir çalışma düzenine ittiğini anlamak için MESEM’in geçmişini araştırdım.

MESEM’in Ortaya Çıkışı

MESEM’in temeli, yıllar önceki çıraklık eğitimi uygulamalarına dayanıyor. 2016 yılında, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz döneminde çıkarılan 6764 sayılı kanunla, çıraklık eğitimi zorunlu eğitim kapsamına alındı ve MESEM’ler, hayat boyu öğrenme yani yaygın eğitimden çıkarılarak, örgün eğitim kapsamında mesleki eğitim çatısına alındı. Burada amaç, öğrencileri erken yaşta meslekle buluşturmak olarak açıklandı. Ancak uygulama, zaman içerisinde çocukları okuldan çok iş yerlerine yönlendiren, çocuğun üstün yararı ve eğitiminden çok işverenlerin ve patronların ucuz iş gücünü sağlayan bir yapıya dönüştü.

Ülkedeki Yoksullaşma ve Ailelerin MESEM’e Mecbur Bırakılması

MESEM zorunlu eğitimin bir parçası olarak görüldüğü için Türkiye’de giderek artan fakirleşme ailelerin hem okuyup hem para kazandıran bu sisteme çocuklarını dahil etmesine neden oldu.

Ailelere göre sistemde çocukları hem okuyacak hem aile ekonomisine katkı sağlayacaktı. Bu durum fakirlikle boğuşan çocuğunun okul ihtiyaçlarını karşılayamayan çaresiz ailelerin çocuklarını MESEM’e yönlendirmesine aslında zorlamış oldu.

Sonuç olarak sayıca ve istatistiksel olarak MESEM sistemine dahil öğrenci sayısı belirgin biçimde arttı.

İyice Artan Yoksulluk

Türkiye’de MESEM’e katılımın son yıllarda büyük artış göstermesinin en temel sebebi yoksulluktur. Özellikle büyük şehirlerde kiraların bir asgari ücreti geçtiği yerlerde birçok aile artık evin giderlerini karşılamak için çocuklarının da para kazanmasını zorunlu olarak görüyor. Parçalanmış aileler, yani tek ebeveynli aileler, bir asgari ücretle geçinmeye çalışan aileler mecburi olarak ev ekonomisine katkıda bulunması için çocuklarının da hem okuyup hem çalışmasını istiyorlar. Bu durumda MESEM aileler için bir tür çocuğun hem okuduğu hem eve katkı sağladığı bir çıkış yolu gibi görülüyor. Ancak gerçekte çocuk eğitim almıyor, sadece düşük ücretli bir çalışan gibi patronların çarkına su taşımış oluyor.

Eğitimin Yozlaşması ve Öğretmenlerin Sorumluluk Almaması

Maalesef bazı eğitimciler de ülkedeki çürüme ve yozlaşmadan nasibini aldıkları için gerçek bir “öğretmen” olup rehberlik etmektense çocukları sorun olarak görüp yok saymayı daha rahat buluyorlar.

Artık “her çocuk özeldir” diyen idealist öğretmen sayısı azalmış durumda. Toplumdaki yozlaşma maalesef öğretmenlere de sirayet etmiş durumda. Ancak bilmiyorlar ki bugün sistemin dışına çıkardıkları, MESEM’e attıkları ve eğitmedikleri çocuklar aynı ülkenin aynı sokaklarında kendi çocuklarıyla birlikte yaşayıp belki yıllar sonra daha büyük bir sorun olarak karşılarına çıkacak.

Sistemin Başlangıçta Ortaya Çıkışı ve Uygulaması Arasındaki Uçurum

Eğitsel İçerik Arka Planda, Üretim Ön Planda

Sistem dışarıdan eğitim amaçlı gibi görünse de pratikte üretimin devamlılığı için genç hatta çocuk bedenlerin devreye sokulduğu, işçi olarak kullanıldığı bir sistem.

MESEM sistemi başlangıçta güzel ve çocuğun yararına sebeplerle ortaya çıkmış gibi görünse de, başlangıçtaki ortaya çıkma sebebi öğrencinin iş yerinde eğitilmesi, iş yerlerinin donatımlarından yararlanması, mesleki eğitimi sahada ustalarla öğrenmesi gibi eğitim amaçlı gerekçeler gibi görünse de, çocuğun gelişimsel ihtiyaçları, merakı, yaratıcı yönü, sorgulama hakkı, bunların hiçbirinin iş yerinde bir karşılığı yok.

Oysa mesleki eğitim dediğimiz şey, bir mesleği anlamayı, düşünmeyi, teknik bilgi kazanmayı gerektirir. Fakat MESEM sisteminde eğitimin sadece evrak üzerinde adı var, eğitim-öğretim hak getire, sadece öğrenciler patronların verdiği zor ve ağır işleri yapmaması gereken işleri yapıyor ve tamamen patronların ucuz iş gücü olarak görülüyor.

Ama sonunda hiçbir şey öğrenemedikleri gibi birçoğu ağır çalışma koşullarında sağlığından oluyor, ağır hakaretlere maruz kalıyor, yaralanıyor ve en kötüsü birçoğu çocukluğunu ve gençliğini yaşamadan yaşamdan kopuyor, canından oluyor.

Öğrenci Güvenliğine İlişkin Denetim Mekanizması Sadece Evrak Üzerinde Kalıyor, Yaptırım Yok

Denetim mekanizması ülkemizde zaten sadece evrak doldurma üzerine yürüyor. Bu tüm ülkece bilinen bir gerçek. Veriler, veri işçiliği diye bir şey başlatıldı. Tüm denetimler veriler üzerinde, istatistikler ve kağıtlar üzerinde kalıyor. Ancak sahada, gerçekte böyle bir denetim yok. Denetim için gidenler de dostlar alışverişte görsün anlayışıyla, oradaki aksaklıklarla ilgili hiçbir şey yapmadan dönüp gidiyor.

Çocuklar neredeyse yetişkin işçilerin yaptığı işlere yönlendiriliyor. İşler çocuklar eliyle yaptırılıyor. Makineler, kimyasallar, yoğun tempo…

Bu gibi çocuk yaşına uygun olmayan iş ve ortamlara maruz kalıyor çocuklar. Bu ortam eğitim için değil, üretim için tasarlanmış ortamlar. Ve birçok iş yeri ortamlarını çocuğun eğitimine göre düzenlemiyor. Güvenlik önlemleri çoğu zaman kağıt üzerinde kalıyor. Çocuklar gerçek risklerde korunmuyor ve risk altında bırakılıyor.

Dual Sistem ile Türkiye’deki MESEM Arasındaki Uçurum

Şimdi diyeceksiniz ki, “Eee Avrupa’da da var bu sistem.”

Doğru, evet Avrupa’da da var ama oradaki okul–iş yeri ikili yani dual sistemle Türkiye’deki MESEM sistemi arasında uçurumlar var. Bu uçurum hem uygulamada hem de uygulamanın başlangıç felsefesinde kendini gösteriyor.

Avrupa’da bu uygulama çocuk merkezli bir uygulamadır, işveren merkezli değil. Çırak her şeyden önce öğrencidir. Yani öğrenmek için oradadır. İş yerinde yaptığı işler riskten olabildiğince uzak tutulur. Çocuğa ağır makineler kullandırılmaz. Çocuk tehlikeli ortamlara sokulmaz. Her konuda çocuğun üstün yararı gözetilir ve denetimler doğru bir şekilde yapılır. Bu kurallara uymayan işletmeler hemen kapatılır.

Türkiye’de ise birçok öğrenci fabrikanın o ağır ritmine ayak uydurmak zorunda kalıyor. Çoğu zaman asla dokunmaması gereken tehlikeli aletlerde çalıştırılarak canından oluyor.

Denetim Mekanizması ve Yaptırım

Avrupa’da eğitim kurumları, sendikalar, devlet ve iş dünyası denetimde birlikte hareket eder. Denetim sırasında herhangi bir kişi ya da kuruma kayırma, torpil söz konusu bile olamaz. İşverenin sorumluluğu somut ve ağırdır.

Bizde ise denetim çoğu zaman ya dosya tamamlama şeklinde ya da eksik olan dosyaların yüksek makamlarda tanıdıklar sebebiyle kapatılması şeklinde işliyor. Sistem toplumsal yozlaşmanın ve çıkarcı patron anlayışının etkisiyle denetimden ve kendini koruyamayacak yaşta, küçücük yaşta, 15 yaşından itibaren çocukları dahil ediyor. 15 yaşındaki çocuğun çıkarını korumaktan maalesef çok uzak.

Ücret Politikası ve Ucuz İş Gücü

Avrupa’daki çıraklar yaptıkları işin değeriyle orantılı bir gelir elde eder. Amaç para kazanmak değil, çocuğu mesleğe teşvik etmektir, üretime değil.

Türkiye’de ise amaç ucuz iş gücü olduğu için ücretler çoğu zaman işveren için hesaplı iş gücü, ucuza eleman çalıştırmak şeklinde oluyor. Çocuklar eğitim alması gereken bireyler yerine ucuz iş gücü olarak görülüyor.

Bu durum sadece çocukların ekonomik olarak sömürülmesine yol açmıyor, aynı zamanda onların eğitimden kopmasına sebep oluyor.

Yavrularımız MESEM’de Katlediliyor

“Ve çocuklar öldüler bir daha doğmamak üzere…”

Yağız Yıldız, Murat Caner Yılmaz, Eren Dağ, Ömer Çakar, Efe Baran Kazancı, Zekai Dikici, Ulaş Dumlu, Erol Can Yavuz… Bunların her biri bir hayalin adıydı. Her biri bir annenin uykusuz gecelerinin, her biri bir babanın umudunun adıydı. Her biri bir ailenin gelecek umuduydu.

Bu çocukların bazıları oyuncaklarını, bazıları geleceğine ilişkin tüm hayallerini ekmek parasına sattılar ve göçüp gittiler dünyadan.

Onlar göçüp gittiler de…

Ya bizler, bu işin gerçek sorumluları olan büyükler; her geçen gün MESEM sisteminin yaraladığı, öldürdüğü çocukların sorumluluğunu alamayan bakan, bu çocukları MESEM sistemine kendisini kurtarmak için atan öğretmenler, bu düzenin sorumluluğunu taşıyan tüm yöneticiler…

Siz hiç utanmıyor musunuz?

İnsan yaşadıkça vicdan denen kuş hep öter.

Acaba bu işin sorumluları vicdan denen o kuşu da mı öldürdüler?

Unutmayalım ki, Bir yaşlının ölümü geçmişin ölümüdür.

Bir gencin ölümü ise geleceğin ölümüdür.

Mesem’de siz hem evlatlarını analarından çalıyorsunuz, hem ülkenin geleceğini çalıyorsunuz.

MESEM sistemi bir katliamdır.

MESEM sistemi ucuz iş gücüdür.

Derhal bu yanlıştan dönülmelidir.

Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:125
embedKaynak:https://halktv.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 24 Kasım 2025 05:03 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

İsmail Kartal dan zafer yorumu! Daha fazla atabilirdik

31 Ağustos 2026 00:17see164

Son dakika: Yılmaz dan KKTC de alabora olan gemi ile ilgili açıklama Son dakika haberleri

31 Ağustos 2026 00:43see163

Thorsten Fink: Fenerbahçe doğru dakikalarda gol buldu!

31 Ağustos 2026 00:38see160

Eyüpspor 2 1 Alanyaspor (Süper Lig)

30 Ağustos 2026 21:01see158

ADÜ den kayıt yaptıramayan adaylara, mazeret başvurusu için son tarih uyarısı Aydın Haberleri Habertürk Yerel Haberler

30 Ağustos 2026 08:19see152

AK Parti den akıl dışı iftiraya sert tepki: Söylediklerinin hiçbir önemi yok

30 Ağustos 2026 10:26see144

SON DAKİKA Girne de yolcu gemisi battı! Faciada acı bilanço: Arama kurtarma çalışmaları sürüyor

30 Ağustos 2026 19:29see144

Düğün konvoyunda pes dedirten görüntü: Araç üzerinden havai fişek attılar Elazığ Haberleri Habertürk Yerel Haberler

31 Ağustos 2026 00:41see141

Ürdün: Hava sahasını ihlal eden 8 füze engellendi Dış Haberler

31 Ağustos 2026 03:38see140

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete de

31 Ağustos 2026 02:01see137

Netanyahu, Türkiye ye yönelik küstah tehditlerine yenisini ekledi: Bu işi bitireceğiz

31 Ağustos 2026 01:23see137

Fenerbahçe de transfer operasyonu! Rashford olmadı, 2 genç yıldız gündemde

30 Ağustos 2026 09:49see137

Sorumsuzluğa ibretlik ceza

30 Ağustos 2026 07:05see136

Kongo Demokratik Cumhuriyeti ndeki Ebola salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 911’e yükseldi

31 Ağustos 2026 19:18see136

Darende 73. Zengibar Karakucak Festivali nde geleneksel sporlar ve lezzet şöleni

30 Ağustos 2026 20:13see136

Selman Coşkun: Taraftarımızın önünde galibiyet almak istiyorduk!

31 Ağustos 2026 01:59see136

İstanbul da bu yolun altında onlarca kişi yaşıyor: İşte yer altındaki apartman Sözcü Gazetesi

31 Ağustos 2026 08:13see135

Meteoroloji den 25 il için kritik uyarı! Sonbahar havası erken mi geliyor?

30 Ağustos 2026 09:11see135

Taksim Meydanı nda 30 Ağustos Zafer Bayramı töreni

30 Ağustos 2026 10:40see134

Türkiye de birkaç yıl öncesine kadar kimsenin bilmediği mesleğe yüzbinlerce kişi akın etti Sözcü Gazetesi

30 Ağustos 2026 10:46see134
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları