İnternette silah pazarı, evde baba silahı: Bunlar çocukların eline nasıl geçiyor? Saldırılar birbirini mi tetikledi?
Hurriyet sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Türkiye son iki günde iki okul saldırısıyla sarsıldı. İlk saldırı önceki gün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde meydana geldi. Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde pompalı tüfekle meydana gelen saldırıyı okulun eski öğrencisi gerçekleştirdi. Tam da “Çok şükür Siverek’teki saldırıda hiç can kaybı yaşanmadı” derken, acı haber Kahramanmaraş’tan geldi. Onikişubat ilçesinde Ayşel Çalık Ortaokulu’nda, 8’inci sınıf öğrencisi İ.A.M. tarafından dün gerçekleştirilen saldırıda 9 kişi hayatını kaybetti, 6’sı ağır 13 kişi yaralandı. İki olayda da saldırganlar hayatını kaybetti.
Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer olayın hemen ardından yaptığı açıklamada, saldırganın olayın gerçekleştiği okulda eğitim gördüğünü belirterek, “Babası eski emniyetçi. Onun silahlarını aldığını tahmin ediyoruz. 5 silah, 7 şarjörle gelmiş” açıklamasını yaptı.
Önce Şanlıurfa, sonra Kahramanmaraş’ta meydana gelen bu saldırıların ardından akıllara, “Henüz çocuk yaştaki saldırganlar bu silahlara nereden ulaşıyor” sorusu geldi.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve bilişim teknolojileri uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık çocukların ateşli silahlara erişimi ile ilgili yaptığı açıklamada, özellikle Telegram gibi denetimi zor platformlarda kurulan grupların, bugün çok ciddi bir risk alanına dönüştüğünü dile getirdi. “Bu gruplarda sadece zararlı içerikler değil, aynı zamanda yasa dışı faaliyetlere dair yönlendirmeler de yapılabiliyor” diyen Kırık, sözlerine şöyle devam etti:
“Çocuklar, neyin suç neyin risk olduğunu fark etmeden bu yapıların içine çekilebiliyor. Bazı durumlarda ise bu platformlar üzerinden silah ve benzeri tehlikeli araçlara erişim sağlanması, işin boyutunu çok daha vahim hale getiriyor. Özellikle silah satışı için Telegram adeta bulunmaz bir nimet oldu.”
Kırık, resmi operasyon verileri ve sivil toplum raporlarına göre, Türkiye’de ruhsatsız silahlanmanın korkutucu boyuta ulaştığına dikkat çekerek, “Saha araştırmaları ve uzman görüşleri, toplumdaki her 10 silahtan yaklaşık 9’unun ruhsatsız olduğunu ve 2025 yılı verilerine göre bir yıl içinde 110 binden fazla yasa dışı silahın ele geçirildiğini gösteriyor” ifadesine yer verdi.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara kadar sirayet eden silahlı şiddet olaylarının, bireysel silahlanma yaşının dijital platformlar aracılığıyla düştüğünü kanıtladığını vurgulayan Kırık, her yıl ortalama 3 binin üzerinde silahlı şiddet vakası yaşanmasının ve bu olaylarda binlerce insanın hayatını kaybetmesinin, denetimsiz silahlara erişimin artık bir halk sağlığı ve milli güvenlik sorununa dönüştüğünü açıkça ortaya koyduğunu kaydetti.
‘ÇOCUK MUTLAKA ÖNCEDEN SİNYAL VERİYOR’
Peki ne oluyor da çocuklar böylesi saldırılara yöneliyor? Çocuk ve ergen terapisti uzman psikolog Aynur Sayım ise, bu tür olayları gerçekleştiren çocuklarda mutlaka psikolojik veya psikiyatrik bazı sorunlar olduğuna vurgu yaptı:
“Bu tür çocuklarımızda öfke ve dürtü kontrol problemi ya da depresif durumlar gibi sorunlar olabiliyor ama sinyaller kesinlikle daha önceden geliyor. Mesela bu çocuklarda akran zorbalığı, sosyal izolasyon, şiddete eğilim gözleyebiliyoruz. Genelde kendisini değersiz ve dışlanmış hissetme, ailevi problemler ya da yapısal olarak dürtü kontrolü gibi sorunlar söz konusu olabiliyor. Bu çocuklarda şiddet konuşmaları, birden içe kapanma, yoğun öfke patlamaları, hayvanlara zarar verme eğilimi, intikam hissi ve planları veya eşya vurup kırmalar yaşanabiliyor.”
Siverek’teki okula pompalı tüfekle saldırı gerçekleştirip, 16 kişiyi yaralayan Ö.K’nin saldırıdan önce sosyal medya paylaşımlarında olayın sinyallerini verdiği ve saldırıdan bahsettiği ortaya çıkmıştı. Aynur Sayım da bu tür hisleri olan çocukların böyle planlarını söyleme dökebildiğinin altını çizdi:
“Dünya bana karşı’ gibi hissedebiliyorlar. Negatif düşünceleri oluyor ve bu düşünceleri eyleme geçirme planları yapıyorlar, bu planları söyleme de dökebiliyorlar; en azından arkadaşlarına anlatabiliyorlar. Bu söylemlere karşı duyarlı olmak lazım. Öğretmenler, aile ve arkadaşlar işbirliği halinde olmalı. Öğrenci kurulları bu konudaki eğitimlerle daha duyarlı hale getirilmeli.”
Bu sorunları yaşayan her çocukta böyle bir tablonun ortaya çıkmadığının altını çizen Sayım, “Neticede bu yaşanan uç bir olay ama bazı sinyaller önceden geliyor” diyerek, o yüzden psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlenmesinin, bu çocukların daha yakından izlenmesinin, aileler ile öğretmenlerin bilinçlendirilmesinin ve çocuğun davranışlarında bir farklılık olması halinde erken dönemde yardıma yönlendirilmesinin önemli olduğunu aktardı.
OLAYLAR BİRBİRİNİ TETİKLEMİŞ OLABİLİR Mİ?
Aynur Sayım, iki olayın birbirine çok benzediğini ve Siverek’teki olayın Kahramanmaraş’taki saldırıyı tetiklemesinin mümkün olduğunu aktardı:
“Bizler uzmanlar olarak, madde kullanımı, intihar ve şiddet konularını özendirici olabileceği gerekçesiyle gençlerle çok ayrıntılı işlemeyiz. Son yaşanan da bu olaylardan biri olabilir. Çünkü çocukta bu tarz duygular varsa modelleyebiliyor ve söz konusu tabloyla bağlantı kurabiliyor. Böyle olaylarda çok ayrıntılı bilgi verilmesi ve olayın görsellerinin paylaşılması, risk altındaki çocuklarımızda model oluşturabiliyor. Sadece olayın yaşanması bile tetikleyici unsur olabilir. Bu olaylar ülkemizde çok yaşanan olaylar değil, o nedenle bir modelleme ve cesaretlenme söz konusu olabilir.”
Öte yandan Kahramanmaraş’taki olayda saldırganın babasının silahlarını aldığının düşünüldüğünü hatırlatan Sayım, ulaşılabilirlik konusuna da dikkat çekti:
“Ailenin alması gereken önlemler de oluyor, yani bir destek mekanizması olmalı. Örneğin intihar riski bulunan hastalarımızın ailelerine varsa evdeki silahların veya kesici aletlerin kaldırılması veya pencerelere kilit takılması gibi öneriler veriyoruz. O nedenle ulaşılabilirliğin de sorgulanması gerekiyor. O yaştaki bir çocuğun bu silahlara erişmesi meselesinde ailenin alması gereken tedbirler önemli.”
‘YATIRIMIN SEVGİ EKSENİNDE YAPILMADIĞININ GÖSTERGESİ’
Geçtiğimiz ay da İstanbul Çekmeköy'deki bir okulda gerçekleşen olayda, 44 yaşındaki öğretmen Fatma Nur Çelik, 17 yaşındaki lise öğrencisi F.S.B. tarafından öldürülmüştü. Okullarda şiddet olaylarının artması toplumun bütün kesimlerinde endişeye neden oluyor.
Akran arabuluculuğu alanında çalışmalar yürüten eğitim psikoloğu ve Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Abbas Türnüklü de son olaylarla ilgili değerlendirmesine, şiddetin çok fazla pekiştirildiğini ve teşvik edildiğini belirterek başladı. Dolayısıyla insanların şiddete aşinalığı olduğuna işaret eden Türnüklü açıklamasına şöyle devam etti:
“Okullarda akran arabuluculuğu projeleriyle şiddetin önlenmesine yönelik kamusal işler yapmaya çalışıyoruz. Çocuklara barış ve uzlaşı kültürünü aşılamak için çabalıyoruz. Okullarımızda çocukları şiddetten arındırmak ve şiddetin yerini başka bir şeyle ikame etmek için yeteri kadar çaba sarf etmiyoruz.
Matematik, fiziki kimya öğretiyoruz ama toplumsal yaşamda farklılıklarımızı nasıl yöneteceğimizi anlatmıyoruz. Bu çocuklar arkadaşlarını öldürüyor, öğretmenlerini öldürüyor. Bir insanın bu kadar uç bir duygu ve düşünceye ulaşabilmesi, yatırımın yeteri kadar sevgi, uzlaşı, diyalog ve sorun çözme ekseninde yapılmadığının bir göstergesi; ben mesajı öyle algılıyorum. Bu olaylar okullarımızda daha fazla önleyici ve koruyucu çalışmalar yürütülmesine bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor.”
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:33
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Nisan 2026 07:59 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















