Ankara24.com
close
up
Menu

Kayseri de tramvayın çarptığı genç kurtarılamadı Son dakika haberleri

RTÜK’ten dört dijital platforma üst sınırdan ceza

AK Parti ye katılacağı iddia edilen Cemil Tugay kararını verdi: Kendime bir yol çizeceğim

Dışişleri Bakanı Fidan: Mısır ile 15 milyar ticaret hedefine ulaşacağız

İngiltere de yolcu treni raydan çıktı: Çok sayıda yaralı var Sözcü Gazetesi

Beşiktaş, Vlahovic in imza töreninin saatini açıkladı! Taraftarlara ücretsiz

Trump yönetimi bazı İHA ve bileşenlerinin ithalatına tarife getirdi Dış Haberler

Kasklı saldırgan restoranda 2 kişiyi vurdu

Türkiye ile Mısır arasında çeşitli belgeler imzalandı

Balıkesir de korkutan orman yangını! Alevler yerleşim birimlerine sıçradı: 7 8 vatandaşımızı tahliye ettik

Ünlü oyuncu Eftal Gülbudak hayatını kaybetti

Çay içmeye giden ASKİ ekiplerinin vidanjörü yandı: Soruşturma başlatıldı

Okan Buruk tan tepkilere yanıt: Statta negatif hava çok hızlı oldu!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süper Lig’e yükselen Erzurumspor FK, Amed SK ve Çorum FK heyetlerini kabul etti Son Haberler

Fred in yeni takımı belli oldu! Bonservis kazandırarak gidiyor

Bodrum da ormanlık alanda kaybolan 5 genç kurtarıldı

Fred in yeni takımı belli oldu! İşte Fenerbahçe nin kazanacağı bonservis ücreti... Fanatik Gazetesi Fenerbahçe (FB) Haberleri Spor

Mısır Dışişleri Bakanı: Türkiye ve Mısır ilişkileri güçlü temellere dayanıyor

BDDK bir şirketin faaliyet iznini iptal etti Sözcü Gazetesi

Abdülkerim Bardakcı: Allah ın izniyle telafi edeceğiz!

İBB davasında 59. gün! Murat Ongun dan Frankenstein benzetmesi

İBB davasında 59. gün! Murat Ongun dan Frankenstein benzetmesi

Sondakika sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.

Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 59'u tutuklu, 414 sanıklı İBB Davası'nın duruşması, 59'uncu gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda devam ediyor. Duruşmada ilk olarak tutuklu sanık Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun savunma yaptı.

"ŞİMDİ SİZ BU CANAVARLA NE YAPACAĞINIZA KARAR VERECEKSİNİZ"

Ongun'un savunmasına yaptığı Frankenstein benzetmesi damga vurdu. Ongun, "Bu iddianame Dr. Frankenstein’ın eseri gibidir. Onun gibi saldırgan ve acımasızdır. Üstelik onu ortaya çıkaran kişi de eserinden tiksindiği için olsa gerek, onu terk etmiştir. Ankara'ya gitmiştir. Ankara'ya giderken de bu yaratığı sizin kollarınıza terk etmiştir. Sizden beklenen, adını iddianame diye okuduğumuz bu şeyi üzerimize salmanız ve bize zarar vermesini sağlamanızdır. 

Siz de şimdi kollarınıza atılan bu canavarla ne yapacağınıza karar vereceksiniz. Ya üstümüze salacak, ya da etiğin, ahlakın ama daha yücesi hakkaniyetin gereğini yapıp bu ucubeyi yok edeceksiniz. Bizim için tüm bu zaman zarfı ise şunu sorarak geçti: 'Asıl canavar kim?'" ifadelerini kullandı. 

"HUKUK NE ACAYİP BİR ŞEYMİŞ"

Ongun, savunmasında şunları söyledi:

"9 Mart. Asrın davası başladı. Usul-esas tartışmaları, içtihat olmuş kararlara atıflar… Tenis maçı izler gibi başımız bir savunma sıralarına dönüyor, bir size. Kendi kendime, 'hukuk ne acayip bir şeymiş' diyorum. Aynı metin, farklı ağızlarda bambaşka yorumlanıyor. TCK'lar, CMK'lar, TTK'lar, Yargıtay ve AYM kararları havada uçuşuyor."

Avukatlar sayesinde bir cümle dilimize pelesenk oluyor: 'CMK 100 çok açık…' Avukatlar öyle sesleniyor heyete. Size bakıyorum. Belli ki o kadar da açık değil. Hukuk diyorum… Ne acayip bir şeymiş.

Sonra anlıyorum ki savcıların ve hakimlerin, her tartışmayı bir anda bitiren sihirli bir cümlesi var. İki kelime: 'İtiraz edersiniz.' Bu sihirli cümleyi ilk savcılık sorgumda tanıdım. Müthiş etkili bir cümle. 'İtiraz edersiniz' dendiği anda odada bir sessizlik oluyor. Cümlenin bitirici bir etkisi var.

Sayın Başkan, sizler kolay söylüyorsunuz ama bizim memlekette itiraz etmek kolay değil. Arkamda Avrupa'nın en büyük kentinin belediye başkanı, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Türkiye'nin birinci partisinin cumhurbaşkanı adayı oturuyor. O da birine itiraz etmiş. Sonuç malum.

"BU COĞRAFYADA İTAAT TERCİH EDİLİR"

Bu coğrafyada itiraz pek sevilmez. Pek tasvip edilmez. Onun yerine itaat tercih edilir. Sözü bile var: 'İtaat et, rahat et.' Konforlu bir alan. İnsanı rahat ettiriyor.

Bizim gibi umutsuz rahatsızlara ise ne gam. Biz itiraz etmeye devam ediyoruz. Neye? Haksızlığa. Adaletsizliğe. Adam kayırmaya. İkili hukuka. Partizanlığa. Gerçek yolsuzluğa. İtirazın sonu da işte huzurunuz.

"AYM'YE ÇEMİŞGEZEK ASLİYE CEZA DUDAK BÜKÜYOR"

Mesela Aanaya Mahkemesi (AYM) bir karar alıyor. Bir mahkeme kararını yanlış buluyor, düzelt diyor. Bu net bir itirazdır. Peki ne oluyor? AYM'ye, abartarak söylüyorum, Çemişgezek Asliye Ceza dudak büküyor.

'Özel vasfa haiz üye' diye bir kavramın ceza kanununda olmadığını gördük. Meğer yürürlükten kalkmış eski TCK'da varmış. Avukatlar itiraz ediyor. Ama yanlış olduğu yerde durmaya devam ediyor.

"CHP'YE DELİL OLAN, AK PARTİ'YE OLMAYABİLİR"

Bize burada delil diye HTS ve baz kayıtları soruluyor. Haklısınız. Savcılarımız delil listesine koymuş. Sonra aklıma Gaziantep Şehitkamil Belediyesi soruşturması geliyor. Geçen eylül ayında savcı bey soruşturmayı kapattı orada. 'HTS-baz delil mi olur?' dedi. Ama gördük ki o da bir süre şaşırmış. Şehitkamil Belediye Başkanı CHP'deyken delil olabilir diye düşünmüş. Başkan AK Parti'ye transfer olunca ise… 'Ne delili, hangi delil?' demiş.

Ben yine kendi kendime 'hukuk ne acayip bir şey' diye düşünürken anladım ki Türkiye'de hukuk artık bir kavram değil. Bir şey. Sadece bir şey. Evrensel formunu yitirmiş, açıklanamayan bir şeye dönüşmüş.

"BU İDDİANAME BİR KURGU ESER"

Bizde hukuk, tarifi zor bir 'bir şey' olmuş. Tıpkı bu iddianamede olduğu gibi. Resmi adı iddianame olan bu kurgu esere çeşitli isimler verildi.

'İftiraname' dendi. Doğru bir tanım. Ekrem Başkan, 'terfiname' dedi. O da haklı. Üstelik delilli. Sırası gelince ben de kendi tanımımı yapacağım. Ama şunu söyleyeyim: Madem bu çorbayı pişirdiler… Kötü de olsa içecekler.

"BENİM SAVUNMAMIN ADI: ŞÜPHE SAVUNMASI"

Benim savunmamın adı, şüphe savunması. Şüphe, sadece savcıların mesleki çıpası değil. Asıl, gazetecilerin mesleki çıpasıdır. Yani öz mesleğimin. Burada CV'mi anlatmayacağım. Çünkü Ekrem Başkan'dan sonra tüm yaşamı en çok bilinen, en şeffaf olan, her daim medya radarında bulunan, yaptığı her işe fener tutulup incelenen ikinci kişi benim.

27 Mart 1996'da stajyer muhabir olarak başladığım mesleğimde adına merkez medya dediğimiz en büyük kurumlarda görev aldım. O zaman bir NTV vardı. O da her yerde çekmezdi. Muhabirlikten yöneticiliğe kadar. O yüzden çevrem çok geniştir. Bugün 2 ayrı mahalle gibi bölünen medyada her 2 mahalleden de çok tanıdığım gazeteci vardır. Hepsi, kendini kabul ettirmiş isimler. Benden çok daha genç ve başarılı gazeteci kardeşlerimle de İBB'deki görevim sırasında tanıştım. Diyebilirim ki eski ve yeni dostluklarım mevcuttur.

"SONER YALÇIN'A, RUŞEN ÇAKIR'A TALİMAT VERDİĞİMİ İDDİA EDİYORLAR"

İddianamede Eylem 19 var, benim ta Ankara'dan tanıdığım gazeteci abilerim yargılanıyor. Güya benim talimatımla halkı yanıltıcı yayınlar yapmışlar. Üstelik benden para alarak. Bizim mesleği bilmiyor tabi, iddianameyi yazanlar. Belli ki havuz medyasındaki balıkları gazeteci sanıyor.

Bilseler, benim meslek büyüğüm olan Soner Yalçın'a, Ruşen Çakır'a, Şaban Sevinç'e Yavuz Oğhan'a talimat veremeyeceğimi öğrenirlerdi. Ancak, onların benim kulağımı çekme bana fırça atma hatta bana talimat verme hakları olduğunu da bilirlerdi. Hele ki onlara para karşılığı haber yaptırmayı teklif etsem önce sinkaflı bir küfrederler, ardından beni def ederler, hırsları geçmez inadına İmamoğlu aleyhine konuşurlar. Haklı da olurlar.

Mesleki kıdem, gazeteci abilerim olması onlara bu hakkı tanır. Bizde, mesleki konumun farklılaşması kıdem ilişkisini değiştirmez. Ezcümle iddianamede yazdığı gibi benim Yavuz Oğhan ile Barbaros Bulvarı'nda 11 farklı elektrik direğinin altında gizemli buluşmalar yapmama gerek yok. Adam arkadaşım. Ocakbaşı seviyor o. İstanbul ocakbaşı dolu. İki  gazeteci buluşacaksak oturup iki kadeh eşliğinde her şeyi konuşuruz. Daha önce yaptık, yine yapacağız.

"İDDİANAME BAĞIRA BAĞIRA 'SİYASET YAPIYORUM' DİYOR"

Şüphe gibi bize hakikati ulaştıracak bir diğer kavram doğru sorulardır. Doğru soru, yanıttan daha önemlidir. Bu iddianamede güya bazı yanıtlar var. Onların yanıt değil, iftira ya da saptırma olduğunu ancak doğru soruyu sorarak anlıyoruz.

Şüphe + Doğru Sorular ekseninde iddianameyi okudum. Sonuç, iddianame tepeden tırnağa sakat.

Dahası ve rahatsız edici olan şu: İddianame Türkiye'de ikili hukuk olduğunu ispat ediyor. İddianame ülkemizde seçkin ve özel insanların, biz fanilerle kanun önünde eşit olmadığını kanıtlıyor. İddianame bağıra bağıra 'siyaset yapıyorum' diyor.

Ben bu son paragrafı yazdığımda, yazar ekibinin lideri olan Sayın Başsavcı henüz Bakan olarak atanmamıştı. O atanınca 'bu dava siyasidir' söylemini terk etsem mi, diye düşündüm. Çünkü İmamoğlu Davası'nın göbekten siyasi dava olduğunu gösterecek, daha kuvvetli bir delilim yoktu.

Zaten, bakanlık performansında, Sayın Gürlek ne içten bir AK Partili olduğunu ortaya serdi. Şimdi ne yapmalıyım? Ne düşünmeliyim? Sayın Bakan Şubat ayına kadar; bağımsız, siyasete mesafeli, önyargısız bir hukukçuydu, savına inanmalı mıyım? Bir günde Ak Parti'yi bu kadar içselleştirdi diye mi düşüneceğim? Hayatın olağan akışına pek pek uymuyor.

"OLMAYANI SATIYORLAR"

İddianameye 'sakat' derken şunu kastediyorum: Ruhu arızalı. İçine konan beyan ya da sözde delilleri de iddianamenin uzuvları olarak görürsek, onlar da sakat.

19 Mart sabahı İBB'nin en küçük bütçeli şirketi Medya AŞ odağında başlayan bu soruşturma girdiği sudan çıktığında, içinde casusluk iddialarını barındıracak kadar absürtleşmiştir. Davalar değil, ancak siyasi mühendislikler içinde absürtlükler barındırır.

Propagandada bir kural vardır. Olmayan şeyler olanlardan daha güçlüdür. Buna gizemin gücü denir. Örnek; on milyonlarca insan açlık sınırında kazanç edinirken, sanayi dahil sektörler tarihinin en kötü günlerini yaşarken, vatandan umudu kesen yetişmiş insan gücü batı ülkelerine göç ederken ne diyoruz: Türkiye Yüzyılı!

Olmayan şey olandan daha güçlü göründüğü için diyorlar. Ne diyorlar? 'Yüzyılın Soruşturması - Asrın İddianamesi.' İşte bu iddialı tanımlamanın nedeni de bu: Olmayanı satıyor.

"BİZE REAL MADRID'İ ANLATTILAR, SAHAYA SİİRT KÖY HİZMETLERİ SPOR'U ÇIKARDILAR"

 İddianamenin 72. Sayfası. Bu iddianamenin özeti niteliğinde ana fikrin anlatıldığı bölüm içinde yazarların, Necati Özkan anlatımı var.

Okuyorum: 'Kültür ve Medya AŞ yapılanmasında Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü belediye başkanlığından beri irtibat halinde olduğu çok güvendiği aynı zamanda siyasal danışmanlığını yapan örgüt üyesi Necati Özkan, örgütün akıl hocası konumundadır…'

İddia makamı tespitinde doğruysa, haklıysa bu betimlemeden doğal olarak şu sonuçlar çıkar.

Necati Özkan örgütün Kültür-Medya AŞ yapılanmasında yer alır. Peki öyle mi? Hayır. Necati Özkan örgütün akıl hocasıdır. Peki öyle mi? Hayır.

Necati Özkan örgütün tüm ihtilaflarına çözüm bulan biridir. Açıkçası bize Real Madrid'i anlatıp sahaya Siirt Köy Hizmetleri Spor'u çıkarmışlar.

"BU İDDİANAME KAKAFONİDEN İBARET"

Necati Bey'e satın aldığı 1+1 evi soruyorsunuz da bunları sormuyorsunuz. Öyle olunca bu tuhaflık bende şüphe uyandırıyor.

Necati Bey, Casusluk soruşturmasında 24 Ekim 2025'te ifade verdi. İddianame bundan 18 gün sonra 11 Kasım'da çıktı.

Acaba dedim, bu iddianame farklı farklı ellerde, kalem oynatarak mı yazıldı? İçinde harmoni taşımayan bu metne, başka bilmediğimiz birileri mi katkı verdi diye düşünmedim değil. Çünkü, savcılarımız ortaklaşa kaleme almış olsa harmoni olurdu oysa kakafoniden ibaret.

Sayın Başkan; kurgu – hikaye deyince aklıma geldi. Yaklaşık 200 yıldır tüm dünyanın bildiği bir hikaye var. Bu hikayede kibrinin esiri olmuş biri, kendisini Yaradan'la kıyaslayacak kadar cüretkarlaşmıştır.  Bir gün sadece Tanrı'ya mahsus bir şey yapmaya kalkar. Bir yaşam formu yaratmaya karar verir. İşinde çok başarılı biri olsa da, etik ve ahlak sınırlarını çok aştığı için yaratmak istediği canlı, bir yaratık, bir ucube olarak ortaya çıkar.

Anlattığım hikaye Mary Shelley'nin yazdığı Dr. Frankenstein isimli korku hikayesidir. Evet, Dr. Frankenstein etiği ve ahlakın özünü unutup çıktığı yolda, kibriyle bir ucube yaratmıştır. Bu iddianame Dr. Frankenstein'ın eseri gibidir, onun gibi saldırgan ve acımasızdır.

Üstelik onu ortaya çıkaran kişi de eserinden tiksindiği için olsa gerek, onu terk etmiştir. Ankara'ya gitmiştir. Ankara'ya giderken de bu yaratığı sizin kollarınıza terk etmiştir. Sizden beklenen, adını iddianame diye okuduğumuz bu şeyi üzerimize salmanız ve bize zarar vermesini sağlamanızdır. Sizde şimdi kollarınıza atılan bu canavarla ne yapacağınıza karar vereceksiniz.

Ya üstümüze salacak, ya da etiğin, ahlakın ama daha yücesi hakkaniyetin gereğini yapıp bu ucubeyi yok edeceksiniz. Bizim için tüm bu zaman zarfı ise şunu sorarak geçti: 'Asıl canavar kim?'"

Muart Ongun savunmasına devam ediyor.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:67
embedKaynak:https://www.sondakika.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 30 Haziran 2026 14:46 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Kayseri de tramvayın çarptığı genç kurtarılamadı Son dakika haberleri

14 Ağustos 2026 01:38see175

RTÜK’ten dört dijital platforma üst sınırdan ceza

13 Ağustos 2026 15:21see170

AK Parti ye katılacağı iddia edilen Cemil Tugay kararını verdi: Kendime bir yol çizeceğim

14 Ağustos 2026 00:33see165

Dışişleri Bakanı Fidan: Mısır ile 15 milyar ticaret hedefine ulaşacağız

13 Ağustos 2026 20:51see160

İngiltere de yolcu treni raydan çıktı: Çok sayıda yaralı var Sözcü Gazetesi

14 Ağustos 2026 00:37see150

Beşiktaş, Vlahovic in imza töreninin saatini açıkladı! Taraftarlara ücretsiz

14 Ağustos 2026 00:15see150

Trump yönetimi bazı İHA ve bileşenlerinin ithalatına tarife getirdi Dış Haberler

14 Ağustos 2026 01:38see150

Kasklı saldırgan restoranda 2 kişiyi vurdu

14 Ağustos 2026 00:57see149

Türkiye ile Mısır arasında çeşitli belgeler imzalandı

14 Ağustos 2026 01:32see148

Balıkesir de korkutan orman yangını! Alevler yerleşim birimlerine sıçradı: 7 8 vatandaşımızı tahliye ettik

13 Ağustos 2026 18:36see147

Ünlü oyuncu Eftal Gülbudak hayatını kaybetti

13 Ağustos 2026 21:38see146

Çay içmeye giden ASKİ ekiplerinin vidanjörü yandı: Soruşturma başlatıldı

14 Ağustos 2026 00:32see146

Okan Buruk tan tepkilere yanıt: Statta negatif hava çok hızlı oldu!

15 Ağustos 2026 00:18see146

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süper Lig’e yükselen Erzurumspor FK, Amed SK ve Çorum FK heyetlerini kabul etti Son Haberler

13 Ağustos 2026 18:46see145

Fred in yeni takımı belli oldu! Bonservis kazandırarak gidiyor

13 Ağustos 2026 20:04see144

Bodrum da ormanlık alanda kaybolan 5 genç kurtarıldı

14 Ağustos 2026 04:58see144

Fred in yeni takımı belli oldu! İşte Fenerbahçe nin kazanacağı bonservis ücreti... Fanatik Gazetesi Fenerbahçe (FB) Haberleri Spor

13 Ağustos 2026 19:31see143

Mısır Dışişleri Bakanı: Türkiye ve Mısır ilişkileri güçlü temellere dayanıyor

13 Ağustos 2026 20:37see143

BDDK bir şirketin faaliyet iznini iptal etti Sözcü Gazetesi

14 Ağustos 2026 00:54see143

Abdülkerim Bardakcı: Allah ın izniyle telafi edeceğiz!

15 Ağustos 2026 01:52see140
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları