Ankara24.com
close
up
Hürmüz’den Gazze’ye Türkiye’den Sumud’a: ABD İsrail için denizin bittiği yer Yasin Aktay

Hürmüz’den Gazze’ye Türkiye’den Sumud’a: ABD İsrail için denizin bittiği yer Yasin Aktay

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.

Bugün Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, hiç kuşkusuz sadece savaşların kronolojisiyle veya aktörlerin mevcut konumlarıyla açıklanamaz. Belki 7 Ekim Aksa Tufanının tetiklediği ve nihayetinde bütün düzenin başlangıç noktasından fersah fersah uzaklaşmış olacağı dinamik bir süreç. Trump’ın söylemlerindeki dakikalık değişimler basitçe Trump’ın kendine özgü üslubuna verilecek tutarsızlıklar olmaktan da öte bu dinamik sürece cevap verme telaşında sergilenen doğal refleksler olarak görülebilir. Hürmüz Boğazı’nda

Bugün Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, hiç kuşkusuz sadece savaşların kronolojisiyle veya aktörlerin mevcut konumlarıyla açıklanamaz. Belki 7 Ekim Aksa Tufanının tetiklediği ve nihayetinde bütün düzenin başlangıç noktasından fersah fersah uzaklaşmış olacağı dinamik bir süreç.

Trump’ın söylemlerindeki dakikalık değişimler basitçe Trump’ın kendine özgü üslubuna verilecek tutarsızlıklar olmaktan da öte bu dinamik sürece cevap verme telaşında sergilenen doğal refleksler olarak görülebilir.

Hürmüz Boğazı’nda düğümlenen enerji krizi, Gazze’de süren yıkım, Güney Lübnan’da devam eden askeri denge ve uluslararası sularda dahi kendini gösteren İsrail müdahaleciliği, çok daha derin bir dönüşümün işaretleridir: Bölge, dışarıdan dayatılan bir düzenin sınırlarına ulaşmış ve kendi stratejik aklını üretme eşiğine gelmiştir.

KÖRFEZ’DEKİ YENİ İRADE: HÜRMÜZ ARTIK SADECE BİR DENİZ GEÇİDİ DEĞİLDİR

Bu dönüşümün en kritik göstergelerinden biri, Hürmüz krizine verilen Körfez tepkisidir. 28 Nisan’da Cidde’de gerçekleştirilen olağanüstü istişare zirvesinde

Körfez liderlerinin yaklaşımı, klasik kriz yönetiminin ötesine geçerek, baskıyı bir fırsata dönüştürme iradesini ortaya koydu.

Artık Hürmüz sadece bir deniz geçidi değildir; bölgenin kendi kaderini tayin edip edemeyeceğinin sınandığı bir jeopolitik laboratuvardır.

Körfez liderleri bir bakıma sorunu, Hürmüz’ün kontrolünün ötesinde algılayıp, Hürmüz’e bağımlılığın ortadan kaldırılması noktasına uzanan bir ufka açılmış görünüyorlar.

Körfez ülkelerinin gündeme aldığı alternatif boru hatları, kara lojistik ağları ve ortak stratejik stok sistemleri, klasik deniz gücü teorilerini tersine çeviren bir yaklaşımı temsil etmektedir. Artık mesele, bir geçidi kontrol etmek değil; o geçidin silah olarak kullanılmasını imkânsız kılmaktır.

ABD KÖRFEZ’İN KORUYUCUSU DEĞİL TEHDİDİDİR

Bu yaklaşım, aslında bölgesel bir paradigma değişimine işaret etmektedir. Amerikan-İsrail ekseni askeri gücüyle sonuç almaya çalışırken, bölge aktörleri ilk kez

yapısal caydırıcılık

üretmeye yönelmektedir. Bu, sadece bir savunma refleksi değil; aynı zamanda yeni bir düzen kurma iddiasıdır ve görünen kadarıyla sadece İran’a karşı değil, ABD’ye karşı da bir tedbirdir.

Bölge ülkeleri halen ilişkilerini belli bir düzeyde tutuyorsa da şu ana kadar kendilerine yönelen asıl tehdidin ABD ve İsrail ekseninden geldiğini çok iyi idrak etmiş durumdalar.

İran Körfez için değil ABD’nin bölgedeki yayılmacı ve sömürgeci varlığı için bir tehdit olabilir ve Körfez ülkeleri için bir tehdit olması bile ancak ABD’nin Körfez ülkelerini kendine kalkan olarak kullanmasından kaynaklanıyor. ABD’nin varlığının veya koruma gücünün Körfez’e sağladığı hiçbir avantaj yoktur.

Körfezi koruyan kötü köpek gibi, tek yaptığı şey sürüye kurdu getirmek. Körfez’in böyle bir koruyucuya ihtiyacı yoktur.

Cidde’deki toplantıda bunlar kuşkusuz açıkça konuşulmadı ama bu tablonun giderek o toplantı masasında çok daha fazla netleştiği anlaşılıyor.

Bu tablo netleştikçe sadece bölge için değil bütün Türk-Arap İslam Birliği için yeni bir ufuk da açılmaktadır.

Körfez’in bugün geldiği nokta Gazze, Lübnan, Libya ve Sudan’daki sıkışmışlıkların kökenindeki Siyonist parmağın giderek Arap varlığı ve birliğine İran’dan daha büyük bir tehdit oluşturduğuna dair ciddi bir farkındalık. Bu farkındalık mevcut olanları giderek kadük hale getirmek üzere onu yeni siyasetlere ve oluşumlara zorluyor. En somut arayış olarak şimdilik Hürmüz’e olan bağımlılığı azaltacak yollara sevk ediyor.

Bu noktada Türkiye’nin önemli bir imkan ve ufuk sunduğu çok açık.

TÜRKİYE’NİN KURUCU MİSYONU

Malum, Türkiye, Karadeniz Tahıl Koridoru ile savaş şartlarında bile küresel tedarik zincirlerini koruyabilen bir model geliştirmişti. Bugün benzer bir model, Hürmüz’den Gazze’ye uzanan hatta uygulanabilir. Ancak bu kez mesele sadece teknik arabuluculuk değil; daha geniş bir

Türk-Arap stratejik bütünleşmesi

nin inşasıdır.

Çünkü bugün açıkça görülmektedir ki, Arap Birliği tek başına bu yükü taşıyamamaktadır. Aynı şekilde İslam İşbirliği Teşkilatı da mevcut haliyle siyasi etki üretmekten uzaktır. Buna karşılık sahada ortaya çıkan gerçeklik farklıdır: İran’ın direnci, Filistin’in sürekliliği, Lübnan’daki denge ve Körfez’in stratejik yeniden konumlanışı, parçalı ama potansiyel olarak birleşebilir bir güç alanı yaratmaktadır.

Bu alanın kurumsal karşılığı henüz yoktur.

İşte Türkiye’nin tarihsel misyonu

tam da burada ortaya çıkmaktadır:

Arap Birliği ile İslam dünyasını, enerji güvenliği, ticaret, lojistik ve insani diplomasi üzerinden birbirine bağlayan yeni bir bölgesel akıl üretmek.

SUMUD: İSRAİL-ABD İÇİN DENİZİN BİTTİĞİ YER

Sumud Filosu

’nun yeni girişimi ve buna karşılık İsrail’in Yunanistan sularındaki müdahalesi İsrail-ABD eksenli dünya için denizin bitmekte olduğunu gösteriyor.

Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı hedefleyen bu tür filolar, sadece yardım taşımaz; aynı zamanda uluslararası sistemin vicdanını ve meşruiyetini de sahaya taşır. İsrail’in bu gemilere uluslararası sularda ya da Yunanistan’a yakın alanlarda müdahale etmesi ise bir güç gösterisi değil, aksine bir

stratejik sıkışmışlık belirtisidir.

Çünkü gerçek güç, sivil bir yardım gemisinden korkmaz. Bu müdahaleler, İsrail’in askeri kapasitesinden ziyade siyasi meşruiyetinin aşındığını göstermektedir.

Denizlerde bile insani girişimleri engellemeye çalışan bir aktör, aslında kara savaşında elde edemediği sonucu hukuku ihlal ederek telafi etmeye çalışmaktadır.

Bu durum, daha geniş bir gerçeği açığa çıkarır: Amerikan-İsrail ekseni hâlâ güçlü olabilir, ancak artık

sonuç üretme kapasitesi zayıflamaktadır.

Gazze’de sonuç yok. Lübnan’da kesin üstünlük yok. İran’da rejim değişikliği mümkün değil. Hürmüz’de kontrol mutlak değil.

BÖLGE İÇİN DENİZİN BAŞLADIĞI YER

Buna karşılık bölge, ilk kez farklı bir yönde hareket etmektedir.

Cidde’de ortaya çıkan vizyon, enerji yollarını çeşitlendirme, kara bağlantılarını güçlendirme ve ortak stratejik stoklar oluşturma yönünde somut adımlar içermektedir. Bu, sadece Körfez’in değil, bütün bölgenin kaderini değiştirebilecek bir adımdır.

Bu noktada Türkiye’nin önerdiği model, bu parçaları birleştirebilir

: Hürmüz merkezli enerji güvenliği girişimi, Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan kara ve demiryolu ağları, Gazze için kalıcı insani koridorlar ve Arap ve İslam dünyası arasında koordineli diplomasi

Bu dört unsur birleştiğinde ortaya çıkan şey, klasik bir ittifak değil; yeni bir medenî jeopolitiktir.

Bu jeopolitik, askeri bloklara dayanmaz; aksine bağımlılıkları azaltarak özgürlük alanını genişletir. Hürmüz’e bağımlılığı azaltan Körfez stratejisi ile Türkiye’nin lojistik merkez vizyonu birleştiğinde, bölge ilk kez dış güçlerin belirlediği değil, kendi kurduğu bir düzene yaklaşabilir.

Sonuç olarak bugün yaşananlar bir krizler toplamı değildir; bir

kurucu momenttir.

TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ SORU

Trump’ın çelişkileri, İsrail’in saldırganlığı ve küresel sistemin tıkanması, eski düzenin çöktüğünü göstermektedir. Buna karşılık Cidde’de şekillenen yeni stratejik akıl, sahadaki direniş dinamikleri ve Türkiye’nin bu süreçteki konumu alternatif bir düzenin mümkün olduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye’nin önündeki soru artık şudur: Bu yeni düzenin pasif bir izleyicisi mi olacak, yoksa kurucu aktörü mü?

Cevap, yalnızca diplomatik tercihlerde değil; bölgeyi birleştirecek vizyonun cesaretle ortaya konmasında yatmaktadır. Çünkü artık mesele sadece Hürmüz, Gazze ya da Lübnan değildir. Mesele, Arap ve İslam dünyasının

kendi kaderini kendi elleriyle yazıp yazamayacağıdır.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:119
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 02 Mayıs 2026 04:07 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Kılıçdaroğlu ile aday öğrenci arasında çarpıcı diyalog: Siyaset tehlikeli bir şey Sözcü Gazetesi

31 Temmuz 2026 00:33see204

Carlos Espi, Real Madrid ile anlaştı!

31 Temmuz 2026 00:02see200

Borsa İstanbul’da gong Masfen Enerji için çaldı

31 Temmuz 2026 01:01see198

Miraçıların yıllardır beklediği kanun çıktı Son Haberler

31 Temmuz 2026 02:15see195

Trump ilan etti! Resmen silah bıraktılar, İsrail geri çekilecek! Sürpriz Türkiye detayı

31 Temmuz 2026 01:58see194

UEFA Avrupa Ligi nde ikinci eleme turu maçları tamamlandı!

31 Temmuz 2026 00:22see190

John Stones, Inter’e transfer oldu!

31 Temmuz 2026 00:02see189

Kur endişesi hesapları dövizle doldurdu Sözcü Gazetesi

31 Temmuz 2026 04:53see184

Kastamonu da ormanlık alana düşen yabancı cismin patlaması sonucu yangın çıktı Kastamonu Haberleri Habertürk Yerel Haberler

31 Temmuz 2026 01:26see183

Resmi Gazete de yayımlandı: En düşük emekli aylığı 23 bin 552 lira oldu

31 Temmuz 2026 01:01see179

Gerçek Fikri Ne? 30 Temmuz 2026 (Yeni Parti CHP den Farklı Mı?)

31 Temmuz 2026 04:03see175

CHP’li eski vekil hayatını kaybetti!

31 Temmuz 2026 04:22see173

Fatih Terim’in suçu ne? Sözcü Gazetesi

31 Temmuz 2026 00:05see167

BETİMAR anket sonuçlarını ilk kez ÜLKE TV canlı yayınında açıkladı! Yeni Parti ye anket şoku

31 Temmuz 2026 02:40see167

Filistin Esirler Cemiyeti: İsrail cezaevlerindeki Filistinlilere yönelik tıbbi ihlaller tüm şiddetiyle sürüyor

31 Temmuz 2026 00:03see166

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Lübnan Silahlı Kuvvetlerine desteğimiz sürecek

30 Temmuz 2026 18:20see164

Bursa da Soruşturma: Bozbey ve 62 Sanık Yargılanıyor

31 Temmuz 2026 01:47see161

Bakan Çiftçi: Türkiye Yüzyılı, eserlerin yükseldiği kadar şahsiyetlerin de yetiştiği asır olacak

30 Temmuz 2026 15:20see161

Donald Trump: Hamas silahsızlandırılacak Dış Haberler

31 Temmuz 2026 01:41see160

İsrail den beklenmedik Türkiye açıklaması! Netanyahu kafayı yiyecek: Türkler bölgeyi...

31 Temmuz 2026 19:09see146
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları