Ankara24.com
close
up
Hakk ehline…Gözlemlerim ve önerilerim! (1)

Hakk ehline…Gözlemlerim ve önerilerim! (1)

Halktv sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.

“Faydası olmayan bahardan yazdan
Yüce dağ başının kışı makbuldür
Cahilin yaptığı sohbetten sözden
Alimin hayali düşü makbuldür”

Aşık Hüdai

Yaklaşık kırk yıllık bir geçmişe sahip olan Alevi örgütlenmesi üzerine son dönemde artan tartışmaları yalnızca kongrelerde, toplantı salonlarında ya da raporlarda değil; gündelik hayatın içinde, cemevlerinde, dernek koridorlarında, cenaze erkanlarında, panellerde, hatta sosyal medya tartışmalarında gözlemliyorum. Uzun süredir Alevi örgütlenmesinin hem içinden hem de kıyısından bakabilen biri olarak gördüğüm manzara, ne yazık ki büyük özverili emeklerle kurulan bu yapıların toplumun gereksinimlerine cevap vermekte oldukça uzaklaştığına tanık oluyorum.

Kaleme aldığım bu yazı gündelik ilişkilerin, küçük diyalogların, sessizliklerin, kırgınlıkların ve umut kırıntılarının toplamıdır.

***

Kentlere ve Avrupa’ya yoğun göçlerden sonra Alevilerin yaşadığı dönüşümü birebir gözlemleme olanağım oldu. Köyden kente taşınan ailelerin çocukları, apartmanlarda, okullarda, işyerlerinde çoğunlukla Sünni bir çevrenin içinde büyüdü. “Sen namaz kılmıyor musun?”, “Gerçekten mum söndü yapıyor musunuz?”, “Ramazan Orucu tutuyor musunuz?” gibi soruların yarattığı incinmeyi sayısız kez duydum. Bu sorular bazen masum bir merak gibi sorulsa da çoğu zaman bir ötekileştirme içeriyordu. Hatta okullarda bazı öğretmenlerin de inanç konusunda tacizane bir tutum içinde olduğunu da biliyorum.

Ancak şunu da gördüm: Alevi örgütleri bu gündelik ayrımcılık biçimlerine karşı her zaman güçlü ve sürekliliği olan bir dayanışma ağı kuramadı. Büyük siyasal konularda açıklama yapmakta daha cesur olan bu yapılar, bireyin günlük hayatta yaşayarak karşılaştığı küçük ama yıpratıcı dışlanmalara karşı çoğu zaman sessiz kaldı, görmezden geldi. Oysa kimlik mücadelesi yalnızca anayasal statü talebiyle değil, mahalledeki, sokaktaki, okuldaki bakışla da ilgilidir.

***

Son yıllarda farklı şehirlerdeki cemevlerine ve derneklere gittiğimde sıkça duyduğum bir cümle var: “Bizim adımıza konuşuyorlar ama bizi dinlemiyorlar. Hatta biz dışlıyorlar” Bu söz özellikle gençler ve kadınlar tarafından dile getiriliyor.

Alevi örgütlerinin büyük fedakarlıklarla kurulduğunu biliyoruz. O dönemin koşullarında bu yapılar, Hakk’a yürüyen canların cami avlusunda cenaze erkanı için bekleyen canlara cami cemaatinden bazılarının yaptığı hakaretlerden kurtararak hayati bir işlev gördü. Daha da önemlisi farklı bölgelerden kentlere gelen Alevi canların toplumsal kaynaşmasına, dayanışmasına önayak oldu. Ancak bugün aynı yapıların giderek yozlaştığını, gettocu dar bir çevre tarafından yönetildiğini, karar mekanizmalarının şeffaf olmadığını ve yeni kuşaklara alan açmakta direnildiğini gözlemliyorum.

Yönetim kurullarında yıllardır değişmeyen isimler, doğal olarak bir tür alışkanlık ve konfor alanı yaratıyor. Lakin bu durum, dinamizmi azaltıyor. Kurumsallaşma yerine şahsilik öne çıktığında, eleştiri kişisel algılanıyor; oysa eleştiri kurumsal yapılanmaya yöneliktir.

***

Beni en çok sarsan gözlemlerimden biri ise Alevilik içindeki görünmez hiyerarşiler oldu. Abdallar, Çingene Aleviler, Arap Aleviler ya da bölgesel olarak farklı gelenek-göreneklere sahip topluluklar, çoğu zaman ilgi gösterilip merkeze alınmıyor. Bir cemevinde söz alıp kendi kimliğini ifade eden bir Abdal’ın, bir Arap Alevi’nin, salondaki huzursuzluğunu hissettiğim anları unutamıyorum.

Toplumsal yaşamda yeni geldiğinde “Biz 72 millete bir nazarda bakarız”, “İyiler iyidir” sözlerini sıkça tekrar ediyoruz. Lakin gündelik pratikte bu eşitlikçi bakışın gerçek hayatta karşılığının olmadığını gördüm. ‘İyiler’e değer verilmediği de biliniyor. Tahtacılar ya da Çepniler birçok örgütün doğal bileşeni gibi görülmüyor. Hemen hemen tüm cemevlerinde Dersim bölgesi (salt Tunceli değil) aşiretlerinin egemenliğine tanık oldum. Sanki görünmez bir merkez var ve o merkeze yakın olanlar daha meşru kabul ediliyor.

Yüzyıllarca ayrımcılığa uğramış bir toplumsal yapı kendi içinde benzer mekanizmaları üretmesi, acı ama gerçek.. Üstelik çoğu zaman bunun farkında bile değiller diye düşünüyorum.

Aslında bugünkü Alevi örgütlülüğünün kadroları statükoyu koruyan ve değişime karşı direnen bir konumdalar. Eleştiriye tahammülü olmayan ve özeleştiri kültüründen yoksun bu kişilikler, Alevice ‘Dar-ı Didar’ olmayı da içlerine sindirememektedir. Bu da önemli bir sorun olarak orta yerde duruyor.

***

Erkek egemen bir toplumsal örgütlenmenin büyük sorunlar yarattığını gördük, biliyoruz. Yönetimi ele geçiren ve ne oldum delisi olan küçük burjuva hastalıkları taşıyan kariyerist kişiliklerle bu yapılar her zaman zaaflara gebedir. Adları yolsuzlukla anılan, halkın bağış paralarını çarçur etmekle suçlanan, Avrupa Birliği Fonları’ndan alınan paraların hesabını veremeyen, örgütlü kötülük kültüründen beslenen hot-zotçu kişilerin egemen olduğu Alevi örgütlülüğü bir çıkmazın içine girmiş, toplumsal desteği yitirmiştir. Alevi Yol Öğretisi’ne aykırı olan bir anlayışla yürütülmeye çalışılan örgüt yöneticiliği siyasal hegemonik bir güce dönüşmüştür. Kötü işlerle anılan yöneticilerin elinden Alevilik zar ağlıyor.

Hatta bazı şahsiyetler de kendilerini muteber gösterip, itibar sahibi olmak için tabela dernekler bile kuruyorlar. Ve bu tabela dernekleri federasyonum diyen örgütler tarafından (üye dernek sayısını fazla göstermek için) üye de kabul ediliyor. Böyle çarpık bir yapılanma olduğunu özellikle söylemek istiyorum.

***

Sonuç itibarıyla, Alevi örgütlenmesi bugün tarihi bir yol ayrımının eşiğindedir. Kırk yıl önce büyük bedellerle ve "bir lokma bir hırka" samimiyetiyle temeli atılan bu yapılar, ne yazık ki bugün hantallaşmış, şeffaflığını yitirmiş ve kendi içinde yeni "ayrışmalar" yaratarak toplumu dışlayan bir statükoya dönüşmüştür. Gençlerin sesini duymayan, kadının emeğini yönetim organlarından dışlayan ve "72 millete bir nazarla bakma" ilkesini tabela dernekçiliğine kurban eden bir anlayışla daha fazla yol alınamayacağı aşikardır.

Kurtuluş tabelalarda, fonlarda ya da koltuklarda değil, Aleviliğin özündeki "Dar-ı Didar" olma kültüründedir.

Örgütlerimizin yeniden canlanması ve toplumsal güveni tesis etmesi için atılması gereken adımlar artık birer tercih değil, zorunluluktur:

Bağışlardan fonlara kadar her kuruşun hesabı verilmeli, "Yolsuzluk" ile Alevilik kelimeleri aynı cümlede dahi geçmemesi için bir denetim mekanizması kurulmalıdır.Yönetimler birer "emekli kulübü" olmaktan çıkarılmalı; dijital çağın içine doğan gençlerin ve nüfusun yarısı olan kadınların karar alma süreçlerinde gerçek söz sahibi olmaları sağlanmalıdır.Dersim bölge merkezli algıdan sıyrılıp, Abdal’ından Arap Alevisi’ne, Çepni’sinden Tahtacı’sına kadar tüm renkler, ast-üst olmaksızın Hakk sofrasının eşit sahibi kılınmalıdır.Siyasal ajitasyonun ötesine geçilmeli, okulda, iş yerinde ve sokakta ayrımcılığa uğrayan her bir "can"ın yanında duracak güçlü bir hukuki ve toplumsal dayanışma ağı örülmelidir.

***

Unutulmamalıdır ki; kişilerin hırsları geçici, Yol bakidir. Aleviliği "zar ağlatan" bu çarpık yapıdan kurtaracak olan yine bu halkın sağduyusu ve özündeki adalet duygusudur. Kurumlar bu yozlaşmadan arındırılıp yeniden "rızalık" esasına dayalı bir öze kavuşturulmazsa, sadece bugünü değil, geleceği de kaybetmeye hizmet edilir.

Gelin, geç olmadan öze dönelim; kibri kenara bırakıp, barışı ve adaleti önce kendi hanelerimizde, inanç merkezlerinde inşa edelim.

Çünkü biliyoruz ki: İyiler iyidir!

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:121
embedKaynak:https://halktv.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 26 Şubat 2026 05:05 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Döviz bürosuna soyguna giden hırsız hayatının şokunu yaşadı Sözcü Gazetesi

28 Ağustos 2026 00:51see178

Rusya dan vazgeçtiler! Türkiye merkezli bölgede yeni bir ittifak doğuyor

28 Ağustos 2026 04:16see166

Tek bir açıklamayla her şey değişebilir: Altında gözler Jackson Hole’da

27 Ağustos 2026 17:28see164

İletişim Başkanı Duran: Bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyenler Türkiye nin yürüyüşüne engel olamayacak

27 Ağustos 2026 12:49see154

Gaziantep’ten İtalya’ya uzanan gurur! Kaan Efe Kaya tarih yazdı

27 Ağustos 2026 17:42see152

Yerli ve milli MMT 76 dan büyük başarı: Helikopter kullanımına hazır!

27 Ağustos 2026 17:22see151

Leon Goretzka, Aston Villa ya transfer oldu!

27 Ağustos 2026 19:20see150

Emre Altuğ’un gözlerden uzak aşkı davette ortaya çıktı: Sevgilisiyle yan yana Sözcü Gazetesi

27 Ağustos 2026 15:53see150

IMF Başkanı Georgieva: Sabitcoinler küresel finans için yeni riskler getirebilir

29 Ağustos 2026 00:31see150

Karadeniz’de savaş gerilimi etkili oluyor: Buğday fiyatları 3 yılın zirvesinde

27 Ağustos 2026 16:36see150

Türk dizileri zirvede: ABD ve Hindistan ı geride bıraktı

27 Ağustos 2026 17:56see148

Bu yıl herkes bizi izleyecek Sözcü Gazetesi

29 Ağustos 2026 00:13see148

Bakan Güler, üst rütbeye terfi eden personel için düzenlenen törene katıldı

28 Ağustos 2026 19:55see148

Galatasaray ve Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oluyor! Kura çekimi canlı yayın Sözcü Gazetesi

27 Ağustos 2026 19:02see147

Sevdan Bir Ateş in yayın tarihi belli oldu

27 Ağustos 2026 21:15see145

Suriye de bomba kararname: Ahmed Şara, Mazlum Abdi yi atadı

28 Ağustos 2026 01:21see144

Dursun Özbek ten Şampiyonlar Ligi yorumu: Galatasaray alışık!

27 Ağustos 2026 20:39see144

Adana da Gelinlikçi Mağazası Yangını

27 Ağustos 2026 19:41see143

Viyana da Mısır Kraliçesi nin Elmas Kolyesi Çalındı

29 Ağustos 2026 01:52see142

Komşu duyurdu: 4 gün kaldı, tüm askerler çekilecek!

27 Ağustos 2026 16:08see142
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları