Google ve Meta’ya karşı telif hamlesi! Milyarlarca liralık musluk kesiliyor
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
Son dönemde Türkiye’de giderek daha yüksek sesle tartışılmaya başlanan Dijital Telif Yasası, çoğu zaman platformlar arasındaki gelir paylaşımı başlığı altında tartışılıyor olsa da meselenin aynı oranda ciddi farklı boyutları da mevcut. İstanbul Atlas Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Begüm Aylin Önder, Milliyet.com.tr'nin sorularını yanıtlarken söz konusu düzenlemenin çok daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Önder’e göre gündemdeki teklif, basit bir kopyalama engeli değil, aynı zamanda "platform ekonomilerindeki adaletsizliği" hedef alan bir girişim olarak lanse edilmeli.
Dijital platformların artık yalnızca birer dağıtım kanalı olmadığını, yapıları gereği aynı zamanda ekonomik egemenliğin merkezlerine dönüştüğünü ifade etmek mümkün. Fakat günümüzde içerik yerelde üretiliyor. Örneğin bir gazetecinin haberi, bir dijital sanatçının eseri ya da bir video üreticisinin içeriği kullanıcıların karşısına çıkıyor. Ancak bu üretimden doğan reklam geliri, veri değeri ve ekonomik kazanç büyük ölçüde küresel platformların bilançosuna yazılıyor. Önder, tam da bu noktada “yaratıcı emek ile ekonomik karşılık arasındaki kopuşun” dijital telif tartışmalarının merkezinde yer aldığını söylüyor.
Doç. Dr. Önder, bu bağlamda Dijital Telif Yasası’nın temel amacı değerlendirilirken, düzenlemenin teknik bir “kopyalama engeli” olarak okunmaması gerekiyor ve “Bu düzenlemeye yalnızca kopyalamanın önlenmesi gibi teknik bir çerçeveden bakmak eksik olur. Burada asıl vurgu, platform ekonomilerinde adil bir paylaşımın sağlanmasıdır” diyor.
VERİLERİN KİMDE TOPLANDIĞI ÇOK ÖNEMLİ
Dijital telif tartışmalarının merkezinde aslında ekonomik egemenlik kavramı yer alıyor. Bu işin verilerin güvende tutulması kadar aynı zamanda ekonomik yönü de oldukça önemli. Her yıl milyarlarca lira, yabancı sermayeye ait firmaların kasasına doluyor. Bu kavramı, “kimin ürettiği, kimin ölçtüğü ve kimin fiyatlandırarak kâr hanesine yazdığı” sorularıyla açıklayan Önder, dijital platformların artık yalnızca dağıtım aracı olmadığını vurguluyor: “Günümüzde platformlar sadece içerik dağıtan yapılar değil; değerin kimde toplandığını gösteren ekonomik aktörler hâline geldi.”
Yerelde üretilen içeriklerin ekonomik karşılığının küresel platformlara aktarıldığını belirten Önder, ortaya çıkan tabloyu ise yapısal bir boşluk olarak tanımlıyor.
“Daha açık ifade edersek, sizin bir platform için ürettiğiniz içerik ilgili platformda bir trafik oluşturuyor, platform bunu reklam alanına çeviriyor ve kullanıcının davranışlarından da veriler topluyor. Bakıldığında yaratıcı üretim yerel olmasına rağmen ekonomik değer o platform hanesine yazılıyor. Artık ürettiğiniz içeriğin ekonomik getirisi üretim coğrafyasından kopuyor, bu dijital ekosistem için dijital mekândan, ayrışıyor. Bahsettiğimiz telif düzenlemesinin hedefinde işte bu ayrışmayı hukukî müzakere ile dönüştürme süreci. Düzenlemenin “adil paylaşım” dediği şey platform ekonomilerindeki asimetriyi önemli ölçüde giderme amacına sahip. Nitekim bunun somut açıdan dünyadan örnekleri de mevcut. Kanada Online News Act ile platformların yeniden masaya oturması ya da Fransa Rekabet Otoritesi’nin (Autorité de la concurrence) Google’a ilişkin kararları bu noktada öğretici. Nitekim bu örnekler platform ve içerik üreticisi arasındaki ilişkinin hukukî açıdan yeniden tanımlanabildiğinin de göstergelerinden sayılabilir.”
DİJİTAL TELİF YASASI NEYİ AMAÇLIYOR?
Dijital Telif Yasası’nın asıl hedefi, bu ayrışmayı hukukî bir düzene oturtabilmek ve dönüşümü daha sağlam bir temel üzerine oturtmak. Düzenlemenin ekonomik boyutu olduğu kadar içerik üreticileri ile platformlar arasındaki ilişkiyi dengeleme amacı da bulunuyor. Ayrıca Dijital Telif Yasası’nın yalnızca haber yayıncılarını kapsamadığını da vurgulamak gerek. Doç. Dr. Begüm Aylin Önder, telif hukukunun merkezinde “eser” kavramının yer aldığını belirtiyor ve “Telif hukuku esere odaklanır. Bu açıdan düzenleme ister 'haber', ister 'sanat' desin, dijitalde fikri çaba ile üretilmiş her ürün bir eserdir. Bu kapsamda da dijital telif üzerine yapılan düzenlemeler evet dijital eser üreten sanatçıyı da oyun stüdyolarını da UI/UX tasarımcılarını da ilgilendirir. Mesela oyun sektörü bağlamında bunu somut olarak açıklayabiliriz" diye devam ediyor.
Oyun sektöründe Steam, App Store ve Google Play gibi platformları ele alalım. Önder'e göre tüm bu platformlar yalnızca satış kanalı olarak ele alınmamalı. Bu mecralar aynı zamanda görünürlüğü yöneten sistemler sunuyor, keşif mimarileri üzerinden görünürlüğün nasıl dağıtıldığını belirleyen yapıları oluşturuyorlar.
"AppStore, Steam ya da GooglePlay bu dev dağıtım mecraları sadece bir satış kanalı değil; aynı zamanda keşif mimarisi üzerinden görünürlüğün nasıl dağıtıldığını gösteren sistemlerdir. Bu tür mecralarda, oyunun içerik ve kalite açısından "iyi" olması elbet önemli ancak görünürlüğün sürdürülebilir olması genellikle keşif ya da vitrinleme mekanikleri ile de ilişkilidir. Örneğin, bir oyun çıkarttığınızda, Steam'da "yeni çıkanlar"da oyununuzu görüyorsunuz. Ancak burada önemli olan sürekliliğiniz ve daha iyi görünürlük kazanmanızdır. Başka bir ifadeyle ilgili oyuncu sizin o ürününüzü satın almalı, oynamalı, wishlist'e eklemelidir. Bu açıdan Steam'in keşif/görünürlük sistemine ilişkin rehberler görünürlük dinamiklerinin nasıl çalıştığını bize gösterir. Söz konusu algoritmik keşif sistemleri tasarımcıyı/üreticiyi pratikte iyi oyun yapmaktan ötede bir noktaya itiyor. Platform algoritmalarını bilen, ona uyum gösteren bir sunum estetiği yaratmaya…"
Sözlerine "Bu platform bağımlılığı, tasarımı 'özgürlük' alanından 'optimizasyon' alanına taşıyor" tespitinde bulunarak devam eden Doç. Dr. Önder, "Söz konusu gündemdeki teklif ile dijital dünyadaki telif ilişkilerini yeniden düzenlenerek aslında şeffaf bir gelir modelinin oluşturulması hedeflenmekte. Bu düzenleme eser sahiplerine hem maddi hem de manevi haklar bağlamında bir güvenli bir alan yaratacağını söylemek mümkün" ifadelerini kullanıyor ve devam ediyor:
"Düzenlemenin etki alanı da oldukça kapsamlı. Yani sosyal medya platformları, haber yayıncılarının yanı sıra eser sahipleri ve telifli içeriklerini veri olarak kullanan ve buna bağlı yeni içerik üreten yapay zekâ sistemleri de bu kapsamda yer alıyor. Bu öneri kapsamında ilgili sistemleri eğiten yaratıcı emek ve hak kayıplarını telafi edebileceğini bedelsiz hammadde olamayacağı şeklinde de yorumlayabilir; yerli üretici emeğinin kültürel ve aynı zamanda ekonomik değerinin korunması olarak konumlandığını okuyabiliriz.”
Bir oyunun kaliteli olmasının tek başına yeterli olmadığını ifade eden Önder, “Sürdürülebilir görünürlük, büyük ölçüde algoritmik keşif ve vitrinleme mekanikleriyle ilişkilidir” sözleriyle platform bağımlılığına işaret ediyor. Bu durumun üreticileri zamanla algoritmaya uyum sağlamaya zorladığını belirten Önder, “Tasarım, özgürlük alanından çıkarak optimizasyon alanına taşınıyor” değerlendirmesinin bir kez daha altını çiziyor.
TERCİHLER ALGORİTMALARLA MI ŞEKİLLENİYOR?
Platformların estetik kararlar üzerindeki etkisine de değinen Önder, bu yönlendirmeyi bir komplo olarak değil, teknik bir gerçeklik olarak okumak gerektiğini söylüyor. “Platformlar belirli formatlar, süre sınırları ve etkileşim kriterleri üzerinden organize ediliyor” diyen Önder, üreticilerin bu yapıya uyum sağlamak zorunda kaldığını ifade ediyor:
"Meşhur 'Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak' sözünü bilirsiniz. Bugün ise herkes 15 saniyeliğine (Reels süresi el verdiği kadar) görünür olabilir, bir şartla; bulunduğu platformdaki algoritmanın dilini konuşursa! Bu durum elbet, birbirine benzer tasarımların yaygınlaşmasına, teknik zorunluluk nedenli 'estetik standardizasyonun' dolaylı nedenle ortaya çıkmasına ve buna bağlı olarak özgünlüğün kırılganlaşmasına neden olabiliyor.
ÖZGÜNLÜK VE YAPAY ZEKA TARTIŞMASI
Özgünlüğün giderek kırılganlaştığını ifade eden Önder, bu noktada “aidiyet” sorusunun öne çıktığını belirtiyor. “Üretilen görsel içerik gerçekten üreticiye mi ait, yoksa platform destekli küresel bir görsel gramere mi ekleniyor?” sorusunun önemine dikkat çekiyor.
Yapay zekâ sistemleriyle ilgili etik tartışmalara da değinen Önder, “Üretken yapay zekâ modelleri, çoğu zaman eser sahiplerinden açık rıza alınmadan oluşturulan veri setleriyle eğitiliyor” diyerek yaratıcı emeğin karşılıksız kullanılma riskine işaret ediyor. Bu durumun “yeni bir dijital veri sömürüsü” tehlikesi taşıdığını vurgulayan Önder, telif düzenlemelerinin bu nedenle kritik olduğunu söylüyor.
Doç. Dr. Begüm Aylin Önder’e göre Dijital Telif Yasası, kısa vadede platformları terk etmeye yol açmasa da uzun vadede içerik üreticilerinin pazarlık gücünü artırmayı hedefliyor. “Dev platformlar karşısında yerelde içerik üretenin elinin güçlenmesi gerekir ve bu ancak yasal düzenlemelerle mümkün olabilir” diyen Önder, bireysel çabaların bu ölçekte yeterli olmayacağını ve tüm bu işleyişin bir düzenlemeye tâbi olması gerektiğini vurguluyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:77
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 20 Ocak 2026 10:15 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















