Geri mi dönüyor? Nükleer müzakerelerin mimarlarından biriydi... Tüm dengeler değişebilir! ‘2013 yılındaki gibi bir İran görebiliriz
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından İran’da gözler yeni liderin kim olacağına çevrilmiş durumda. Kararı verecek olan Uzmanlar Meclisi’nden gelen “sona yaklaşıldı” mesajı süreci daha da hareketlendirdi. Uzmanlar Meclisi üyesi Ahmed Hatemi, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “Yeni lider en kısa sürede belirlenecek, sonuca yaklaştık; ancak ülkedeki durum bir savaş hali” ifadelerini kullandı.
En güçlü aday olarak adı geçen Mücteba Hamaney ise şu an için tartışmaların merkezinde. Özellikle muhalif yayın organı Iran International Mücteba Hamaney’in ülkenin yeni dini lideri olarak seçildiği iddiası bu ismi daha da ön plana çıkarıyor. Haberde; Hamaney’in halefini belirleme yetkisine sahip olan Uzmanlar Meclisi’nin Mücteba Hamaney’i, İran Devrim Muhafızları’nın baskısı altında seçtiği öne sürüldü.
Ancak şunun altını çizmekte fayda var: Resmî kaynaklardan konuya ilişkin henüz bir doğrulama gelmediği gibi yalanlama da gelmedi. Öte yandan İranlı kaynaklar, Mücteba Hamaney’in ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırısından sağ kurtulduğunu da bildirdi.
‘MÜCTEBA HAMANEY’İ HEDEF GÖSTERMEK İÇİN DE ORTAYA ATILMIŞ OLABİLİR’
Dün bu iddia çok güçlü bir hal alınca konuyu İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa’ya danışmıştım. Toğa, “İddianın asıl sahibi zaten Iran International. Burası sıkıntılı bir yer; çünkü çok ciddi şekilde dezenformasyon yapıyor. Ancak bir de şöyle tarafı var: İçeriden de sağlam bilgi alabiliyor” diyerek, şu bilgilerin altını çizmişti:
“Genel olarak istihbarat örgütleri tarafından, özellikle de Batılı istihbaratlar tarafından desteklendiği yönünde değerlendirmeler var. O yüzden bu iddia doğru olabilir. Ancak bir yandan Mücteba’yı hedef göstermek için de ortaya atılmış olabilir.”
Şimdi ise sürpriz bir isim gündeme geldi: Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani!
İRAN SİYASETİNDE ‘ILIMLI’ ÇİZGİYİ Mİ TEMSİL EDİLİYOR?
İran’da uzun yıllar siyaset sahnesinde yer alan eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ülkenin yeni bir liderlik dönemine hazırlanmasıyla birlikte yeniden siyasi tartışmaların merkezine yerleşmeye başladı.
İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in hayatını kaybetmesinin ardından ülkede başlayan geçiş süreci hem iç
politikada hem de uluslararası ilişkilerde yeni bir denge arayışını beraberinde getirirken, İran siyasetinde ‘ılımlı’ çizgiyi temsil eden isimlerin rolü yeniden gündeme geldi.
Al Jazeera’de yer alan haberde analistlere göre Ruhani, İran siyasetinde uzun yıllardır var olan ideolojik kamplaşma içerisinde ‘pragmatik uzlaşma’ çizgisinin en belirgin temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Cumhurbaşkanlığı döneminde diplomasi ve ekonomik normalleşme söylemiyle ön plana çıkan Ruhani’nin adı, bugün doğrudan liderlik yarışında olmasa bile, İran yönetiminin geleceği üzerine yapılan tartışmalarda yeniden anılıyor.
‘HER ZAMAN LİDER OLMAK İSTİYOR, BUNU DA DİLLENDİRİYOR’
Hasan Ruhani ismini de yine İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa’ya danıştım. Toğa, Ruhani’nin devrimin kuruluş kadrolarından yetişmiş bir isim olduğunu vurgulayarak, “Ruhani sistemin içinden çıkmış, devrimin kurucu kadrolarından eğitim almış, devrimin kendi tabiriyle öz evladı. Özellikle dışlandığı dönemlerde de bu duruşunu bozmadan ‘biz de devrimin çocuklarıyız’ diyen biri. Ruhani her zaman lider olmak istiyor, bunu da dillendiriyor. Ayrıca kendisini uygun olarak da görüyor, buna yetkin olduğunu söylüyor. 2017-2018’den beri bu isteği her zaman en üst düzeyde. Onun gündeme gelmesi çok da sürpriz değil” dedi.
‘RUHANİ EKOLÜ TAM BİR ORTA YOLCU DÜŞÜNCEDİR’
Oral Toğa, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin ekolüne ilişkin açıklamalarda da bulundu. Toğa, Ruhani ekolünü “tam bir orta yolcu düşüncedir” sözleriyle tanımlayarak, “Diğer gruplar kadar uç düşüncelerde değiller. İran İslam Cumhuriyeti’nin menfaatini küresel sistemden tamamen dışlanmazlar, küresel sistemde temas kurarak ama kendi kimliğini de kaybetmeden diyalog kurarak süreci taşırlar” ifadelerini kullandı.
Toğa, Ruhani ekolünün geçmişte büyük bir heyecan yarattığını da hatırlatarak, “Eskiden bir heyecan yaratmışlığı vardı. Şimdi ise genç kuşak umutsuzluktan, kendi hayatlarındaki zorluklardan kaynaklı, İran’daki siyasi figürlere çok bağlı değil gibiler” dedi.
Araştırmacı, 2021 seçimlerinden sonra ekolün önünün büyük ölçüde kesildiğini vurgulayarak, “Devrim Muhafızları Ordusu adeta Ruhani ve ekibine hiç nefes alanı bırakmadı. Uzun zamandır da Ruhani ekolünün önü açılmadı” diye konuştu.
SEÇİLİRSE BÜTÜN DENGELER DEĞİŞİR, 2013-2014 YILLARINDAKİ İRAN’A BENZER BİR İRAN
GÖREBİLİRİZ’
Toğa, o dönem reformist adımların bile kontrollü yürütüldüğünü belirterek, “Reformizme kayacakları zaman bile çağrıyı Mesud Pezeşkiyan üzerinden yürütmekte buldular. Özetlemek gerekirse Hasan Ruhani ilk tercih olmaz ama seçilirse de şaşırmamak lazım. Eğer lider olursa bütün dengeler de değişebilir. 2013-2014 yıllarındaki İran’a benzer bir İran görebiliriz” yorumunda bulundu.
ABD VE AVRUPA'NIN İSTEYECEĞİ BİR LİDER
Ayrıca Oral Toğa, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Batı ile ilişkilerdeki rolünü de değerlendirdi. Toğa, Ruhani’yi Batı perspektifinden “anlaşma yapabilen, konuşabilen, çok katı olmayan ve pragmatik yaklaşan” bir lider olarak tanımladı.
Toğa, “Batı için beş altı tane aday saysak, zaten Ruhani onlardan biri olur. Sonuçta nükleer müzakerelerin de mimarı oydu. ABD ve Avrupa ile konuşuyor, bir sonuç alınıyordu” ifadelerini kullandı.
Tüm bu değerlendirmelerin ışığında, gelin şimdi Hasan Ruhani’ye biraz daha yakından bakalım...
SİSTEMİN İÇİNDEN GELEN BİR SİYASETÇİ
1948 yılında İran’ın Semnan eyaletine bağlı Sorkheh kentinde doğan Hasan Ruhani, dini eğitim ve akademik kariyeri bir arada sürdüren bir siyasetçi olarak tanınıyor. Gençlik yıllarında İran’daki geleneksel dini eğitim kurumları olan ‘Havza sisteminde’ eğitim alan Ruhani, daha sonra Tahran Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi gördü.
Akademik kariyerini uluslararası alana taşıyan Ruhani, 1999 yılında Glasgow Kaledonya Üniversitesi’nde hukuk doktorası yaptı. Ancak Ruhani’nin asıl siyasi yükselişi İran İslam Devrimi sonrasında başladı.
CUMHURBAŞKANLIĞINA UZANAN YOL
1979’daki İran İslam Devrimi sonrasında İran siyasetinde aktif rol almaya başlayan Ruhani, 1980 yılından itibaren beş dönem boyunca İran parlamentosu İran İslami Şura Meclisi’nde milletvekilliği yaptı.
1980-2000 yılları arasındaki bu uzun parlamento kariyeri, Ruhani’nin İran siyasetindeki elit ağlarla güçlü ilişkiler kurmasını sağladı. Aynı zamanda ulusal güvenlik alanında da önemli görevler üstlendi. Bu süreçte Ruhani, İran’ın karar alma mekanizmalarında yer alan ancak ideolojik sertliğiyle öne çıkmayan, daha çok uzlaşma ve denge arayan bir siyasetçi olarak tanındı.
İRAN SİYASETİNDE ‘ILIMLILIK’ ÇİZGİSİ
İran’da devrim sonrasında farklı ideolojik akımların rekabet ettiği bir siyasi yapı ortaya çıktı. Yine Al Jazeera’de yer alan haberdeki uzmanlara göre İran siyasetinde dönemsel olarak farklı eğilimler ön plana çıktı:
1980’lerde devletçi ekonomik politikaları savunan farklı bir kesim
1990’larda daha piyasa odaklı reformları destekleyen çizgi
Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde sivil toplum ve demokratik reform söylemi
Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad döneminde popülist sosyal adalet politikaları
Ruhani ise bu ideolojik hatların ortasında konumlanan ‘ılımlılık’ söylemiyle ortaya çıktı. Bu yaklaşım, İran devletinin iki temel unsuru olarak görülen ‘cumhuriyetçi yönetim’ ile ‘İslami ideolojik yapı’ arasında bir denge kurmayı amaçlıyordu.
NÜKLEER MÜZAKERELERİN MİMARLARINDAN BİRİ
Ruhani’nin uluslararası alanda tanınmasını sağlayan en önemli rolü, İran’ın nükleer programı üzerine yürütülen müzakerelerde üstlendiği görev oldu. 2003 ile 2005 yılları arasında İran’ın baş nükleer müzakerecisi olarak görev yapan Ruhani, Avrupa ülkeleriyle yürütülen görüşmelere liderlik etti.
Bu görüşmelerde İran, İngiltere, Fransa ve Almanya’dan oluşan Avrupa üçlüsüyle diplomatik temaslarda bulundu. Batılı diplomatlar Ruhani’yi pragmatik ve müzakereye açık bir isim olarak değerlendirirken, İran’daki bazı muhafazakâr çevreler onu fazla taviz vermekle eleştirdi.
TARİHÎ NÜKLEER ANLAŞMA
Ruhani’nin cumhurbaşkanlığı döneminin en önemli gelişmesi, 2015 yılında imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı oldu. İran ile ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere ve Avrupa Birliği arasında imzalanan anlaşma kapsamında:
İran nükleer faaliyetlerine ciddi sınırlamalar getirmeyi kabul etti
Uluslararası denetim mekanizmaları genişletildi
Buna karşılık İran’a uygulanan ekonomik yaptırımların önemli bölümü kaldırıldı
Ruhani yönetimi bu gelişmeyi İran ekonomisinin yeniden canlanması için tarihi bir fırsat olarak sundu.
TRUMP DÖNEMİ VE ANLAŞMANIN ÇÖKÜŞÜ
Ancak bu diplomatik açılım uzun ömürlü olmadı. 2018 yılında ABD Başkanı Donald Trump, Washington yönetiminin nükleer anlaşmadan çekildiğini açıkladı. ABD’nin yeniden ağır ekonomik yaptırımlar uygulamaya başlaması, İran ekonomisinde ciddi sarsıntılara yol açtı.
Bu gelişme, Ruhani’nin diplomasi merkezli politikasını da zayıflattı. Muhafazakâr çevreler, ABD ile müzakere yolunun güvenilir olmadığını savunarak Ruhani’nin yaklaşımını eleştirdi.
SİYASETTEN KISMİ GERİ ÇEKİLME
Ruhani’nin cumhurbaşkanlığı görevi 2021 yılında sona erdi. Bu dönemin ardından İran siyasetinde muhafazakârların güç kazanmasıyla birlikte Ruhani’nin etkisi giderek azaldı. Ruhani daha sonra Uzmanlar Meclisi üyeliği görevini sürdürdü. Ancak 2024 yılında Anayasa Koruma Konseyi, Ruhani’nin yeniden aday olmasını engelledi. Bu karar, Ruhani’nin siyasi etkisinin tamamen sona erdiği yorumlarına yol açtı.

Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:98
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 05 Mart 2026 12:39 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















