Ankara24.com
close
up
‘Eşya’ karşısında ‘insan’ İslam Sanatları Haberleri

‘Eşya’ karşısında ‘insan’ İslam Sanatları Haberleri

Yenisafak sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.

Bugünün insanı, şu can yakıcı soruyla her sabah yeniden yüzleşmek zorundadır: Eşya mı bizim hizmetimizde, yoksa biz mi eşyanın emrindeyiz? Prof. Dr. Ramazan Altıntaş yazdı.

Dünya denilen bu muazzam misafirhanede, attığımız her adımda bir “şey”e dokunuyor, her nefesimizde bir “eşya” ile kuşatılıyoruz. Sözlükte basitçe “varlık” anlamına gelen eşya, aslında ilahi iradenin tecellisiyle varlık sahnesine çıkmış, her biri Yaratıcı’nın birer mührünü taşıyan mukaddes emanetlerdir. Ancak modern zamanın baş döndürücü hızı ve ruhu uyuşturan hazzı, bizlere eşyanın gerçek mahiyetini unutturdu. Bugünün insanı, şu can yakıcı soruyla her sabah yeniden yüzleşmek zorundadır: “Eşya mı bizim hizmetimizde, yoksa biz mi eşyanın emrindeyiz?”

İnsanoğlunun yeryüzündeki serüveni, özünde bir “ilişki kurma” biçimidir. Yaratan’la, kendisiyle ve “eşya” ile kurduğu bağ, kişinin dünya görüşünün ve ahiret tasavvurunun en çıplak aynasıdır. Bugün modern dünyanın içinde bulunduğu devasa anlam krizi, aslında büyük oranda bu üçüncü ilişki biçiminin, yani insan-eşya münasebetinin rayından çıkmasından kaynaklanmaktadır. İlahi bir hikmetle bize sunulan bu varlık sofrasında, sofranın asıl sahibi yerine sofradaki tabaklara, sunulan metalara tapınır hale gelmek, çağımızın en büyük ontolojik kırılmasıdır.

EMANET Mİ MÜLKİYET Mİ?

İslam itikadının sarsılmaz temel taşı, mülkiyetin mutlak ve sınırsız olarak Allah’a ait olduğu gerçeğidir. İnsanın yeryüzündeki konumu, bir “malik” (sahip) değil, geçici bir “emanetçi” ve sorumluluk sahibi bir “halife”dir. Kur’an-ı Kerim, göklerde ve yerde ne varsa hepsinin O’na ait olduğunu beyan ederken (Bakara, 284), insanın bu mülk üzerindeki tasarrufunu “hudûdullah” yani Allah’ın sınırları ile kayıt altına almıştır.

Modern dünya görüşü ise insanı mülkiyetin mutlak efendisi, tabiatın ise acımasız hâkimi ilan eder. Bu seküler anlayışa göre insan, sahip olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, harcama veya israf etme özgürlüğüne sahiptir. Oysa bir mümin için “Bu beden benimdir, dilediğimce yaşarım; bu mal benimdir, dilediğimce harcarım” demek, sadece ahlaki bir zafiyet değil, aynı zamanda tevhidi bir sapmadır. Çünkü eşya, Allah’ın iradesiyle varlık bulmuştur ve ona yüklenen mana, insanın kendi nefsani arzularından ve bencil hazlarından çok daha büyüktür.

KALPTEKİ TAHT VE AVUÇTAKİ SERVET

Eşya-mümin ilişkisindeki en kritik sınır, servetin taşındığı yerdir. İslam geleneğinde malın kazanılması ve harcanması meşru dairede olduğu sürece kutsal bir emek olarak kabul edilir. Ancak burada kadim ve değişmez bir kural vardır: Servet cepte ve avuçta taşınabilir, ancak asla kalbe girmesine izin verilemez. Kalp, mecazi anlamda “Beytullah”tır; yani Allah’ın nazargahıdır, O’nun evidir. Oraya eşya sevgisi, marka tutkusu, makam hırsı ve “tekâsür” (çoğaltma yarışı) girdiğinde, kalp asıl vazifesini yitirir ve nuru sönmüş bir “eşya deposuna” dönüşür.

Kalp, Allah’ın tecelli mekânıdır. Oraya dünya sevgisi ve mülkiyet hırsı dolduğunda, insan özgürlüğünü kendi elleriyle teslim eder. Eşyaya hükmettiğini sanırken, aslında eşyanın görünmez zincirlerle bağladığı bir köle haline gelir. Kur’an-ı Kerim’in tabiriyle, malının kendisini ebedi kılacağını zanneden (Hümeze, 3) insan, aslında kendi elleriyle ördüğü altın bir zindana hapsolmuştur. Eşyaya hükmeden insan manen özgürleşip kanatlanırken, eşyanın hükmü altına giren insan ağırlaşır ve toprağa çakılır. Bugün modern insanın yaşadığı derin mutsuzluğun temelinde, sahip olduğu eşyaların bekçisi haline gelmesi yatar. Biriktirdiğimiz her gereksiz nesne, aslında sırtımıza vurduğumuz yeni bir yük, zihnimize dolanan yeni bir bağdır. Eşya bizi değil, biz eşyayı yönettiğimiz sürece “insan” kalabiliriz.

BERLİN METROSUNDAKİ “CEHENNEM” ÇİZGİLERİ VE TEKÂSÜR

Büyük mütefekkir Muhammed Esed’in İslam ile şereflenmeden önce 1920’lerin Berlin metrosunda gözlemlediği o tablo, aslında modern medeniyetin trajik bir özetidir. Refah içinde yüzen, en son teknolojiye ve konfora sahip olan insanların yüzlerinde gördüğü o “cehennemi acı” ve huzursuzluk, Esed’i derinden sarsmıştır. Bu insanların her şeyi vardı ama hiçbir şeyleri tam değildi. Çünkü gönül gözü aç olanın dünya gözü asla doymazdı. İmanla terbiye edilmemiş bir nefis, tükettikçe tükenir; biriktirdikçe eksilir.

Esed’i Kur’an’ın hakikatine bağlayan, Tekâsür Suresi’nin bu tabloyu binlerce yıl önceden haber veren ilahi freni olmuştur: “Çoğaltma yarışı sizi oyaladı, ta ki kabirlere varıncaya kadar...” Tekâsür, sadece daha fazla paraya sahip olma arzusu değildir; o, her şeyi rakamlara, niceliğe ve maddiyata indirgeyen bir zihin tutulmasıdır. Daha lüks evler, daha hızlı vasıtalar, daha prestijli eşyalar... Bu doymak bilmeyen iştah, insanın manevi alıcılarını köreltir ve onu sadece “maddi bir canlıya” indirger.

ÇÖZÜM: İNFAKIN ÖZGÜRLEŞTİREN GÜCÜ

İslam, vahşi kapitalizmin maddeyi putlaştıran anlayışına karşı iktisadı ahlakla, serveti merhametle birleştirir. Eskilerin “Ahilik” teşkilatında olduğu gibi, ticaretin kuralları nefsin tezkiyesiyle (temizlenmesiyle) birlikte öğretilirdi. Mümin bilir ki; kazandığı da harcadığı da “Hudûdullah” (Allah’ın sınırları) içindedir. Eşyanın tutsaklığından kurtulmanın yegâne yolu infaktır. İnfak, sadece fakire para vermek değil; kalpteki eşya putunu devirme eylemidir. “Siz neyi infak ederseniz, O (Allah) hemen ardından onun yerine başkasını verir” (Sebe, 39) müjdesine ram olan bir gönül, eşyayı bir gaye değil, bir vasıta olarak görür. İnfak, mümini eşyanın kölesi olmaktan kurtarıp güvenli bir limana taşır. Allah yolunda harcamak, aslında “Seni sevmiyorum ey dünya, ben seni vereni seviyorum” demenin fiili ispatı ve nefsin bir nevi özgürleşme manifestosudur.

AHİLİK RUHU VE İKTİSADİ TERBİYE

Tarihimizdeki Ahilik teşkilatı, eşya-mümin ilişkisinin nasıl asil bir medeniyet kurduğunun en parlak örneğidir. Ahilikte bir esnaf, sadece ‘ticaret’ öğrenmezdi; aynı zamanda ‘helal ve haramın sınırlarını’, ‘nefis terbiyesini’ ve ‘kanaat hazinesini’ ruhuna nakşederdi. Çünkü İslam, dünya imarını ancak kalbi imar olmuş, hırslarından arınmış insanların eliyle yürütmek ister. Bugün Müslüman toplumlarda görülen yozlaşma ve ‘seküler dindarlık’, iktisadi hayatın ahlaki terbiyeden koparılmasının bir sonucudur. Yaşam alanlarımızı lüks mobilyalar, devasa mutfaklar ve salon dekorasyonları arasına sıkıştırdığımızda, eşyayı bir gaye haline getirmişiz demektir. Oysa mümin, eşyayı sadece bir ihtiyaç, bir örtü ve bir hizmet aracı olarak görmelidir.

NETİCE-İ KELAM: GAYE Mİ, VASITA MI?

Sonuç olarak; ebediliği bu dünyada, eşyada ve maddede aramak, seraptan su beklemektir. Bizler eşyaya değil, eşyanın tek sahibine aitiz. Kalpler dolarla, makamla veya teknolojik oyuncaklarla değil, ancak “Allah’ı zikirle” mutmain olur.

Eşya kendi başına ne iyidir ne de kötüdür. Onu anlamlı veya zararlı kılan, bizim onunla kurduğumuz ilişkinin niteliğidir. Eğer eşya, bizi Allah’a götüren bir köprü, bir hizmet aracı ise kıymetlidir. Ancak bizi kendine bağlayan, ufkumuzu dünyevi hazlarla kapatan bir engel haline gelmişse, o artık bir puttur. Modern zamanın “müstekbir” ruhundan kurtulmak için kalplerimizi eşya sevgisiyle değil, Allah sevgisiyle doyurmak zorundayız.

Eşyanın esiri değil, sahibi; dünyanın tutsağı değil, geçici bir misafiri olduğumuzu hatırladığımız gün, yüzlerimizdeki o modern zaman huzursuzluğu silinecek ve yerini gerçek imanın getirdiği asude bir huzura bırakacaktır.

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:114
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Ocak 2026 05:00 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Formül Plastik halka arz ne zaman, kaç lot verir, hisse fiyatı ne kadar? Formül Plastik ve Metal Sanayi katılım endeksine uygun mu?

08 Ocak 2026 00:19see197

Edirne ve Kırklareli de sağanak; su baskınları yaşandı

08 Ocak 2026 00:34see160

Trump silah şirketlerini dün düşürdü bugün yükseltti

09 Ocak 2026 02:34see152

Ekol TV ye kara para iddiaları kapsamında soruşturma başlatıldı Türkiye Haberleri

09 Ocak 2026 00:22see148

Ozan Akbaba, 30 Milyon TL lik Reklam Anlaşması İmzaladı

08 Ocak 2026 01:22see148

Kontrolden çıkan araç direğe çarpıp karşı şeride geçti: Dört yaralı Elazığ Haberleri

09 Ocak 2026 00:35see147

Direksiyon hakimiyeti kaybolan otomobil devrildi Hatay Haberleri

09 Ocak 2026 00:35see146

İran da gösteriler 12. gününde çeşitli kentlerde devam ediyor

09 Ocak 2026 00:21see142

Kongre Binası’na kilit vurdular Sözcü Gazetesi

09 Ocak 2026 05:12see142

Çiğ süt tavsiye fiyatı belli oldu İş Yaşam Haberleri

07 Ocak 2026 21:03see142

Unutulan ateşin közünden sıçrayan kıvılcımlar çiftlikteki saman balyalarını yaktı Konya Haberleri

09 Ocak 2026 00:43see141

TOKİ para iadesi ne zaman yatacak? TOKİ 5 bin TL başvuru ücreti para iadesi nasıl, nereden alınır?

09 Ocak 2026 00:20see140

Milyoner de yarışmacıyı şaşırtan soru: ‘Ben hep yanarım yani Ağustos’ta’

09 Ocak 2026 00:47see139

Fenerbahçe, Matteo Guendouzi ile 4.5 yıllık sözleşme imzaladı

09 Ocak 2026 00:00see136

Geçim derdi emeklileri yollara düşürdü Sözcü Gazetesi

09 Ocak 2026 05:16see135

Eş zamanlı kaç dizide karmaşık soybağı hikayesi var? Ayşe Keşir

09 Ocak 2026 04:03see134

Arnavutluk ta bir pazara ait depolarda yangın çıktı VİDEO İZLE

09 Ocak 2026 00:26see134

Okunacak büyük kitap!

08 Ocak 2026 05:06see132

Arsenal, Liverpool karşısında fırsat tepti

09 Ocak 2026 01:02see131

Öğretmen atama ve yer değiştirme süreçlerini düzenleyen yeni yönetmelik yayımlandı

09 Ocak 2026 04:31see129
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları