Trump tan NATO Zirvesi ne damga vuran mesajı! Türkiye gerçekten savaşa girecek miydi?
Haber7 sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Trump'tan NATO Zirvesi'ne damga vuran mesajı! Türkiye gerçekten savaşa girecek miydi?
GİRİŞ 10.07.2026 19:00 GÜNCELLEME 10.07.2026 19:00
İlk Yorum Yapan Sen Ol
Ankara’daki NATO Zirvesi’nin ardından ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamaları gündemdeki sıcaklığını koruyor. Yeni Şafak yazarı Yahya Bostan, köşe yazısında Trump'ın "Eğer ben olmasaydım, Türkiye (İran’da) savaşa girerdi" sözlerinin arka planına ilişkin dikkat çeken kulis bilgilerini paylaştı.
TÜRKİYE İRAN'DA SAVAŞA GİRECEK MİYDİ?Bostan'ın kulislerden aktardığı bilgiye göre Trump’ın Türkiye'nin “savaşa girecekti” dediği kısım, İran’daki ayrılıkçı Kürt grupların İran’a karşı kara gücü olarak kullanılması planının Ankara tarafından izlenmesiydi.
"Süleymaniye üzerinden İran’a sokma, İran’daki bazı bölgeleri ele geçirerek halkı rejime karşı ayaklandırma planından bahsediyorum." diyen Bostan, "Bu, Ankara’nın üzerinde titrediği bir çok şeyi temelden sarsabilirdi. Terörsüz Türkiye süreci üzerinden inşa edilen bölgesel denklemi ters yüz edebilirdi. Savaşın bölgeye yayılmasına yol açabilirdi. MİT Başkanı Kalın’ın o süreçte Irak’taki aktörler üzerinde büyük baskı kurduğunu biliyorduk. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump’la konuşarak 'Ankara’nın böyle bir senaryoya kayıtsız kalmayacağı, Irak’ta yaşanacak bir hareketliliğe karşı sahada gerekli tedbirleri alacağı' mesajını verdiğini de Amerikalılardan öğreniyoruz." ifadelerini kullandı.
Bostan, Trump'ın bu açıklamayla aynı zamanda Netanyahu’ya da mesaj verdiğini ve “Bak, seni ben koruyorum” mesajını verdiğini vurguluyor.
Hikayedeki eksik kısmın ABD'nin İran savaşında Türkiye'yi tarafsız bırakma çabası olduğunu söyleyen Bostan, "'İran’da bir kriz patlak verirse tarafsız kal. Bizi engelleme.' ABD’nin talebinden bağımsız olarak… Türkiye zaten bu savaşın parçası olamazdı. Bu, Türkiye’nin savaşı değildi. Aksine… Gerilim ve kaos ulusal güvenliğini tehdit edecekti. Bu yüzden en başından bu yana ateşin sönmesi için çabaladı. Peki, savaş sırasında ulusal güvenliğiyle çelişen daha büyük bir tehdit doğarsa?" diye ekledi.
BU ZİRVE NATO’YU "İPTEN ALDI"NATO Zirvesi, ABD'nin konumundan çok Türkiye'nin önemini ortaya koydu. Dokuz maddede zirveye ilişkin öne çıkan başlıkları paylaşan Bostan şunları yazdı:
Bir. Dünyanın birçok noktasında uluslararası zirve izledim. Böylesine büyük organizasyonlarda (En az 50 ülkeden üst düzey temsilciler, 60’dan fazla ülkeden 2500 gazeteci vs) kakofoni olabilir, aksaklık yaşanabilir. Ama… Ankara Zirvesi kusursuzdu. Tek bir aksaklık yaşanmadı. Bu büyük organizasyonun “kılçıksız” tamamlanmasında; Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü, Büyükelçi Hasan Doğan’ın yıllara sari tecrübesi ve -medya ayağında- İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın yakın ilgisi büyük bir krediyi hak ediyor.
S-400’E FORMÜL ARAYIŞIİki. Yaptırımlar ve F-35 meselesi Türk-Amerikan ilişkilerine yüktü. Trump da daha önce defaatle bu sorunu gidermek istediğini açıkladı. Ankara’da yeni ve net bir şey söylemesi gerekiyordu. Yaptırımları kaldırma kararı bu yeni şeydir.
Üç. Cumhurbaşkanı Erdoğan da yaptırımların fiiliyatta büyük ölçüde kalktığını vurguladı. Bunu ABD ile savunma alanında konuşulan işbirliklerinden de anlıyoruz. Kaan için gönderilecek motorlar örnektir. Erdoğan özellikle Türk gemi inşa sanayiini vurguladı. Arkaplanda fırkateyn ve denizaltı yapımı ve ABD’ye satışı konusunda duyanların ağzını açık bırakan adetler konuşuluyor.
Dört. CAATSA yaptırımlarının kalkması gündeme geldiğinde konu bir şekilde S-400’lere geliyor. Bazı gazeteler “Körfez’e gönderileceğini” yazdı. Bu, NATO kulislerinde çok konuşulmuştu. Üçüncü ülkeye gönderilecek mi gönderilmeyecek mi? Gönderilirse bu hangi ülke olacak, tartışılıyordu. Analizim: S-400’ler satılırsa; İran krizinde Tahran’ın düşmanlığını en çok kazanan, bu yüzden hava ve kara savunma sistemlerine ciddi bir şekilde ihtiyaç duyan; Türkiye, Rusya ve ABD ile ilişkilerini sürdürdüğü için kimsenin “hayır” demeyeceği ülke hangisiyse ona satılır. Karşılığında; Türkiye’nin yerli imkanlarla inşa ettiği hava savunma sisteminin açıkta kalan irtifa ve kabiliyetlerinin (mesela SAMP-T ile) desteklenmesi gerekir (Not: Siper hava savunma sistemi kamuoyuna açıklananın çok ötesinde yetenekler kazandı. Birkaç yıl içinde Türkiye’nin hava savunma ihtiyacı yüzde yüz yerli imkanlarla karşılanacak noktaya gelecek.)
İSRAİL’İN ALANI DARALDIBeş. Bu tablo İsrail’i rahatsız ediyor. Ama tek mesele Türkiye değil. Tel Aviv’in birkaç haftadır doğrudan hedef aldığı Suriye Cumhurbaşkanı Şara’nın Ankara’ya davet edilmesi; Erdoğan, Trump ve Kongre üyeleriyle görüşmesi, daha sonra Trump’ın Suriye’yi “teröre destek veren ülkeler listesinden” çıkarma kararı alması büyük iştir (Bu, Suriye’nin dünya ekonomisine entegrasyonu için elzemdi.) Trump, Netanyahu’yu böyle böyle “dövüyor.”
Altı. Trump bir benzerini Ukrayna için de yaptı. Zelenski’ye “Size Patriot’ları üretmek için lisans vereceğiz” dedi. Bu, Rusya’yı üzer. ABD; Putin ve Zelenski’nin (özellikle artık Putin’in) gerekirse zor kullanarak masaya oturtulması gerektiğini düşünüyor. Zirveden Ukrayna için çıkan 70 milyar dolarlık destek paketini de bu kapsamda okumalı.
Yedi. Bu yoğun gündem arasında Türkiye-İngiltere savunma ve güvenlik ortaklığı anlaşması hak ettiği ilgiyi görmedi. Oysa çok stratejiktir. İzini süreceğim.
BU ZİRVE NATO’YU “İPTEN ALDI”Sekiz. Soru: “Bu sizin son NATO zirveniz miydi?” Trump: “Hayır. Bugünkü toplantı birçok şeyi çözdü.” ABD’nin NATO’daki konumu bu zirveyle netleşti.
Dokuz. Herkes “Türkiye’nin önemini” vurguluyor. Gerekçe olarak; güçlü ordu, güçlü savunma sanayii, Türkiye’nin haritadaki yeri sıralanıyor. Doğru ama eksik. Türkiye’yi değerli kılan bir diğer şey “jeopolitik külfet paylaşımıdır.” NATO üyeleri arasında; sert güç kullanma (Katar, Libya, Suriye, Somali, Karabağ vs.), yumuşak gücünü devreye alarak devlet inşası süreci yönetme, toplamda “akıllı güç unsurlarını” uygulama kapasitesine sahip tek aktör Türkiye’dir. NATO üyeleri savunma bütçesi tartışmaları yaparken Türkiye jeopolitik haritayı şekillendirmektedir. Türkiye’nin gücü budur. Güç, “dostluğu” teşvik eder. Trump’ın dostluğu da bundan kaynaklanır.
KAYNAK: YENİ ŞAFAK
Ömer Faruk Aktaş Haber7.com - Editör
Editör Hakkında 1991 yılında Bayburt’ta doğdu. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünden mezun oldu. 2016 yılında Anadolu Ajansı'nda stajını yaptı. Yeni Şafak ve Akşam Gazetesi'nde çalıştı. Nisan 2021'den bu yana Haber7.com'da ‘Gündem Editörü’ olarak görev yapmaktadır.
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
GÖNDER
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:37
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Temmuz 2026 19:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















