ERHAN AFYONCU Ülkemizde ilk parti 118 yıl önce kuruldu
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
Osmanlı Devleti 1876'da ilan edilen Anayasa ile meşrutiyet yönetimini benimsemişti. Aynı yıl yapılan seçimlerle siyasi tarihimizde ilk defa bir meclis oluşturuldu. Bu sırada ülkemizde siyasi parti yoktu. Milletvekilleri seçim bölgelerinden aldıkları oylara göre seçilip İstanbul'a geldiler. Partilerle 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra tanıştık.
İkinci Meşrutiyet'in ilanının ardından çok sayıda siyasi parti ve dernek kuruldu. Bu dönemdeki partiler ve seçimlerle ilgili Tarık Zafer Tunaya, Mehmet Seyitdanlıoğlu, Fevzi Demir, Yunus Emre Tansü-Cesur Özçörekçi, Azmi Özcan ve Nil Türker Tekin'in çalışmalarına bakılabilir.

Meclis-i Mebusan
MUHALEFET ORTAYA ÇIKTI
İttihad ve Terakki Cemiyeti, meşrutiyeti getiren örgüt olduğu için büyük bir prestije sahipti. İttihadçı olmak vatanseverlik, karşı çıkmak ise ihanet olarak nitelendiriliyordu. Buna rağmen İttihadçılara karşı muhalefet örgütlenmeye başladı. Meşrutiyetin ilanı üzerine birçok siyasi sürgün İstanbul'a gelerek faaliyetlere başladılar. 12 Ağustos 1908'de Sultanahmet Meydanı'nda bir miting düzenledikten sonra siyasi bir örgüt olmayı kararlaştırdılar. Avnullah El-Kazimî'nin başkanlığında "Fedakâran-ı Millet Cemiyeti" adıyla bir örgüt kuruldu.
Cemiyet, meşrutiyete saygılı olmak şartıyla hanedanın hukukunu korumayı, meşrutiyeti korumak için her türlü fedakârlığı yapmayı, Osmanlı topraklarındaki halklar arasında birliği sağlamayı, ülkeye ve millete hizmet edeceklere yardımda bulunmayı amaçlamıştı. Cemiyet seçimlere ilgi göstermemiş, bu yüzden de mecliste temsilcisi olmamıştı.
Fedakâran-ı Millet Cemiyeti kendisini siyasi fırka olarak nitelendirmişse de siyasetten çok üyelerine yardımla uğraşmıştı. Türkiye'deki siyasi partilerin tarihini yazan Tarık Zafer Tunaya, cemiyeti "hayır cemiyeti ile siyasi parti" arasında gidip gelen bir örgüt olarak nitelendirir. 31 Mart Vakası'ndan sonra cemiyet sona ermiştir.

Prens Sabahaddin
OSMANLICILIĞI ESAS ALDI
II. Abdülhamid'in kız kardeşi Seniha Sultan ile Damad Mahmud Paşa'nın oğlu olan Prens Sabahaddin'in öncülüğünü yapan adem-i merkeziyetçiler, meşrutiyetin ilanından sonra Türkiye'ye döndüler. 22 Ağustos'ta İttihad ve Terakki Cemiyeti ile tekrar birleştiklerini duyurdular. Ancak bu birleşme uzun sürmedi.
2 Ağustos'ta Prens Sabahaddin'in İstanbul'a gelmesiyle ilişkiler gerginleşti. Bunun sonucunda 14 Eylül 1908'de liberalizmin Türkiye'deki öncüsü Prens Sabahaddin'in hamiliğini yaptığı Osmanlı Ahrar Fırkası, yani partisi kuruldu. Ahrar Fırkası, İttihad ve Terakki 1913'te partileşeceği için ülkemizin ilk partisidir. Ahrar kelimesi "Hürler/Özgürler" demektir.
Ahrar Fırkası, Babıâli Caddesi, Hilal Matbaası'nın özel dairesinde kurulmuştu. Fırkanın kurucuları; Nureddin Ferruh, Ahmed Fazlı, Kıbrıslı Tevfik, Celaleddin Arif, Mahir Said, Nazım ve Şevket beylerdi. Partinin yönetim kurulu ise şöyleydi: Umumi Kâtip: Nureddin Ferruh Bey; muhasip aza: Celaleddin Arif Bey; diğer üyeler Mahir Said, Kıbrıslı Şevket ve Ahmed Paşa'ydı.
Partinin başkanı yoktu. Sadrazam Kâmil Paşa'nın, İsmail Kemal Bey'in partinin başkanı oldukları söylenir. Halk ise partinin başkanı olarak Prens Sabahaddin'i görüyordu. Partinin başkanlığı Prens Sabahaddin'e bir cemile olmak üzere zaten boş bırakılmıştı. Ahrar Fırkası'nın genel prensipleri Prens Sabahaddin Bey'in "adem-i merkeziyet ve teşebbüs-i şahsi" fikirleri çerçevesinde şekillenmişti. Osmanlıcılığı esas almıştı.
LİBERAL PARTİ PROGRAMI
Ahrar Fırkası'nın programı Nureddin Ferruh (Alkend) Bey'in kaleminden çıkmıştı. O sırada Osmanlı adalet reformu için İstanbul'da danışman olarak bulunan Fransız hukukçu Kont Leon Ostrogog da programın hazırlanmasına yardım etmişti.
Bir giriş ve 25 maddeden oluşan program, Avrupa'nın liberal parti programlarının Türkçe'ye çevrilerek incelenmesi sonucu ortaya çıkmıştı. Programın giriş kısmında partinin faaliyet sahası şu şekilde ilan edilmekteydi:
"İnsanlar hür ve hukuk-ı beşer nokta-i nazarından müsavi olarak doğduklarından aharın hukukuna tecavüz etmemek şartıyla hürriyet, hakk-ı temellük, emniyet, huzur-ı kanuna mutavaat, asayiş-i umumiyi muhil olmayan ef'al ve harekâtta serbest, serbest-i kelam, serbesti-i matbuat, serbesti-i ticaret, serbesti-i muhaberat, serbesti-i vicdan, serbesti-i seyahat, serbesti-i tedrisat, serbesti-i müşareket, serbesti-i içtima, masuniyeti mesakin gibi hukuk-ı umumiyeye maliktirler."
Ahmed Fazlı Bey'in çıkardığı Serbestî Gazetesi, fırkanın yayın organı işlevini gördü. İttihad ve Terakki'ye muhalif olan Yeni Gazete, Sabah, Volkan, Servet-i Fünun, Sadayı Millet ve İkdam gibi gazete ve dergiler de Ahrar Fırkası'na yoğun ilgi gösterip partinin adeta sözcülüğünü yaptılar. Maddi sıkıntı çeken parti İstanbul dışında fazla örgütlenemedi.

Seçim sandığı ve görevliler.
AĞIR SEÇİM MAĞLUBİYETİ
1876'dan 1946'ya kadar ülkemizde milletvekilleri iki dereceli seçimle seçilirlerdi. Bu sisteme göre seçim bölgelerindeki "müntehib-i evveller", yani birinci seçmenler "müntehib-i sânîleri", yani ikinci seçmenleri seçerler, onlar da "mebusları", yani milletvekillerini tespit ederlerdi. İlk seçimler de bu sistemle yapıldı. Seçimler eskiden şimdiki gibi bir günde yapılmaz, birkaç ay sürerdi.
İstanbul'da da seçim günü şehirde büyük bir eğlence vardı. İkinci seçmenler sazlı sözlü arabalarla şehir turu attılar. Seçim sandığı dönemin en gözde binalarından Sirkeci'deki Büyük Postane'ydi. Oy hakkı olan 512 seçmenden 507'si müzik eşliğinde Postane'ye gelerek oylarını kullandı. 4 saatten fazla süren oy verme işlemi açıklandığında İttihadçılar büyük sevinç içerisindeydiler. 10 milletvekilini de kazanmışlardı. Ahrar Fırkası büyük bir şok geçirmişti.
İmparatorluğun her tarafında İttihadçıların zaferi vardı. İttihad ve Terakki'nin hâkim olduğu ortamda yapılan seçimleri adayları rahatlıkla kazanmıştı. 126 seçim çevresinden gelen 275 milletvekilinden 160'ı cemiyet üyesi, diğerleri de İttihad ve Terakki sempatizanı görünüyorlardı.

31 Mart Vakası
31 MART VAKASI SONU OLDU
Ahrar Fırkası teşkilatlanmasını tamamlayamadan bu seçimlere katılmak zorunda kalmıştı. Bu yüzden resmen tek bir mebus çıkaramamıştı. Ancak İttihad ve Terakki ile birlikte ortak aday gösterdikleri 4 gayrimüslim aday mebus seçilmişti. Ayrıca Ankara'dan kendi çabalarıyla seçilen Mahir Said Bey de Ahrar Fırkası'ndandı. Buna rağmen Ahrar Fırkası'nın Meclis-i Mebusan'daki gücü fazla oldu.
İttihad ve Terakki'ye muhalif olan 60-70 mebusu kontrol ederek hükümet üzerinde etkili oldular. Ancak 1909'daki 31 Mart Vakası, partinin sonu oldu. 31 Mart olaylarından sonra Ahrar Fırkası mensupları tutuklanıp Divan-ı Örfi'de yargılandı. Tutuklanan bazı Ahrar Fırkası mensupları İngiltere'nin müdahalesiyle serbest bırakıldı. Prens Sabahaddin'i ise annesi kurtardı. Bu hadiseden sonra başta Prens Sabahaddin olmak üzere partinin kurucu üyeleri Avrupa'ya gittiler.
Ahrar Fırkası, daha sonra siyasi hayata dönmeye çalışsa da neticesiz kaldı. 30 Ocak 1910'da partinin programını yazan Nureddin Ferruh Bey'in yayınladığı bildiriyle fırka sona erdi. Mutedil Hürriyetperveran Fırkası'nın reisi konumunda olan İsmail Kemal Bey de bir gazete muhabirine verdiği demecinde "Reisi bulunduğu Ahrar Fırkası'nın fesh ve lağvedildiğini, partinin siyasi programının zamana uygun olarak yeniden düzenlenerek Ahrar'ın Mutedil Hürriyetperveran'a katıldığını ve yeni bir programın hazırlandığını" söylemişti.
Ülkemizde kurulan ilk parti olan Ahrar Fırkası, kısa bir sürede siyasi hayattan çekilip tarih kitaplarındaki yerini almıştı.
SİYASİ PARTİLER BİRBİRİNİ İZLEDİ
İttihad ve Terakki her ne kadar bütün milletvekilliklerini kazandıysa da meşrutiyete taraftar olan herkes İttihadçı değildi. Bu yüzden peş peşe yeni siyasi partiler kuruldu. Bunlar arasında, seçimlere katılan Ahrar Partisi'nin yanında Osmanlı Demokrat Fırkası, İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti, Osmanlı Islahat-ı Esasiye Fırkası, Ahali Fırkası, Mutedil Hürriyetperveran Cemiyeti, Osmanlı Sosyalist Fırkası, Fedakâran-ı Millet Cemiyeti, Heyet-i Müttefika-i Osmaniye Fırkası gibi partiler bulunuyordu.
İkinci Meşrutiyet'ten sonra kurulan partiler arasında gerek ismi gerekse de savunduğu fikirler itibarıyla en dikkat çeken partilerden biri Osmanlı Demokrat Partisi idi. Parti kurucuları arasında İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin kurulmasına önayak olanlar vardı.
Birçok parti kurulmasına rağmen bunların hiçbiri varlığını sürdüremedi. Muhalif partilerden birçoğu aralarında birleşerek 8 Kasım 1911'de Hürriyet ve İtilaf Partisi çatısı altında toplandılar. Böylece ülkemizde iki partili bir sistem meydana geldi.
NOT: Haftaya izinli olduğum için yazım olmayacak.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:62
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Ağustos 2026 07:06 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















