Ankara24.com
close
up
Menu

Dilden Motife: Türk Dünyasında Birlik ve Kültür Köprüleri Projesi

Mert Müldür: Dört gözle Dünya Kupası’nı bekliyoruz!

Nahit Eren: Süper ligin en genç takımıyız, hedefimiz Avrupa kupalarına gitmek Amed Sportif Faaliyetler seçimli genel kurul toplantısında mevcut başkan Nahit Eren ile devam kararı Diyarbakır Haberleri

Teşkilat hayranlarını üzecek haber! 3 oyuncu birden elveda diyecek

ABD’den İran’ın en büyük kripto para borsasına yaptırım

CHP de kılıçlar çekildi: Özgür Özel bir hafta içerisinde ihraç edilecek VİDEO İZLE

Ruhsatsız Masaj Salonunda Ölüm

Batman da düğün dönüşü kaza: 6 yaralı Batman Haberleri

İran Hürmüz de ABD’ye ait ticari gemiyi vurdu Dünya Haberleri

‘Devlet aklı’ bürokrasi yönetecek Sözcü Gazetesi

Başsavcılıktan YSK, MASAK ve SGK ya CHP yazısı

ALES sonuçları 2026 ne zaman açıklanacak? ÖSYM ALES/1 sonuç tarihi belli oldu Son Dakika Haberleri

Bakü’de tarihi imza atıldı! Tam 15 yıl boyunca Türkiye’ye akacak

ATV CANLI İZLE Türkiye Kuzey Makedonya maçı! A Milli Futbol Takımı, 2026 Dünya Kupası öncesi sahada

Basra Körfezi nde Irak kara sularında Panama bayraklı bir yük gemisinde patlama

Hakan Safi: Tarihin gelmiş geçmiş en iyi kadrolarından birini kuruyoruz

Parmak iziyle mesai takibine son Ekonomi Haberleri

Fatih te masaj salonunda şüpheli ölüm Son dakika haberleri

Ana Haber Bülteni 2 Haziran 2026 (ABD NATO dan çekilebilir mi?)

Selçuksports yöneticisi Selçuk Yılmaz tutuklandı

ERHAN AFYONCU Osmanlı ile İran arasında 100 yıl süren diplomatik mücadele

ERHAN AFYONCU Osmanlı ile İran arasında 100 yıl süren diplomatik mücadele

Sabah sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.

Eski İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Velayeti, ABD ile İran arasında Pakistan’da görüşmeler sürerken “Erzurum’dan İslamabad’a İran Diplomasisi” diye bir tweet atarak İran’ın diplomasi geleneğine atıf yaptı. ABD ile yapılacak anlaşma Erzurum Antlaşması’na benzeyecekse sorun çıkmaya devam edecek demektir. 1823 Erzurum Antlaşması, İranlıların antlaşma metninin Farsça nüshasında tahrifat yapmaları yüzünden iki devlet arasındaki anlaşmazlıklar imparatorluğun sonuna kadar sürdü

Osmanlı Devleti ile İran arasında sınırdaki aşiretler ve Irak'taki bazı problemlerden dolayı 19. yüzyılın ilk çeyreğinde anlaşmazlıklar vardı. İran'ın Veliaht Şehzadesi Abbas Mirza'nın Osmanlı topraklarına yaptığı saldırılar, iki devlet arasında savaşı başlattı. 1820-1822 yılları arasındaki savaşta İran bazı yerleri ele geçirse de yapılan mücadelelerde iki taraf da birbirine üstünlük sağlayamadı. İran bazı yerleri işgal etse de barış istedi.
Salgın hastalıklardan dolayı birliklerinin geri çekilmek zorunda kalması, savaşın İran'da yarattığı ekonomik buhran ve İranlı tüccarların baskısı İran'ın savaşı sürdürememesinin sebeplerindendi. Ayrıca İngilizlerin, İran'ı müzakerelere yönlendirme çabası da barış görüşmelerin başlamasında etkili olmuştu. 1820-23 Osmanlı-İran Savaşı ve Erzurum Antlaşması'yla ilgili Eralp Yaşar Azap'ın tafsilatlı çalışmalarına bakılabilir.


19. yüzyılda Erzurum.

ERZURUM'DA BARIŞ GÖRÜŞMESİ
1822 Eylül'ünde Rauf Paşa ile İran Elçisi Muhammed Taki, Erzurum'da meseleleri tartıştılar. Rauf Paşa, İran taleplerine karşılık aşiretlerin Osmanlı tebaası olduğunu vurguladı ve İran'ın işgal ettiği toprakları geri verip sebep olduğu zararların da tazmin etmesinin zorunlu olduğunu söyledi. Görüşmeler kesintiye uğrayınca İngiltere'nin İran'ı Osmanlı ile barış yapmaya teşvik eden baskısı sonucunda, bu sefer Mirza Muhammed Ali Aştiyani, Erzurum'a gönderildi. Müzakere meclisinin ilk oturumu ise 28 Haziran 1823'te yapıldı. Görüşmelerin 1746'da imzalanan Kerden Antlaşması metnine dayandırılması kararı alındı. Ancak Aştiyani kendisinden önceki elçilerin aşiretler meselesindeki ısrarını sürdürünce görüşmelere yine ara verildi.
İran heyetinden Cafer Han, İran'a giderek durumu Abbas Mirza ile istişare ederken, Rauf Paşa askeri hazırlıkları başlattı. Cafer Han'ın dönüşüyle müzakerelere yeniden başlandı. İran'ın işgal ettiği bölgelerden çekilebileceği ve el konulan tüccar mallarından feragat edebileceği gibi önemli tavizler havada uçuşuyordu. Ancak bu yumuşama iklimi, İran'ın Haydaranlı ve Sepki aşiretlerinin kendi tebaası olduğu konusundaki ısrarcı tutumuyla kısa sürede dağıldı.
Osmanlı diplomatları, İran'ın haksız saldırıları sonucu bölge halkının büyük zarar gördüğünü söyleyip zaten kendilerine ait olan topraklardan çekilmenin bir "lütuf" gibi sunulmasına sert tepki gösterdi. Bu restleşme, Osmanlı tarafının ordunun teyakkuzda olduğunu belirtip Revan ve Azerbaycan üzerindeki emellerini ima eden bir savaş tehdidine dönüştü.


İkinci Mahmud

RAUF PAŞA TAVİZ VERMEDİ
Bu gergin atmosferde, İran tarafından Mirza Hacı Emin ve Mirza Ahmed araya girerek havayı yumuşatmak adına genel bir sohbet başlattılar. Rauf Paşa ve Aştiyani'nin tam yetkili olduklarını hatırlatarak, aşiret meselesi yüzünden görüşmelerin tıkanmaması gerektiğini vurgulayıp sözü tekrar diplomatlara bıraktılar. Osmanlı tarafı, aşiretlerin iki devlet arasında paylaştırılmasını teklif etse de bu öneri, Aştiyani tarafından "yetki aşımı" gerekçesiyle geri çevrilince görüşmeler bir kez daha kilitlendi.
Osmanlı tarafı, ertesi gün İran'dan tazminat talep etmeyeceğini, ayrıca İranlı hacılara her türlü kolaylığın sağlanacağını taahhüt etti. Ancak Rauf Paşa, aşiretler konusunda geri adım atmayınca gerginlik yeniden tırmandı. Buna karşılık Aştiyani, stratejik bir karşı hamleyle sınırların yeniden düzenlenmesini teklif etti. Rauf Paşa, işgal edilen bütün bölgelerin bizzat padişahın mülkü olduğunu sert bir dille yineleyerek, Osmanlı sınırlarının meşruiyetinin tartışmaya kapalı olduğunu vurguladı. Aşiretler konusundaki tavizsiz duruşundan da milim geri adım atmadı.
Rauf Paşa'nın bu dik duruşu karşısında iyice sıkışan Aştiyani, aşiretler meselesinde geri adım atmayacaklarını yineleyerek masadan kalkma tehdidinde bulundu. Rauf Paşa, İran kanadının bu blöfünü, "Kendi bileceğiniz iştir" mealinde kayıtsız bir cevapla karşıladı. Cafer Han, sadece bir inat uğruna müzakereleri sonlandırmanın her iki taraf için de uygun olmayacağını ifade ederek Aştiyani'yi ikna ettiğini söyleyip taraflar müzakere masasına yeniden oturdu.


Abbas Mirza

NİHAYET ANLAŞMAYA VARILDI
Varılan anlaşmaya göre, Osmanlı topraklarında ikamet eden aşiretlerin İran sınırlarına yönelik herhangi bir saldırıda bulunması kesinlikle yasaklanacaktı. Şayet bu aşiretler İran topraklarına tecavüz eder ve Osmanlı yönetimi bu duruma engel olamazsa, söz konusu aşiretlerin Osmanlı topraklarına tekrar kabul edilmemesi kararlaştırıldı. Öte yandan, aşiretler kendi rızalarıyla İran'a göç etmek isterlerse Osmanlı Devleti buna engel olmayacak, ancak İran'a geçenlerin geri dönüşüne de izin verilmeyecekti. Aynı kurallar İran tarafı için de geçerli olacaktı.
İran tarafı, kendi tüccarlarının Müslüman devletlere tanınan gümrük haklarından yararlanması, vefat eden İranlıların beytülmale kalan mallarının korunması ve savaş döneminde sınır ihlali yapan kişilerin affedilmesi gibi taleplerini de kabul ettirerek Osmanlı ile uzlaşma sağladı. Karşılıklı taahhütleri içeren bir "temessük"ün, yani anlaşma senedinin kaleme alınmasıyla Erzurum'daki müzakere meclisi nihayete erdi. Daha sonra, üzerinde anlaşma sağlanan metinlerin Feth Ali Şah ve II. Mahmud tarafından onaylanan suretleri olan tasdiknameler iki tarafın başkentine götürülmesi için İran tarafından Serheng (Albay) Kasım Han ve Osmanlı Devleti adına ise Sabık Divan-ı Hümayun Beylikçisi Mehmed Necib Efendi görevlendirildi.


Erzurum müzakereleri.

METİNDEKİ ACEM OYUNU
İran tarafı, anlaşmaya varılan tasdikname üzerinde Tahran'da bazı yeni düzenlemeler yapmaya kalktı. İranlıların tasdiknamede tahrifat yapmaları Osmanlı yönetimi tarafından iyi karşılanmadı. Bu durum Osmanlı Devleti'ne "yutturulmak" istenen metin olarak nitelendirildi.
İran Elçisi Serheng Kasım Han, Tahran'da üzerinde tahrifat yapılan metinle birlikte 3 Nisan 1824 tarihinde İstanbul'a ulaştı. Ancak metnin son hâli Kasım Han ile "Reisülküttap", yani Osmanlı Dışişleri Bakanı arasında tartışmaya sebep oldu. Yeni metin incelenmiş, üzerinde oynandığı görülmüştü. Kasım Han'ın getirdiği tasdiknamenin, Osmanlı Devleti'nde saklanan ve Rauf Paşa ile Aştiyani arasında mübadele edilen Farsça belgeyle lafzen ve mana olarak uyuşmaması, tasdiknamenin iadesine sebep olacaktı.
Reis Efendi, devletler arasında yapılan antlaşmaların çok eskiden beri tasdikname metinleri ile ilk hazırlanan temessükte yazılı kelimelerin ve ibarelerin kelimesi kelimesine aynı olageldiğini söylemiş ve bu durumun neden gelen tasdiknamede değiştiğini sormuş ve bu yüzden antlaşmanın iade edildiğini söylemişti.
Kasım Han ise barışı en başında isteyen tarafın İran olduğunu tekrar söyledi. İran'ın antlaşma maddelerine uygun hareket ettiği ve diplomatik kaidelerden habersiz olmadığını sözlerine ekleyerek antlaşmanın esas ve erkânını bozacak hiçbir hususun mevzubahis olamayacağını da söyleyip ortada sorun bulunmadığını iddia etti. "...Devlet-i Aliyye'nin muradı sulhu istememek sureti ise o başkadır" diyerek Osmanlı'yı barışı istemeyen taraf gibi göstermeye çalışıp belgelerin mukayesesini önerdi.
Metinler mukayese edildikçe, Osmanlı görüşünün doğruluğu ortaya çıktı. Mesela, Bağdat bölgesine İran'ın müdahale etmemesini isteyen ve Osmanlı Devleti'nin oradaki siyasi varlığını vurgulayan madde, İran'ın getirdiği tasdiknamede farklıydı. İranlılar maddeyi, iki devletin de oraya siyaseten müdahale edemeyeceği şeklinde tashih ederek değiştirmişlerdi.
İran delegasyonu yapılan değişiklikler ortaya çıktıkça kendilerini savunmak ve Osmanlı tarafının da benzer şeyler yaptığı söyleyerek yeni bir savunma mekanizması oluşturdular. Yukarıdaki durumun manadan ziyade lafızdan kaynaklandığını ve çok da önemli olmadığını söylediler. Hatta Osmanlı tarafının tavrına karşı ön almak için şahın hareminin hac ziyaretini ihtiva eden madde ile İranlı tüccarların satacağı kiraz çubuğunu içermesi gereken maddelerde, Osmanlı tarafının da aynı şekilde davrandığını iddia ettiler.
Reisülküttap, İran'ın bu yaptığının bir devletin şanına yakışmayacağını söyledi. Maddeleri niçin değiştirdiklerini İran heyetine soran Reis Efendi, kendisini tatmin etmeyen cevaplarla karşılaştı. Sıkışan İran elçisi, Kerden Antlaşması'nın temessüğüyle tasdiknamesinin uyuşup uyuşmadığını sordu. Eski antlaşmaların beylikçi efendi tarafından getirilmesi ve Kerden Antlaşması'nın kendisine sunulmasının meclis müzakeratıyla olacağı tarafına iletilen İran elçisi bu sefer, İstanbul'da bulunan İngiliz ve sair devletlerin misyonlarının hakem olup mevcut tasdikname ve temessüğü mukayese etmeleri ve bu durumun onların hakemliğinde çözülmesini önerdi.
Osmanlı heyeti ise iki devlet arasındaki meselenin sadece kendilerini ilgilendirdiğini söyledi. Reis Efendi bunun bir "rezalet lakırdısı" olarak görüldüğünü de söyledi. Buna rağmen İran heyeti, eski antlaşmanın çıkarılıp mukayese edilmesinde ısrar etmeyi sürdürdü.
Sadrazam konuyu, II. Mahmud'a iletti. Osmanlıların bu diplomatik nezaketsizlik noktasında tavrı netti. Kayıt altına alınan tüm müzakereyi harf harf okuyan II. Mahmud, "Ya doğru tasdikname gelir ya da savaş tekrar başlar" dedi.


Erzurum Antlaşması.

BİRBİRİNDEN FARKLI NÜSHALAR
Türkçe ve Farsça anlaşma metinlerini alan İran elçisi, Reis Efendi ile yaptığı görüşmeden sonra durumu İran'a bir mektupla bildirdi. İstanbul'da İran'dan cevap gelmesini bekleyen Kasım Han, tashih edildiği söylenip Tahran'dan gelen tasdiknameyi Osmanlı tarafına takdim etti. Ancak gelen tasdiknamede de yine birtakım hatalar vardı. Altıncı maddede, iki ülke topraklarında vefat edenlerin mallarının nasıl değerlendirileceği hususunda sadece Osmanlı topraklarında vefat edenlerin mallarının ne olacağıyla ilgili düzeltme yapılmıştı.
Yine bazı yerlerde "vav" harfi fazla idi. Şart yerine "şurut", canib yerine "cevanib" gibi yazımların, manayı değiştirmeyecek bir hâle getirilmesi gerekiyordu. Tasdiknamedeki hatalar düzeltildikten sonra iki taraf mutabakata vardı ve mutabakatın ittifaka dönüştürülmesi bahsi açıldı. Ancak Osmanlılar, İran'dan gelen teklife sıcak bakmadılar. Zira tarihi tecrübesi Batı'da uğraşılan her problemde İran, Osmanlı'nın aleyhine harekete geçmekteydi.
Anlaşma yapılmasına rağmen 1823 Erzurum Antlaşması'nın bugün elimizde olan metninin neredeyse bütün nüshaları birbirinden farklıdır. İki ülkenin arşivlerinde muhafaza edilen Farsça ve Türkçe nüshalar arasında anlam ve madde sayısı açısından farklar vardı.
Antlaşmadan sonra İran'ın bölgeden çekilmesi için uğraş veren Osmanlı Devleti, bir süre netice alamadı. Antlaşma işgal edilen kale ve arazileri teslim edip savaş öncesi sınırlara dönmeyi içeriyordu. Ancak İran tahrif edilmiş anlaşma metnini gerekçe göstererek kaleler üzerinde hak etti. Sonunda Erzurum valisi atanan Galip Paşa'nın baskılarıyla kaleler alındı. Ancak muğlaklıklardan dolayı problemler tam manasıyla çözülemedi. 1847'de yeni bir sınır antlaşması yapıldı. İran'la 1869, 1878, 1908 ve 1912'de yeni antlaşmalar imzalandı. Bazı sınır problemlerinin çözümü ise ancak Cumhuriyet döneminde gerçekleşecekti.

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:137
embedKaynak:https://sabah.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 19 Nisan 2026 07:06 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Dilden Motife: Türk Dünyasında Birlik ve Kültür Köprüleri Projesi

01 Haziran 2026 17:01see160

Mert Müldür: Dört gözle Dünya Kupası’nı bekliyoruz!

02 Haziran 2026 00:03see148

Nahit Eren: Süper ligin en genç takımıyız, hedefimiz Avrupa kupalarına gitmek Amed Sportif Faaliyetler seçimli genel kurul toplantısında mevcut başkan Nahit Eren ile devam kararı Diyarbakır Haberleri

02 Haziran 2026 00:01see145

Teşkilat hayranlarını üzecek haber! 3 oyuncu birden elveda diyecek

01 Haziran 2026 19:02see144

ABD’den İran’ın en büyük kripto para borsasına yaptırım

03 Haziran 2026 00:42see141

CHP de kılıçlar çekildi: Özgür Özel bir hafta içerisinde ihraç edilecek VİDEO İZLE

02 Haziran 2026 00:38see141

Ruhsatsız Masaj Salonunda Ölüm

02 Haziran 2026 01:40see140

Batman da düğün dönüşü kaza: 6 yaralı Batman Haberleri

02 Haziran 2026 01:13see139

İran Hürmüz de ABD’ye ait ticari gemiyi vurdu Dünya Haberleri

02 Haziran 2026 00:15see138

‘Devlet aklı’ bürokrasi yönetecek Sözcü Gazetesi

02 Haziran 2026 05:03see135

Başsavcılıktan YSK, MASAK ve SGK ya CHP yazısı

01 Haziran 2026 19:40see135

ALES sonuçları 2026 ne zaman açıklanacak? ÖSYM ALES/1 sonuç tarihi belli oldu Son Dakika Haberleri

02 Haziran 2026 00:15see134

Bakü’de tarihi imza atıldı! Tam 15 yıl boyunca Türkiye’ye akacak

01 Haziran 2026 15:34see132

ATV CANLI İZLE Türkiye Kuzey Makedonya maçı! A Milli Futbol Takımı, 2026 Dünya Kupası öncesi sahada

01 Haziran 2026 19:10see130

Basra Körfezi nde Irak kara sularında Panama bayraklı bir yük gemisinde patlama

01 Haziran 2026 20:24see129

Hakan Safi: Tarihin gelmiş geçmiş en iyi kadrolarından birini kuruyoruz

03 Haziran 2026 00:28see129

Parmak iziyle mesai takibine son Ekonomi Haberleri

03 Haziran 2026 04:10see128

Fatih te masaj salonunda şüpheli ölüm Son dakika haberleri

02 Haziran 2026 00:48see127

Ana Haber Bülteni 2 Haziran 2026 (ABD NATO dan çekilebilir mi?)

03 Haziran 2026 02:45see127

Selçuksports yöneticisi Selçuk Yılmaz tutuklandı

02 Haziran 2026 20:20see125
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları