Enflasyon yaz mevsimini düşüşle açtı
Sabah sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Nisan ayındaki savaş şokuyla sarsılan enflasyon, mayısta normalleşme emareleri göstermişti. Yazla birlikte enflasyon biraz daha gevşedi. Aylık enflasyon haziranda yüzde 0.99'a geriledi. Böylece son altı yılın en düşük haziran enflasyonu yaşandı. Giyim grubunda indirim sezonunun etkisiyle aylık enflasyon negatife döndü. Savaştan en çok etkilenen ulaştırma grubunda fiyat değişim oranı bu kez eksiye geçti. Mevsim etkisiyle hafif gevşeyen meyve ve sebze fiyatları sayesinde gıda enflasyonu, yüzde 0.17 ile makul sayılabilecek bir seviyede kaldı.
Savaş şokunun enflasyonist etkisinin büyük ölçüde sönümlendiğini söyleyebiliriz. Eşel mobil sistemi, akaryakıt fiyatları üzerinden oluşabilecek enflasyonist etkiyi sınırlandırdı. Ancak bu süreçte yalnızca eşel mobil sistemi değil, küresel koşullar da savaşın büyük bir enflasyon dalgasına dönüşmesini engelledi.
KORKULAN OLMADI
BIS verilerine göre, Hürmüz Boğazı'nın kapanması sonucunda küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 13'ü bir anda devre dışı kaldı. Bu oran, 1970'lerdeki meşhur petrol krizinde yaşanan arz kaybından daha yüksekti. O dönemde küresel petrol arzındaki kayıp yaklaşık yüzde 8 düzeyindeydi. Buna rağmen bu kez petrol fiyatlarındaki artış, 1970'lerdeki kadar dramatik olmadı. Bunda küresel ekonominin geçmişe kıyasla petrole daha az bağımlı hale gelmesi önemli bir etkendi. Ayrıca dünya genelinde stratejik petrol rezervlerinin devreye alınması fiyatların aşırı yükselmesini engelledi. Savaşın uzun süre devam etmemesi bu süreci sınırlayan bir diğer faktör oldu. Küresel enerji fiyatlarındaki artışın diğer emtialar ve ara malları üzerinde korkulduğu ölçüde bir baskı oluşturmaması da enflasyonist etkiyi hafifletti.
KAMU MALİYESİNDEN DEZENFLASYONA DESTEK
Elbette enflasyon oranının düşmesi, genel fiyat düzeyinin gerilediği anlamına gelmiyor. Bazı mal ve hizmetlerin fiyatlarına baktığımızda hâlâ hayret ediyoruz. Fiyatlar, emekliler ve sabit gelirlilerin satın alma gücünü zorlamaya devam ediyor. Bu yıl da enflasyonda yılın başında belirlenen hedeflerin tutturamayacağız. Ancak savaşın etkilerinin korkulduğu ölçüde hissedilmemesi ve fiyat artış hızının yavaşlaması, en azından dezenflasyona yönelik umutların yeniden yeşermesini sağladı diyebiliriz.
Dezenflasyona dönüşün ardından, eşel mobil sisteminin önümüzdeki üç aylık dönemde kademeli olarak sonlandırılmasına karar verildi. Bununla birlikte, kamu maliyesinin başka bir kanal üzerinden enflasyonla mücadeleye ilave destek sunacağı açıklandı. Bilindiği üzere, akaryakıt ve tütün ürünlerinde ocak ve temmuz aylarında ÜFE rakamlarına göre ÖTV ayarlaması yapılır. Bu iki grupta zamlara yol açan söz konusu vergi ayarlamasının, yılın ikinci yarısı için yapılmayacağı Resmî Gazete'de ilan edildi.
SANAYİ DESTEK BEKLİYOR
Yüksek finansman maliyetleri, ihracat pazarlarındaki durgun seyir ve savaş, Türkiye ekonomisini en çok sanayi sektörü üzerinden olumsuz etkiliyor. İSO İmalat Sanayi PMI rakamları 27 aydır daralma bölgesinden çıkamadı. MÜSİAD'ın açıkladığı SAMEKS, genel itibarıyla PMI rakamlarından bir tık daha pozitif tarafta kalırdı ancak SAMEKS sanayi göstergesi de iktisadi canlılık için eşik değer olan 50 seviyesinin altında seyrediyor.
Savunma sanayii gibi yüksek teknolojili sanayi kollarında görünüm olumlu seyrediyor. Ancak bu performans, sanayi sektörünün genelini pozitif bölgede tutmaya yetmiyor. 2022-2025 döneminde sanayi sektörünün ekonomi içindeki ağırlığında yaklaşık 8 puanlık bir kayıp yaşandı. İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranları tarihsel ortalamaların altında seyrediyor. Reel sektör temsilcilerinden gelen bilgiler yalnızca KOBİ'lerin değil, büyük ölçekli firmaların da zorlanmaya başladığına işaret ediyor.
Sanayi sektörünü yıpratan konjonktürel faktörlerin üzerine gitmek kolay değil. İçeride enflasyonla mücadele elinizi kolunuzu bağlıyor; dışarıdaki gelişmeler ise çoğunlukla ekonominin denetimi dışında cereyan ediyor. Yine de sanayinin ekonomik açıdan ne kadar hayati olduğunu dikkate alarak, bu sektörü planlı ve seçici bir biçimde korumaya çalışmalıyız.
Üretim kapasitesi zayıfladığında yeniden güç kazanmak kolay olmuyor. Sanayi üretiminde güç kaybettiğinizde yalnızca istihdam ve ihracattan, inovasyon ve verimlilik kazanımlarından da uzaklaşıyorsunuz. Çin'in sanayideki agresif büyümesini uzun süre göz ardı eden birçok gelişmiş ülke, bu acı tecrübeyi bizzat yaşadı. Bugün sanayi üretimini yeniden canlandırmak için birçok program denemelerine rağmen, sektörteki müzmin durgunluğu aşmakta zorlanıyorlar.
Sanayinin yaşadığı bu tıkanıklıkta hiç kuşkusuz reel sektörün kendi ihmallerinin de payı var. Aile şirketlerinin kurumsallaşması, markalaşma, teknolojik dönüşüme uyum sağlama ve pazarürün çeşitliliğini artırma konularında geç kalındı. Bununla birlikte yüksek faiz, fabrika yatırımları için uygun bölgelerdeki fahiş arsa bedelleri ve ara eleman eksikliği gibi makro ölçekli sorunların da göz ardı edilmemesi gerekiyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:58
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 05 Temmuz 2026 07:04 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















