Emekliler üvey evlat mı? Sözcü Gazetesi
Sozcu sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Sosyal güvenlik temel ve evrensel bir insan hakkıdır. Yıllarca çalışarak primlerini ödeyen vatandaşlarımızın sistemden beklentisi; emeklilik döneminde insan onuruna yaraşır bir gelire sahip olmak ve kaliteli sağlık hizmeti almaktır. Ancak güncel veriler, emekli vatandaşlarımızın milli gelirden aldığı payın düştüğünü ve bütçe transferlerinin daraldığını bütün netliğiyle ortaya koymaktadır.
Bu şartlar altında insanın aklına “Emekliler üvey evlat mı?” sorusu gelmektedir.
Emeklilerin milli gelir pastasındaki payı düştü
Türkiye’de derinleşen ve yaygınlaşan yoksulluğu en çok hisseden kesimlerin başında emekliler gelmektedir.
Emeklilerin üçte biri, yani 5.7 milyonu 20 bin liralık en düşük emekli maaşına, önemli bir kısmı ise 20 bin ile 25 bin lira arasındaki maaşa mahkum. Türk-İş tarafından açıklanan şubat 2026 açlık sınırı ise 32 bin 365 lira oldu. Sonuçta emeklilerimizin ekseriyeti açlık sınırın altında bir gelirle hayatta kalma mücadelesi veriyorlar.
Son on yıla ilişkin aşağıda vereceğim veriler, emeklilerin milli gelir pastasındaki payının nasıl küçüldüğünü, emeklinin yoksullaştırılma sürecinin nasıl geliştiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. 2016 yılı verilerine bakıldığında, Türkiye’de emekli ve hak sahiplerinden oluşan pasif sigortalı sayısı 11.1 milyon seviyesindeydi. 2025 yılı sonunda bu sayı, EYT düzenlemesinin de etkisiyle 16.2 milyona ulaşarak yüzde 45 oranında bir artış kaydetti. Aynı dönemde toplam ülke nüfusu ise yaklaşık 79.8 milyondan 86 milyon bandına çıkarak yüzde 8 oranında büyüdü.
Bu verilere göre, 2016 yılında her 1000 kişiden 139’u emekli iken 2025 sonu itibariyle her 1000 kişinin artık 188’i emeklidir. Bu durum emekli vatandaşlarımızın toplam nüfus içindeki ağırlığının kayda değer biçimde arttığını kanıtlıyor. Nüfus içinde emeklilerin oransal ağırlığı artmasına rağmen milli gelirden aldıkları payın azalmasının izahı yoktur.
2016 yılında emekli aylığı ödemelerinin GSYH içindeki payı yüzde 7.04 seviyesindeydi. 2025 yılına gelindiğinde, emekli sayısı 5 milyon artmasına rağmen bu pay yüzde 5.99’a geriledi.
Emekli vatandaşlarımızın sayısı yüzde 45 artarken, milli gelirden aldıkları payın oransal olarak düşmesi, kişi başına düşen refah payının reel olarak azaldığının en somut göstergesidir.
Bütçeden SGK’ya yapılan transferler oransal olarak düştü
Tüm dünyada sosyal güvenlik sistemlerine bütçeden çeşitli adlarla transferler yapılır. Türkiye’de de Sosyal güvenlik sistemi uzun yıllardır bütçeden yapılan transferlerle desteklenmektedir.
Sosyal güvenlik sisteminin finansmanında merkezi yönetim bütçesinden yapılan transferler kritik rol oynamaktadır. 2020 yılında bu transferlerin GSYH’ya oranı yüzde 4.88 iken, 2025 yılında bu oran yüzde 3.16 seviyesine kadar gerilemiştir. Milli gelir yıllık ve çeyreklik bazda sürekli artış göstermesine rağmen, devletin sosyal güvenlik sistemine ayırdığı kaynağın oransal olarak düşmesi, emekli vatandaşlarımızın satın alma gücü üzerinde baskı oluşturmaktadır.
Bütçeden emeklilik sistemine yapılan transferlerin tutarı bütçe büyüklüğüne göre de küçülmüştür. 2020 yılında bütçeden SGK’ya görevlendirme gideri ve hazine yardımı olarak yapılan transferlerin toplam tutarı bütçe harcamalarının yüzde 22.5’ine tekabül ederken son iki yıldır bu oran yüzde 13.5 seviyesine gerilemiştir.
Sonuç Olarak
Gelişmiş ekonomilerde bütçe imkanlarının da yeterliliği sayesinde sosyal güvenliğe devletin katkısı artmaktadır. Türkiye’de verimsiz yatırımlar, liyakat sahibi olmayan yöneticilerin yanlış kararları ile trilyonlarca liranın buharlaşması, israf ve verimsizlik, kamu ihale sisteminde şeffaflığın kaybolması nedenleriyle bütçe imkanları faize, garanti ödemelerine, görev zararlarına daha fazla oranda aktarılmaktadır. Sadece KKM’nin maliyeti trilyonlarca lira olmuştur. Bütçeyi delik deşik eden harcamalar artarken emeklinin payı ise sürekli azalmıştır. Emeklinin 4 bin liralık bayram ikramiyesine bir kuruş bile zam yapılmamıştır.
Oysa sosyal bir devlette, gelir dağılımı adaletsizliğini gidermek, milyonlarca emeklinin insan onuruna yaraşır şartlarda yaşamasına katkıda bulunmak üzere genel bütçeden sosyal güvenlik sistemine daha fazla katkıda bulunulması gerekir.
Her büyüme rakamı açıklandığında “Şu kadar çeyrektir kesintisiz büyüyoruz” diye övünenlere emeklilerin “Peki, büyümeden bizim payımız nerede?” diye sorma hakları yok mudur?
Milli gelir rakamları rekorlar kırarken, nüfusun giderek büyüyen bu kesiminin pastadan aldığı payın küçülmesi, ekonomik büyümenin kapsayıcılığını tartışmaya açmaz mı?
Eğer ekonomik büyüme sürdürülebilir olacaksa, bütçe imkânlarının ve milli gelir artışının emekli vatandaşlarımıza oransal olarak adil bir şekilde yansıtılması şarttır. Aksi durumda, emekli vatandaşların kendilerini bütçe önceliklerinde arka sıraya koyanları seçim sandığında arka sıralara itmeleri kaçınılmaz olur.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:84
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 27 Mart 2026 05:02 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















