Ekonomide vatandaşın nabzını tutmak önemli
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Para politikası tarafında beklenti yönetimi çok önemlidir. Hatta para politikasının sanatsal bir kısmı varsa, orası beklenti yönetimidir diyebilirim. Merkez bankaları, beklenti yönetiminde çok uzun yıllar sadece finans piyasalarını dikkate aldılar. Aslında bu çok ciddi bir hataydı. Ama bu, çoğu merkez bankası için hatadan ziyade ideolojik bir tercihti.
Ana hedefi fiyat istikrarını sağlamak olan bir kurumun öncelikle haneleri ve şirketleri ikna etmesi gerekiyor. Zirâ mal ve hizmet fiyatlarının belirlenmesine etki eden iki ana aktör onlar. Haneler, tüketimde neyi, ne kadar ve nasıl alacağına karar veren aktördür. Şirketler ise talebi dikkate alarak ve maliyet kalemlerini göz önünde bulundurarak fiyatlama yapan taraftır. Finansal piyasalar elbette bu denklemde önemsiz değildir; ancak enflasyon açısından belirleyici olan asıl aktörler haneler ve şirketlerdir. Dolayısıyla, hanelerin ve şirketlerin davranış kalıplarını anlamadan sadece finans piyasalarını yönlendirmeye çalışarak para politikasını düzgün biçimde yönetemezsiniz.
Merkez bankaları bu gerçeği 2008 krizinin ardından idrak edebildi. İletişim teknolojilerinin yaygınlaşması neticesinde daha fazla insanın ve şirketin sosyal medya yönelmesi de politika yapıcıların konuya bakışını etkiledi. Koronavirüs salgınında yaşanan üretim sıkıntıları ve fiyat artışları ayrı bir dönüm noktası oldu. Merkez bankaları son yıllarda hanehalkı ve şirket beklentilerini daha fazla dikkate almaya başladı. En azından bu kesimlere yönelik daha fazla ölçüm ve saha çalışması yapmaya başladılar.
BEKLENTİ NASIL FARKLILAŞIYOR?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da bir süredir bu alana kafa yoruyor. Reel Sektöre İktisadi Mercek (RESİM) çalışması, bu bağlamda yapılan önemli çalışmalardan biri. TCMB, sadece reel sektör tarafını değil, son bir iki yıldır hanehalkı tarafını da daha yakından takip etmeye gayret gösteriyor. Bu kapsamda, "Hanehalkı Beklenti Anketi" isimli saha çalışması biraz daha nitelikli bir hâle getirildi. Bu saha çalışmasının yeni versiyonunun ilk sonuçları bu hafta yayımlandı.
Hanelerin 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentileri yüzde 48.81 olarak açıklandı. Bu oran, piyasa katılımcılarının beklentisinin (yüzde 22.10) oldukça üzerinde. Bu sonuç sürpriz değil. ABD'den Yeni Zelanda'ya kadar birçok ülkede benzer bir eğilim söz konusu. Zira hanelerin enflasyon beklentilerinde geçmiş enflasyon ve satın alma gücü deneyimleri daha belirleyicidir. İnsanlar, piyasa profesyonelleri gibi tahmin modelleri geliştirerek hareket etmez. Dolayısıyla hanehalkı beklentilerinde seviyeden ziyade trende ve gruplar arasındaki ayrışmalara bakılır.
Kadınların enflasyon beklentilerinin erkeklere kıyasla daha yüksek olduğunu görüyoruz. Çarşı ve pazar işlerini genelde kadınlar yaptıkları için onların beklentilerinin bir tık daha kötümser olması normal. Asgari ücret ve altı gelire sahip olan hanelerin enflasyon beklentisi yüzde 49.5 iken, iki asgari ücret ve üzeri grubun beklentisi yüzde 46 seviyesinde. Haneler, fiyatların en çok gıda ile yakıt ve enerji grubunda artacağını düşünüyorlar. Kira ise üçüncü sırada yer alıyor.
Önümüzdeki aylarda veri biriktikçe bu anket üzerinden daha derinlikli analizler yapabiliriz. "Hanehalkı Beklenti Anketi"ne yönelik yapılan iyileştirme kıymetli bir adım oldu. TCMB'nin hanelere yönelik daha fazla çalışmalı. Umarım gerisi gelir.
EKONOMİK GÜVEN 11 AYIN ZİRVESİNDE
Ekonominin nabzını tutan bir başka gösterge, 'Ekonomik Güven Endeksi'dir. TÜİK'in açıkladığı Şubat 2026 verilerine göre, güven endeksi Mart 2025'ten bu yana ilk defa 100'ün üzerine çıktı. Endeks değeri böylece 'iyimser' bölgeye geçti. Alt kırılımlara baktığımızda, reel sektörün güven derecesinin tarihsel ortalamanın üzerine çıktığını görüyoruz. Tüketici güven endeksi ise tarihsel ortalamasının hafif altında seyrediyor. Tüketici tarafındaki alt verilerde dikkat çeken bir gelişme var. Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklenti seviyesi, Mayıs 2023'ten sonraki en yüksek değerine ulaşmış. Beklentilerdeki bu iyimserliğe geçiş havasını koruyabilmek, 2026 yılı için önemli bir sınav olacak. Enflasyonun düşmesi ve ekonomide işlerin daha iyiye gitmesi için öncelikle haneleri buna inandırmalıyız.
Görüntülenme:88
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 01 Mart 2026 07:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















