Efsane sandığımız Kral gerçekten yaşamış: Çöpte bulunan mektup tarihi değiştirdi Sözcü Gazetesi
Ankara24.com, Sozcu kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Günümüzde Kuzey Sudan sınırları içinde yer alan Dongola, bir zamanlar güçlü bir Hristiyan krallığı olan Makuria'nın başkentiydi. 14. yüzyılda bu krallık çöktükten sonra bölge "Karanlık Çağlara" girdi ve üç yüzyıl boyunca tarihten silindi. Bu döneme ait en büyük gizemlerden biri, bugüne kadar sadece sözlü efsanelerde ("Kitāb al-Ṭabaqāt" adlı kitapta) adı geçen yarı mitolojik "Kral Kaşkaş" idi. Ta ki o mektup bulunana kadar...
Varşova Üniversitesi'nden Prof. Tomasz Baranjski liderliğindeki arkeoloji ekibinin (UMMA projesi) Dongola kalesindeki elit bir yerleşim alanında (Bina A.1) yaptığı kazılarda ortaya çıkan bu mektup Kral Kaşkaş'ın ağzından yazılmış bir kraliyet fermanıydı.
Mektupta Kral Kaşkaş, "Hızır" adında birine emirler vererek Muhammed Arap ve Abdülcabir adlı kişilerden koyun, kumaş ve şapka (başlık) gibi değerli malların toplanıp takas edilmesini ve acilen efendilerine teslim edilmesini emrediyor. Bu basit emir, efsanevi kralın kanlı canlı bir figür ve Dongola'nın bilinen en eski ortaçağ sonrası hükümdarı olduğunu resmi olarak kanıtladı.
ARAPÇANIN NUBİA'YA SIZIŞIBelgeyi yazan saray kâtibi, klasik (kusursuz) bir Arapça kullanmamıştı. Sayı veya cinsiyet ayrımı yapmadan, daha çok "sokak ağzına" benzeyen günlük bir dil kullanmıştı.
Bu durum, Arapçanın o dönemde sarayın resmi yazışma dili haline geldiğini, ancak halkın günlük hayatta (sokakta) henüz tam anlamıyla Arapça konuşmaya başlamadığını (Araplaşma sürecinin yavaş ve kademeli olduğunu) gösteriyor.
Mektupta bahsi geçen eşyalar sıradan mallar değildi. Özellikle "şapka (başlık)", Nubia kültüründe sadece yöneticilere ve en yüksek soylulara takdim edilen çok prestijli bir semboldü.
Prof. Baranjski'ye göre bu mektup, kraliyetin göçebe liderleri ve yerel elitleri "hediyeleşme ve himaye" yoluyla nasıl kontrol altında tuttuğunu gösteren kusursuz bir mikro siyaset örneğidir.
Nubia bölgesi hiçbir zaman izole bir medeniyet çıkmazı olmadı; aksine Akdeniz ile Sahra altı Afrika'yı birbirine bağlayan, insanların, malların (altın, fildişi) ve inançların sürekli aktığı canlı bir koridordu. Görünüşte önemsiz bir çöp yığınından çıkan bu kağıt parçası, Sudan'ın İslamlaşma ve Araplaşma sürecinin ani bir kopuşla değil, yüzyıllar süren ince bir müzakere ve ticaret ağıyla gerçekleştiğini kanıtladı.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:74
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Mart 2026 14:10 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















