Ankara24.com
close
up
Doğu’nun Batı karşısındaki hazin öyküsü Mahmut Ay

Doğu’nun Batı karşısındaki hazin öyküsü Mahmut Ay

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.

Merhum Sezai Karakoç, “Masal” isimli şiirinde Batı’nın Doğu insanını nasıl sinsice içine çekip asimile ettiğini anlatır. Doğu’da bir baba vardır. İlk oğlunu Batı’yı tanıması için oraya gönderir. Batı birinci oğlu törenlerle karşılar, onuruna büyük şölen verir, babalarını över gibi yaparak söylevler söyler. Oğul, Batı’nın büyüsüne kapılır. Kuştüyü yastıklar arasında masmavi bir şafağın hayalini kurar. Ancak yavaş yavaş bir karaltı gelir hayatına ve Batılılar onu öldürürler ve kimsenin bilmediği bir

Merhum Sezai Karakoç, “Masal” isimli şiirinde Batı’nın Doğu insanını nasıl sinsice içine çekip asimile ettiğini anlatır. Doğu’da bir baba vardır. İlk oğlunu Batı’yı tanıması için oraya gönderir. Batı birinci oğlu törenlerle karşılar, onuruna büyük şölen verir, babalarını över gibi yaparak söylevler söyler. Oğul, Batı’nın büyüsüne kapılır. Kuştüyü yastıklar arasında masmavi bir şafağın hayalini kurar. Ancak yavaş yavaş bir karaltı gelir hayatına ve Batılılar onu öldürürler ve kimsenin bilmediği bir yere gömerler. Bu, şöyle de okunabilir: Batılılar, onun kimliğini ve kültürünü yok edip Doğululuğundan eser bırakmazlar. Bu oğlun imtihanı Batı’nın göstermelik izzetü ikramı, sahte saygısı ve yapmacık nezaketi iledir. Batı’nın kendisine mutlu bir dünya bahşedeceğini zanneder ve imtihanı kaybeder.

Birinci oğlunun öcünü alması için Batı’ya ikinci oğlunu gönderir baba. Bu oğlun imtihanı da kadın iledir. Bir kıza aşık olur. Onun peşinden koşar ama ne onu elde edebilir ne de mutluluğu. O da yitip gider. İkinci oğul da kaybeder imtihanı.

Baba pes etmez, üçüncü oğlunu gönderir. Onun imtihanı da para iledir. Önceleri aç gezerken bir anda zenginleşir. Patron olmuştur lâkin ruhunda hâlâ uşaklık vardır. O da kaybolur Batı’nın kapitalist düzeninde. Ve üçüncü oğul da kaybeder imtihanı.

Baba, ümidini kesmez, dördüncü oğlunu gönderir. Onun imtihanı da bilgi ve kültür iledir. Okur, bilgin olur ama kendi tarihine, kültür ve medeniyetine yabancılaşır ve düşman kesilir. Küçük görür milletinin geçmişini, gericilik sayar kendi göreneklerini. Batı’yı yüceltir ve taklit eder. Unutur kendi kültürünü. Batılılar onu çok takdir eder ve el üstünde tutarlar. O da silinir gider. Ve dördüncü oğul da kaybeder imtihanı.

Sıra beşinci oğuldadır. Şair olduğu için ince ruhludur. Babasının “Git!” demesine gerek kalmadan kendisi gitmeye karar vermiştir. Onun imtihanı da şiir iledir. Batı’nın uçarılığına ve Doğu’nun kaderine dair trajik ve ağır şiirler tasarlar. Şair, tehlikenin farkına varır, tomarlarını toplar ve geri dönmek ister. Ancak dönmek için doğru yolu bulamaz. Çöllere düşer, şiirlerini tekrar ede ede kum gibi eriyip gider yollarda. Bu oğul, tehlikenin farkına varmıştır ama “doğru bir çıkış yolu” bulamamıştır. Ve beşinci oğul da kaybeder imtihanı.

Nihayet sıra altıncı oğula gelir. Onun imtihanı da içki, uyuşturucu, fuhuş ve kumar gibi kötü alışkanlıklar iledir. Bunlar nefse çok cazip geldiği için altıncı oğul daha Batı kapılarında görünür görünmez kaptırır kendini bu kötü alışkanlıklara; dalar gece hayatına ve gecesi gündüz gündüzü gece olur. Sonunda kendisi de karanlıklara karışıp gider. Ve altıncı oğul da kaybeder imtihanı.

Altı oğlunun çeşitli nedenlerle Batı’da telef olmasına, imtihanları kaybedip yitip gitmesine çok içerlenen baba vefat eder. Yalnız geride bir oğlu daha kalmıştır. Yedinci oğul, abilerinin hiçbirisinin geçemediği Batı ile yüzleşme sınavından alnının akıyla geçmek amacıyla talihini denemek ister ve Batı’ya varır. Bu sınavı kazanıp kazanamayacağından emin değildir. Endişeli ve tedirgindir. Tanrı’ya sığınır; yalvarıp yakarır Batılılar kendisini de değiştirmesinler diye. Tanrı’dan bir ilham gelir kendisine; başlar bulunduğu yeri kazmaya. Derince bir çukur kazar ve “ruhu hiç değişmeden” bir Doğulu olarak bu dünyadan göçebilmek için oradan hiç çıkmayıp ölmeyi tercih eder. Batılılar, onu oradan çıkarmak için çok çabalarlar ama “yedinci oğul” Batılılara benzememe hususunda çok azimlidir ve şöyle haykırır: “Batılılar!/Bilmeden/Altı oğlunu yuttuğunuz/Bir babanın yedinci oğluyum ben/Gömülmek istiyorum buraya hiç değişmeden/Babam öldü acılarından kardeşlerimin/Ruhunu üzmek istemem babamın/Gömün beni değiştirmeden/Doğulu olarak ölmek istiyorum ben/Sizin bir tek ama büyük bir gücünüz var: Karşınızdakini değiştirmek.” Batılıların, kendisine vadettikleri “masalımsı bir dünyada” heba olup gitmektense “kendi elleriyle kazdığı bir çukur”da köklerine bağlı, özüne sadık bir insan olarak yaşayıp ölmeyi yeğler. Nihayet kazdığı çukurda ruhunu “yalnız bir Doğulu” olarak teslim eder.

Batı’nın, Doğu kültürleri üzerindeki asimile edici etkisi nedeniyle bu hikâyede olduğu gibi Doğu’nun nice evlatları silinip gitmiş, Batı’yı şekilsel taklit uğrunda hayatlarını da kültürlerini de heba etmişlerdir. Bu hikâye, bize çok tanıdıktır. Zira milyonlarca Doğulunun hikâyesidir, “bizim” hikâyemizdir bu ve hâlen dahi içinde yaşadığımız bir hikâyedir. Çünkü Batı; ekonomisiyle, teknolojisiyle ve kültürüyle tüm dünyayı istila etmiş ve ürettiği şeylere bağımlı hâle getirmiştir. Courtwright’ın ifadesiyle “Bağımlılık Çağı”nda yaşıyoruz. Hazlarımızı tahrik etmeye odaklanan “limbik kapitalizm”, önce bizi bağımlı hâle getiriyor sonra da bağımlı beyinlerimizden besleniyor. Bu durum, kapitalist Batı hegemonyasının dünya genelinde daha da güçlenmesine yarıyor.

Doğuluların Batı aşkı, tek taraflı platonik bir aşktır. Doğu insanı duygusaldır, Batı’ya bakışı hayalci ve romantiktir. Batı insanı ise çıkarcıdır, Doğu’ya bakışı akılcı ve pragmatiktir. Hayalcilik ve romantiklik ile akılcılık ve pragmatiklik arasındaki ilişkide kazanan daima pragmatizm olur. Onun için Batı kazanmıştır hep. Merhum Karakoç, bu dizelerinde şiir formuyla Doğu’nun Batı karşısındaki trajik öyküsünü özetle anlatmış. Doğu’nun Batı karşısındaki hikâyesi aslında çok uzundur. Bu hikâyenin söylen(e)memiş nice boyutları vardır. Keçecizâde’nin dediği gibi “Tüketti sanma hezârân hikâyet-i aşkı/O kıssadan dahi söylenmedik neler kaldı.”

Batı medeniyeti, nefsâniyeti öne çıkaran, nefsin her türlü arzusunu doğal görüp onu tatmin etmeye çalışan bir medeniyet olması hasebiyle nefs için çok cazibelidir. Temas ettiği herkesi maddenin ve şehvetin büyülü dünyasına çağırır. O cihetten, bu medeniyetin içine girip de ona karşı kendi kültürel değerlerini muhafaza ederek asil ve onurlu bir duruş sergileyebilmek pek kolay değildir. Batılılaşma imtihanı, madde ile imtihandır. Batı, maddedir çünkü. Maddîleşmeden, dünyevîleşmeden, sekülerleşmeden Batılılaşılamaz. Ruhtan sıyrılmadan, manayı terk etmeden Batılılaşılamaz.

Osmanlı Devleti ve diğer İslâm devletleri, 19. yüzyılda Batı’ya binlerce zeki genci tahsil için yolladılar. Bu yetenekli gençlerin tamamına yakını, aynen bu şiirde anlatıldığı gibi Batı’ya hayran olup kendi kültürlerini küçümsemeye başladılar. Yegâne medeniyet olarak Batı medeniyetini gördüler. Mesela Hoca Tahsin Efendi “Paris’e git hey efendi akl u fikrin var ise/Âleme gelmiş sayılmaz gitmeyenler Paris’e” derken Abdullah Cevdet de “Bir ikinci medeniyet yoktur; medeniyet Avrupa medeniyetidir, bunu gülü ile dikeni ile isticlab etmek mecburiyetindeyiz” diyordu. Ahmed Muhtar da “Ya garplılaşırız ya da mahvoluruz.” diyerek Batılılaşmaktan başka çaremizin olmadığını söylüyordu.

Elbette Batı medeniyetinin de iyi ve faydalı yanları vardır. Batı’nın akılcılığı, keşif merakı, bilimsel çalışmaları takdire şayandır. Bilim ve teknolojide, diğer medeniyetlerden çok daha iyi bir seviyeye ulaşmıştır. Bilim ve teknolojide ilerlemek şüphesiz insanlığın lehinedir. Batılıların temel hatası, kendilerini en üstün görmeleri değildir. Neticede her medeniyet mensubu, çeşitli açılardan kendi medeniyetinin üstünlüğüne inanabilir. Ancak Batılıların temel hatası, kendilerinden olmayanı ya kendilerine benzetme ya da yok etme arzularıdır. Dünya Batılılara da Doğululara da yetecek kadar büyük ve geniştir. Dünyadaki her medeniyetin kendine has güzel tarafları vardır. İnsanlar barış, karşılıklı saygı ve anlayış içerisinde yaşadıkları sürece farklılıkları zenginlik olarak görmek gerekir. Batı ile ilişkililerinde genellikle asimile olan Doğulular, ilişki biçimlerini gözden geçirmedikleri sürece Doğu kültürleri silinip gitmeye mahkûmdur. Doğuluların, kendi kültür ve medeniyetlerinin iyi ve güzel yanlarının farkına varıp asil bir duruş sergileyerek asimile edici bir Batılılaşmaya karşı direnmedikleri takdirde ne kültürleri kalacaktır ne medeniyetleri ne dinleri kalacaktır ne de dilleri. Mesele, Doğu’nun yedinci oğlu olabilmektir.

En son güncellemeleri ve haberleri takip etmek için Ankara24.com'ı izlemeye devam edin, biz durumu takip ediyor ve en güncel bilgileri sunuyoruz.
seeGörüntülenme:81
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 07 Kasım 2025 04:04 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Okan Buruk tan istifa sorusuna olay yanıt Sözcü Gazetesi

20 Eylül 2026 07:13see179

Binlercesi nehir boyunca ilerlemeye başladı: Sürü nereye giderse yasak da oraya gidiyor Sözcü Gazetesi

21 Eylül 2026 01:03see178

Resmî Gazete Kararları 21 Eylül 2026 Pdf İndirme Ekranı: İşte Bugün Alınan Kararlar ve Yeni Yönetmelikler

21 Eylül 2026 01:21see176

Kadir İnanır ın mirası nasıl paylaşılacak? İşte yanıtı

20 Eylül 2026 09:20see168

Organları 4 kişiye can oldu

20 Eylül 2026 07:06see167

Trump: Çok da uzak olmayan bir gelecekte çok büyük şeyler olacak

20 Eylül 2026 17:39see165

Fenerbahçe de Oğuz Çetin den hakem tepkisi!

20 Eylül 2026 20:54see162

MERVE YURTYAPAN Gençlere ve çocuklara karşı sorumluluğumuz var

20 Eylül 2026 07:06see155

Porto: 3 Benfica: 1 MAÇ SONUCU (Portekiz Premier Ligi)

21 Eylül 2026 00:41see155

Uzman isim uyardı: Şah damarındaki tehlike felce zemin hazırlıyor

20 Eylül 2026 09:33see154

Olay yaratacak iddia! Sane, Okan Buruk u şikayet etti

20 Eylül 2026 17:50see150

Dağların tepesinde bir annelik hikâyesi

21 Eylül 2026 07:07see149

Malatya’da korkutan çatı yangını

20 Eylül 2026 13:39see147

Fon tasfiyelerinde süre uzatıldı Sözcü Gazetesi

21 Eylül 2026 00:16see147

Dünyanın en iyi hava yolları belli oldu: Türkiye bakın kaçıncı sırada Sözcü Gazetesi

20 Eylül 2026 12:24see146

Kişi kendinden bilir işi Sözcü Gazetesi

22 Eylül 2026 00:06see146

Ali Rıza Demircan: Çıplaklık ahlakımızı çökertirken cinselliğimiz de köreltiyor

20 Eylül 2026 14:42see145

Oto galeri süsü verilen tefecilik ağına baskın! 7 kişi tutuklandı

20 Eylül 2026 21:48see144

Fenerbahçe de İsmail Kartal: Bu kadar farkı tahmin etmiyorduk!

20 Eylül 2026 20:31see143

‘Her 3 saniyede bir kişinin yaşamını kaybetmesine neden oluyor’

20 Eylül 2026 07:26see142
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları