Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: İran savaşı büyük risk barındırıyor
Hurriyet sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile ortak basın toplantısı düzenledi.
Bakan Fidan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Siyasi diyaloğumuzda ortaya koyduğumuz bu iradenin ekonomik ve ticari ilişkilerimize de doğrudan yansıdığını büyük bir memnuniyetle görmekteyiz. Ocak ayında Ottawa'da Ortak Ekonomik ve Ticari Komite'nin ikinci toplantısını başarıyla icra ettik. Bu toplantıyla ekonomik iş birliği potansiyelimizin ne derece geniş ve derin olduğunu somut olarak bir kez daha teyit etmiş olduk. Bu çerçevede geçtiğimiz yıl 2,7 milyar dolar olarak gerçekleşen toplam ticaret hacmimizin önümüzdeki dönemde daha da ileri noktalara ulaşacağını değerlendiriyoruz.
NÜKLEER ENERJİ
Bunun yanı sıra nükleer enerji başta olmak üzere enerji sektöründe iş birliğimizi kuvvetlendirecek önemli adımlar atmaktayız. Bugün kendisi Enerji Bakanımızla buluştular; Enerji Bakanımız daha önce Kanada’daydı. Yaptığımız bütün görüşmelerde gerek liderler arası gerek bizim düzeyimizde özellikle enerji konusunda iki ülke arasındaki potansiyeli sürekli görmekteyiz.
SAVUNMA SANAYİSİNDE ORTAKLIK VURGUSU
Kendisiyle savunma sanayiindeki ortaklığımızı da ele aldık. Bu alandaki iş birliğimizin üst seviyelere çıkarılması yönündeki güçlü irademizi bir kez daha ortaya koyduk. Ülkelerimizin mukayeseli üstünlüklere sahip olduğu bu kritik sektörde suni engel ve kısıtlamalara mahal vermeksizin ortak projeler geliştirmemiz gerekmekte. Buna ilaveten, yakın çevremizde önemli krizlerin yaşandığı bir dönemde Avrupa-Atlantik coğrafyasının güvenliğine yönelik katkılarımızı kararlılıkla sürdüreceğimizi teyit ettik.,
Bu noktada AB üyesi olmayan müttefiklerin, AB'nin savunma ve güvenlik alanındaki girişimlerine dahil edilmeleri gerekmektedir. AB'nin yürüttüğü bu girişimlerin NATO ile tekrara düşmeyen, NATO'nun faaliyetlerini tamamlayıcı mahiyette ve tüm müttefiklerin katkısına açık bir anlayışla yürütülmesi elzemdir.
ABD/İSRAİL - İRAN SAVAŞI
Bugün bölgesel konularda masaya yatırdığımız ilk ve en sıcak başlık şüphesiz İran'daki gelişmeler oldu. Körfez'de süren tırmanma bağlamında ortak endişelerimiz de artmakta. Bildiğiniz gibi savaş her geçen gün yaygınlaşmakta. Devam eden savaş, bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirmekte. Ayrıca durdurulamadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline de sahiptir. Türkiye olarak krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba üretmekteyiz. Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız.
RUSYA - UKRAYNA ARASINDAKİ OLASI ATEŞKES
Bölgemizde yaşanan savaşın, Rusya ile Ukrayna arasında barışın tesisine yönelik gayretleri sekteye uğratmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu sorunu sonlandırmaya yönelik diplomatik çabaların; uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın temel ilkeleriyle uyumlu, kalıcı ve adil bir barışla bir an önce neticelenmesini umuyoruz. Müzakerelerin bir sonraki turunun en kısa sürede gerçekleşmesi için ev sahipliği yapmaya hazır olduğumuzu buradan bir kez daha ifade ediyorum. Nitekim buraya gelmeden, Sayın meslektaşımla buluşmadan önce bugün öğleden sonra Sayın Lavrov ile bir telefon görüşmem oldu. Orada da yürüyen müzakerelerle ve Türkiye'nin muhtemel katkılarıyla ilgili görüş alışverişinde bulunduk.
GAZZE VE MESCİD-İ AKSA'DAN İBADETİN ENGELLENMESİ
Değerli meslektaşımla bugün ayrıca Filistin ve Lübnan konularını da ele aldık. Bölgemizde süren savaş karşısında bir gerçeği unutmamalıyız: Gündem ne kadar değişirse değişsin, Gazze'de yaşanan trajedi değişmiyor. Netanyahu hükümetinin Gazzeli'leri daha da ağır şartlara mahkum eden ateşkes ihlallerine göz yumulmamalıdır. Aynı zamanda Mescid-i Aksa'da ibadetin engellenmesi de kabul edilemez bir adımdır. Bu provokasyon karşısında herkes tek ses olmalıdır. İsrail'in Batı Şeria'da dayatmaya çalıştığı oldu bittiler, iki devletli çözümü ciddi biçimde tehdit etmektedir. İsrail'in yeni krizleri fırsat bilerek Filistin'de adil ve kalıcı çözüm çabalarını sekteye uğratmasına kesinlikle ama kesinlikle imkan tanınmamalıdır.
ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI
Bugün ihtiyaç duyulan yaklaşım bellidir. Uluslararası toplum iki devletli çözüm vizyonu etrafında çok daha güçlü bir dayanışma sergilemelidir. İsrail'in yıkıcı gündemi bununla da sınırlı kalmıyor, tüm bölgeye yayılıyor. Lübnan yeni bir savaşın sahası haline getirilmemelidir. Son olarak İsrail'in Lübnan'a yönelik başlattığı kara harekatı, sivil nüfus için şimdiden ağır sonuçlar doğurmaktadır. İsrail'in bu adımının işgale dönüşmesine izin verilmemelidir.
Türkiye ve Kanada, uluslararası arenada sergiledikleri vizyonla, küresel ölçekte ağırlıkları giderek artan krizler karşısında özgün söz söyleyebilen iki kilit aktördür. Gerek küresel gerek bölgesel meselelerin çözümüne ortak katkı sağlayacak biçimde iş birliğimizi her alanda derinleştirmemiz ve stratejik bir eksene oturtmamız mümkündür. Bunun da çalışması içindeyiz. Kanada ile karşılıklı ortak menfaatlerimiz ve küresel barışın temini için ilişkilerimizi stratejik bir seviyeye taşımamız gerektiğine inanıyoruz. Temaslarımızı önümüzdeki dönemde de sürdürerek iş birliğimizi kuvvetlendirmeyi hedefliyoruz.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:82
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 17 Mart 2026 18:57 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















