Diploma iptal davası üzerinden geleceğe ilişkin işaretler
T24 sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.
Abdullah Dörtlemez*
Giriş: Güncel bir tartışmanın ötesindeSon dönemde kamuoyunda çokça tartışılan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali kararı, yüzeyde belirli bir olayın hukuki değerlendirmesi gibi görünse de daha derinde Türk İdare Hukukunun temel ilkelerine ilişkin önemli sorular doğurmaktadır. İdari işlemlerin geri alınması meselesi, yalnızca teknik bir hukuki yöntem olarak ele alınamayacak kadar geniş bir kuramsal alanı ilgilendirir. Bu sorun, hukuki güvenlik, meşru beklenti, kazanılmış hak, iyi yönetim ilkesi ve idarenin kendi yanlışlarını düzeltme yetkisi gibi birbirini sınırlayan ve tamamlayan ilkelerin kesişim noktasında yer alır.
Emeritus Prof. Dr. Turgut Tan’ın 06/02/2026 tarihli T24’de internet gazetesinde konuya ilişkin , idare hukuku literatüründe önemli bir referans oluşturan geri alma doktrinini hatırlatması bakımından değerli bir katkıdır. Bununla birlikte, tartışmanın yalnızca mevcut içtihatların aktarımıyla sınırlı kalmasının yeterli olup olmadığı sorusu ayrıca ele alınmalıdır. Bu yazının amacı, söz konusu değerlendirmeyi tamamlayıcı bir bakış açısıyla yeniden düşünmek ve gelecekteki çalışmalara ve çatışmalara işaret eden bir düşünce iskeleti ortaya koymaktır.
İdari işlemin geri alınması: Yerleşik çerçeve ve açık sorularTürk idare hukukunda geri alma meselesi büyük ölçüde Danıştay içtihatları üzerinden şekillenmiştir. Yasal düzenleme eksikliği doktriner yorumlara geniş alan bırakmaktadır. Yokluk, açık hata ve ilgilinin hilesi gibi kategoriler idarenin geri alma yetkisini genişleten unsurlar olarak kabul edilmiştir. Ancak bu kategorilerin uygulanmasında ölçütlerin her zaman açık olmadığı ve özellikle "açık hata" kavramının somut olaylara göre farklı biçimlerde yorumlanabildiği görülmektedir.
Bu noktada asıl sorun, geri alma yetkisinin sınırlarının hangi normatif ilkeler tarafından belirleneceğidir. İdarenin hukuka uygunluğu sağlama amacı ile bireyin hukuki güvenliği arasında kurulması gereken denge, yalnızca teknik bir yorum sorunu değildir; aynı zamanda idare hukukunun hangi değerler dizisi (paradigma) üzerine kurulacağına ilişkin bir yeğlemeyi dışa vurur.
Ex ante – ex post ayrımı: Görünmeyen metodolojik eşikGeri alma tartışmalarında çoğu zaman açıkça anlatılmayan ancak belirleyici olan bir yöntem bilimsel (metodolojik) ayrım vardır: ex ante (önceden) ve ex post (sonradan) değerlendirme ayrımı, idarenin işlem tesis ettiği anda sahip olduğu bilgi ve değerlendirme ile sonradan ortaya çıkan yorumların birbirine karıştırılması hukuki güvenliği zedeleyen sonuçlara yol açabilir.
Eğer ex post (sonradan) değerlendirmeler sınırsız biçimde geçmişe uygulanabilirse, bireyler idari işlemlere güvenerek oluşturdukları yaşam planlarını sürdüremez hale gelir. Bu nedenle geri alma doktrini, yalnızca hukuka aykırılığın varlığına değil, zaman boyutuna ve güven ilişkisinin derinliğine de bakmayı gerektirir.
Sn. Turgut Tan Hocamızın değerlendirmesi güçlü içtihat referansları sunmakla birlikte, hukuki güvenlik ve İyi yönetim (good administration) ilkesinin sistematik bir model içinde nasıl konumlandırılacağı sorusunun yanıtını açık bırakmaktadır. Özellikle Anayasa Mahkemesi kararlarında öne çıkan, iyi yönetim ilkesi yaklaşımı, idarenin kendi hatalarının sonuçlarını bireyler üzerinde sınırsız şekilde uygulamasını sınırlandıran önemli bir ölçüttür.
Uzun süre sonra yapılan geri alma işlemleri, bireyin eğitim, meslek ve sosyal statü gibi alanlarda kurduğu yaşam düzenini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle yalnızca hukuka aykırılığın saptanması değil, el atmanın, müdahalenin orantılılığı ve hakkaniyete uygunluğu da değerlendirilmelidir.
Paradigmatik gerilim: Modelin idare merkezli mi, güven merkezli mi olacağı?Somut karar etrafında şekillenen tartışma, aslında iki farklı idare hukuku anlayışı arasındaki gerilimi yansıtmaktadır. Birinci yaklaşımda idare, geçmiş işlemlerini geniş bir yetkiyle düzeltebilen etkili bir aktör olarak konumlanır. İkinci yaklaşımda ise bireyin devlete duyduğu güven ve idari istikrar önceliklidir.
Bu iki model arasındaki ayırım, yalnızca somut davanın sonucunu değil, gelecekte idare ile birey arasındaki ilişkinin niteliğini de belirleyecektir.
Gelecek çatışmalar ve çalışmalar için işaretlerBu düşünce yazısı, henüz yayınlanmamış bir makalemde de yer verdiğim üzere, son bir hüküm vermekten çok gelecekte geliştirilebilecek bir araştırma gündemine işaret etmeyi amaçlamaktadır. Özellikle şu sorular derinleştirilmelidir:
- Açık hata kavramı için nesnel bir test mümkün müdür?
- Geri alma yetkisinin zaman sınırı nasıl belirlenmelidir?
- İyi yönetim (good administration) ilkesi Türk idare hukukunda bağımsız bir normatif ölçüt haline gelebilir mi?
- Ex ante ve ex post ayrımı içtihatlarda nasıl sistematik hale getirilebilir?
Bu sorulara verilecek yanıtlar, yalnızca bir kararın değerlendirilmesiyle sınırlı kalmayacak; aynı zamanda Türk idare hukukunun gelecekteki yönelimini de belirleyecektir.
SonuçSonuç olarak, var olan tartışma bir kişi veya olay çevresinde şekillense de özünde idare hukukunun temel ilkelerinin yeniden düşünülmesini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle sorun, belirli bir kararın doğru veya yanlışlığından çok, hangi idare hukuku modelinin yeğlendiği sorusu üzerinden değerlendirilmelidir. Bu yazı, söz konusu tartışmaya bir başlangıç noktası sunan ve daha kapsamlı akademik çalışmalar için zemin hazırlayan bir işaret fişeği olarak görülmelidir.
*Tarihçi-Hukukçu E. Danıştay Üyesi
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:88
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Şubat 2026 15:38 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















