DEM Parti: SDG, 10 Mart Mutabakatı na uydu; HTŞ zamana oynadı ve komisyonların kurulmaması için süreci uzattı
Ankara24.com, T24 kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
T24 Haber Merkezi
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Rojava'da yaşananlara ilişkin olarak basın toplantısı düzenledi. Hatimoğulları, SDG'nin 10 Mart Mutabakatı'na uyduğunu ancak HTŞ'nin süreci bilinçli bir şekilde uzattığını, komisyonların kurulmaması için çabaladığını belirterek; "Kürt'süz bir Suriye hedefleniyor. Öleni öldürmek, kalanı da göç ettirmek istiyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil. Türkler, Araplar, Acemler gibi onların da bu topraklar da yaşam hakkı vardır. Bu topraklar bize ait olduğu kadar onlarındır da. Kürt'süzlük zaten fiilen yapılabilecek bir şey değil, buradan savaşı sürdürmenin anlamı yoktur. Rojava halkını yalnız bırakmayacağız" dedi. Bakırhan, Kobani'de dört çocuğun donarak öldüğünü hatırlatarak insani yardım koridoru açılması çağrısında bulundu. Bir haftadır bölgede olduğunu ve izlenimlerini aktardığını belirten Bakırhan, "Ateşin kesilmesi gerekiyordu. Sanırım ateşkes sadece Kürt'lerin ateş etmemesi olarak anlaşılıyor. Ateşkes herkes için geçerlidir. Rojava'da ateş kesilmedi, saldırılar devam ediyor. Orada IŞİD barbarlığı karşısında hayatını yitirenlerin mezar taşları harap ediliyor.Kobani kuşatma altındadır. Selefi örgütler tarafından Kürt'ler katlediliyor" ifadelerini kullandı.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, parti genel merkezinde Rojava ve Kobani'de yaşananlara ilişkin olarak açıklamada yaptı.
"SDG mutabakata uydu ancak HTŞ zamana oynadı ve komisyonların kurulmaması için süreci uzattı" diyen Hatimoğulları, şöyle konuştu:
"Büyük bir sorumlulukla hareket ederek bölgeden geri çekildiler. Kürt kentlerinde şu an yoğun olarak bulunuyorlar. Kürt kentlerini sonuna kadar savunacağız diyorlar. Şunları hatırlatmak isterim; özellikle SDG'nin 10 Mart Mutabakatı'na uymadığı yalanına yanıttır. SDG mutabakata uydu ancak HTŞ zamana oynadı ve komisyonların kurulmaması için süreci uzattı. Şara'nın görüşmeye katılmaması SDG tarafından enteresan bulunmuş ve şaşkınlık yaşadılar. Şara'nın bu görüşmeye de katılmaması aslında imza atılmamasına neden oldu. Yani 4 Ocak'ta sadece imza atılacaktı. Erteleniyor. HTŞ ve Geçici Şam Hükümeti tarafından erteleniyor.
Türkiye'de Türkler ve Kürtler iç barış için daha fazla çaba sağlanmalı. Garantör ülkelerin güvenilirliği ne yazık ki bu süreçte sarsıldı. Görevlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmeliler, Kuzey ve Doğu Suriye'deki kuşatmanın kalkması için gereklilikleri yerine getirmeliler. Suriye barışının inşa edilmesinde bütün dünya kamuoyundan destek ve dayanışmasını beklediklerini belirtmek isterim.
"Yönetim iddianız var ama yönetimi ele geçirdiğiniz günün ertesi gününde elektriği kesiyorsunuz"Ateşkese uymayan tarafın HTŞ güçleri olduğunu, bizzat muhataplarından dinledik. Kendileri, Halep'te başlayan saldırıların uluslararası ve bölgesel bir komplo olduğunu, asıl amacın da 'Kürt-Arap çatışmasını başlatmak' olduğunu söylüyorlar. SDG, Deyrizor ve Rakka'dan da bu yüzden çekildi. Direkt elektrik kesildi. İnternet ve su kesildi. Bu insanlık dramıdır. Kendi halkına bunu reva gören bir yönetim Suriye'yi nasıl yönetebilir? Yönetim iddianız var ama siz yönetimi ele geçirdiğiniz günün ertesi gününde elektriği kesiyorsunuz. Bu yurttaş size nasıl inansın ve güvensin? Hem insani hem askeri kuşatma ortadan kalkmalı. Gece - gündüz halk sokakta ve kentlerini savunuyor. Okullar, hastaneler, yaşam alanları işlevsiz. Sadece Haseke'de, Rakka'da, Kamışlı'da değil neredeyse tamamında yaşam dediğimiz şey ortadan kaldırılmış. Bir ülkenin bu şekilde bu hayatı sürdürebilmenin olasılıklarını Şam yönetimi ortadan kaldırıyor. Şam yönetimi SDG ile yapılan anlaşmanın gerekliliklerini yerine getirmeli, fiili ateşkes sürmeli. Ortak yurt olan Suriye'nin yeniden inşası için herkes görevini yerine getirmeli.
Kürt'süz bir Suriye hedefleniyor. Öleni öldürmek, kalanı da göç ettirmek istiyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil. Türkler, Araplar, Acemler gibi onların da bu topraklar da yaşam hakkı vardır. Bu topraklar bize ait olduğu kadar onlarındır da. Kürt'süzlük zaten fiilen yapılabilecek bir şey değil, buradan savaşı sürdürmenin anlamı yoktur. Rojava halkını yalnız bırakmayacağız. Demokratik mücadele, diplomaside ve insani yardımlarda Rojava halkının yanındayız."
Bakırhan: Sanırım ateşkes sadece Kürt'lerin ateş etmemesi olarak anlaşılıyorDEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, şunları söyledi:
"Ciddi bir yanlış algı oluşturulduğunu izliyoruz. Yaklaşık bir haftadır bölgedeyim, izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. Rojava'da soykırıma verecek düzeyde saldırılar olduğunu gördük. İnsanlar orada kardeşleri katledilirken burada alkış çalacak değil. Vicdanı olan herkese sesleniyorum. Katliama karşı dünyanın dört bir yanında demokratik kamuoyunun ortaya koyduğu tepkilerin anlaşılması gerektiğini düşünüyorum. Ateşin kesilmesi gerekiyordu. Sanırım ateşkes sadece Kürt'lerin ateş etmemesi olarak anlaşılıyor. Ateşkes herkes için geçerlidir. Rojava'da ateş kesilmedi, saldırılar devam ediyor. Orada IŞİD barbarlığı karşısında hayatını yitirenlerin mezar taşları harap ediliyor.
Kobani'de dört çocuğun donarak ölmesine tepkiKürtler yine göç ediyor. Artık bu göç yollarındaki kayıplara başta ülkemiz olmak üzere artık tüm dünya kamuoyu olumlu bir tepki koymalı. Kobani kuşatma altındadır. Selefi örgütler tarafından Kürt'ler katlediliyor. Bu saldırıları teşvik edenleri biliyoruz. Rojava'da kimin onarıcı, yapıcı kimin çatışmacı olduğunu Kürt'ler çok iyi biliyor. Kesilen suların açılması gerekiyor. Yakıt yok. Kürtler ne kadar onurlu bir halk, yıllardır petrolü yönetiyorlar ama eşit dağıtılmış. İlacı istiflememiş, şimdi ilaçsızdır. Dört çocuk Kobani'de donarak yaşamını yitirdi. 21. yüzyıldayız!
İnsani yardım koridoru çağrısıKürtlerin çekildiği bölgelere IŞİD bayrağı çekiliyor. Tüm dünya sessiz izliyor. Mesele IŞİD'le mücadele değildir, Kürtlerin varlığıyla alakalıdır. İnsani koridorlar açılsın. Bir an önce bu kapıların açılması gerekiyor. Oradaki susuzluk, açlık, elektrik kesintilerine karşı çare bulunmalıdır. Temel haklar güvence altına alınmalıdır. Çözüme herkes samimi bir şekilde katkı sunmalı. Sadece konuşarak değil gücünü kullanmalıdır. Her seferinde yeni bir kirli mutabakatla karşı karşıya kalıyoruz. Demokratik kamuoyunun birlikte mücadele etmesi gerekiyor."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:44
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 24 Ocak 2026 15:58 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















