Dallar ve kökler Serdar Tuncer
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
Bir hüküm cümlesi hemen peşinden gelen ‘ama’lı bir başka cümle ile devam ediyorsa o cümleleri kuran kişi size aslında şöyle demek istiyordur: İlk cümleyi unut beni de çok kâle alma!
İlk cümleyi unut zira onun benim için bir kıymeti olsaydı hemen peşinden tereddüt, istifham ve hatta istihzâ içeren bir ‘ama’lı cümle kurma ihtiyacı hissetmezdim. Beni kâle alma, zira söylemek istediğini net ifade edemeyecek kadar zihni ve kalbi bulanık, sabiteden mahrum bir kimseyim.
Sert mi oldu biraz?
Diyebilirsiniz ki her ‘ama’lı cümle böyle değildir. Haklısınızdır belki. Ama bir hususu gözden kaçırmayın. Herhangi bir cümleden değil hüküm cümlesinden bahsediyorum.
Birkaç misal verelim mi?
‘İslam güzel ama Müslümanlar için aynı şeyi söyleyemem!’ ‘Filistin’i dert edelim ama boykot meselesini çok abartmayalım.’ ‘Tayyip Erdoğan iyi ama çevresinde iş yok.’
Bu cümleleri kuran kişi aslında şöyle demek istiyordur: ‘İslam o kadar güzel olsaydı Müslümanlar bu kadar çirkin olmazdı!’ Kola içip hamburger yemek istiyorum!’ ‘İktidarın değişim vakti geldi!’
‘Ama’ takiyyenin amcaoğlu, kaypaklığın dayısı, şahsiyetsizliğin uzaktan akrabasıdır. Mertliğin raconunda kat’i bir hükmü ifade için ‘aması maması yok!’ denmesi boşuna değildir. Sıdk ama’yı terk etmekle başlar. Ama diyenin imanı yoktur! Ama demeyen adama kız verilir, o adamla kavgaya girilir, iş yapılır, yola gidilir. Sizi çok üzmemek için ama’lı bir cümleyi kurmanın, aynı cümleyi susmaktan daha namuslu bir iş olduğunu söyleyebilirim. Çünkü sözüyle dillendirenler sükutuyla gizlediğini zannedenlerden hiç olmazsa daha saftır. Üstelik bütün bu girizgahtan kasıt söyleyenleri değil sinsice susanları zemmetmektir.
Açalım…
İnsan meyvesini yediği ağacın çiçeğini sever, dalına hürmet eder, gövdesiyle kavga etmez, toprağına sövmez. Dalı inkar eden köküne de münkirdir! Dile döksün dökmesin, farkında olsun olmasın, ‘ama’ desin demesin, böyledir bu iş.
Meyvenin lezzetine laf ederler, kavgaları çiçekledir. Çiçeğin soluşundan dert yanarlar davaları dalladır. Ağacın gölgesine söverler meseleleri toprakladır. Bilmezler. Bu ülkenin insanıyla alıp vermedikleri vardır, mukaddesleri ile dertleri vardır, değerleri ile problemleri, mayası ile kavgaları vardır. İki asırdır bu böyledir. İlk bir asrında moderniteyi bir halt zannetmekle şirazeden çıkarlar, ikinci asrında kendilerini bir halt zannetmekle ağacı kökünden budamaya kalkarlar!
Amasızca batıyı baş tacı edenler amansızca kendi değerlerini ayaklar altına alırlar. Bu kutsal (!) yolculukta kendilerine eşlik edecek zenginler, entelektüeller, siyasiler, bürokratlar, sanatçılar, meşhurlar, soytarılar bulurlar ve büyütürler onları. Çiçeği karikatürize edenin sanatını, meyveye laf edenin ticaretini, dalı kırmaya kalkanın siyasetini, gövdeyi baltalayanın şöhretini büyütürler. Hemen her sahada adamlarını var ederler, adamlarıyla var olurlar, adamlarıyla yok ederler.
Öyle ya sadece var olmak yetmez. Vardırlar, elittirler ama azdırlar. Kalabalıklara yön verebilirler, bütün bir milletin kıymet verdiği ne varsa hepsini birden alaşağı edebilirler ama bu yetmez. Birilerinin yeniden ve aşkla ve gayretle ve bilerek meydan yerine çıkma ihtimalinden kokarlar. Çiçeği alıp koklayanın burnunu kırarlar, kitabının arasında saklayanın evini yakarlar, meyveyi kurutup çocuğuna gösterenin kökünü kuruturlar, dalın yarasını sarmaya kalkanın anasını ağlatırlar. İşin en hazin tarafı bütün bu cinayetleri bu toprak için işlediklerini iddia ederler. Saygı beklerler, hürmet isterler, perestiş arzularlar. Tecavüz ettikleri bâkire kendilerine teşekkür etmedi diye suçlu olur!
İklim değişir, Akdeniz olmaz belki ama esintisi gelir inceden, şöyle hafiften bir gülümser kalabalıklar; bunlar içten içe kudururlar! Salyalarını saklarlar ve baltalarını ve dillerini. Korkarlar çünkü. Çiçeğe saygı duyarlar güya, daldan özür dilerler güya, ağaca su verirler güya! Amasız çıktıkları yolda ‘ama’larını içlerine atar öfkeyle susarlar. Gel gör ki saklanmaz o ‘ama’, bulduğu ilk fırsatta bir yerden fırlar mutlaka!
Birinin dizisine senaryo olur, öbürünün stand-up’ına meze, diğerinin siyasetine salça, ötekinin ticaretine kılıf! Amasız haindir bunlar. Kolları ağacı sarsa da ayakları toprağa küfreder bunların. Dün köke güçleri yetmediği için dallarını kırdılar ağacımızın, bugün çiçeğe küfrettikleri anlaşılmasın diye gövdesine selam duruyorlar! Dün namussuzdular ama hiç olmazsa ‘ama’ları yoktu, bugün ‘ama’ diyemeyecek kadar halsizler ama dünden çok daha namussuzlar!
Görüntülenme:79
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Ocak 2026 04:05 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar


















