CHP’de yeni Türkiye gerçekliğini kim fark edecek? İhsan Aktaş
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
CHP’de mutlak butlan kararı çıktıktan sonra bir programda moderatör bana bir soru yöneltti: “Olan bitenden mutlu musunuz?” Ben de “Neden mutlu olayım ki? Bu bir ülke sorunu” dedim.
Ana muhalefet partisinin içine düştüğü durum tek başına o partiyi etkilemez; Türk siyasetini kökten etkiler.
Cumhuriyet Halk Partisi 100 yıldır Türk milletinin gündeminde olan bir parti. Akademisyenler, medya ve millet CHP’yi konuşmayı ve parti içi meselelerini takip etmeyi seviyor.
Butlan kararı çıktıktan sonra İran-İsrail-ABD savaşı ve Türkiye’nin küresel çapta ses getiren işleri konuşulmaz oldu. Bütün medya kanalları, Şampiyonlar Ligi final maçı gibi CHP’deki canhıraş mücadeleyi takip ediyor.
Şimdilik birleşme senaryoları imkânsız gibi duruyor.
Bu konuda farklı bir başlık açmak istiyorum. Bu konuyu partinin hangi kanadı fark eder bilmiyorum ama CHP’nin yeni Türkiye gerçekliğine uyanması lazım.
Cuma günü İsveç Devlet Radyosu, butlan kararı üzerine bir mülakat için GENAR’a geldi. Merak ettikleri konu, Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki siyasi görüş ayrılıklarıydı. Bu konuyla alakalı oldukça fazla soru yönelttiler.
Ben de bir örnekle başladım ve devamını getirdim. Yine bir programda bu soruyu bütün tartışmacılara sordum: CHP’nin akılda kalan temel siyaset başlıkları nelerdir? Kimse, İmamoğlu davası ve mitingler dışında üç başlık söyleyemedi.
Cumhuriyet Halk Partisi müzmin muhalifliğin konforunu kullandı. Kentlerde yaşayan, toplum ortalamasına göre gelir düzeyi yüksek, kendilerini bir üst sınıfta gören, kültürel iktidarı ellerinde tutan; şartlar ne olursa olsun hükümete ve liderine karşıt olmakla motive olan bir kitlenin varlığından güç aldı. Bu sarsılmaz muhaliflik kendi kendini besleyerek devam etti.
Parti kitlesi CHP’den muhalif olmanın ötesinde bir siyaset istemedi.
İzmir’e, Kadıköy’e ve Bakırköy’e bakın; her biri çağın gerisinde kalmış mekânlar gibi duruyor.
Bugün parti bir yol ayrımında. Bence asıl yol ayrımı, kimin partiye hâkim olacağında değil; Türkiye’nin bugün gelmiş olduğu seviyeyi kimin fark edeceğindedir.
Ülkede çeyrek asırlık güçlü bir iktidar var ve dünya çapında etki uyandıran bir liderin varlığı dost düşman herkes tarafından kabul görmüş durumda. Bu güç karşısında her hâlükârda bir muhaliflik oluşur.
Peki parti ne yapmalı?
1. Öncelikli olarak Türkiye’nin gelmiş olduğu seviye tepeden tırnağa ele alınmalı. Muhalefet, nefreti ile değil; bilimsel ve siyasal analiz metotlarıyla Türkiye çalıştayı ya da şûrası yapmalı.
2. Ulaşım ekosistemi, sağlık ekosistemi, eğitim, ekonomi, adalet, teknoloji, savunma sanayii vb. bütün başlıklarda Türkiye’nin gelmiş olduğu nokta anlaşılmalı. Hükümetin iyi yaptıklarına, başaramadığı alanları nasıl tahkim edeceklerine dair yeni fikirler ve yeni politika setleri ortaya koymaları gerekiyor.
3. Türkiye dış politikada ve diplomaside son on yılda dünyanın en öne çıkan ülkelerinden biri oldu. Bu anlamda dünyanın her cephesinden bakarak; Türk dünyası, Kafkasya, Avrupa, Afrika, Kuzey Afrika, eski Osmanlı coğrafyası olan Körfez ve Orta Doğu ülkeleriyle alakalı geliştirilen politikalar enine boyuna anlaşılmalı.
4. Özellikle yenilikçi ekibin kafasında olan; küresel güçlerin eski gücünde olmadığı, başta Kıta Avrupası’nın siyaseten gerilemesi, buna karşılık Türkiye, Çin, Pakistan ve Hindistan gibi ülkelerin yükselişte olduğu gerçeği değerlendirilmelidir.
5. Türkiye’nin diplomasiyi ideolojik bir karşıtlık üzerinden değil, ülke çıkarlarını merkeze alarak yürüttüğü; ABD, İngiltere, Kıta Avrupası, Kanada, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Türk Devletleri Teşkilatı ile her cephede ayrı ayrı ortaklıklar geliştirdiği bir kez daha anlaşılmalıdır.
Türkiye’nin dış politika meseleleri 20 yıl önce dört-beş başlıktan oluşuyordu. Bugün ise bu mesele kırk başlıktan oluşmaktadır.
Bir ülkenin mevcut durumunun anlaşılması için tek başına kendi pozisyonu değil, başka ülkelerin ve güçlerin değişen pozisyonları da mukayeseye alınmalıdır.
İki cephenin politika değişikliği konusunda tek cümlesi Kılıçdaroğlu’ndan geldi:
“Biz vatan dedikçe onlar küresel güçlerden iktidar devşirmeye çalışıyorlar.”
Partinin iki kanadının önünde zor bir sınav var. Yeni Türkiye ve Büyük Türkiye vizyonu kimden çıkacak? Kim Türkiye’nin yeni vizyonunu kavrama yeteneği geliştirirse geleceği inşa edebilir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:25
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 07 Haziran 2026 04:15 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















