Ankara24.com
close
up
ChatGPT’ye yazdılar, mahkemelik oldular! Yapay zeka konuşmalarının korkutan gerçeği… Hangi mesajlar delil oldu?

ChatGPT’ye yazdılar, mahkemelik oldular! Yapay zeka konuşmalarının korkutan gerçeği… Hangi mesajlar delil oldu?

Hurriyet sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Yapay zeka sohbet robotları artık yalnızca bilgi almak için değil, insanların en özel düşüncelerini, kaygılarını ve aile içindeki meselelerini paylaşmak için de kullanılıyor. Ancak kullanıcıların çoğu, bu konuşmaların bir gün mahkeme dosyasına girebileceğini hesaba katmıyor. Yaşanan davalar, ChatGPT’ye yazılan sıradan bir mesajın nasıl hukuki sürecin parçası haline gelebildiğini gözler önüne seriyor. Ortaya çıkan detaylar gerçekten düşündürücü….
HER ŞEY BABASININ SÖYLEDİĞİ BİR SÖZÜ CHATGPT’YE DANIŞTIKTAN SONRA OLDU

Bu tartışmanın dikkat çekici örneklerinden biri, mahkeme kayıtlarında ‘RKC’ olarak tanımlanan genç bir kişinin davasında yaşandı. Washington Post’ta yer alan haberde RKC, Ekim 2024’te babasının kendisine söylediği bir sözün anlamını çözmek için ChatGPT’ye danıştı. Mahkeme kayıtlarına göre genç, sohbet robotuna babasının kendisine 1 milyon dolarlık bir tazminat alacağını söylediğini, ancak bu paranın kendisini mutlu etmeye yetmeyeceğini ifade ederek bunun ne anlama geldiğini sordu.
İlk bakışta sıradan ve kişisel bir sohbet gibi görünen bu konuşma, daha sonra bir hukuk dosyasının parçası haline geldi. RKC, 2023 yılında Meta, Snap, TikTok ve YouTube’a karşı dava açarak bu şirketlerin uygulamalarının kendisinde yıllarca süren sosyal medya bağımlılığı ve ruh sağlığı sorunlarına yol açtığını savundu. Dava kapsamında genç tarafından ChatGPT’ye yazılan bazı mesajlar da savunma avukatlarının sunduğu materyaller arasında kamuoyuna yansıdı.
Temmuz ayının sonlarına doğru RKC’nin avukatları Snap, TikTok ve YouTube ile anlaşmaya vardı. Meta’ya karşı açılan dava ise kısmen, gencin haftalar sürebilecek ve oldukça yorucu bir duruşmayı kaldırabilmesine ilişkin endişeler nedeniyle düşürüldü. Şirketler RKC’nin iddialarını reddederken, Snap yorum yapmadı; Meta, TikTok ve YouTube ise konuya ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.


DİKKAT: CHATBOT KAYITLARI YENİ BİR DİJİTAL DELİL ALANINA DÖNÜŞÜYOR
RKC’nin yaşadıkları, yapay zeka sohbetlerinin hukuki süreçlerde nasıl kullanılabileceğine ilişkin daha geniş bir tartışmanın yalnızca bir örneği. İnsanların iş, sağlık, ilişkiler, aile sorunları ve kişisel kaygılar gibi son derece özel konularda sohbet robotlarına başvurması, bu platformlarda daha önce görülmemiş büyüklükte bir kişisel veri arşivi oluşturuyor.
Washington Post’un kamu kayıtları ve yerel haberler üzerinden yaptığı incelemeye göre, son iki yılda en az 12 mahkeme davasında chatbot kayıtlarına atıfta bulunuldu. Ancak gerçek sayının bundan çok daha yüksek olabileceği belirtiliyor. Bunun nedeni, polis veya hukuk davalarındaki tarafların elde ettikleri bütün delilleri mahkemeye sunmak zorunda olmaması.
RKC’yi temsil eden hukukçu Mike Morgan, özellikle çocuklar açısından ortaya çıkan riske dikkat çekti. Morgan’a göre 15 yaşındaki bir genç, bir terapiste, ebeveynine veya arkadaşına söylemeyeceği şeyleri bir chatbot’a yazabilir ve bu bilgilerin ileride bir savunma uzmanının raporunda ya da mahkeme dosyasında yer alabileceğinin farkında olmayabilir.

CHATGPT’YE YAZILAN BİLGİLER GERÇEKTEN SİLİNİYOR MU?
Bu noktada tartışmanın yalnızca hukuki değil, teknik bir boyutu da bulunuyor. Kullanıcıların ChatGPT gibi platformlara yazdığı kişisel ve hassas bilgilerin nasıl saklandığı, silinen konuşmaların sistemlerden tamamen kaldırılıp kaldırılmadığı ve bu verilerin hangi koşullarda yeniden erişilebilir hale gelebileceği önemli soru işaretleri arasında.

“Teknik açıdan bu sistemler oldukça güçlü güvenlik önlemleri kullanıyor. Örneğin OpenAI, kullanıcı içeriğinin hem cihaz ile sunucular arasındaki aktarım sırasında hem de depolanırken şifrelendiğini belirtiyor. Dolayısıyla internette açık biçimde dolaşan veya herkesin erişebileceği bir veriden söz etmiyoruz” diyen Bilişim Uzmanı Osman Demircan, “Ancak şifrelenmiş veri ile kimsenin hiçbir koşulda erişemeyeceği veri aynı şey değil” dedi ve şu bilgilerin altını çizdi:

“Sonuçta kullanıcı, bilgiyi kendi cihazından çıkarıp bir bulut hizmetine gönderiyor. Hesabın ele geçirilmesi, yetkili sistem erişimleri, hukuki talepler, üçüncü taraf entegrasyonları veya yazılım güvenlik açıkları gibi riskler, teorik olarak senkronizasyon olan her bulut sisteminde bulunma olasılığını barındırıyor. Silme konusunda da önemli bir ayrıntı bulunuyor. OpenAI’nin güncel politikasına göre bir sohbeti sildiğiniz anda konuşma hesabınızdaki görünümden kaldırılıyor, fakat sistemlerden kalıcı olarak silinmesi 30 gün içinde gerçekleştirilmek üzere planlanıyor. Güvenlik veya hukuki bir yükümlülük varsa verinin daha uzun süre tutulması mümkün olabiliyor. Ayrıca veri daha önce kimlikten arındırılmış ve kullanıcı hesabıyla bağlantısı koparılmışsa daha erken silinmesi ya da daha uzun süre anonimleştirilerek tutulması söz konusu olabiliyor.”


GİRİŞ YAPILMADAN KULLANILABİLEN UYGULAMALARA DA DİKKAT!
“Konu, bir hesap ile giriş yapılmadan kullanılabilen Temporary Chat (Geçici Sohbet) olduğunda ise tamamen iz bırakmayan bir sistem gibi düşünülmemeli” diyen Osman Demircan, “Kullanım geçmişinde görünmüyor olması ve bazı modellerin eğitiminde kullanılmıyor olması, olası verilerin sunucularda olmadığı anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.

Çünkü güvenlik amacıyla bir kopyasının 30 güne kadar saklanabildiğini vurgulayan Demircan, “Eğer bir GPT’nin (Generative Pre-trained Transformer / Üretken Önceden Eğitilmiş Dönüştürücü) harici bir servise veri gönderen eylemleri kullanılıyorsa, yani kendi süreçlerini bir yapay zeka uygulamasına bağladılarsa, üçüncü tarafın kendi saklama politikası da geçerli olacağı için süre çok daha uzun olabiliyor. Bu nedenle kullanıcı açısından en sağlıklı prensip şu olmalı: ‘Silme düğmesine basabiliyorum ve silebiliyorum’ demek, verinin aynı saniyede dünyadaki bütün sistemlerden fiziksel olarak yok olduğu anlamına gelmiyor” dedi ve ekledi:

“Şifre, kredi kartı bilgisi, kimlik belgesi, şirket sırrı, kişiye özel sağlık verileri veya üçüncü kişilere ait son derece hassas bilgilerin mümkün olduğunca yapay zeka sistemlerine doğrudan verilmemesi; gerekiyorsa isimlerin ve tanımlayıcı bilgilerin anonimleştirilmesi, yani okunamaz hâle getirilmesi, çok daha güvenli bir yaklaşım.”

CHATGPT’YE YAZILAN TEHDİTLER SORUŞTURMANIN PARÇASI OLDU

Chatbot konuşmalarının yalnızca hukuk davalarında değil, ceza soruşturmalarında da önemli hale geldiğini gösteren örnekler bulunuyor. Bunlardan biri Florida’da yaşandı. FBI, geçtiğimiz mayıs ayında Palm Beach County polisine, ChatGPT’nin üreticisi OpenAI tarafından yapılan bir bildirim hakkında bilgi verdi. Mahkeme belgelerine göre Darren Zhou olarak tanımlanan bir kullanıcı, eski kız arkadaşına tecavüz edip öldürme planlarını aylar boyunca ChatGPT’ye anlattı.
Zhou’nun eski kız arkadaşının voleybol antrenmanından dönmesini bekleyerek ona saldırmayı planladığı ve kendisine de zarar vermeyi düşündüğü iddia edildi. FBI’dan gelen bilgiler üzerine harekete geçen yerel polis, kadını tespit etti. Yetkililer ayrıca Zhou’nun ayrılığın ardından eski kız arkadaşına anonim mesajlar gönderdiğini belirledi. Mahkeme belgelerinde bu mesajlardan bazılarının tehditlerin ciddiyetini desteklediği ifade edildi.
Zhou mayıs ayında tutuklandı ve eski kız arkadaşına gönderdiği mesajların yanı sıra ChatGPT konuşmaları da soruşturmanın bir parçası oldu. Polis, söz konusu mesajların tehditlerin güvenilirliğini güçlendirdiğini belirtti. Zhou daha sonra suçunu kabul etti ve bu ay sekiz yıl denetimli serbestlik cezasına çarptırıldı. Avukatı ise konu hakkında yorum yapmadı.
OpenAI, kullanıcı konuşmalarında tehlikeli davranış belirtilerini tespit etmek amacıyla otomatik sistemler ve inceleyiciler kullandığını açıkladı. Şirket, nisan ayında yayımladığı bir açıklamada, konuşmanın başkalarına yönelik yakın ve güvenilir bir tehdit oluşturduğuna karar vermesi halinde konunun kolluk kuvvetlerine bildirilebildiğini belirtti. Ancak şirket, kullanıcıların kaç kez polise bildirildiğine ilişkin sayı vermedi.


‘İNSANLAR KİMSENİN GÖRMEYECEĞİNİ DÜŞÜNÜYOR’
Hukuk uzmanlarına göre chatbot konuşmalarını geleneksel dijital kayıtlardan ayıran en önemli özellik, kullanıcıların yapay zekaya karşı çok daha açık ve samimi davranabilmesi.
ABD Ulusal Ceza Savunma Avukatları Birliği bünyesindeki Dördüncü Değişiklik Merkezi’nin dava direktörü Michael Price, chatbot konuşmalarının yalnızca sorulan sorudan ibaret olmadığını belirtiyor. Kullanıcının verdiği arka plan bilgileri, yönlendirmeleri ve sohbet boyunca kurduğu iletişimin, kişinin düşünce sürecini ve niyetini ortaya koyabileceğini ifade ediyor. Price’a göre bu durum, chatbot kayıtlarını kişinin özel hayatına açılan son derece kapsamlı bir pencereye dönüştürüyor.

PEKİ, BU KONUŞMALAR TEKNİK OLARAK GÜVENİLİR BİR DELİL Mİ?

Bir chatbot konuşmasının mahkemeye sunulması, beraberinde başka bir soruyu da gündeme getiriyor: Ekran görüntüsü veya sohbet kaydı gerçekten o kişi tarafından mı oluşturuldu? Konuşmanın bir bölümü değiştirilmiş, silinmiş ya da bağlamından koparılmış olabilir mi?
Osman Demircan’a göre yapay zeka sohbetlerinin hukuki bir delil olarak değerlendirilmesinde ilk ve en önemli soru, konuşmayı gerçekten kimin yaptığı. Bir hesabın belirli bir kişiye ait olması, o hesaptaki her mesajın da aynı kişi tarafından yazıldığı anlamına gelmiyor. Bilgisayarın açık bırakılması, telefonun başka birinin eline geçmesi, hesabın paylaşılması ya da üçüncü bir kişi tarafından ele geçirilmesi gibi ihtimallerin de değerlendirilmesi gerekiyor.
Demircan, bu nedenle yalnızca hesap sahibine bakılarak bir sonuca varılamayacağını belirterek şöyle konuştu:
“Bir yapay zeka uygulaması hesabının belirli bir kişiye ait olması, o konuşmayı mutlaka o kişinin yazdığı anlamına gelmez. Hesabın ele geçirilmiş olması, bilgisayarın açık bırakılması, telefonun başka birinin eline geçmesi veya hesabın paylaşılması gibi ihtimaller söz konusu olabilir. Bu nedenle hesap bilgileri, oturum kayıtları, cihaz bilgileri, zaman damgaları ve varsa IP ile oturum verileri, cihazın adli bilişim incelemesiyle birlikte değerlendirilmeli. Ancak bu verilerin hangilerine erişilebileceği ve bunların hukuken nasıl elde edilebileceği, kullanılan hizmete, davanın niteliğine ve ülkelerin yerel kanunlarına göre değişebilir.”
Bir diğer kritik nokta ise eldeki konuşmanın sonradan değiştirilip değiştirilmediği. Demircan’a göre tek başına bir ekran görüntüsü, konuşmanın gerçekten o şekilde gerçekleştiğini kanıtlamak açısından güçlü bir delil sayılmayabilir. Çünkü görüntüler çeşitli yazılımlarla düzenlenebilir, tarayıcı üzerinde metinler değiştirilebilir veya yapay zeka kullanılarak gerçeğinden ayırt edilmesi zor sahte ekranlar oluşturulabilir.
“Bu noktada adli bilişim açısından hash değerleri (dijital verinin bütünlüğünü doğrulamak için oluşturulan benzersiz sayısal özetler) önem kazanıyor” diyen Demircan, “Kriptografik hash, dijital bir verinin bütünlüğünü kontrol etmek için kullanılan teknik yöntemlerden biri. NIST’in (National Institute of Standards and Technology / Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü) adli bilişim ve dijital delillere ilişkin rehberlerinde de delilin elde edilmesi sonrasında bütünlüğünün doğrulanması ve kimlerin elinden geçtiğinin kayıt altına alınması, yani bir delil muhafaza zincirinin oluşturulması önemli uygulamalar arasında yer alıyor” şeklinde konuştu.

Ayrıca uzman isim, hash değerinin de çoğu zaman yanlış anlaşıldığına da dikkat çekti:
“Hash, bu konuşmayı belirli bir kişinin yazdığını kanıtlayan bir yöntem değildir. Hash'in gösterdiği şey, elimizdeki dijital verinin alındığı andan itibaren değiştirilip değiştirilmediğidir. Dosyada tek bir bit bile değişirse, güçlü bir hash algoritmasının ürettiği değer değişir. Dolayısıyla hash bize verinin bütünlüğü hakkında bilgi verir; ancak o veriyi kimin oluşturduğunu veya hesabı o anda kimin kullandığını söylemez. Kullanıcı kimliğini ortaya koyabilmek için hesap, cihaz, oturum ve gerektiğinde diğer dijital delillerin birlikte incelenmesi gerekir.”
BİR BAŞKA DAVADA CHATGPT MESAJLARI MALA ZARAR VERME SORUŞTURMASINA GİRDİ

Missouri'nin Springfield kentinde yaşanan başka bir olay da chatbot konuşmalarının nasıl delile dönüşebileceğini gösterdi. Tutuklama emri ve polis raporuna göre öğrenci Ryan Schaefer, 2025 yılının ağustos ayında kampüs otoparkında 17 araca zarar vermekle suçlandı. Polis eylül ayında Schaefer'ı uyandırarak soruşturma kapsamında telefonuna erişim sağladı.
Polis kayıtlarına göre Schaefer, olay gecesi saat 03.47 civarında ChatGPT'ye durumunun ne kadar kötü olduğunu sordu ve araçlara zarar verdiğinden bahsetti. Ardından polisin kendisini nasıl tespit edebileceğini sorguladı. Bu konuşmaların ortaya çıkmasının ardından Schaefer birkaç gün içinde tutuklandı. Daha sonra mala zarar verme suçunu kabul etti ve temmuz ayında beş yıl denetimli serbestlik cezasına çarptırıldı. 


TÜRKİYE’DE CHATBOT KONUŞMALARI MAHKEMEDE DELİL OLABİLİR Mİ?

ABD'deki örneklerin gündeme getirdiği tartışma, Türkiye açısından da önemli soruları beraberinde getiriyor. Özellikle kullanıcıların ChatGPT gibi yapay zeka platformlarında kişisel, ticari veya hukuki nitelikte bilgiler paylaşması, bu verilerin bir soruşturma ya da dava sırasında hangi şartlarda talep edilebileceği sorusunu gündeme getiriyor.
Türkiye'de kişisel verilerin korunması bakımından KVKK başta olmak üzere farklı hukuki düzenlemeler bulunurken, ceza soruşturmalarında dijital verilere erişim ve bunların delil olarak değerlendirilmesi de ayrı bir hukuki çerçeveye tabi.
Peki, Türkiye açısından baktığımızda, bir kişinin ChatGPT gibi bir yapay zeka aracına yazdığı konuşmaların bir ceza veya hukuk davasında delil olarak kullanılabilmesi hangi şartlara bağlı? Örneğin kolluk kuvvetleri veya savcılık, kişinin telefonunda bulunan ChatGPT konuşmalarına hangi hukuki yollarla erişebilir? Bulut ortamında veya yapay zeka şirketinin sunucularında bulunan konuşmaların Türkiye'deki bir soruşturma kapsamında talep edilmesi halinde KVKK, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin diğer düzenlemeler nasıl devreye girer?
“Kolluk ve savcılık, bir ceza soruşturması kapsamında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca delil toplama yetkisine sahiptir; kişinin telefonunda ya da bilgisayarında bulunan bir yapay zeka konuşmasına da bu çerçevede, kanunun öngördüğü gerekli usuli ve hukuki şartlar sağlanmak kaydıyla yasal arama ve elkoyma kararı akabinde ulaşılabilir” diyen Siber Suç Uzmanı Avukat Dr. Ceren Küpeli, şöyle devam etti:

-- Yani bu verilerin elde edilmesi keyfî bir işlem değildir; ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun aradığı koşulların yasal makamlarca yerine getirilmesi halinde hukuka uygun bir delil elde etme işleminden söz edilebilir. Nitekim yapay zeka platformları, hukuken ‘sosyal ağ sağlayıcı platform’ mahiyetinde olup, 5651 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4 uyarınca, Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcıları adli mercilere bilgi vermekle yükümlü kılınmıştır. Bu mekanizma, yurt dışındaki bir platformdan veri talep edilmesinde muhatabı Türkiye’de belirli kılan bir yol sağlamış. Dolayısıyla bir yapay zeka platformu bu kapsama girdiği ölçüde, adli makamların taleplerini karşılama yükümlülüğü altında.
-- Söz konusu yapay zeka sohbetlerine üçüncü bir kişi tarafından, kişinin rızası ve bilgisi dışında erişilerek bunların paylaşılması ise bambaşka bir hukuki zemine oturur. Bu ihtimalde, elde edilen içerik ne kadar önemli olursa olsun, hukuka aykırı biçimde elde edilmiş olduğundan delil değeri taşımaz; dahası bu eylem, Türk Ceza Kanunu kapsamında haberleşmenin gizliliğini ihlal başta olmak üzere elde edilen bilgilerin kapsamına göre başlı başına bir suç oluşturabilir. Yani aynı yazışma, usulüne uygun elde edildiğinde delil olmuşken, üçüncü bir kişinin usulsüz müdahalesiyle elde edildiğinde hem delil olmaktan çıkar hem de o kişiyi cezai sorumluluk altına sokar.



YAPAY ZEKAYA YAZILAN BİR İTİRAF TEK BAŞINA DELİL SAYILIR MI?

Chatbot konuşmalarının hukuki boyutundaki bir diğer kritik başlık ise bu kayıtların delil değeri. Özellikle bir kişinin yapay zekaya suç işlediğini itiraf etmesi, bir saldırı planından bahsetmesi veya başka bir kişiye yönelik tehditlerini anlatması halinde, bu konuşmanın mahkeme açısından tek başına ne ifade edeceği merak ediliyor.
Bu soruma “Bir suç bilimci olarak bu soruya delilin bilimsel değerlendirme ölçütleriyle yaklaşmak isterim” cevabını veren Ceren Küpeli, şu önemli bilgilerin altını çizdi:

-- Adli bilimlerde bir dijital kaydın değeri iki parametreyle ölçülür: özgünlük (kaydın gerçekten o kişiden doğup doğmadığı) ve bütünlük (içeriğin ilk hâlinden mahkemeye ulaşana dek değişmediği). Bu iki koşul ortaya konmadan bir yapay zeka konuşmasının tek başına mahkûmiyete esas alınması, metodolojik açıdan sağlam bir zemine dayanmaz. Bunu zorunlu kılan, dijital verinin kendine özgü doğasıdır. Bir ekran görüntüsüne kelime eklenebilir, bir bölüm çıkarılabilir, metin bağlamından koparılabilir. Bu yüzden adli bilişimde ‘en iyi delil’ ham ekran görüntüsü değil, kaynağın adli kopyasıdır; bu kopyanın bütünlüğü de hash değeriyle (verinin dijital parmak izi) matematiksel olarak doğrulanır ve delil zincirinin kesintisiz belgelenmesiyle desteklenir.
-- Özgünlük ise suç biliminin en çok dikkat çektiği noktadır. Bir hesabın kime ait olduğu ile o an klavyenin başında kimin bulunduğu aynı şey değildir; buna atıf sorunu denir. Cihaz paylaşılmış, hesap ele geçirilmiş ya da metin başkası tarafından yazılmış olabilir. Dolayısıyla ‘bu hesaptan çıkmış’ olması ‘bu kişi yazmış’ demek değildir; bu bağ ancak oturum ve bağlantı kayıtları ile diğer maddi delillerle kurulabilir.
“Özellikle ‘itiraf’ niteliğindeki ifadelerde ihtiyat şarttır” diyen Küpeli, “İnsanlar yapay zekaya çoğu zaman düşünce denemesi, senaryo kurma ya da duygusal boşalma amacıyla yazar; böyle bir metni bağlamından kopararak ikrar muamelesi yapmak adli açıdan yanıltıcıdır. Aynı ihtiyat tehdit içeren konuşmalar için de geçerlidir: İfadenin gerçek bir kasıt mı yoksa bağlam dışı bir söylem mi olduğu, ancak destekleyici delillerle anlaşılır” ifadelerini kullandı.

Sonuç olarak bir yapay zeka konuşması ceza yargılamasında ancak hukuka uygun elde edildiğinde değerlendirilebilecek bir delil olabileceğini söyleyen Küpeli, “Ancak tek başına ve doğrulanmamış hâliyle güvenilir bir kanıt değil, olsa olsa bir delil başlangıcı olarak ifade edilen hukuki argümandır. Delil değeri kazanması ise, özgünlüğünün ve bütünlüğünün teknik olarak ortaya konmasına ve olayın diğer maddi bulgularıyla tutarlı bir bütün oluşturmasına bağlıdır. Adli bilimin temel ilkesi dijital delillerde esastır: Tek bir delil değil, birbirini doğrulayan hukuka uygun deliller bütünü yasal tespitlerin güvenilir dayanağını oluşturur” dedi.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:83
embedKaynak:https://hurriyet.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 29 Ağustos 2026 07:18 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Döviz bürosuna soyguna giden hırsız hayatının şokunu yaşadı Sözcü Gazetesi

28 Ağustos 2026 00:51see176

Rusya dan vazgeçtiler! Türkiye merkezli bölgede yeni bir ittifak doğuyor

28 Ağustos 2026 04:16see163

Tek bir açıklamayla her şey değişebilir: Altında gözler Jackson Hole’da

27 Ağustos 2026 17:28see162

İletişim Başkanı Duran: Bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyenler Türkiye nin yürüyüşüne engel olamayacak

27 Ağustos 2026 12:49see152

Leon Goretzka, Aston Villa ya transfer oldu!

27 Ağustos 2026 19:20see148

Gaziantep’ten İtalya’ya uzanan gurur! Kaan Efe Kaya tarih yazdı

27 Ağustos 2026 17:42see148

Yerli ve milli MMT 76 dan büyük başarı: Helikopter kullanımına hazır!

27 Ağustos 2026 17:22see148

Emre Altuğ’un gözlerden uzak aşkı davette ortaya çıktı: Sevgilisiyle yan yana Sözcü Gazetesi

27 Ağustos 2026 15:53see148

Karadeniz’de savaş gerilimi etkili oluyor: Buğday fiyatları 3 yılın zirvesinde

27 Ağustos 2026 16:36see148

Türk dizileri zirvede: ABD ve Hindistan ı geride bıraktı

27 Ağustos 2026 17:56see145

Galatasaray ve Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oluyor! Kura çekimi canlı yayın Sözcü Gazetesi

27 Ağustos 2026 19:02see143

Bakan Güler, üst rütbeye terfi eden personel için düzenlenen törene katıldı

28 Ağustos 2026 19:55see143

IMF Başkanı Georgieva: Sabitcoinler küresel finans için yeni riskler getirebilir

29 Ağustos 2026 00:31see142

Sevdan Bir Ateş in yayın tarihi belli oldu

27 Ağustos 2026 21:15see142

Adana da Gelinlikçi Mağazası Yangını

27 Ağustos 2026 19:41see141

Suriye de bomba kararname: Ahmed Şara, Mazlum Abdi yi atadı

28 Ağustos 2026 01:21see140

Dursun Özbek ten Şampiyonlar Ligi yorumu: Galatasaray alışık!

27 Ağustos 2026 20:39see140

Bu yıl herkes bizi izleyecek Sözcü Gazetesi

29 Ağustos 2026 00:13see140

Cumhurbaşkanı Erdoğan dan önemli mesajlar: Tarihi bir dönemi yaşıyoruz!

28 Ağustos 2026 19:41see139

Komşu duyurdu: 4 gün kaldı, tüm askerler çekilecek!

27 Ağustos 2026 16:08see138
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları