Cenevre görüşmeleri öncesi İran dan ABD ye rest: Hem savaşa hem de barışa tamamen hazırız
Ankara24.com, Mynet kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, uluslararası basına verdiği bir röportajda, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik açıklamalarına, ABD ile yürütülen müzakereler ve muhtemel askeri senaryolara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tüm seçeneklerin masada olduğunu vurgulayan Arakçi, "Hem savaşa hem de barışa tamamen hazırız" ifadelerini kullandı.
İsviçre’nin Cenevre kentinde yarın İran ile ABD arasında gerçekleştirilecek görüşmelere değinen Arakçi, önceki turda ilerleme sağlandığını belirterek, "Bir tür karşılıklı anlayışa varabildik ve bu anlayış temelinde bir anlaşma, bir mutabakat inşa edebileceğimizi düşünüyorum. Adil, dengeli ve hakkaniyetli bir anlaşmaya ulaşmak mümkün ve bunu gerçekleştirebiliriz" ifadelerini kullandı.
"SİLAHLI KUVVETLERİMİZ HAZIR"
İran Silahlı Kuvvetleri’nin muhtemel bir çatışmaya hazır olduğunu işaret eden Arakçi, "Kendimizi nasıl savunacağımızı biliyoruz ve bunu geçmişte de ortaya koyduk. Yaşadığımız savaştan ciddi dersler çıkardık ve bugün her zamankinden daha hazırlıklıyız. Ancak bu hazırlık savaş arayışında olduğumuz anlamına gelmez. Aksine, güçlü olmak savaşın önüne geçmenin en etkili yoludur. Hazır değilseniz çatışmayı kendi kapınıza getirirsiniz. Biz savaş istemiyoruz, amacımız onu engellemek. Ben bir diplomasi insanıyım ve yürüttüğümüz sürecin bu sorunun çözümü için en doğru zemin olduğuna inanıyorum" dedi.
İran’ın nükleer programına ilişkin askeri müdahale ihtimalini reddeden Arakçi, "İran’ın barışçıl nükleer programı için askeri bir seçenek yoktur. Sorular varsa yanıtlamaya, endişeler varsa gidermeye hazırız. Ancak barışçıl nükleer teknoloji hakkımızdan vazgeçmeyiz. Bu bizim net tutumumuzdur. Bu çerçevede yarın Cenevre’de tarafların üzerinde uzlaşabileceği, adil ve dengeli bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyorum" şeklinde konuştu.
"FÜZELERİMİZ SAVUNMA AMAÇLI"Trump’ın İran’ın ABD’ye ulaşabilecek füzeler geliştirdiği yönündeki iddialarına da yanıt veren Arakçi, "Bana göre şu anda kendisi ne yazık ki sahte haberlerin kurbanı olmuş durumda. Biz ABD’ye ulaşabilecek füzeler geliştirmiyoruz. Füze menzilimizi bilinçli olarak 2 bin kilometreyle sınırlandırdık. Bu sistemler tamamen savunma amaçlı ve caydırıcılık için tasarlanmıştır. Haziran ayındaki çatışmayı biz başlatmadık. İlk olarak İsrail, ardından da ABD devreye girdi. Biz sadece kendimizi savunduk. Karşı taraf bunu farklı değerlendirebilir ancak bizim açımızdan bu açıkça meşru müdafaadır" ifadelerini kullandı.
Bölge ülkelerinin savaşa karşı tutumuna değinen Arakçi, Arap ülkelerinin açık şekilde çatışma istemediğini belirterek, "Bazı ülkelerde ABD üsleri var. Bu ülkeler, topraklarının, hava sahalarının ya da karasularının İran’a karşı kullanılmasına izin vermeyeceklerini açıkladılar. Tabii bunu ne ölçüde denetleyebilirler, o ayrı bir konu. Bunun pratikte ne kadar mümkün olacağını bilmiyorum" dedi.
"ABD SALDIRIRSA ÜSLER MEŞRU HEDEF OLUR"
Muhtemel bir ABD saldırısına da değinen Arakçi, "Eğer ABD İran’a yönelik bir saldırı başlatırsa, bölgedeki Amerikan üsleri meşru hedef haline gelir. Biz bu noktaları komşu ülkelerin toprağı olarak değil, ABD’ye ait askeri unsurlar olarak değerlendiriyoruz. Daha önce Katar’daki ABD üssünü hedef almak zorunda kaldığımızda, Katar Dışişleri Bakanı ile derhal temas kurdum. Saldırıdan önce kendisini bilgilendirdim. Bunun Katar’a değil, Katar’da bulunan ABD üssüne yönelik olduğunu açıkça ifade ettim. Amacımızın kardeş ülke Katar’ı hedef almak olmadığını özellikle vurguladım" ifadelerini kullandı.
"ASKERİ TEHDİTLE TESLİM OLMAYIZ"
Cenevre görüşmelerinin başarısız olması halinde askeri seçeneğin gündeme gelebileceğine ilişkin soruya yanıt veren Arakçi, "Evet, askeri seçenek var. Çevremizde geniş bir askeri yığınak oluşturdular. Ama amaç bizi tehdit ederek teslim olmaya zorlamaksa, bu asla gerçekleşmeyecektir. Bu konuda netiz ve geçmişte de bunu gösterdik. Haziran ayındaki savaşta, İsrail’in saldırısının üçüncü gününde şartsız teslimiyet çağrısı yapıldığını hatırlarsınız. Ancak bu gerçekleşmedi. 12 günün sonunda şartsız ateşkes isteyen taraf onlar oldu. Aynı yöntemi tekrar ederek farklı bir sonuç bekleyemezsiniz. Üstelik bugün geçmişe göre çok daha hazırlıklı olduğumuz bir dönemdeyiz" dedi.
Muhtemel bir savaşın sonuçlarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Arakçi, "Böyle bir durumda hiç kimse için zafer olmayacaktır. Bu yıkıcı bir savaş olur. ABD üsleri bölgenin farklı noktalarına dağılmış durumda olduğu için ne yazık ki tüm bölge bu savaşa sürüklenebilir. Bu son derece korkunç bir tablo hatta bunun hakkında konuşmak bile istemiyorum" şeklinde konuştu.
İsrail’i bölgedeki gerilimin başlıca sorumlusu olmakla suçlayan Arakçi, "Bu bölgede savaştan yana olan tek taraf İsrail’dir. İsrail’in ABD’yi İran’la bir savaşa sürüklemeye çalıştığını görüyoruz. Bunu tek başına başaramadı. Denedi ama sonuç alamadı ve ardından Washington’dan destek istedi. Bana göre bu, ABD’yi bölgede bir savaşın içine çekmeye yönelik bir İsrail girişimidir" ifadelerini kullandı.
CENEVRE'YE GELDİ
Arakçi açıklamalarının ardından kısa bir süre sonra beraberindeki heyetle birlikte ABD ile yürütülen dolaylı nükleer müzakerelerin üçüncü turu için İsviçre’nin Cenevre kentine geldi. İran ile ABD arasında Umman’ın arabuluculuğunda gerçekleştirilen görüşmelerde, yaptırımların kaldırılması ve İran’ın nükleer programına ilişkin konuların ele alınması bekleniyor. Tahran yönetimi, sürecin adil ve dengeli bir anlaşmayla sonuçlanabileceği mesajını verirken, üçüncü turun önceki temaslarda ele alınan başlıkların netleştirilmesi açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor.
ABD YÜZLERCE UÇAK GÖNDERDİABD ile İran arasındaki gerilim artarken, Washington yönetimi, Orta Doğu'daki ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) üslerine 300'den fazla jet ve askeri uçak gönderdi.
Açık kaynak uçuş verilerine göre, bölgede çoğunlukla Katar'daki El-Udeid Hava Üssü, Ürdün'deki Muwaffaq al Salti Hava Üssü ve Suudi Arabistan'daki Prens Sultan Hava Üssü arasında dağıtılmış 300'den fazla ABD askeri uçağı ve jeti bulunuyor.
Bunlarla birlikte, bölgede USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford uçak gemilerindeki 8 ve 9 numaralı uçak gemisi hava filoları da yer alıyor.
Ocak başından bu yana, Patriot ve Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunma (THAAD) füze savunma sistemleri ile desteklenen bu çapta bir hava kuvvetini meydana getirmek için CENTCOM'un bölgedeki üslerine tahmini 270 "C-17" ve "C-5" lojistik uçuşun gerekli olduğu görülüyor.
Halihazırda, tahmini 75 "KC-46" ve "KC-135" stratejik nakliye uçağı CENTCOM'a konuşlandırılmış veya bölgeye uçuş yollarında yer alıyor.
Bölgedeki ABD Hava kuvvetleri envanterinde, çok çeşitli destek ve taarruz uçakları bulunuyor.
Yaklaşık 84 "F-18E/F", 36 "F-15E", 48 "F-16C/CJ/CM" ve 42 "F-35A/C" jeti, tüm uçakların neredeyse yüzde 70'ini oluşturuyor.
Kalan yüzde 30'luk kısım da 18 "EA-18G Growler" elektronik savaş uçağı, 12 "A-10C Thunderbolt" yakın hava desteği uçağı, 5 "E-11A Muharebe Alanı Hava İletişim Düğümü (BACN)" uçağı ve 6 "E3 Sentry Hava Uyarı ve Kontrol Sistemi (AWACS)" uçağı gibi tanker uçakları ve özel görevlerdeki taarruz jetlerinden meydana geliyor.
ABD'nin Haziran 2025'te İran'a yönelik saldırılarında kullandığı B-2 bombardıman uçaklarına dair herhangi bir hareketlilik gözükmüyor.
Kaynak: İHA | Bu içerik Metin Yamaner tarafından yayına alınmıştır
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:55
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 25 Şubat 2026 23:44 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















