Ankara24.com
close
up
Bu ülke Meclis’te tacizi konuşuyorsa, MESEM’de yaşananları düşünmeyi kaldıracak yürek kimde var?

Bu ülke Meclis’te tacizi konuşuyorsa, MESEM’de yaşananları düşünmeyi kaldıracak yürek kimde var?

Halktv sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.

Meclis Tacizi Konuşmalı, Meclisin Tacizi Konuşulmamalı!!!

Bugün tarikatlarda, okullarda, yurtlarda, staj alanlarında ve Meclis’te karşımıza çıkan istismar vakaları tesadüf değildir. Kötülük sıradanlaştığında toplum çökmeye başlar. Gönüller karardıkça toplumda karanlık olur. Çocukluğuna inilemeyen sapıklar, çocuklarımıza kadar indi…

Bizler eğitimciler olarak; okullarda zorbalığı, meslek liselerinde çocukların maruz kaldığı baskıları, MESEM’lerde yıllardır süren sömürüyü, öğrencilere yönelik taciz ve istismar risklerini tartışırken bir anda karşımıza öyle bir haber çıktı ki, artık konuştuğumuz konunun boyutları tamamen değişti.

BirGün gazetesi yazarı Gazeteci Mustafa Mert Bildircin’in ortaya çıkardığı “Meclis lokantasında stajyer çocuklara yönelik taciz iddiaları” başlıklı habere göre ülkenin en güvenli olması gereken kurumundan, en tepe çatısından, başkentin en yüksek surundan — yani Meclis’ten — bir utanç gün yüzüne çıktı. Üstelik Meclis Genel Sekreterliği bu iddiaları doğruladı ve bir tutuklama ile görevden uzaklaştırmalar açıklandı.

Çocukları koruması gereken yerden çocukları korumak zorunda kalıyorsak, durum oldukça ciddi bir noktaya varmış demektir. Bu münferit bir suç değil, büyük bir sistem çürümüşlüğünün işaretidir. Düşünebiliyor musunuz? Meclis lokantasında stajyer bir kız çocuğunun uğradığı taciz iddiası ve bunun ardından çocuğun — evet, doğru duydunuz ÇOCUĞUN — hamile kalması, tüm gerçeklerin doktor tarafından iş yerine ve aileye bildirilmesi ile ortaya çıkmış olmasına rağmen, müdürün bu durumu bilmesine rağmen örtbas etmeye çalışması, çocuğun korunmaması ve bu utanç verici durumu gizlemek için çocuklara baskı yapılması gerçeğiyle karşı karşıyayız. Yani çocuğun üstün yararını gözetmek yerine kendi koltuğu veya kurumun itibarı düşünülüyor.

Bir kurumun itibarı, bir çocuğun onurundan, yaşamından ve geleceğinden daha mı değerlidir?

Bu kurumlar niçin var?

Atatürk’ün kurduğu mecliste çocuktan daha değerli ne var?

Kurumun prestiji uğruna çocukların onuru, hakları ve güvenliği feda edilebilir mi?

Bu noktada sorumluluk yalnızca bireylerin değil, kurumun yöneticilerinindir ve üzerine düşeni yapmalıdır. Kafasını kuma gömüp olayı örtbas etmek yerine tüm suçluları ortaya çıkarmalıdır.

Cehennem’in en karanlık yerleri, ahlaki kriz anlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır.

Dante

Böyle büyük bir olayda gerçeği gizlemek başlı başına ağır bir suçtur. Susmak ya da “tarafsız kalmak”, ahlaki bir duruş değil, suçun yanına saf tutmaktır.

“Kurum zarar görmesin” gerekçesiyle susmak, suçu küçültmez; aksine hem suçu büyütür hem de kurumlara daha fazla zarar verir. Susmak ya da saklamak artık bireysel bir tercih değildir; suçun ortağı olmak anlamına gelir. Bu tutum, çocukları ve masumları değil, suçu işleyenleri korur.

Meclisin çatısı altında çocukları koruyamıyorsak varın ötesini siz düşünün!

Meclis’in kendi çatısı altındaki çocukları taciz ve istismardan koruyamıyor olması, düşündüğümüzde bile tüyler ürpertici bir durumdur. Peki, bu durumda MESEM’lerde, izbe iş yerlerinde, şehir merkezinden uzak atölyelerde, merdiven altı fabrikalarda ya da çocukların güvenliğinin tamamen ihmal edildiği diğer yaşam alanlarında çocukları nasıl koruyacağımızı ciddi ciddi düşünebiliyor muyuz?

Bu sorunun kendisi bile, sistemin ne kadar çürüdüğünü, sorumluların ne kadar başarısız ve kayıtsız olduğunu gözler önüne seriyor. Çocukların güvenliği, yalnızca göstermelik denetimlerle ya da kurumsal prestijin arkasına saklanarak sağlanamaz; gerçek anlamda korunmaları için köklü bir değişime, sorumluluk bilincine ve vicdana ve hesap vermeye ihtiyaç vardır.

Balık Baştan Kokmuş

Meclisin Ömer Diyeceği Ağzını Büzmesinden Belliymiş!

Meclis, geçmiş yasama yıllarında çocuk istismarı ve taciz olaylarını araştırmak için 18 önerge vermiş, ancak yalnızca biri kabul edilmiş; diğerleri ise “yasama dönemi sona erdiği için hükümsüz” sayılmıştır. Bu veriler zaten Meclis’in çocukları koruma sorumluluğunu yerine getirmediğini açıkça göstermektedir. Bizler de hala halk olarak meclisten taciz ve istismar vakalarını araştırmasını bekliyoruz. Ne diyelim :Umut fakirin ekmeği…

Bu yıl aile yılıydı diye hatırlıyorum(!)

Yanlış hatırlamıyorsam bu yıl “aile yılı” ilan edilmişti . Aile ve çocuklarla ilgili yüzlerce yazılar ,projeler…

Aileleri böyle mi koruyorsunuz?

Çocukları Meclis lokantasında istismar edilen bir ülkede, hangi aile güvendedir?

Aileyi kutsal ilan edip çocuğu koruyamayan bir meclisin kavramdan başka neyi kalmıştır?

Ahlaki çöküşün korkunç yüzü medyada da kendini gösterdi

Taciz ve istismar yalnızca küçük yaş gruplarını ve öğrencileri kapsamıyor. Medya sektörü ve yetişkinler de toplumsal ahlaki çöküşün en görünür, en büyük mağdurlarından. Son zamanlarda basına yansıyan haberlere göre, büyük bir gazetenin etkili ve ünlü bir genel yayın yönetmeninin kendi altında çalışan sunuculara ve genç kadınlara tacizde bulunduğu ortaya çıktı. Bu taciz olayları yaş sınırı tanımıyor; kimi zaman bedensel üstünlük, kimi zaman da para veya güç gibi elinde bulundurduğu imkânlarla kadınlara yöneltiliyor. Taciz süreci, sıradan iş ilişkisini gölgeleyerek sistematik bir güç kullanımına ve korkutmaya dönüşüyor. Kadınlar sessiz kalmaları için baskı altına alınıyor, kimi zaman kariyerleri veya ekonomik gelecekleri tehdit ediliyor ve bu sessizlik, taciz edenin gücünü daha da pekiştiriyor. Kısacası medya sektörü de ahlaki çöküşün bir yansıması hâline gelmiş durumda; güç ve çıkar ilişkilerinin mağduriyetin üstüne çıktığı bir alan olarak karşımıza çıkıyor.

Çocukluğuna inilemeyen sapıklar, çocuklarımıza kadar indi

Çocukluğuna inilemeyen bireyler, bastırdıklarıyla yaşar; bastırılan ise yok olmaz, biçim değiştirerek geri döner. Türkiye’de cinsellik din, ahlak ve “ayıp” tabularıyla dört yanı çevrilmiş; konuşulması yasaklanmış bir alana dönüştürülmüştür. Bastırılmış arzular, patolojik biçimde ortaya çıkar.

Bugün tarikatlarda, okullarda, yurtlarda, staj alanlarında ve Meclis’te karşımıza çıkan istismar vakaları tesadüf değildir. Bu toplum cinselliği konuşmadıkça sapık kişilikler kendinden güçsüz kişilerde gerçek yüzünü göstererek baskıcı toplumun bedelini çocuklar ödemeye devam edecektir.

Toplumun çürümesi, bireylerin değerini yitirmesiyle başlar.

Nietzsche

Türkiye bugün yalnızca ekonomik ya da siyasal krizlerle değil, çok daha derinde işleyen toplumsal bir çürüme ile karşı karşıyadır. Nietzsche’nin işaret ettiği gibi, bireylerin değer duygusunu yitirdiği bir yerde toplumsal çürüme kaçınılmazdır.

Aristoteles’e göre iyilik, erdem, “tekrar eden davranışlarla inşa edilen bir alışkanlıktır.”

Çocukların korunmadığı, ihmalin sıradanlaştığı bir düzende erdemli davranışların kök salması mümkün değildir. Türkiye’de bugün Meclis çatısı altında çocuk istismarını konuşuyor olmamız, erdemli davranışı bırakın çürüme hatta kokuşmuşluğun en ağır göstergesidir.

Gönüller karardıkça toplumda karanlık olur

Mevlâna

Türkiye’de yukarıda bahsettiğim ahlaki çöküş, yalnızca münferit olayların toplamından ibaret değildir; çıkarcı, empatiden yoksun ve “benim bir dinim var, dolayısıyla ahlaka ayrıca ihtiyacım yok” yanılgısıyla hareket eden bir insan tipinin giderek yaygınlaşmasının sonucudur. Bu sorunu görmezden geldikçe ve çözmedikçe, yıllarca ahlaki olarak küçümsediğimiz Batı toplumlarının gerisinde kalmaya devam edeceğiz. Biz ahlakı daha çok kadına atfedip sadece söylemlerinizde taşırken, onlar davranışlarına yansıtmışlardır.

Çıkarın erdemin önüne geçtiği bu toplumda gönüller de kararmaktadır. Yunus Emre ve Mevlâna’nın temsil ettiği hoşgörü, vicdan ve insan sevgisi yerini fırsatçılığa ve kayıtsızlığa bırakmıştır. Ahlak, yalnızca göz önünde sergilenen bir gösteriye dönüşmüştür. İnsanlar artık doğruyu, ahlaki sorumluluk için değil; baskıdan kaçınmak için yapmaktadır. Toplumsal baskının bireysel ahlaki duruşun önüne geçtiği bir yerde, gönüller kararır ve karanlık toplumun tamamına yayılır.

Kötülük sıradanlaştığında toplum çökmeye başlar

Hannah Arendt

Ahlak, yalnızca görünür eylemlerle değil, kimsenin görmediği anda bile doğruyu seçebilmekle yaşar. İyi ve ahlaklı olmak, başkalarına sergilenmesi gereken erdemler değildir. İyilik sonucunda ayıplanmak, kınanmak gibi durumlar olsa da doğru eylemi yapmaktır.

Kurumlar kendi itibarını korumak için çocukların ve zayıfın haklarını hiçe sayarken susmak, kalem oynatmamak en büyük ahlaksızlıktır. İstismar nerede olursa olsun — okulda, sokakta, medyada, işyerinde — sorumlular hesap vermeli ve şahsi çıkarlarını erdemin önüne koymamalıdır.

Gerçek ahlak, vicdandan başlar. İnsan, toplum baskısı altında bile adil, merhametli ve doğru kalabiliyorsa, o toplumun temeli sağlamdır. Ahlaklı kalmak, sadece bireysel bir erdem değil; toplumun güveni ve geleceği için bir sorumluluktur. Her birey ahlaki duruşunu koruduğu sürece, toplumun karanlık eğilimleri karşısında direnç kazanır.

Sözlerimi vicdanlı ve ahlaklı kalmak, insanların içinde insan kalmak dileklerim ve

Usta Şair Edip Cansever’in:

“Güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak

Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir!" dizeleriyle bitiriyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:77
embedKaynak:https://halktv.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 14 Aralık 2025 09:23 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Kılıçdaroğlu ile aday öğrenci arasında çarpıcı diyalog: Siyaset tehlikeli bir şey Sözcü Gazetesi

31 Temmuz 2026 00:33see199

Carlos Espi, Real Madrid ile anlaştı!

31 Temmuz 2026 00:02see195

Borsa İstanbul’da gong Masfen Enerji için çaldı

31 Temmuz 2026 01:01see192

Miraçıların yıllardır beklediği kanun çıktı Son Haberler

31 Temmuz 2026 02:15see189

Trump ilan etti! Resmen silah bıraktılar, İsrail geri çekilecek! Sürpriz Türkiye detayı

31 Temmuz 2026 01:58see188

UEFA Avrupa Ligi nde ikinci eleme turu maçları tamamlandı!

31 Temmuz 2026 00:22see184

John Stones, Inter’e transfer oldu!

31 Temmuz 2026 00:02see183

Kur endişesi hesapları dövizle doldurdu Sözcü Gazetesi

31 Temmuz 2026 04:53see178

Kastamonu da ormanlık alana düşen yabancı cismin patlaması sonucu yangın çıktı Kastamonu Haberleri Habertürk Yerel Haberler

31 Temmuz 2026 01:26see178

Resmi Gazete de yayımlandı: En düşük emekli aylığı 23 bin 552 lira oldu

31 Temmuz 2026 01:01see173

Gerçek Fikri Ne? 30 Temmuz 2026 (Yeni Parti CHP den Farklı Mı?)

31 Temmuz 2026 04:03see169

CHP’li eski vekil hayatını kaybetti!

31 Temmuz 2026 04:22see168

BETİMAR anket sonuçlarını ilk kez ÜLKE TV canlı yayınında açıkladı! Yeni Parti ye anket şoku

31 Temmuz 2026 02:40see162

Fatih Terim’in suçu ne? Sözcü Gazetesi

31 Temmuz 2026 00:05see162

Filistin Esirler Cemiyeti: İsrail cezaevlerindeki Filistinlilere yönelik tıbbi ihlaller tüm şiddetiyle sürüyor

31 Temmuz 2026 00:03see162

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Lübnan Silahlı Kuvvetlerine desteğimiz sürecek

30 Temmuz 2026 18:20see159

Bakan Çiftçi: Türkiye Yüzyılı, eserlerin yükseldiği kadar şahsiyetlerin de yetiştiği asır olacak

30 Temmuz 2026 15:20see156

Bursa da Soruşturma: Bozbey ve 62 Sanık Yargılanıyor

31 Temmuz 2026 01:47see156

Donald Trump: Hamas silahsızlandırılacak Dış Haberler

31 Temmuz 2026 01:41see155

AK Parti 25’inci kuruluş yıl dönümünü etkinliklerle kutlayacak

30 Temmuz 2026 13:24see148
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları