Bosna’dan Gazze’ye: Unutulan soykırımın yeniden yaşandığı karanlık çağ Kültür Sanat Haberleri
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
Gazeteci-yazar Atakan Çelik, Anadolu Ajansı’nda yaklaşık çeyrek asra yaklaşan meslek hayatı boyunca ajansın farklı birimlerinde görev alarak hem saha hem de merkezde önemli deneyimler edindi. Sakarya Üniversitesi’nde hazırladığı “Uluslararası Çok Dilli Yayıncılıkta Anadolu Ajansı’nın Rolü” başlıklı akademik çalışmasını sahadaki tanıklıklarıyla birleştiren Çelik, dört yıla yayılan titiz bir çalışmanın ardından
“Yüzyılın Tanığı: Anadolu Ajansı’nın Asırlık Öyküsü”
kitabını ortaya koydu.

Meslek hayatı boyunca Bosna’dan Ortadoğu’ya, afet bölgelerinden siyasi krizlere kadar birçok kritik gelişmeye doğrudan tanıklık eden Çelik, özellikle 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçtiği ilk haberle dikkat çekti ve bu çalışması nedeniyle TBMM başta olmak üzere birçok kurum tarafından ödüllendirildi.
Çelik’in eseri, bu yönüyle yalnızca kurumsal bir tarih anlatısı değil; aynı zamanda sahadan beslenen güçlü bir hafıza ve tanıklık metni niteliği taşıyor.
Srebrenitsa: Avrupa’nın ortasında yaşanan katliam Demokrasi ve insan haklarının merkezi olarak gösterilen Avrupa’da, 1995 yılında Bosna’da insanlık tarihinin en ağır suçlarından biri işlendi.
Srebrenitsa’da, Birleşmiş Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edilen bir şehirde, Ratko Mladiç komutasındaki Sırp birlikleri en az 8 bin 372 silahsız Boşnak erkek ve çocuğu katletti.
Kente girişinde Mladiç’in sarf ettiği sözler, yaşananların sadece bir askeri operasyon değil, aynı zamanda ideolojik bir intikam eylemi olduğunu ortaya koydu.
Sığınmacıların umutla sığındığı Hollandalı BM askerlerinin, bu sivilleri korumak yerine Sırp güçlerine teslim etmesi ise uluslararası sistemin en ağır kırılma anlarından biri olarak kayıtlara geçti.
Bu süreç, yalnızca Bosna’nın değil, insanlık tarihinin de en karanlık sayfalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Soykırımı ortaya çıkaran tanıklar: Mavi kelebekler Savaşın ardından geriye yalnızca yıkım değil, binlerce kayıp insan kaldı.
Toplu mezarlar gizlenmiş, izler silinmeye çalışılmıştı. Ancak süreç içinde toprağın yapısındaki değişim ve bazı bölgelerde yoğunlaşan mavi kelebekler, araştırmacılar için önemli bir ipucu oldu.
Yapılan incelemelerde, kelebeklerin yoğunlaştığı alanların büyük bölümünde toplu mezarların bulunduğu tespit edildi.
Bu yöntemle yüzlerce mezarın yeri belirlenirken, parçalanarak farklı bölgelere taşınan cenazelere ulaşıldı ve yıllarca “kayıp” olarak anılan binlerce kişi kimliklerine kavuştu.
Bu yönüyle mavi kelebekler, gizlenmek istenen bir soykırımın ortaya çıkarılmasının sembolü haline geldi.
“Unutulan soykırım tekrarlanır”
Bosna’nın lideri Aliya İzetbegoviç’in yıllar önce dile getirdiği “Unutulan soykırım tekrarlanır” sözü, kitapta merkezi bir uyarı olarak yer alıyor. Bu ifade, yalnızca geçmişe değil, günümüzde yaşanan gelişmelere de ışık tutuyor.
Gazze: Aynı acının bugünkü yansıması
Kitapta yer alan değerlendirmelere göre bugün Gazze’de yaşananlar, geçmişte yaşanan trajedilerin devamı niteliğinde okunuyor.
Bölgede:
* Hastanelerin ve sivil yerleşimlerin hedef alınması
* İnsani yardımların engellenmesi
* Açlığın yaygınlaşması
* Sivillerin yoğun şekilde etkilenmesi
gibi gelişmeler, uluslararası hukuk açısından ağır ihlaller olarak değerlendiriliyor.
Bu çerçevede, birçok uluslararası hukukçu ve insan hakları kuruluşu, Gazze’de yaşananların “insanlığa karşı suç” kapsamında ele alınması gerektiği yönünde değerlendirmelerde bulunuyor.
Tüm bu gelişmelere rağmen uluslararası toplumun etkili bir müdahale ortaya koyamaması ise “dünyanın bu soykırım karşısında sessiz kaldığı” yönündeki eleştirileri artırıyor.
“Yüzyılın Tanığı” kitabında Bosna’dan Gazze’ye uzanan bu anlatı, yalnızca geçmişi hatırlatmakla kalmıyor; aynı zamanda güçlü bir uyarı niteliği taşıyor. Kitapta ortaya konulan temel yaklaşım şu şekilde özetleniyor: Geçmişte yaşanan büyük acılar unutulduğunda, benzer trajediler farklı coğrafyalarda yeniden ortaya çıkıyor. Bosna’da yıllar sonra ortaya çıkarılan hakikat, bugün Gazze’de dünya kamuoyunun gözleri önünde yaşanıyor.
Anadolu Ajansı’nın tarihi sorumluluğu
Anadolu Ajansı, Gazze’de yaşanan gelişmeler karşısında yalnızca haber aktaran bir kurum olmanın ötesine geçerek, tarihsel bir sorumluluk üstlendi. Sivillerin, sağlık çalışanlarının, çocukların ve gazetecilerin hedef alındığına ilişkin bulguların uluslararası kamuoyunda yeterince karşılık bulmadığı bir dönemde, ajansın ortaya koyduğu yayınlar, hakikatin görünür kılınmasında kritik bir rol oynadı. Bu süreçte Anadolu Ajansı’nın sahadan aktardığı veriler ve görsel kayıtlar, yalnızca güncel haberciliğin değil, aynı zamanda uluslararası hukuk ve insan hakları tartışmalarının da önemli bir parçası haline geldi.
Bu dönemde Anadolu Ajansı’nın hazırladığı “Kanıt”, “Tanık” ve “Sanık” başlıklı çalışmalar, Gazze’de yaşananlara ilişkin iddiaların belgelenmesi ve kayıt altına alınması açısından dikkat çekici bir bütünlük ortaya koydu. Söz konusu çalışmalar, sahadan elde edilen veriler, tanıklıklar ve görsel materyallerle desteklenerek, yaşananların yalnızca bir haber akışı değil, aynı zamanda bir hakikat ve bellek meselesi olduğunu ortaya koydu. Bu yönüyle Anadolu Ajansı, Gazze’de yaşananların uluslararası kamuoyunda anlaşılması ve geleceğe aktarılması noktasında, medya tarihinin en kritik dönemlerinden birinde belirleyici bir rol üstlendi.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:103
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 21 Nisan 2026 17:19 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















