‘Böbrek kanserinde böbrek koruyucu cerrahi dönemi’
Ankara24.com, Dha kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
Memorial Ankara Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Yıldızhan, böbrek kanserinin belirtileri ve böbrek koruyucu tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Yıldızhan, “Böbrek kanseri, böbrek hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan kötü huylu tümörlerdir. En sık görülen tipi böbrek hücreli kanser-renal hücreli karsinomdur. Daha nadir olarak ‘ürotelyal karsinom’ ve çocuklarda ‘wilms tümörü’ görülmektedir. Tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 2-3’ünü oluşturur. Erkeklerde kadınlara göre iki kat daha sık rastlanır ve genellikle 50-70 yaş arasında teşhis edilir. Görüntüleme yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla erken evre tanı oranlarında artış görülmektedir. Genetik yatkınlık, sigara kullanımı, obezite, yüksek tansiyon ve bazı kimyasallara maruziyet başlıca risk faktörleridir. Ailesinde böbrek kanseri öyküsü olanlar veya Von Hippel–Lindau sendromu gibi kalıtsal hastalığı bulunanlarda risk yüksektir. Sigara riski iki kat artırır, fazla kilo ve hipertansiyon da hormonal ve damar etkileriyle riski yükseltir. Kadmiyum, asbest ve petrol ürünleri gibi maddelere uzun süre maruz kalmak, ayrıca aşırı tuzlu beslenme ve hareketsizlik de risk faktörleri arasında yer almaktadır” diye konuştu.
‘İLERİ EVREDE ŞİKAYETLER ARTIYOR’
Erken evre böbrek kanserinin genellikle belirti vermediğini ve çoğu zaman tesadüfen saptandığını ifade eden Doç. Dr. Yıldızhan, “İleri evrelerde ise, idrarda ağrısız kanama (hematüri), yan veya bel ağrısı ve karında ele gelen kitle, iştahsızlık, kilo kaybı, halsizlik, kansızlık, nedeni bilinmeyen ateş ve metastaz durumlarında kemik ağrısı veya nefes darlığı gibi belirtiler görülebilir. Tanıda ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MR) en sık kullanılan görüntüleme yöntemleridir. Gerekirse göğüs tomografisi, PET-BT veya kemik sintigrafisiyle yayılım araştırılır. Kan ve idrar testleri böbrek fonksiyonlarını değerlendirmede yardımcıdır. Şüpheli durumlarda biyopsi yapılabilir. Erken tanı, tümörün cerrahiyle tamamen çıkarılabilmesi ve tam iyileşme şansı açısından hayati önem taşır” dedi.
‘KAPALI AMELİYAT YÖNTEMİ İLE DAHA HIZLI İYİLEŞME’
Böbrek kanseri cerrahisinde iki ana yöntemin olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yıldızhan, şunları söyledi: “Radikal nefrektomi (böbreğin tamamen alınması) ve parsiyel nefrektomi (sadece tümörün çıkarılması- böbrek koruyucu cerrahi). Her iki ameliyat şekli de açık, laparoskopik veya robotik yöntemlerle uygulanabilir. Günümüzde hastaların kapalı yöntemlerle ameliyat edilmesi hem erken iyileşme hem de daha az işgücü kaybı sağladığı için daha yaygın gerçekleştirilmektedir. Böbrek koruyucu cerrahi (parsiyel nefrektomi), böbreğin tamamı yerine yalnızca tümörlü kısmın çıkarıldığı yöntemdir. Genellikle 4 cm’den küçük, erken evre tümörlerde uygulanır. Ancak artan deneyimle, kitle boyutundan bağımsız olarak, kanser kontrolünden ödün verilmeyecek şekilde, çok daha büyük boyutlu kitlelerde uygulanabilmesi mümkün hale gelmiştir. Amaç, kanserli dokuyu tamamen temizlerken sağlam böbrek dokusunu korumaktır. Bu yöntem, kanser kontrolü bakımından, böbreğin tamamen alınmasına benzer sonuçlar verirken böbrek fonksiyonlarını korur ve uzun dönemde böbrek yetmezliği riskini azaltır. Parsiyel nefrektomi; küçük, lokalize ve çevre dokulara yayılmamış tümörlerde tercih edilir. Özellikle tek böbreği olan, böbrek fonksiyonları zayıf veya iki böbreğinde de risk bulunan hastalar için uygundur. Ancak tümör çok büyükse, damar ya da toplayıcı sisteme yapışıklıklar gösteriyorsa veya çevre dokulara yayılmışsa radikal nefrektomi gerekir. Her hasta, tümörün yapısı ve genel sağlık durumu değerlendirilerek bireysel olarak tedavi planına alınır.”
‘ROBOTİK CERRAHİ İLE BÖBREK DOKULARI KORUNUYOR’
Doç. Dr. Yıldızhan, tedavi yöntemleri ile ilgili, “Robotik böbrek koruyucu cerrahi yani robotik parsiyel nefrektomi, böbrek kanseri tedavisinde minimal invaziv yöntemlerin en gelişmiş biçimidir ve hem cerrah hem hasta açısından birçok önemli avantaj sunar. Robotik sistemin sağladığı yüksek çözünürlüklü üç boyutlu görüntüleme ve titreme filtreli robot kollar sayesinde cerrah, böbreğe milimetrik hassasiyetle müdahale edebilir; bu da özellikle damar ve idrar yolu gibi kritik yapılara yakın tümörlerde büyük bir teknik üstünlük sağlar. Robotik cerrahi, açık cerrahiye göre çok daha küçük kesilerden gerçekleştirildiği için ameliyat sonrası ağrı, kan kaybı, enfeksiyon ve yara izi belirgin şekilde azalır, hastanede kalış süresi kısalır ve hastalar günlük yaşamlarına çok daha hızlı döner. Ayrıca robotik sistemin sunduğu hareket kabiliyeti ve görüş derinliği sayesinde tümörün tamamen çıkarılması ve sağlam böbrek dokusunun korunması daha güvenli bir şekilde sağlanır. Bu da uzun dönemde böbrek fonksiyonlarının korunmasına ve kronik böbrek yetmezliği riskinin azalmasına katkıda bulunur. Onkolojik olarak da robotik parsiyel nefrektomi, açık cerrahiyle benzer başarı oranlarına sahiptir” diye konuştu.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:39
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 26 Ocak 2026 10:38 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















