Bir tanıklık: Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi
Ankara24.com, T24 kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
Mehmet Şafak Sarı
Dijital çağın hızı içinde, ekranlarımıza düşen mülteci haberlerinin bizde yarattığı o uğultulu hissizliği düşünelim. "Kıyıya vuran botlar", "boğulan çocuklar" ya da "istatistik" olarak görülen oradan oraya milyonlarla ifade edilen göçmenler, mülteciler… Birer üçüncü sayfa haberi olmanın ötesine geçemez olmuştu bir zamanlar. “Şimdi de öyle değil mi” diye soracaksınız bana ama artık pek de ilgilenmiyoruz gibi bu devasa insan hareketliliğinden. Artık çoğumuz bu tip haberleri görmezden geliyoruz. Ama belki de birinin unutulmaya yüz tutan bazı şeyleri hatırlatması gerekiyordu. Akın Olgun, Tekin Yayınevi tarafından yayımlanan Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi ile bu dijital uyuşmuşluk halinin orta yerine kocaman bir ayna bırakıyor siyah ekranlardan da pek de seçemediğimiz kendimizi görmek için. Kitap bizleri rakamların ardındaki etten, kemikten ve en çok da onurdan yapılmış insan hikâyeleriyle yüzleşmeye çağırıyor. Bu sadece bir anı kitabı değil, küresel bir kayıtsızlığa karşı yükseltilmiş edebi bir tanıklık aynı zamanda.
Bir kâbustan dev bir hikâyeye dönüşen tanıklıkRodos’un mavi sularındaki sıradan bir tatil, nasıl olur da geçmişin hayaletleriyle dolu bir hapishane günlüğüne dönüşür? Yazar, kitabında başında 1990’larda Türkiye cezaevlerinde yaşadığı travmaların bu kez bambaşka bir trajediyle yeniden canlanışını bize hissettiriyor. Yıllardır yaşadığı İngiltere’den tatil için geldiği Rodos’ta kendini bir anda karanlık suların ortasında ve cezaevinin gri duvarları arasında bulmak zor olsa gerek. Bu durum yalnızca bir gazetecinin tutuklanma hikâyesi değil aslında, aynı zamanda Ege’nin iki yakası arasında sıkışıp kalmış "ötekilerin" sesini duymamızı sağlayan bir tanıklığa dönüşüyor. Kitap, cezaevi koşullarını anlatırken kelimeleri birer neşter gibi kullanıyor. Ne eksik ne fazla, pür dikkat işine odaklanmış bir öykücülük. Olgun, Rodos ve özellikle Kos nezarethanelerindeki sefaleti yalın bir çıplaklıkla resmediyor.
Akın Olgun’un öykü kitaplarında karşılaşmaktan korktuğumuz veya artık yıldığımız anlar, ağır bir yaşanmışlıkla aslında açıklayamadığımız, konuşamadığımız ve bundan dolayı çok ağır bir yük edindiğimiz acılar var. Bu yüzden tüm karakterlerin bir parçasını hissediyorsunuz içinizde. Lakin hayat acılardan ibaret değil. Akın Olgun öykücülüğünde onun hiç beklemediğiniz anda ortaya çıkardığı küçük sürprizler, umuda, mutluluğa ne kadar ihtiyacımızın olduğunu ve onları sahiplenmemiz gerektiğini hatırlatıyor her zaman. Karanlığın içinde parlayan insani anlar, Olgun’un kaleminde birer umut ışığına dönüşüyor. Farklı dillerden ve suçlardan gelen mahkûmların kurduğu o sessiz ittifak, cezaevinin soğukluğunu bir nebze olsun kırıyor böylece Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi’nde… Protagoras’ın "İnsan evrenin ölçüsüdür" sözü, felsefi bir atıftan çok bizzat bedenin duyduğu acının, kokuya olan tepkinin ve onur arayışının bir kanıtı olarak duruyor. Olgun, kendi acısını başkalarının çığlıklarıyla harmanlayarak bize unuttuğumuz bir şeyi hatırlatıyor: Hangi milliyete, hangi inanca sahip olursak olalım; adaletsizlik karşısında hepimiz aynı durumdayız.
Kitabın ilerleyen bölümlerinde Kos Cezaevi’nin tahtakuruları ile dolu ranzalarında bir yanda Türkiye’den kaçan mültecilerin dramı, diğer yanda yoksulluk ve çaresizlikle suç bataklığına sürüklenen insanların pişmanlıklarını deyim yerindeyse izliyoruz. Olgun’un karakterlere odaklanırken mekanı tarif edişindeki sinematografik anlatı kendimizi adeta bir filmin içinde olayların pek merkezinde olmayan ama her ana tanıklık eden yan karakterlere dönüştürüyor. İtiraf etmek gerekirse bu kolay bir süreç değil. Anlatımın derinliği veya kullanılan dilden bahsetmiyorum. Akın Olgun’un tuttuğu ayna kesinlikle yalan söylemiyor ve her sayfada kendinizle itiraf halinde oluyorsunuz. Bu yüzden kolay değil. Günümüzle bağ kurmak gerekirse geminin rotasını belirleyen siyasi rüzgârlar her zamankinden daha acımasız ve tahmin edilemezken, güvertede bir o yana bir bu yana savrulanlar ise bizim o çok dilli, çok yaralı "büyük insanlığımız". Kitabın anlatısında yaşananlar ne kadar gerçek de olsa, metaforik olarak da kendi iç yolculuğumuza çıkmamızı zorluyor yazar anlatımında.
Vicdanımızın tozuGezi Direnişi’nden kalma dayanışma ruhuyla yazara kol kanat geren Antepli Zafer; kolundaki Atatürk dövmesi ve "Kırk Haramiler mağarası"nı andıran dolabıyla her derde deva bulan Besim; başkenti Adana sanacak kadar dünyadan bihaber ama milliyetçilik taslayan Ali ile Oğuz ve "kaptan" sanılarak üzerine çullanılmış kimsesiz Anılcan… Bir yanda Yunan mahkûmlar Vassilis ve Manolis’in sunduğu karşılıksız dostluk, diğer yanda avukatların "Zor ama hallederiz" diyerek sattığı "AMA hapı" ile sömürülen umutlar... Akın Olgun; duvarlara kazınmış "BERAT" isminin ironisinden kargaların kendisiyle dalga geçercesine bitmeyen gevezeliklerine, ranzalarda kan emen tahtakurularından içeriye hakim olan o boğucu atmosfere kadar her detayı sarsıcı bir dille anlatmış. Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi, sadece bir sürgün hikâyesi veya göçmenlik draması değil, bastırılan ‘ah’ların ve her şeye rağmen sönmeyen dostluk ateşinin coşkulu bir metni. Bu yolculuğa çıkarak vicdanınızın tozunu alıp hayata başka bir gözle bakacaksınız.
Kitabın yazılış sürecinde, Akın’ın inanılmaz özenine tanık olmak, ayrıca Antepli Zafer’le bizzat tanışmak bambaşka zamanlarda sandığımız bambaşka hayatlarla nasıl iç içe geçtiğimizi hatırlattı ve yaşamla kurduğum ilişkide bir çok yabancılaşma duvarını yıktı geçti. Akın Olgun’un gözlem gücü ve bunu kağıda aktarışındaki dikkat beni çok etkiledi. Kitapta okuduğum Zafer adeta canlanmış ve karşımdaydı, ne eksikti ne fazlaydı.
Önsöz sahibi Rüstem Avcı ve arka kapakta aklı, sözü demir parmaklıklara sığmayan Selahattin Demirtaş gibi sevdiğim insanların bir arada olması da beni çok mutlu etti bu kitapta. Umuyorum ki siz de bu yolculuğa tanık olur ve sesini duyuramayanların sesine kulak verirsiniz.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:41
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Şubat 2026 11:49 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















