Bir şehir delirdi mi? 5 asırdır cevabı yok! Tarihin en gizemli salgını yüzlerce kişiyi ölüme götürdü
Ankara24.com, Haberturk kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Ölene kadar dans etmek... Kulağa bir film senaryosu gibi gelse de 1518 yılında Fransa’da bu gerçek oldu! Durdurulamayan bir ritim, sokaklara dökülen yüzlerce insan ve açıklanamayan bir son. Vebadan bile daha garip olan bu ‘Dans Salgını’ aslında neydi? Kitlesel bir cinnet mi, zehirlenme mi, yoksa hayata karşı bir çığlık mı? Hikayenin detayları sizi çok şaşırtacak.
ADI BİLE VAR: KOREOMANİ
Tarihi salgınlar denince çoğumuzun aklına ilk olarak ‘’Kara Veba’’ gelir. Ancak Orta Çağ ve Rönesans Avrupa’sı çok daha tuhaf bir hastalığa tanıklık etti: Koreomani, yani dans salgını.
İnsanlar uzun süreler boyunca düzensiz ve kontrolsüz bir şekilde dans ediyor, duramıyor, bayılana kadar hareket etmeye devam ediyor ve bunun sonucunda bazılarının öldüğü görülüyordu. Üstelik bu rahatsızlık bulaşıcı gibi yayılıyor, gruplar yüzlerce kişiye ulaşıyordu. 7. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında dünya genelinde benzer olayların kaydı var. En yoğun dönem ise 14. ile 17. yüzyıllar arası.
Ortaçağ dansları üzerine çalışan akademisyen Kathryn Dickason, bu durumu anlamanın bugün çok zor olduğunu söylüyor:
‘’O dönemin din adamlarını şaşırtan ve bizi de hâlâ büyüleyen şey çok sayıda insanın bu durumu yaşaması. Belki de bulaşıcı olmasıydı. Bu yönüyle adeta toplu bir gösteriye dönüşüyor.’’
En dikkat çekici dans salgını vakası ise 1500’lerde Kutsal Roma İmparatorluğu'ndaki (günümüz Fransa'sı) Alsas bölgesinde bulunan küçük Strazburg kasabasında yaşanan vakadır. Çünkü bu olayla ilgili çok sayıda kayıt günümüze kadar ulaştı.
PEKİ HER ŞEY NASIL BAŞLADI?
Tarih 14 Temmuz 1518. Strazburg’da yaşayan Bayan Troffea adında bir kadın, evinin önünde aniden dans etmeye başladı. Ama bu öyle neşeli bir kutlama dansı değildi; adeta kasılma nöbetleri geçiriyordu. Kocası ne kadar yalvarsa da Troffea durmadı. Gün boyu dans etti, yere yığıldı, ertesi gün tekrar başladı. Ayakları kan revan içindeyken, şişmiş bacaklarıyla dans etmeye devam etti.
Korkunç olan şu ki, bir hafta içinde ona katılanların sayısı 30’u geçti. Bir ay sonra ise sokaklarda kontrolsüzce sallanan tam 400 kişi vardı. Şehir kayıtlarına göre, bu insanların bazıları yorgunluktan, bazıları ise kalp krizi veya açlıktan sokak ortasında can verdi.
Sonunda şehir yetkilileri, dansçıları Aziz Vitus’un tapınağına götürdü ve ilginç şekilde orada iyileştikleri rivayet edildi.
O dönem büyük yankı uyandıran bu olay, sanat eserlerine bile konu oldu. Hollandalı ressam Pieter Brueghel II, 1592 tarihli bir tablosunda bu dans çılgınlığını resmetti.
AKILLARDA İSE TEK SORU: SEBEBİ NEYDİ?
Strazburg’daki olayı bu kadar ilginç yapan şey, detaylarının fazlalığı. İsimler, tanıklar, kanayan ayaklar… Her şey bir korku filmi gibi. Ama tüm bu ayrıntılara rağmen hâlâ net bir cevap yok: Neden oldu?
Bu olay, o dönemin derin dini ve batıl inançları nedeniyle genellikle doğaüstü bir durum olarak değerlendirildi. Kimi, bu olayın, azizlerin bir laneti olduğunu düşünürken, kimi tarafından şeytani bir etki, kimi tarafından da günahların ilahi bir cezası olarak görüldü.
ZEHİRLENME Mİ, KİTLESEL HİSTERİ Mİ, YOKSA ÇARESİZLİĞİN BİR DIŞAVURUMU MU?
Bu ürkütücü olayı açıklamak için pek çok teori ortaya atıldı.
1. Ergot Zehirlenmesi
1950'lerde İsveçli farmakolog Eugene Louis Backman, ‘’ergot’’ adlı bir mantarın kasabanın çavdar mahsullerini zehirlediğini öne sürdü. Backman’e göre, o dönemde yaşanan seller, nemi seven ergotun tahıllara kolayca bulaşmasına neden oldu.
Bu mantar hlüsinasyonlara, ajitasyona, yoğun renkli görmeye ve dış etkilere (dansı başlatan ritim gibi) karşı duyarlılığa neden oluyor.
Ancak Michigan Eyalet Üniversitesi'nde tıp tarihçisi olan John Waller, koreomani vakalarının kaydedildiği her yerde çavdarın önemli bir besin kaynağı olmadığını söylüyor. Bu da ergotizm teorisini eksik kılıyor.
Ayrıca ergot zehirlenmesi genellikle kol ve bacakların kararmasına (kangren) neden olur. Ama o dönemki kayıtlarda böyle bir detay yok.
2. Kitlesel histeri
1980'lerdeki akademisyenler tarafından ortaya atılan ‘’kitlesel histeri’’ teorisi, şimdiye kadar en umut vadeden teori.
O dönemde Strazburg halkı zaten büyük bir stres altındaydı: orta sınıfın yükselişi, köylülerin isyanı, seller, bilimin yükselişi, kıtlık, kara veba, cadılıkla mücadele… Tüm bunlar insanların psikolojik olarak kırılmasına neden olmuş olabilir.
Dickason, bu histerilerin kitlesel ayaklanmanın bir sonucu olarak bir araya geldiğini savunurken, Renberg ise ritüelleştirilmiş dini davranışların da önemli bir rol oynadığını ileri sürüyor.
Koreomaniyi kolektif bir yas tepkisi olarak gören Dickason, ‘’İnsan bedeni, altüst oluşun acısını ve travmasını taşır. Ve eğer bununla tam olarak mücadele etmezseniz, kaslarınıza yerleşir ve dışa vurumunu kronik hastalıklar ya da fiziksel ağrılar olarak bulur.’’ diyor.
Dickason, koreomani olaylarında, cinsiyet ve sınıf sorunlarının da muhtemelen etkili olduğunu açıklıyor. Bu dönemde cadı avları büyük ölçüde köylü kadınları hedef alıyordu. Bu da kadınları daha savunmasız hale getiriyordu.
3. Travmanın dışavurumu
Renberg’e göre ise 1518’deki dans salgını, 16. yüzyılın başlarında Strazburg sakinlerinin başına gelen bir dizi felaket olayından biriydi. Seller, aşırı sıcaklıklar, veba, 1492 kuyruklu yıldızı gibi garip göksel felaket alametleri, kıyamet beklentilerine ve toplumsal huzursuzluğa yol açtı.
1518'e kadar geçen üç yıllık kıtlık, yetersiz beslenmeden kaynaklanan birçok ölümün ortasında köylü ayaklanmalarına neden oldu. Ve dans, olağanüstü sıcak bir yazın ortasında, Temmuz ayının ortasında başladı.
BİR NEDEN ARAMAYA DEVAM ETMELİ MİYİZ?
Bugün bizler olaya modern tıp gözlüğüyle bakıp bir ‘’teşhis’’ koymaya çalışıyoruz. Ancak tarihçiler uyarıyor: Asıl önemli olan ‘’neden’’ sorusu değil. Bu insanların yaşadıkları deneyimin kendi dönemlerinde ne ifade ettiğini anlamak daha değerli.
Renberg, ‘’Koreomani’nin nasıl ortaya çıktığını anlamaya çalışırken, bu manilerin kendi zamanlarında ne anlama geldiği sorusunu göz ardı etme eğilimindeyiz,” diyor.
Renberg, bu soruların bu olayları tuhaf olarak görmenin ötesine geçmemize, empati ve anlayışla bakmamıza yardımcı olduğunu söylüyor.
Bu salgınlar yaşanırken insanların günümüzdekilerden farklı inançlara, kültürel uygulamalara, varsayımlara ve dünya görüşlerine sahip olduğunu belirten Dickason ise ‘’Eğer biri koreomaniye yalnızca teşhis odaklı bir yaklaşım sergilerse, bu önemli kültürel etkilerin çoğunu gözden kaçırmış olur.’’ diyor.
Kısacası, bu dans salgınını sadece bir ‘’hastalık’’ olarak görmek eksik kalabilir. Onu anlamak için, o insanların dünyasına biraz daha yakından bakmak gerekiyor.
Fotoğraf kaynak: Görsellerin tamamı yapay zeka ile oluşturulmuştur.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:65
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Nisan 2026 08:14 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















