“Bir kâğıda ‘Deniz’ yazdım, kalbimin üstüne koydum”
Hurriyet sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Rol aldığı ‘Daha 17’ dizisinin çekimleri Bodrum’da tam gaz devam ederken Helin, çekimlerin olmadığı bir gün röportaj için İstanbul’a geldi. Bu onun ilk gazete söyleşilerinden. Yeteneğinin yanı sıra anlamlı bir yüz ifadesi ve güzel bir ışığı var. Onu ileride sık sık yeni projelerde göreceğiz gibi... Oldukça heyecanlı. Dışarıdan biraz mesafeli dursa da ona nasıl yaklaşırsanız öyle karşılık alıyorsunuz. Güler yüz karşısında o da rahatlıyor ve başlıyor anlatmaya.
◊ Önce seni tanıyalım... Sen kimsin?
Ben Helin. 20 yaşındayım, Koç burcuyum. Ankara’da doğup büyüdüm. Orta halli bir aileydik, bir ablam var. Oyunculuk biraz kadersel ilerledi ve karar verdim.
◊ Kimi ‘Küçükken aynanın karşısına geçip rol yaparak bu sevdaya tutuldum’ der, kimi ‘Bir film izledim, hayatım değişti’... Senin nasıl oldu?
Hiç öyle fantastik bir şey yok. Annem tiyatro eğitimi alıp oynamamı çok istiyordu. Ablamla bana taklitler falan yaptırırdı. Ben çok utangaç bir çocuktum. Hâlâ öyleyim. Heyecanlı, utangaç, panik; her şey var bende... Hep reddediyordum. Ama şu an fark ediyorum, oyunculuk tutkusu hep içimde varmış.
‘ÇEKİNGENDİM’
◊ Sonra ne yaptın? Konservatuvara mı gittin?
İlk sene YKS’ye girmedim. Sonraki sene için konservatuvara hazırlanmaya ve eğitim almaya başladım. Bu arada ilk işim ‘Çarpıntı’ oldu ve İstanbul’a yerleştim. Eğitimlerim biraz aksadı. Ama seneye kesinlikle konservatuvar sınavlarına gireceğim.
◊ Utangaç olduğunu söylüyorsun, kamera ‘kayıt’ dediğinde neler yaşıyorsun?
İlk işimde tecrübem yoktu, daha çekingendim. Devam ettikçe ‘Şu an oyuncusun, insanlar buraya bu iş için toplandılar. Sen de artık biraz kendini aş, yapman gerekeni yap’ diye kendimi şartladım, sette yoğruldum ve kendimi buldum. Şu an çok daha rahatım.
◊ Bu meslekten ne umdun, ne buldun?
Aslında tam olarak umduğumu buldum. Benim için her şey çok hızlı gelişti. Mesela bu girdiğim ikinci işim. Bu kadar beğeni almamız, insanların sevgisi... Umduğumu biraz erken buldum diyebilirim. Bundan sonra daha üstüne katarak ilerlemek istiyorum, büyük hayallerim var.
◊ 20 yaşındasın. Yeni jenerasyondan çıkan çok fazla oyuncu var. Ekranda senin sahnene rastlasak, neden seni izlemeyi tercih edelim?
Gerçekten çok çalışıyor ve karakterimi çok hissetmeye çalışıyorum. Sette Helin olarak değil, canlandırdığım Deniz karakteri olarak var olmak istiyorum. Hareketlerimi ona göre yapıyor, konuşma şeklimi ona göre değiştiriyorum. Karakteri iyi yansıttığımı düşünüyorum, bu yüzden izleyebilirsiniz.
◊ “Büyük hayallerim var” dedin. Neler istiyorsun? Yurtdışı mı bağımsız filmler mi?
Yurtdışında iş yapmayı tabii isterim ama daha zaman var. Şu an kendime ne kadar yatırım yapabilir, kendimi ne kadar geliştirebilirim, onunla ilgileniyorum, sonrasında yol beni götürür zaten. Mesela ‘Black Swan’ (Siyah Kuğu) gibi bir rolde oynamayı çok isterdim. Daha fantastik karakterleri canlandırmayı hayal ediyorum. Kendimi bir süre bir yerlere kapatıp çalışacağım karakterler olsun.
◊ Güzelmiş, o halde şimdi oyunculuk sana ne ifade ediyor?
Çok huzurlu ve mutlu hissediyorum. Başka bir karaktere girmek kendimde yeni şeyler keşfetmemi sağlıyor. Özgüvenimi çok yerine getirdi.
◊ Çekingen biri olarak hiç yanlış bir iş seçtiğini düşündüğün oldu mu? Çünkü magazin hayatında olacak, göz önünde olacaksın... Bu seni korkutuyor mu?
Magazin tarafı beni çok korkutuyor; mesela izin günlerinde setten arkadaşlarla beraber eğlenmeye gidiyoruz, doya doya eğlenmek istiyorum ama biraz geriliyorum. Bir de röportajlar beni geriyor.
◊ Şu an iyi gidiyorsun bence...
Evet, şu an iyi sanırım...
◊ Peki, bu sektöre girdikten sonra seni en zorlayan şey ne oldu?
Bir yere kadar söz hakkın var. Ama belli yerden sonra o söz hakkın alınıyor. Ayrıca sete gittiğinde pozitif olmak ve kimseyi etkilememek zorundasın. Üzgün olduğum günlerde de sete gittiğimde herkesi yükseltmeye çalışıyorum. Onun dışında belki de çok sevdiğim için zorlukları çok gözüme batmıyor.
‘NE KADAR ÇOK SÖYLERSEM O KADAR ÇEKTİĞİME İNANIYORUM’
◊ Deniz karakterini çok istemiş ve ‘manifestlemişsin’, doğru mu?
Evet, birkaç kez deneme çekimine girdim. Çekimden çıktığım bir gün, eve gittim. Bir kâğıda karakterin adı olan ‘Deniz’ yazdım, kalbimin üstüne koydum. Çok istiyordum. Sonra tavanıma asıp “Helin, sen Deniz oldun” haberi gelene kadar her sabah bu yazıya bakıp uyanacağım dedim. Gözümü açtığım gibi Deniz’i görüyordum.
◊ Ve gerçekleşti. Böyle ‘manifest’lere inanır mısın?
Bir şeyi ne kadar çok söylersem o kadar çektiğime inanıyorum. Ve kesin oluyor. Mesela İstanbul, Beşiktaş’a taşınmayı çok istiyordum, aileme “18 yaşıma girdikten nasıl olacak bilmiyorum ama ben Beşiktaş’a taşınacağım, siz de göreceksiniz” diyordum, gerçekleşti.
◊ “Biriyle tanıştığım an onun nasıl bir karakter olduğunu anlayabilirim, bu hiç şaşmadı” demişsin. Doğru mu?
Evet, doğru hissediyorum.
◊ Biz yeni tanıştık, ne hissettin?
Çok iyi bir enerji geçti, geçmese zaten burada şu an böyle konuşamazdım.
‘MUTSUZ ŞARKI YOKTUR, MUTSUZ DİNLEYİCİ VARDIR’
◊ Kendini birkaç kelimeyle nasıl anlatırsın?
İlk tanışmada soğuk ve mesafeliyimdir ama iyi bir enerji alırsam ben de kendimdeki iyi enerjiyi verip kendimi açabiliyorum. Komiğim, duygusal ve pozitifim.
◊ İlk tanışmada duvarlarını ne indirir?
Samimiyet. Ama gerçek bir samimiyet, yalandan değil.
◊ Kendinde en çok değiştirmek istediğin özellik nedir?
Utangaçlığımı olabilir. Bir de her şeyi çok kontrol etmek istiyorum. Onu değiştirmek, biraz rahatlamak isterdim.
◊ En gizli zevkin nedir?
Arabeski çok severim. Kulaklığı takıyorum, son ses müziği açıyorum, bir anda şarkı söylemeye, evin içinde dans etmeye başlıyorum. Neden? Çünkü mutsuz şarkı yoktur. Mutsuz dinleyici vardır.
◊ Mesela Bergen dinleyerek evde dans mı ediyorsun?
Ederim. Bağıra bağıra söylerim.
◊ Kimleri dinlemeyi seviyorsun?
Bülent Ersoy, Bergen, Ebru Gündeş...
◊ Bunalım tarafın var mı?
Birazcık var ama o da yalnız kaldığımda.
‘BANA İYİ GELMEDİĞİNİ FARK ETTİM’
◊ Hikâyede aşk da var. Bir aşk tanımın var mı?
Benden ne kadar uzak, o kadar iyi.
◊ Neden?
Aşkı sevmiyorum.
◊ Niye öyle?
Kendimi âşık olunca çok iyi hissetmiyorum sanırım. Gerçi âşık olduğumu düşündüğüm, öyleymiş gibi hissettiğim dönemler oldu ama olmamışım. O dönemlerin de bana iyi gelmediğini fark
ettim. Kendimi uzak tutmaya çalışıyorum.
◊ Yine de sorayım; şimdi var mı hayatında biri?
Yok.
◊ Duru bir güzelliğin var. Yaşın küçük ama yine de küçük yaşlarda estetik operasyon yaptıran oyuncular var. Sen yüzüne bir şey yaptırdın mı?
Yok, yaptırmadım.
◊ Erken yaşta estetik yaptıranlar için ne düşünüyorsun?
Herkes nasıl rahat ve iyi hissediyorsa öyle olmalı. Buna yorum yapmak benim haddime değil, öyle hissediyorum.
‘KÜÇÜK BİR KIZ GELDİ VE HİÇBİR ŞEY DEMEDEN SADECE SARILDI’
◊ Kendi kuşağını nasıl anlatırsın?
Çok özgür, kendi fikirleri olan ve fikirlerini söylemekten çekinmeyen bir kuşak.
◊ Z Kuşağı’nda en rahatsız olduğun şey ne?
Özellikle sosyal medyada çok acımasız yorumları olabiliyor. Bu aslında sadece Z Kuşağı özelinde bir şey de değil.
◊ O linç kültürü seni nasıl etkiliyor?
Güzel yorumlara gerçekten çok seviniyorum, 50 kere falan okuyorum. Eleştiri ve kötü yorum arasında da bir fark var. Eleştiriye ‘okey’im, o beni yıpratmıyor. Ama kötü yorumların iyi niyetli olduğunu düşünmüyor, üstüne çok düşünmemeye, onlara çok bakmamaya çalışıyorum. Mesela bazen telefonuma X uygulamasını yüklüyorum, bakıyorum biri kötü bir şey yazmış, siliyorum. Sonra onu kafamdan atıyor ve tekrar yüklüyorum.
◊ Bu diziye başlarken takipçi sayın 70 binlerdeyken şimdi 1 milyon. Ne zaman tam olarak tanındığını anladın?
Ya ben aslında hâlâ anlayabilmiş değilim. Zaten işin o tarafında da çok değilim. Şöyle bir şey yaşadım; setteki arkadaşlarımla dışarı çıktık. Alışveriş yaparken küçük bir kız geldi ve hiçbir şey demeden sadece sarıldı. Orada tanınmanın değil de insanlardan o sevgiyi alabilmenin mutluluğunu yaşadım.
‘ŞİMDİ HERKESİ HAYATIMA KOLAYCA ALAMIYORUM’
◊ ‘Daha 17’nin çekimleri Bodrum’da devam ediyor. Orada hayat nasıl gidiyor?
Tek problemimiz havanın çok sıcak olması. Onun dışında çok güzel gidiyor. Çok iyi kaynaştık. Ekiple de aynı şekilde hem eğleniyor hem çekiyoruz. Bu tip cümleler hep söyleniyor ama gerçekten öyle.
◊ Deniz karakterini kendi gözünden nasıl anlatırsın?
Deniz benim 15-16 yaş halime çok benziyor. Güçlü bir tavrı var, lafını esirgemiyor... O özelliklerini çok seviyorum. Küçük yaşta büyük sorumluluklar almış. Asi ama bu asiliği de hayatın ve ailesinin ona veremediklerinden dolayı. Yaşıtları eğlenirken o çalışmak zorunda kalmış.
◊ Deniz ailesiyle, özellikle annesiyle sorunlar yaşayan bir karakter. Nasıl çalıştın?
Bir yerden bir şey izleyip oradan yola çıkmak bana biraz taklit etmek gibi geliyor, onu yapamıyorum. O sebeple kendi hayatımdan bir şeyler çıkarmaya çalışıyorum. 15-16 yaşında hepimizin ailesiyle alakalı problemleri oluyordu.
İşte birazcık da artık ergenlik mi dersin... Ne dersen... Oradan yola çıktım.
◊ Deniz karakteri sevdiği arkadaşları için her türlü maceraya atılıyor, mücadele edebiliyor, kendinden ödün verebiliyor. Sen arkadaşların için kendini o kadar yıpratır mıydın?
Eskiden yıpratırdım. Şimdi herkesi hayatıma kolayca alamıyorum, daha mesafeli yaklaşıyorum. İyi şeyler hissettiğim insan sayısı zaten bir elin parmağını geçmiyor. Onlar için de her şeyi yaparım.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:69
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 01 Ağustos 2026 07:52 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















