Bir ilke imza attı! Genç Türk şef Kerem Tunçer in Berlin Filarmoni başarısı
Haberturk sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.
Berlin’de çalışmalarını sürdüren Türk orkestra şefi Kerem Tunçer, Berlin Filarmoni Orkestrası’nın Karajan Akademisi ile Siemens Sanat Programı iş birliğiyle yürütülen Siemens Şeflik Bursu'nu kazanarak Berlin Filarmoni Orkestrası Asistan Şefi seçilen ilk Türk oldu.
İki yıl sürecek program kapsamında 28 yaşındaki sanatçı, 2026/27 sezonundan itibaren Berlin Filarmoni Baş Şefi Kirill Petrenko’nun asistan şefi olarak görev yapacak.
Berlin Filarmoni’nin prova ve konser süreçlerinde Petrenko ve konuk şeflerle birlikte çalışacak olan genç şef, Karajan Akademisi’nin projelerinde görev alacak. Aynı zamanda Berlin Filarmoni bünyesinde Karajan Akademisi Orkestrası ile kendi konserini yönetme fırsatı elde edecek.
ÜÇ KİŞİ FİNALE KALDI Şeflik bursunun 2026 seçmeleri, Berlin Filarmoni Orkestrası’nın önde gelen isimlerinden oluşan jüri tarafından yapıldı.
Kerem Tunçer’in de aralarında bulunduğu yaklaşık 60 aday arasından üç isim finale kaldı. Final aşamasında adaylar, orkestra yöneterek şeflik yeteneklerini jüri karşısında sergiledi.
Baş Şef Kirill Petrenko’nun yanı sıra Berlin Filarmoni üyeleri ve yöneticilerinden oluşan jüri, değerlendirmelerin ardından Tunçer ve Mats Thiersch’i bursun yeni sahipleri olarak açıkladı.
Bu önemli başarıyla kariyerinde yeni bir döneme giren Kerem Tunçer, Berlin Filarmoni sürecini ve iki yıllık çalışma dönemine ilişkin düşüncelerini Habertürk.com ile paylaştı.
“ADIM AÇIKLANDIĞINDA İNANMAKTA GÜÇLÜK ÇEKTİM” Sonuçlar açıklandığında neler hissettin, bu güzel haberi ilk kimlerle paylaştın?Müthiş bir sevinç yaşadım. Ancak bir yandan da haberi sindirmeye çalışıyordum. Adım açıklandığında ilk anda inanmakta gerçekten güçlük çektim; bir an rüyada olup olmadığımdan emin olmaya çalıştım. Kendime gelir gelmez ilk fırsatta aileme, en yakın arkadaşlarıma ve hocama mesaj atarak bu güzel haberi paylaştım.
“HAYALLERİMİN BİLE ÖTESİNDE OLAN BİR FIRSATA ULAŞTIM” Berlin Filarmoni gibi dünyanın en saygın orkestralarından biriyle çalışma fırsatı yakalamak senin için ne ifade ediyor? Özellikle bu programa seçilen ilk Türk olarak…Berlin Filarmoni benim için sadece dünyanın en saygın orkestralarından biri değil, çok daha fazlası. Çocukluğumdan beri bir orkestranın sesini düşündüğümde aklıma ilk gelen hep Berlin Filarmoni olmuştur. Bu orkestranın kayıtlarıyla büyüdüm. Bir eserin Berlin Filarmoni tarafından yapılmış bir kaydı varsa, çocukluğumdan beri ilk olarak hep onu dinledim.
Berlin’e ilk kez 16 yaşındayken geldiğimde ziyaret ettiğim ilk yer, o meşhur sarı Filarmoni binasıydı. Sonrasında Berlin’de geçirdiğim yıllar boyunca sürekli konserlerine giderek orkestranın sesini, renklerini ve müzikal anlayışını içselleştirmeye çalıştım.
Bu nedenle kazandığım bu pozisyon benim için sıradan bir iş değil. Hayallerimin bile ötesinde olan bir fırsata ulaştım. Bu eşsiz ortamda kendimi geliştirebilmek için elimden gelenin de fazlasını yapmaya çalışacağım.
Yaklaşık 60 aday arasından seçildin. Seçme ve programa hazırlık süreci nasıl geçti? Jürinin karşısında orkestra yönetirken neler yaşadın? Öncelikle özgeçmiş ve video kayıtları üzerinden oldukça zorlu bir ön eleme süreci gerçekleşti. Filarmoni’deki seçmelere davet edildiğimiz yaklaşık iki buçuk hafta önce açıklandı. O andan itibaren yöneteceğim programa yoğun bir şekilde hazırlanmaya başladım.
Gece gündüz çalıştım. Aynı dönemde başka projelerim de olduğu için oldukça yoğun bir süreçti. Ancak elime böyle bir fırsat geçmişken bunu en iyi şekilde değerlendirmek istedim ve bulduğum her saniyeyi eserleri öğrenmeye ayırdım.
Jürinin karşısına ilk kez podyuma çıktığım anda ise bütün o heyecan yerini müziğe bıraktı. Podyuma çıktığımda müzikten başka hiçbir şey düşünemiyordum. Sanki herhangi bir orkestranın provasını yönetiyormuşum gibi, beni izleyen kalabalığı tamamen unutarak orkestrayla çalışmaya odaklandım ve kendimi provanın akışına bıraktım.
Kirill Petrenko İki yıl boyunca Kirill Petrenko ile çalışma fırsatı bulacaksın. Ondan özellikle hangi konularda kendini geliştirmeyi amaçlıyorsun? Maestro Petrenko, özellikle denge konusunda en hayranlık duyduğum şef. Bir orkestrada bu kadar kusursuz dengeyi nasıl kurduğunu yakından gözlemlemek ve öğrenmek istiyorum.
Bunun yanında prova yöntemlerini, müzisyenlerle kurduğu iletişimi ve bir partisyona nasıl yaklaştığını görmek benim için çok büyük bir eğitim olacak. Bu süreci sabırsızlıkla bekliyorum.
Geriye dönüp baktığında seni bu noktaya getiren en önemli dönüm noktası neydi? Bundan sonraki en büyük hayalin, ulaşmak istediğin yer neresi?
Sanırım benim için en önemli dönüm noktası geçen yıl verdiğim karardı. Hocamın emekli olmasının ardından Hannover’deki eğitimimi bırakıp risk alarak Berlin’deki UdK’da yüksek lisansa en baştan başlamaya karar verdim.
Bugün geriye dönüp baktığımda bunun hayatımın en doğru kararlarından biri olduğunu görüyorum. UdK’daki eğitimim bana çok önemli orkestraları yönetme fırsatı sundu ve peş peşe yeni kapılar açtı.
Önce Alman Şeflik Forumu’na seçildim, ardından Siemens Şeflik Bursu’nu kazandım ve bugün beni Berlin Filarmoni’ne taşıyan süreç de böyle başladı. Bunların hiçbiri, geçen yıl o zor kararı verip UdK’ya başlamamış olsaydım mümkün olmayacaktı.
Bundan sonraki en büyük hedefim ise mümkün olduğunca farklı orkestralarla çalışmaya, kendimi geliştirmeye ve uzun yıllar boyunca ülkeme ve müziğe en üst seviyede hizmet edebilecek bir şef olmaya devam etmek.
BU YIL İKSV ÖDÜLÜ'NE LAYIK GÖRÜLDÜ 1997 yılında Bursa’da doğan Kerem Tunçer, Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’ndeki eğitiminin ardından Daniel Barenboim’un davetiyle Berlin’deki Barenboim-Said Akademie’ye kabul edildi ve kurumun ilk Türk mezunu oldu. Halen Berlin Sanat Üniversitesi (Universität der Künste Berlin) Orkestra Şefliği yüksek lisans programında eğitimine Cev Sanat’ın desteği ile devam etmektedir.
Bugüne kadar Deutsches Symphonie-Orchester Berlin, Komische Oper Berlin, Brandenburgisches Staatsorchester Frankfurt (Oder), Nürnberger Symphoniker, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Theater Magdeburg gibi önemli orkestraları yöneten Tunçer, 2026 yılında ayrıca İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) Aydın Gün Ödülü‘ne layık görüldü ve Alman Müzik Konseyi’nin Alman Şeflik Forumu’nu kazandı.
ORKESTRA ŞEFLİĞİ DÜNYASININ EN SAYGIN PROGRAMLARINDANOrkestra şefliği dünyasının saygın programlarından biri olarak görülen Siemens Şeflik Bursu, genç şeflere dünyanın en saygın orkestralarından biri olan Berlin Filarmoni’nin çalışma ortamında doğrudan deneyim kazanma imkânı sunuyor. Program kapsamında bursiyerler, Berlin Filarmoni Baş Şefi Kirill Petrenko’ya asistanlık yapmanın yanı sıra Karajan Akademisi Orkestrası ile konser yöneterek uluslararası kariyerlerini geliştirme fırsatı elde ediyor. Programın önceki bursiyerleri arasında Christian Blex, Oscar Jockel ve Dayner Tafur-Díaz gibi genç şefler yer alıyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:39
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 01 Ağustos 2026 15:10 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















