‘Bir gün değişecek’ inancı sevgiyi yavaş yavaş tüketir
Sabah sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
İlişkilerde en sessiz, en uzun ve en pahalı tuzak budur: "Bir gün değişecek." Bir insanı sevmek, onunla yol yürümek, onunla aynı evi paylaşmak... Bunlar güzel şeylerdir. Ama bir de şu vardır: Sevdiğin insanın değişmesini beklemek. Onun bir gün uyanacağını, bir gün anlayacağını, bir gün eskisi gibi olacağını, bir gün senin istediğin gibi davranacağını ummak.
Bu umut, zamanla sevginin yerini alır. Ve farkına varmadan, ilişkinin tamamını ele geçirir. Bu inanç, ilişkilerde en tehlikeli bağımlılıktır. Çünkü diğer sorunlar ortadadır. Tartışma olur, uzaklaşma olur, kırgınlık olur. Ama "Bir gün değişecek" demek, sorunu görünmez kılar. Sorunu "geçici" ilan eder.
"Şimdi kötü ama sonra düzelecek" der. Böylece hiçbir şey konuşulmaz, hiçbir sınır konmaz, hiçbir karar alınmaz. Sadece beklenir. İnsan, sevdiği kişide gördüğü güzellikleri büyütür, çirkinlikleri küçültür. "O aslında iyi biri, sadece şu an zorlanıyor" der. "Biraz daha sabredersem, o da değişir" der. "Ben yeterince seversem, o da döner" der. Bu cümleler kulağa yüce gelir. Fedakarlık gibi durur. Sabır gibi durur. Oysa çoğu zaman korkudur.
Yalnız kalma korkusu. Başarısız ilişki korkusu. "Ben yeterince iyi değil miyim?" korkusu. "Bir gün değişecek" inancı, insanın kendi değerini ertelemesidir. "O değişince ben de mutlu olacağım" demek, mutluluğu başkasının eline bırakmaktır. Ve başkasının eline bırakılan mutluluk, hiç gelmez. Zaman kaybedersiniz. En kıymetli yıllar, "belki bu sefer" diye geçer. Saygı kaybedersiniz. Hem kendinize hem karşı tarafa. Çünkü sürekli "değişecek" diye bekleyen insan, aslında "ben buna razıyım" demiş olur. Razı olmak, saygıyı eritir. Güven kaybedersiniz. Kendi sözünüze olan güveniniz biter. "Bu sefer gerçekten konuşacağım" deyip konuşmazsınız. "Bu sefer sınır koyacağım" deyip koymazsınız. Her ertelenen cümle, kendi kendinize verdiğiniz sözü bozar.
Ve en acısı: Sevgi kaybedersiniz. Çünkü sevgi, beklentiyle yaşayamaz. Sevgi, bugünle yaşar. 'Bir gün'e bağlanan sevgi, yavaş yavaş tükenir. Yerine yorgunluk, kırgınlık ve sessiz bir öfke gelir. Çünkü 'bir gün' demek, acıyı ertelemektir. Gerçek konuşma acıtır.
SINIR KOYMAK ACITIR
"Bu böyle devam edemez" demek acıtır. Belki ayrılık acıtır. "Bir gün" ise bu acıyı sonsuza kadar öteleme hakkını verir. Üstelik etraf da destekler. "Sabret", "Her ilişki inişli çıkışlıdır", "Zamanla oturur" gibi cümleler, çoğu zaman eylemsizliğin kılıfı olur.
Oysa ilişki, zamanla kendiliğinden düzelmez. İlişki, iki insanın her gün verdiği kararlarla ya büyür ya küçülür. "Bir gün" diyen insan, karar vermeyi bırakmıştır. Sadece beklemektedir. Ve beklemek, ilişkinin en sessiz ölümüdür.
Bu cümle, ilişkilerdeki en büyük yanılgıdır. Çünkü bir insan değişse bile, sizin o değişimi beklerken yaşadığınız yıpranma gitmez. Sizin beklemeniz, sizin sabrınız, sizin fedakarlığınız, karşı tarafı değiştirmez. Sadece sizi daha çok yorar. İlişki sürekli "sonra düzelecek" umuduyla sürdürülür.
Ne zamanki temel ihtiyaçlar -saygı, güven, yakınlık, dürüstlük- "bir gün gelecek" diye erteleniyorsa, ne zamanki siz "ben yeterince sabrettim, o da bir gün anlar" diye kendi kendinizi avutuyorsanız, "bir gün" inancı, ilişkinin kendisinden daha güçlü hale gelmiştir. Artık ilişkiyi değil, o inancı yaşarsınız.
BU TUZAKTAN NASIL ÇIKILIR?
İlk adım önce dürüst olmalısınız. Kendinize net sorular sorun. "Ben bu insanı mı seviyorum, yoksa onun bir gün değişeceği hayalini mi?" Cevap net değilse, sorun çoktan başlamış demektir. Hayali sevmek, gerçek insanı sevmekten daha kolaydır. İkinci adım, 'bir gün'ü bugüne çekmektir. Bugün ne konuşulabilir? Bugün hangi ihtiyaç dile getirilebilir? Bugün hangi sınır netleştirilebilir? Büyük vaatler değil, küçük ve tutulan sözler ilişkiyi ayakta tutar. "Yarın konuşuruz" demek yerine, bugün bir cümle kurmak. "Biraz daha bekleyeyim" demek yerine, bugün bir duruş sergilemek. Küçük adımlar, 'bir gün' yalanını bozar. Çünkü somuttur. Yapılabilirdir. Ve en önemlisi, sizin elinizdedir.
Üçüncü adım, değişimi beklemek yerine kendi duruşunuzu netleştirmektir. "O değişir mi?" sorusu, sizi sürekli başkasının eline bırakır. Asıl soru şudur: "Ben böyle bir ilişkide kalmak istiyor muyum?" Bu soru, gücünüzü geri getirir. Çünkü karşı tarafın değişip değişmeyeceği sizin kontrolünüzde değildir. Sizin kontrolünüzde olan tek şey, kendi seçiminizdir. Seçim yapmak bazen acıtır. Ama seçim yapmamak, yavaş yavaş kendini tüketmektir. Dördüncü adım, sabrı ve eylemi birbirinden ayırmaktır. Sabır, bir insanın değişmesi için alan açmak olabilir. Ama sabır, kendi ihtiyaçlarınızı yok saymak değildir. Sabır, "Ben buradayım, ama bu böyle devam edemez" diyebilmektir. Eylemsiz sabır, sadece kendini kandırmaktır. Gerçek sabır, hem bekler hem de kendi sınırını korur.
SEVGİ BEKLENTİYLE YAŞAMAZ
Son olarak, yalnız kalma korkusunu tanımak gerekir. Çoğu insan "bir gün" demeyi, yalnız kalmamak için seçer. Oysa yalnız kalmak bazen, yanlış bir ilişkide yıllarca yıpranmaktan daha az zararlıdır. Yalnızlık geçici olabilir. Ama "bir gün" inancıyla geçirilen yıllar, geri gelmez. İlişkilerde "bir gün değişecek" inancı, sevgiyi yavaş yavaş tüketen bir zehirdir. Çünkü sevgi bugündür. Beklenti ise yarındır. Yarın hiç gelmezse, geriye sadece geçen zaman, biriken yorgunluk ve kendi kendine sorulan "keşke"ler kalır. Bir ilişki, iki insanın her gün yeniden seçtiği bir yoldur. "Bir gün" diyen insan, o seçimi bırakmıştır. Sadece yolun kendiliğinden düzeleceğini umar. Oysa yollar kendiliğinden düzelmez. Yollar, yürüyenlerle, konuşanlarla, sınır koyanlarla düzelir.
Bugün, bu yazıyı okurken, kendi ilişkinizde "bir gün" dediğiniz yerleri bir düşünün. O "bir gün", gerçekten bir gün mü gelecek... Yoksa sadece kendinize yutturduğunuz en uzun yalan mı? Sevgi, beklentiyle yaşamaz. Sevgi, bugünle yaşar. Ve bugün, hala elinizdedir.
ERTELEME HASTALIĞI
Ertelediğiniz konuşmalar, koymadığınız sınırlar, yuttuğunuz sözler, içinizde birikir. O insan bir gün değişse bile, siz artık aynı insan olmayabilirsiniz. Yorgun, kırgın, güvensiz bir versiyonunuz kalır. Üstelik değişim, dışarıdan dayatılamaz. İnsan ancak kendi isterse değişir.
HAYAL SİZİ İNCİTMEZ
Hayal sizi yormaz, hayal her zaman "bir gün" düzelir inancını yaşatır. Gerçek insan ise bugündür. Onunla yüzleşmek, onunla konuşmak, onunla sınır koymak gerekir. Bu yüzleşmeyi erteledikçe, kendi içinizde biriken yorgunluk artar.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:51
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 08 Ağustos 2026 07:06 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















