Bir avuç elektrik şirketine 35 milyar lira aktı! Sözcü Gazetesi
Ankara24.com, Sozcu kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Bir avuç elektrik şirketine son üç yılda kapasite mekanizması yöntemiyle 35 milyar lira para aktarılmıştır. Kapasite mekanizması, en temel tanımıyla, elektrik santrallerine sadece üretim yaptıkları için değil, “üretim yapabilir halde bekledikleri” (emre amade kapasite) için ödeme yapılmasıdır. Yani, alınmayan elektrik için vatandaşın faturasından, cebinden yapılan ödemelerdir.
Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) tarafından sınırlı sayıdaki elektrik üretim şirketine her ay “kapasite mekanizması” adı altında milyarlarca lira ödeme yapılıyor. Son 3 yıldaki ödeme tutarı 35 milyar liraya yaklaştı. Bu ödemeler, doğrudan elektrik faturalarımızı etkiliyor. Dolayısıyla, elektrik üretip satmadıkları halde sınırlı sayıdaki elektrik santraline yapılan ödemeler nedeniyle vatandaşın cebi yanıyor.
Arz güvenliği bahane gelir şahane...
Türkiye’de elektrik piyasasında 2018 yılından itibaren uygulanan “kapasite mekanizması”, teorik olarak elektrikte sürdürülebilirlik ve enerji arz güvenliğini sağlamak gerekçelerine dayandırılmıştır.
2017 sonu ve 2018 başında özellikle dış kaynaklı krediyle kurulan doğalgaz ve yerli kömür santralleri ciddi finansman maliyeti altında iflasın eşiğine geldi. Bu aşamada, kapasite mekanizması bu şirketlerin, elektrikte sürdürülebilirlik bahanesiyle yaşatılması için önemli bir imkan oldu. Sonra sistemin kapsamı genişledi, ödenen tutarlar hızla arttı.
Özellikle son dönemde katlanarak artan ödeme tabloları, bu mekanizmanın bir “arz güvenliği supabı” olmaktan çıkıp, belirli sermaye grupları için bir “kurtarma paketine” dönüşüp dönüşmediği sorusunu akıllara getirmektedir.
İşte, alınmayan elektrik için yapılan o ödemelerin tutarı ürkütücü boyutlara ulaşmıştır. 2023 yılında toplam 4 milyar TL seviyesinde olan ödemeler, 2024 yılında 13 milyar TL’ye çıkmıştır. 2025 yılının ilk 11 ayında ise 16 milyar 450 milyon TL ödeme yapılmıştır. Yıl sonunda bu ödemenin 17.5 milyar TL’ye ulaşması öngörülmektedir. Sadece iki yıl içinde dörde katlanan bu faturayı kim ödemektedir? Dolayısıyla sadece 3 yılda, hiç alınmayan elektrik için sınırlı sayıda şirkete yapılan destek ödemesi tutarı 35 milyar liraya yaklaşmaktadır.
TEİAŞ bütçesinden karşılanan bu devasa tutarlar, iletim bedelleri üzerinden nihai tüketicinin elektrik faturasına yansıtılmaktadır. Peki, halkın parasıyla finanse edilen bu sistem, gerçekten ışıkların sönmemesi için mi gereklidir, yoksa piyasa koşullarında rekabet edemeyen, teknolojik ömrünü tamamlamış ve verimsiz “zombi şirketleri” suni teneffüsle yaşatmak için mi kullanılmaktadır?
Enerji güvenliği mi, birilerine kaynak aktarma mekanizması mı?
Mekanizmanın savunucuları, yenilenebilir enerjinin artışıyla düşen piyasa fiyatlarının, baz yük santralleri olan doğalgaz ve kömür santrallerinin operasyonel maliyetlerini karşılamasını zorlaştırdığını ve bu santrallerin kapanma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtmektedir.
Ödemelerin yapıldığı listeye bakıldığında, aslan payını büyük enerji holdinglerine ait yerli kömür (linyit) ve doğalgaz santrallerinin aldığı görülmektedir. Örneğin, 2023-2025 projeksiyonunda sadece Soma Kolin Termik Santrali’nin toplamda 2.7 milyar TL’yi aşkın ödeme alması söz konusudur. Eski Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın önce Yönetim Kurulu Üyesi daha sonra da CEO’su olduğu Aksa Enerji, iki santrali üzerinden son üç yılda 2.1 milyar TL’yi aşan ödeme almıştır. Sonuçta, 2025 yılı sonunda 17.5 milyar liraya ulaşması öngörülen kapasite mekanizması ödemesi 32 adet santral arasında paylaştırılmaktadır.
Türkiye’nin kurulu gücü yaklaşık 122.500 MW, puant (zirve) talebi ise 60.000 MW civarındadır. O zaman soru şu: “Sistemin ihtiyacının iki katı kapasite varken neden hala ‘kapasite yetersizliği’ riski varmış gibi ödeme yapılıyor?”
Aslında, kapasite mekanizması muslukları kesildiği anda, özellikle verimsiz çalışan ve borç yükü altındaki büyük santraller iflas riskiyle mi karşılaşacaktır? Bu iflasların bankacılık sistemine etkisi yıkıcı olacağı için, vatandaşın elektrik faturaları üzerinden bu “finansal delik” mi kapatılmaktadır?
Dünya ne yapıyor biz ne yapıyoruz?
Dünya genelinde kapasite mekanizmaları evrim geçirmektedir. Avrupa Birliği ve ABD örneklerinde, sistem daha çok rekabetçi “kapasite ihaleleri” veya sadece kriz anlarında devreye giren “stratejik rezervler” üzerine kuruludur. Türkiye ise 2018’den beri birçok ülkenin verimsiz olduğu gerekçesiyle terk etme eğiliminde olduğu “doğrudan ödeme” yöntemini kullanmaktadır.
Çözüm: Gerçek anlamda enerji güvenliği
Gelinen noktada, Türkiye’nin enerji arz güvenliği sorunu değil, bir “kaynak yönetimi” sorunu olduğu gün gibi ortadadır. Kurulu gücün zirve talebin iki katına ulaştığı bir tabloda, “elektrikte sürdürülebilirlik” gerekçesiyle her yıl katlanarak artan milyarlarca liralık ödemeler artık sistemin sigortası olmaktan çıkmış; vatandaşın parasıyla verimsiz ve borçlu santralleri ayakta tutma operasyonuna dönüşmüştür.
Türkiye, artık “doğrudan ödeme” gibi ilkel ve piyasa dışı modelleri terk ederek; rekabetçi kapasite ihalelerine, emisyon sınırlamalarına ve sadece gerçek ihtiyaç anında devreye giren stratejik rezerv modellerine geçmek zorundadır. Vatandaşın faturasına yansıyan her kuruşun hesabı verilmeli, kamu kaynakları zombi şirketlerin borçlarını kapatmak için değil; enerjide tam bağımsızlığı sağlayacak yerli, yenilenebilir ve modern teknolojik yatırımlar için kullanılmalıdır. Unutulmamalıdır ki; enerji güvenliği birilerini zengin etme bahanesi değil, halka kesintisiz ve ucuz elektrik sağlama yükümlülüğüdür.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:41
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Ocak 2026 05:01 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















