Binlerce insan yerin 18 kat altına saklandı! Dünyanın en büyük yeraltı şehri Derinkuyu yu inşa ettiren o büyük korku neydi?
Haberturk sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Bugün Kapadokya denildiğinde akla ilk olarak gökyüzünde süzülen sıcak hava balonları ve peri bacaları gelse de bu benzersiz coğrafyanın asıl büyük gizemi ayaklarımızın tam altında uzanıyor. 1963 yılında evinin duvarını yıkarken tesadüfen karanlık bir geçit bulan bir köylü, insanlık tarihinin en sarsıcı keşiflerinden birini başlattığından habersizdi. Bu geçit, tam 18 kat derine inen ve zirve döneminde 20 bin insanın aynı anda yaşayabileceği Derinkuyu Yeraltı Şehri’ne açılıyordu. Günümüzde ise bölgedeki evlerin altında, bu yeraltı şehrine açılan 600'den fazla gizli giriş olduğu biliniyor.
Arkeologlar yapının nasıl inşa edildiğine dair önemli ipuçlarına ulaşsa da, binlerce insanı yerin altına inmeye iten asıl neden hala tam olarak bilinmiyor. Bir medeniyet, neden güneş ışığından, gökyüzünden ve temiz havadan vazgeçip yerin metrelerce altına sığınır? Onları kovalayan, yukarıda bekleyen o büyük düşman kimdi?
İLK KAZMAYI KİMLER VURDU? 3 BİN YILLIK HİTİT GİZEMİ
Derinkuyu ve Kaymaklı gibi yeraltı şehirlerinin en alt katlarında bulunan bazı kalıntılar, tarihçileri M.Ö. 1400'lere, yani Hitit İmparatorluğu dönemine kadar götürüyor. Savaşçı bir kavim olan Hititlerin, ezeli düşmanları Kaşkaların istilalarından korunmak için bu tünellerin ilk temellerini attığı tahmin ediliyor.
Ancak Hititler buraları sadece geçici birer askeri sığınak olarak kullanmıştı; tünelleri devasa şehirlere dönüştürenler onlar değildi.
ASIL MÜHENDİSLER SAHNEDE: FRİG YAZITLARININ ŞİFRESİ
Şehrin büyük bölümünün, Demir Çağı'nda kaya oyma mimarisindeki ustalıklarıyla bilinen Frigler (M.Ö. 8-7. yüzyıl) tarafından genişletilip şekillendirildiği düşünülüyor.
Kapadokya’nın yumuşak tüf kayalarını milimetrik hesaplarla oyan Frigler, yeraltında odalar, ahırlar ve şırahaneler (şarap üretim alanları) inşa ettiler.
Nitekim ünlü antik yazar Atinalı Ksenofon, M.Ö. 370'lerde yazdığı "Anabasis" adlı eserinde, Anadolu insanının yerin altında kazılmış bu gizemli evlerde yaşadığından dünyada ilk kez bahsedecekti.
Başlangıçta geçici sığınak ve gıda deposu amacı taşıyan bu alanlar, sonraki yüzyıllarda sürekli değişen imparatorlukların akışıyla daha da derinleşti.
ROMA BASKISI VE ARAP AKINLARI
Kapadokya yeraltı şehirlerinin bugünkü devasa boyutlarına ulaşması ve tam zamanlı birer yaşam alanına dönüşmesi M.S. 2. ve 8. yüzyıllar arasında gerçekleşti.
Roma Yönetiminin Baskısından Kaçış: Roma İmparatorluğu'nun baskı ve zulmünden kaçan ilk Hristiyanlar, kendilerini korumak için bu tünellere sığındı. Bölgedeki diğer örneklerden farklı olarak Derinkuyu; yeraltına oyulmuş gizli kiliseleri, vaftiz havuzları ve devasa misyoner okuluyla önemli bir inanç merkezine dönüştü.
Arap-İslam Akınları (7. ve 8. Yüzyıl): Bölgedeki en uzun süreli saklanma dönemi bu dönemde yaşandı. Yukarıda orduların yaklaştığını haber alan binlerce yerli halk, evlerindeki gizli bölmelerden yeraltına iniyor ve aylarca dışarı çıkmıyordu.
İÇERİDEN KİLİTLENEN DEV KAPILAR: SÜRGÜ TAŞLARI
Yeraltı şehirlerinin en dahice savunma mekanizması, ağırlıkları 200 ila 500 kilogram arasında değişen devasa yuvarlak sürgü taşlarıydı. Bu taşların en dikkat çekici özelliği, sadece içeriden açılıp kapatılabilecek şekilde tasarlanmış olmalarıydı.
Dışarıdan gelen bir düşmanın bu ağır kapıları açması imkansızdı. Ayrıca taşların tam ortasında açılan küçük delikler, hem gelen düşmanı gözetlemeye hem de mızrakla savunma yapmaya yarıyordu.
ADETA BİRER SOLUNUM CİHAZI: DAHİCE TASARLANAN HAVALANDIRMA BACALARI
Yerin 85 metre altında, binlerce insanın hiçbir hava sıkıntısı çekmeden aylarca nasıl yaşadığı sorusunun cevabı, ana merkezde yer alan ve taban suyuna kadar inen 50'den fazla dev havalandırma bacasında saklı. Bu bacalar o kadar kusursuz tasarlanmıştı ki, en alt katlarda bile hava sirkülasyonu hiç kesilmiyordu.
Üstelik düşmanların kuyulara zehir atmasını önlemek için bazı havalandırma bacaları, su kuyularından tamamen bağımsız tasarlanmış ve gizli tutulmuştu.
MÜHENDİSLİĞİN GİZLİ DEHASI: AHIRLAR NEDEN GİRİŞ KATINDAYDI?
Derinkuyu'da büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar, yeraltı şehrinin giriş katına yakın bölümlerde barındırılıyordu. Araştırmacılara göre bu tercih yalnızca hayvanları kolayca dışarı çıkarabilmek için değildi. Hayvanların vücut ısısı alt katların ısınmasına katkı sağlarken, oluşan koku ve gazların yaşam alanlarına ulaşmadan yüzeye yakın bölümlerden uzaklaşması da kolaylaşıyordu.
YÜZYILLIK SESSİZLİK: DERİNKUYU’NUN SON SAKİNLERİ KİMDİ?
Binlerce yıl boyunca farklı medeniyetlere sığınak olan Derinkuyu’nun yaşam öyküsü, aslında çok yakın bir tarihte son buldu.
Bölgedeki Kapadokyalı Rumlar, 1923 yılındaki nüfus mübadelesine kadar bu yeraltı şehrini sığınak ve depo olarak kullanmaya devam ettiler. Mübadeleyle birlikte aniden Yunanistan'a gönderildiklerinde, şehir de son sakinlerini uğurladı ve 1963 yılındaki o tesadüfi duvar yıkımına kadar derin bir sessizliğe gömüldü.
Bugün hala Kapadokya'da sadece belirli yeraltı şehirleri turizme açık. Ancak bölgenin altında henüz keşfedilmemiş ve birbirine tünellerle bağlı yüzlerce yeraltı şehri daha olduğu tahmin ediliyor.
Ayaklarımızın altındaki bu devasa labirent, sırlarını insanlığa parça parça vermeye devam ediyor.
Görsel kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı (muze.gov.tr), iStock, Shutterstock
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:104
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 22 Temmuz 2026 09:37 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















