Benliğin gündelik sunumu ve bazı haller üzerine Turgay Yerlikaya
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Erving Goffman “Gündelik Hayatta Benliğin Sunumu” adlı klasik çalışmasında, gündelik hayatı bir tiyatro sahnesine benzetir ve herkesin bu sahnede bir rol icra ettiğini düşünür. Diğerlerinin seyirci olduğu bu sahnenin aktörü olan bizler, daimi surette kendimizi beğendirmek ya da istediğimiz yönde bir algı oluşturmak adına performans sergileriz. Sahnenin önünde olan bizler, diğerlerinin bizim hakkımızdaki düşüncelerini belirli bir istikamete sevk etmek ve yönlendirmek için çabalar ve kendimizi biraz da olduğundan farklı göstermeye çalışırız. Bugün hemen her şeyi göstererek icra ettiğimiz benlik sunumlarımızın sosyal medya marifetiyle bambaşka seviyelere çıkmış olması, üzerine düşünülmesi gereken sosyolojik hallere de neden oluyor. Hemen herkes sosyal medyada karşılaştığı performans yönetimini kendisine uyarlıyor ve ortaya taklit üzerinden bambaşka hikayelerin çıkmasına sebep oluyor.
Son dönemde LGS sınavı sonrası yapılan ebeveyn kutlamaları ile gündeme gelen muhtelif organizasyonlar, çocuklar üzerinden özellikle annelerin hallerine dair epeyce bir tartışma ortaya çıkarttı. Sünnet düğünleri, baby showerlar ve her türlü evredeki mezuniyet kutlamaları, çocuklar yerine ebeveynlerin sahnede olduğu bir performans yönetimine dönüşmüş durumda. Eskiden sadece üniversite ile sınırlı olan bu tür mezuniyet kutlamaları, bugün ilk okul çağına inmiş ve devasa organizasyonlar marifetiyle yeni bir performans yönetimine dönüşmüş durumda. Çocuklar gerekçe gösterilerek yapılan bu tür devasa etkinliklerin öznesi ise ebeveynler. Goffman’ın sahnenin önü olarak tarif ettiği alanda öne çıkan ebeveynler, performanslarını sonuna kadar sergilemektedirler.
Sosyal medya üzerinden yoğun biçimde muhatap olunan bu performans yönetiminin oluşturduğu ekonomik yük ise ayrı bir tartışma konusu. Sahnenin dışında kalmak istemeyen ebeveynlerin maruz kaldıkları dışlanma korkusu, onları hiç düşünmedikleri birtakım eylemlere de icbar etmektedir. Hemen her etkinliğin öznesi olmak isteyen ebeveynlerin, diğerleri üzerinde kurduğu bu baskı, sadece psikolojik değil ekonomik açıdan da ciddi sorunlar üretebilmektedir.
SAHNENİN DİJİTALLEŞMESİ
Sahnenin önünde sınırlı insanlara sergilenen benlikler bugün dijitalin de etkisiyle kitleselleşir ve ortaya her türlü anın sergilendiği bir cümbüş kalır. Son zamanların üretken yazarlarından biri olan Byung-Chul Han’ın da dediği gibi, dijital platformlar insanların kendilerini gönüllü olarak sergilediği sahnelere dönüşmüştür. Günün her anını paylaşma ve kamuya açma ihtiyacı hisseden ve buna gönüllü biçimde katılan insanlar, mahremiyetin sınırlarını ihlal etmekte ve tecessüs duygusunu tahrik edecek eylemlere imza atmaktadırlar.
Tecessüs duygusundan imtina etmemizi salık veren bir dinin mensupları olarak dijital platformlar üzerinden akan hayatlara dair düşünmemiz gerekiyor. Hangi motivasyonlar bizleri, sosyal medyada daha fazla görünür olmaya itiyor? Neden ve hangi saiklerle her an sahnede ve önde olmak istiyoruz? Bu tür soruların cevapları üzerine düşünmediğimizde, sosyal medyanın etkisi dışında kalmayı sahnenin dışına itilmek olarak algılar ve mutsuz oluruz. Bugün sosyolojik olarak dayatılan kutlama ve benzeri organizasyonları yapmamak ya da bunların dışında konumlanmak neredeyse bir kamusal dışlanmaya dönüşecek. Herkesin yaptığı şeyi olağan ve olması gereken şeklinde kodladığımızda, sahnenin dışında sadece sınırlı sayıda insan kalacak ve bu insanlar da etkileşimden “mahrum” kaldıklarını düşünecekler.
İşin ilginci kitleselleşen ve taklit yoluyla çoğalan bu tür performans yönetimlerinin sıradanlaşması ve doğal kabul edilmesi. İnsanlar kendilerine yönelik beğenileri artırmak ve sahnenin önünde daha fazla kalabilmek adına kendileri olmaktan çıkmakta ve farklı karakterlere bürünmektedirler. Devamlı bir performans yönetimi içinde olan insanlar sadece sahnenin arkasında kendileri olarak kalmakta ve bu devinim hızın ve etkileşimin marifetiyle bambaşka seviyelere çıkmaktadır. Goffman’ın erken bir dönemde yazdığı bu klasik eserinde sahne önü ve sahne arkası olarak ayırdığı bu ikilik, sosyal medya etkisiyle sahnenin önünü daha fazla öne çıkarmış ve insanlar hep sahne önündeymiş gibi hareket etmeye başlamışlardır.
Bugün sosyal medyadaki etkileşim pratiklerinin yanı sıra yapay zekanın da etkisiyle hayatlarımız çok hızlı biçimde akıyor ve değişiyor. Hemen her gelişmenin radikal bir etki yarattığı bu devasa dönüşüm içinde bazı sabitelere sahip olmamız gerekiyor. Aksi takdirde olağanüstü biçimde akan bu hayatta belirli değer ve ilkelerden mahrum kalacak ve her yeni gelişmeye sorgulamadan intibak eden insanlara dönüşeceğiz. Bugünün performans toplumuna yönelik gündelik hayatın bazı halleri üzerine epeyce düşünmenin ve biraz da frene basmanın zamanı diye düşünüyorum.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:73
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 18 Haziran 2026 04:06 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















