Trump saldırıları durdurdu, dengeler değişti: ABD’nin Orta Doğu kalesinde deprem! Kuveyt’te neler oluyor?
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a yönelik saldırıları durdurma kararı aldığını açıklaması, Orta Doğu’da tansiyonun düşebileceğine ilişkin beklentileri artırdı.
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran ve bölgedeki bazı ülkelerin bir anlaşmanın ana hatları üzerinde uzlaştığını belirterek, Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılması ve İran’ın nükleer tehdidinin sona erdirilmesini içeren hızlı bir anlaşma yapılması şartıyla ABD’nin yeni saldırıları askıya aldığını duyurdu. Açıklama, haftalardır bölgeyi sarsan çatışmaların ardından diplomatik çözüm umutlarını yeniden gündeme taşıdı.
Ancak çatışmaların sona erebileceğine yönelik bu mesajlara rağmen, yaşanan kriz Körfez ülkelerinin güvenlik anlayışında derin izler bıraktı. Özellikle İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırıları, ABD’nin bölgedeki en önemli müttefiklerinden biri olan Kuveyt’in yıllardır dayandığı savunma modelini yeniden tartışmaya açtı.
BÜYÜK AÇIK ORTAYA ÇIKTI
Birinci Körfez Savaşı’nın ardından ABD ile stratejik bir savunma ortaklığı kuran Kuveyt, onlarca yıl boyunca Washington’ın Orta Doğu’daki en önemli askerî merkezlerinden biri oldu. Binlerce Amerikan askerine, Abrams tanklarına, ağır topçu birliklerine ve bölgesel operasyonlar için kullanılan dev lojistik kapasiteye ev sahipliği yapan emirlik, bu sayede özellikle Irak ve İran kaynaklı tehditlere karşı kendisini daha güvende hissetti.
Ancak İran ile yaşanan son çatışmalar, Kuveyt’in yıllardır dayandığı güvenlik modelini tartışmaya açtı. ABD’nin bölgedeki askerî varlığının kapsamını yeniden değerlendirdiği belirtilirken, Kuveyt yönetimi Washington’dan savunma konusunda daha güçlü ve net bir güvence talep ediyor.
İRAN SALDIRILARI KUVEYT'İN KIRILGANLIĞINI ORTAYA ÇIKARDI
Wall Street Journal’ın haberine göre İran’ın Kuveyt’e yönelik saldırıları, ülkenin güvenlik hesaplarını değiştiren gelişmeler arasında gösteriliyor. Tahran yönetimi tarafından gerçekleştirilen saldırılarda yüzlerce füze ve insansız hava aracı kullanıldığı, enerji tesisleri, tuzdan arındırma tesisleri, uluslararası havalimanı ve Basra Körfezi’ndeki kritik liman noktalarının hedef alındığı bildirildi.
Saldırılar aynı zamanda Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen petrol ihracatını da ciddi şekilde etkiledi. Kuveyt’in günlük yaklaşık 2 milyon varillik petrol ihracatının durması, ülkenin en önemli gelir kaynağını doğrudan tehdit etti. Bu kesinti, küresel petrol arzında da önemli bir boşluk oluşturdu.
ABD yönetimi, Kuveyt’te bulunan Amerikan yapımı hava savunma sistemlerinin İran füzelerinin büyük bölümünü engellediğini ve çok sayıda kişinin hayatını kurtardığını açıkladı. Ancak buna rağmen Amerikan tesisleri de saldırıların hedefi olmaktan kurtulamadı. Savaşın en ağır saldırılarından biri sırasında ABD unsurlarına yönelik gerçekleştirilen saldırıda Amerikan askerlerinin hayatını kaybettiği bildirildi. Bu olay, Kuveyt’teki Amerikan askerî varlığının caydırıcılığı konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Kuveyt’in Washington Büyükelçiliği ise saldırıların ardından yaptığı açıklamada, bölgedeki güvenlik ortamının giderek daha karmaşık hale geldiğine dikkat çekti. Büyükelçilik sözcüsü, füze sistemleri, insansız hava araçları ve asimetrik saldırı kapasitesi gibi modern tehditlerin bölgesel güvenlik açısından giderek daha büyük bir risk oluşturduğunu belirtti.
Kuveyt’in Amerika Birleşik Devletleri ile yakın iş birliğine bağlı kalmaya devam ettiğini vurgulayan sözcü, iki ülke arasındaki savunma ortaklığının sürdüğünü ifade etti. ABD tarafı da Kuveyt ile ilişkilerin güçlü olduğunu belirterek, emirliğin bölgesel istikrarın sağlanmasında önemli bir ortak olduğunu açıkladı.
Fotoğraflar: AP
‘AMERİKAN ASKERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPMAK KUVEYT’İ OTOMATİK OLARAK SAVAŞIN TARAFI HÂLİNE GETİRMEZ AMA…’
İran’ın yıllardır Körfez’deki ABD varlığını sonlandırmak istediğini söyleyen İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa, “İran’ın vermek istediği mesaj yalnızca Kuveyt’e değil, Amerikan askerî varlığına ev sahipliği yapan bütün Körfez ülkelerine yönelik. Tahran, ABD’ye sağlanan askerî imkânların ev sahibi ülkeler için de bir bedeli olacağını göstermeye çalışıyor. Böylece Washington ile bölge ülkeleri arasındaki güvenlik bağını zayıflatmayı, üslerin ve hava sahalarının kullanımını sınırlandırmayı hedefliyor” dedi.
“Ancak Amerikan askerlerine ev sahipliği yapmak Kuveyt’i otomatik olarak savaşın tarafı hâline getirmez” diyen Toğa, “Sivil havalimanlarının, enerji ve su altyapısının hedef alınması da askerî misillemenin sınırlarını aşan ciddi bir tırmanmadır. Bu yöntem kısa vadede baskı yaratabilir, fakat uzun vadede Körfez ülkelerini birbirine ve ABD’ye daha fazla yaklaştırabilir” ifadelerini kullandı.
ELEKTRİK VE SU ALTYAPISI SALDIRILARIN ARDINDAN AYAKTA TUTULMAYA ÇALIŞILIYOR
Kuveyt yönetimi, saldırıların ardından kritik altyapısını korumak için yedek kapasitesini ve acil müdahale sistemlerini devreye aldı. Ülke şu ana kadar geniş çaplı elektrik ve su kesintilerinin önüne geçmeyi başardı. Ancak saldırılar, Kuveyt’in sivil altyapısının uzun süreli bir çatışma durumunda ne kadar dayanıklı olduğu konusunda ciddi soru işaretleri oluşturdu.
Kuveyt’in içme suyunun yüzde 90’dan fazlası, deniz suyunun arıtılması yöntemiyle elde ediliyor. Bu tesislerin önemli bir bölümü enerji santralleriyle entegre şekilde çalışıyor.
İran’ın yeni saldırılarında Kuveyt’te bir tuzdan arındırma tesisi ve enerji santralinin zarar gördüğü, bazı bölgelerde yangın çıktığı bildirildi. 18 Temmuz’da çekilen uydu görüntülerinde Kuveyt’in El-Ahmadi liman bölgesi üzerinde yoğun dumanların yükseldiği görüldü. 20 Temmuz itibarıyla yapılan incelemelerde ise ülkenin petrol ve doğalgaz sektörünü yöneten devlet şirketine ait kuzey iskelesi yakınlarında hasar tespit edildi.
Kuveyt, acil onarımlar ve alternatif kapasite sayesinde enerji ve su sistemlerini büyük ölçüde çalışır halde tutmayı başarsa da saldırılar önemli bir gerçeği ortaya koydu: Büyük bir Amerikan askerî varlığı bile Kuveyt’i İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı tamamen koruyamadı.
‘TEK BAŞINA HAVA SAVUNMASI ARTIK YETERLİ DEĞİL’
“Son saldırılar Körfez ülkelerinin yalnızca pahalı hava savunma sistemlerine güvenemeyeceğini gösterdi. İran’ın çok sayıda düşük maliyetli füze ve İHA’yı aynı anda kullanması, en gelişmiş sistemlerin bile mühimmatını tüketebilir” diyen Oral Toğa, şöyle devam etti:
-- Bu nedenle ortak erken uyarı ağı, daha düşük maliyetli İHA önleme araçları, elektronik harp kapasitesi ve yeterli mühimmat stoku önem kazanacaktır. Körfez ülkelerinin birbirinden kopuk sistemler yerine ortak bir hava savunma yapısına yönelmesi beklenebilir.
-- Diğer önemli konu kritik altyapının korunmasıdır. Enerji tesisleri, havalimanları, limanlar, iletişim merkezleri ve özellikle su arıtma tesislerinin yedeklenmesi ve güçlendirilmesi gerekiyor. İçme suyunun büyük bölümünü deniz suyunu arıtarak sağlayan Kuveyt açısından su tesislerinin hedef alınması, doğrudan ulusal güvenliği ilgilendiren bir tehdittir. Yeni güvenlik anlayışı, saldırıları önlemenin yanında devletin ve ekonominin saldırı sırasında da çalışmaya devam edebilmesine dayanacaktır.
ABD'NİN KUVEYT’TEKİ ASKERÎ VARLIĞININ GELECEĞİ TARTIŞILIYOR
Analistlere göre ABD-Kuveyt ilişkisinde olası değişimin temel nedeni Kuveyt’in Washington’dan uzaklaşması değil, Pentagon’un ülkedeki büyük ve kalıcı askerî varlığın gelecekte ne kadar gerekli olduğunu sorgulamaya başlaması olabilir. Mevcut ve eski ABD’li yetkililer, Pentagon’un İran savaşı başlamadan önce bile Kuveyt’teki asker sayısını ve konuşlanma düzenini azaltmayı değerlendirdiğini belirtti.
ABD’li yetkililer, İran’ın Amerikan üslerine yönelik saldırılarının ardından riskleri azaltmak amacıyla Kuveyt’teki askerî varlığın yeniden düzenlenebileceğini ifade etti. Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü araştırmacısı ve daha önce Pentagon’da Basra Körfezi politikaları üzerine çalışan Elizabeth Dent, ABD’nin bölgedeki askerî varlığına ilişkin temel sorunun değiştiğini söyledi.
Dent, “Asıl soru şu: İran savaşı devam ederse, bu kadar büyük bir ABD askerî varlığı hâlâ mantıklı olacak mı?” değerlendirmesinde bulundu. Dent ayrıca, Pentagon’un Kuveyt’teki varlığını kalıcı olarak küçültmesi halinde bunun Washington’ın ülkenin savunmasına yönelik bağlılığında azalma algısı oluşturabileceğini belirtti.
İRAN İÇİN FIRSAT MI, YENİ RİSK Mİ?
ABD’nin Kuveyt’teki büyük askeri varlığını azaltma ihtimali, İran’ın Basra Körfezi’ndeki güvenlik hesaplarını ve bölgedeki güç dengesini nasıl etkileyebilir?
Bu soruma “ABD’nin Kuveyt’teki asker sayısını azaltması ile bölgeden stratejik olarak çekilmesi aynı şey değil. Olası bir azaltma İran açısından ilk bakışta kazanım gibi görülebilir” cevabını veren Oral Toğa, şu yorumda bulundu:
“Yakınındaki Amerikan hedeflerinin ve kuvvetlerinin azalması Tahran’ın hareket alanını genişletebilir. İran yönetimi de bunu uyguladığı askerî baskının sonuç verdiği şeklinde sunabilir. Körfez ülkeleri ise yeni saldırılardan kaçınmak için İran’la ilişkilerinde daha temkinli davranabilir. Buna karşılık ABD, üslerini dağıtır, bazı faaliyetlerini daha korunaklı noktalara taşır ve deniz-hava gücünü bölgede tutarsa daha az görünür fakat daha dayanıklı bir yapı kurabilir. Bu nedenle güç dengesini yalnızca asker sayısı üzerinden değerlendirmemek gerekir. Asıl belirleyici olan, ABD’nin erken uyarı, hava savunması, lojistik destek ve kriz anında bölgeye hızla kuvvet gönderme kapasitesini koruyup korumayacağıdır.”
İRAN’IN HAVALİMANI İDDİASI VE KUVEYT’İN YANITI
İran saldırılarının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı da tartışmaların merkezine yerleşti. Haziran ayında İran füzelerinin Kuveyt Uluslararası Havalimanı’nı vurmasının ardından İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, saldırıyı “kendini savunma” kapsamında değerlendirdi.
Arakçi, Pentagon’un Kuveyt’teki havalimanını İran’a yönelik operasyonlara hazırlık noktası olarak kullandığını iddia etti. Ancak Kuveyt yönetimi bu açıklamayı reddetti. Amerikan güçlerinin geçmişte Kuveyt Uluslararası Havalimanı üzerinden operasyonlar yürüttüğü bilinirken, bu kullanımın halen devam edip etmediği netlik kazanmadı. Öte yandan Wall Street Journal’ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde, Kuveyt’in İran’a karşı hava saldırıları düzenlediği öne sürüldü. Kuveyt’in ABD Büyükelçisi ise bu iddiayı kesin bir dille yalanladı.
ABD VARLIĞI HEM YÜK HEM GÜVENLİK GARANTİSİ OLARAK GÖRÜLÜYOR
Arap Körfez Devletleri Enstitüsü Başkanı ve eski ABD Kuveyt Büyükelçisi Douglas Silliman, yaşananların Kuveyt kamuoyunda karmaşık bir tablo oluşturduğunu söyledi.
Wall Street Journal’a konuşan Silliman, “Saldırılar, Kuveyt’teki insanların ABD varlığını hem bir yük hem de Kuveyt’i savunmak için kesinlikle gerekli bir unsur olarak görmesine neden oldu” değerlendirmesinde bulundu. Kuveyt yönetiminin temel hedefinin ülkenin güvenliği için en doğru modeli belirlemek olduğunu ifade eden Silliman, savunma politikasında yeni bir değerlendirme sürecinin yaşandığını belirtti.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:124
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 02 Ağustos 2026 10:37 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















