Ankara24.com
close
up
Menu

Yangın musluklarının farklı renklere boyanmasının sebebi buymuş Sözcü Gazetesi

İngiltere de 2 çocuk kızamık nedeniyle hayatını kaybetti

Meksika, 2026 Dünya Kupası’na 3 puanla başladı! 3 kırmızı kart çıktı

Dünya Kupası 3 kırmızı kartla başladı! Meksika, Güney Afrika ya geçit vermedi

Dünya devinin Türkiye kurnazlığı pahalıya patlayacak! 650 milyon euro kapkaç

Windows 11’de günlük kullanımı hızlandıracak güncelleme geldi Teknoloji Haberleri

Köprü inşaatlarında beton tarihe karışacak: Geleceğin köprüleri inşa ediliyor Sözcü Gazetesi

Bakan Bolat ın sözleri gündem oldu: Türkiye artık barış kurucu güç Türkiye Ekonomisi Haberleri

Didem Arslan Yılmaz, yıllardır çözülemeyen dosyada kritik adım attı

Bernardo Silva, Real Madrid yolcusu!

Dorukhan Büyükışık Davasında 26. Tutuklama

Magazin dünyasını sarsan narkotik operasyonu: Ayşe Hatun Önal da gözaltına alınan 22 kişi arasında

Kanalizasyon suyunu 27 kilometre taşıyıp depolamaya başladılar Sözcü Gazetesi

Ameliyatlarda yeni dönem kapıda: Küçücük boyutuna rağmen 5 farklı işlemi tek başına yapıyor Sözcü Gazetesi

Kenan Doğulu ve Beren Saat in de aralarında olduğu 4 kişi için yurt dışı yasağı istemi

Finans tarihinin en büyüğü: SpaceX’ten 75 milyar dolarlık halka arz

Her sözü olay, her icraatı tartışmalı Sözcü Gazetesi

Kardeşini vurdu polisle çatıştı

Irmak öğretmen soruşturması derinleşiyor Yerel Gündem Haberleri

İletişim Başkanı Duran dan Cumhurbaşkanı Erdoğan ın Türk Kızılay Töreni ndeki konuşmasına ilişkin paylaşım

Batılı kelimelerin Türkçeyi kuşatması Düşünce Günlüğü Haberleri

Batılı kelimelerin Türkçeyi kuşatması Düşünce Günlüğü Haberleri

Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.

Çoğu kimse “Anlatmak istediğimi kolayca anlatabiliyorsam kullandığım kelimenin ne önemi var” diyebilir ancak dünyada her yıl onlarca dil, konuşanı kalmadığı için yok oluyor. Türkçe elbette ki kolay kolay unutulmaz, ama giderek istila edilmiş bir dile dönüşebilir.

Prof. Dr. Ahmet Kavas / İstanbul Ticaret Üniversitesi

Türkçemizin 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batı dillerindeki kelimelerin aşırı şekilde istilası altına girmesi öncesinde özellikle 19. yüzyıl fikir adamlarımız gerekli tedbirleri alıp bunu önlemek için çok titiz davranırlardı. “Kriz” kelimesi Avrupalı yazılı metinlerde ilk defa yaygınlaşınca Ahmed Cevdet Paşa bunun yerine Türkçeye daha uygun bir kelime bulmak için bir müddet gayret ettiklerinden bahseder. O zamana kadar henüz kullanılmamış bulunan “buhran” sözcüğü üzerinde karar kıldıklarını Türk Tarih Kurumu tarafından basılan Tezâkir başlığıyla kitaplaştırılan layihalarından birisinde dile getirmiş.

Yine Batı'da 18. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan “civilisation/civilization” kelimesi de bir anda sıkça kullanılmaya başlanmış. Fakat bunda “kriz” gibi hemen bir karşılık bulunamamış ve bir müddet Türkçe okunuşuyla “sivilizasyon” şeklinde yazılarak devam edilmiş. Dönemin dil konusunda hassas davranan fikir adamları da kendimize ait bir kelime bulalım demişler. Bu defa da güzel bir kelimeyle onun ifade ettiği manası karşılanmış ve “medeniyet” sözcüğü ile Osmanlı aydınının ihtiyacı giderilmiş. Kelimenin kökü Arapçaya dayansa da bu dilde o döneme kadar kullanımı olmayan ve sadece Türkçede yer almış bu sözcüğü yaklaşık iki asırdır kullanıyoruz. Bir ara “uygarlık” kelimesi fazlaca kullanılsa da şimdilerde birincisi daha çok tercih edilmektedir.

MEDRESE’NİN YERİNİ ATHENA’NIN TAPINAĞI ALDI

Geçmişte çok az ve sınırlı alanlarda tercih edilse de günümüzde neredeyse her kurumun yüksek eğitim sonrası daha ziyade hizmet içi eğitimde çalışanların ya da çalışacakların eksik görülen taraflarını tamamlamak için “akademi” kelimesinin sıklıkla kullandığını görüyoruz. Genelde anlamını kimsenin düşünmediği bu kelime olmadan adeta yapılmak istenen faaliyetin gerçekleşmeyeceği kanaati yaygınlaşmış durumda. İmkanlar elverdikçe her kurum mutlaka bir “akademi” kurma fikrine kapılmış gidiyor. Eski Yunan’da ortaya çıkan bu kelime “bilgelik ve beceri tanrıçası” Athena’nın tapınağı ile isimlendirilmekteymiş. Hatta Eflatun’un talebeleriyle felsefe derslerini burada yaptığı ve oraya devam edenlere de “akademisyen” dendiğine dair görüşler var. Artık Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve MİT gibi kurumlarımızın bile akademileri var. Acaba buralarda yapılması istenilen ne varsa onlara kendi edebî geleneğimizden hareketle bir kelime bulabilir miyiz gibi bir endişemiz de yok. Nassif Mallouf 1856 yılında Telaffuzlu Fransızca-Türkçe Sözlüğü (Dictionnaire Français-Turc avec la Prononciation) adıyla hazırladığı eserinde akademi “académie” için “medrese” ve “cemâat-i ulemâ” karşılıklarını vermişti. Akademisyen “Académicien” için ise “medrese erbâbı” karşılığını tercih etmiş.

Akademos Antik Yunan mitolojisinde “Attika” denilen Atina bölgesinin kahramanının adı olup günümüzde giderek yaygınlaşan “akademi” kelimesinin kökeninin ona dayandırıldığı da ifade edilmektedir. Kısaca “akademia” denen ve manevî bir özellik de yüklenen zeytinlik Eflatun’un Akademisi (Platonic Academy) olarak bilinmekteymiş. M.Ö. 387’de Eflatun burayı satın alınmış ve burada öğrencilerine felsefe dersi vermiş. Burası Batı kültürünün adeta temel taşlarından biri olarak kabul edilmişti. Fransız dilinin önemli lügatlerinden Petit Robert’de (1988) bu kelimenin yazı diline Yunancadan, Latinceye, ondan da İtalyancaya geçtiği ve 1508 yılında “Eflatun’un ders verdiği Akademos’un bahçesi” karşılığında ilk defa kullanıldığı belirtilmiş. Özellikle yüksek öğretimi tarif için 16. yüzyılda kullanıldığı görülse de bugünkü anlamda daha çok 19. yüzyılın başında Paris, Strazburg Akademisi Fakülteleri şeklinde yaygınlaşmış. “akademisyen” kelimesi de 1555 yılında bir ünvan olarak Eflatun’un talebesi karşılığında kullanılmış. Şemseddin Sami Resimli Kamûs-i Fransevî/Dictionnaire Français-Turc (1901) lügatinde akademi karşılığında “Eflatun’un öğrencilerine ders verdiği meydanın ismi”, “Eflatun’un felsefî mezhebi, encümen-i dâniş, Fransa encümen-i dânişi, Fransa’nın taksimâtına göre maarif idaresi, meşhur bilardo oyuncularının toplandıkları ve bulundukları mahal” gibi açıklamalarla karşılık vermeye çalışmış.

AYRINTI MI, DETAY MI?

Avrupa’da matbaanın icadı menfî anlamda en çok kiliseyi etkilemişti. Çok nadir bulunan ve neredeyse görme imkânı dahi bulunamayan İncil nüshalarına duyulan aşırı saygının yerini birçok mekânda kolayca bulunan, ve Latinceden İngilizce, Fransızca, Almanya, İspanyolca gibi yerel dillere çevrilen metinler almıştı. Katolik ve Ortodoks isimli iki farklı mezhebin yanına yenileri ilave edilmiş ve kısa zamanda hızla yayılmışlardı. Bu durumu yakından takip edenler kendi inançlarını daha geniş kitlelere yaymak için Vatikan merkezli “propaganda” adıyla 1600’lü yılların başında bir teşkilat dahi kurdular. Kelime anlam itibarıyla “çoğaltmak, yaymak ve genişletmek” olan bu sözcük günümüzde neredeyse hayatımızın her tarafında adeta can simidi gibi başvurmadan edemediğimiz bir konumdadır.

Herhangi bir konunun farklı yönlerini anlatırken eskiden “tafsilat”, ya da “teferruat” gibi Arapça kelimeler kullanılırdı. Bunların yerini önce Türkçe “ayrıntı” kelimesi aldı. Ancak şimdilerde herkes hiç dikkat etmeden “detay” deyip geçiyor. Bir meseleyi anlatanların bu sözcüğe sarılmaları konuşanın, hatta yazanın da kolayına geliyor. Fransızca “dé” ön eki Latincedeki “uzaklaştırma, parçalara bölme, ayırma” karşılığındaki “de” ön eki ile “kesme, bölme” karşılığındaki “tailler” ile birleşip “bir şeyi keserek ayırma” veya “bir bütünü parçalara bölme” anlamına gelmektedir. Biz bu kelimelerin kökenlerini bilmeden alıp kullanıyoruz. Genelde “Bunu yapmada da bir sakınca yok, önemli olan halkın onu günlük hayatında rahatça kullanması” diyenler maalesef giderek artmaktadır. Dünyada Latince ve İbranice gibi diller önceleri hem konuşma ve hem de yazı dili iken zamanla bu iki özelliğin arası açıldı ve sadece yazılı olarak korundular. Geçtiğimiz yüzyılda bazı Yahudi aşırılıkçılar ısrarla İbraniceyi 1700 yıl sonra tekrar konuşma diline dönüştürdülerse de Latincenin talihi o kadar iyi gitmedi.

OSMANLI İLMİYESİNİN ASIRLARI BULAN TECRÜBESİ YOK SAYILDI

Araplar üniversite karşılığında “bir araya toplayan, bilginlerin, âlimlerin, öğrencilerin toplandığı yer” karşılığında “el-câmia”; fakülteye “bütün, tüm, genel” anlamında “külliye” ve “kurulmuş olan şey, kurum, tesis, gelenek ve alışkanlık” mukabili “enstitü” için ise “ma’hed”, yani “bilinen, alışılmış, taahhüt edilen, güvenilen yer” kelimelerini kullanıyorlar. Farsçada ise üniversiteye “dânişgâh”, yani “bilginin yeri, bilginin merkezi; fakülte için “dânişgede”, yani “bilgi yeri”; “enstitü” için ise ya Arapça asıllı “müessese”, ya da kendi dilinde “pejuheşgede”, yani “araştırmanın yapıldığı yer” demektedirler. Osmanlı Devleti’nin ilmiye teşkilatının asırları bulan tüm tecrübeleri bir kenara bırakılarak sanki bilimde ilk defa varlık gösteriliyormuş gibi Batılı “üniversite”, “fakülte”, “enstitü”, yanında ilimdeki ünvanları da Latince kökenli kelimelerden alındı. Bunlar arasında “yanında duran, muavin, yardımcı, bir ayin sırasında hazır bulunan ruhanî” için “asistan”; “Ortaçağda din öğreten, bilgin, danışman, hekim” için “doktor”; yine “öğreten, ders veren ve öğretici için “doçent”; “mesleğini ve uzmanlığını ilan eden, Orta Çağ'da dini bağlamda mezhebine bağlılığını beyan eden” için “profesör”, “10 askerin komutanı, 10 rahibin başı” için “dekan” ve “özellikle kilise, okul veya topluluk yöneticisi, rehber, kılavuz, efendi ve hükümdar” için “rektör” gibi kelimeler alınıp bir daha da kaldırılamaz şekilde dilimize yerleştirildi.

DİLİMİZ EVİMİZDİR, EVİMİZE SAHİP ÇIKALIM

Bir de dilimizdeki “haber, bildiri, ileti, gönderi” için neredeyse vazgeçemez hale getirdiğimiz “mesaj” kelimesi “bir şeyi veya bir haberi götürme işi, sefaret, gönderme” görevleri için “misyon”; 16. yüzyıldan itibaren “Kutsal Perşembe ayininde rahibin ellerini yıkadığı kâse, çanak” ve 19. yüzyılda ise sadece “el yıkama leğeni” için “lavabo” kelimeleri Batı'dan aldıklarımızdan sadece birkaçıdır. Çoğu kimse “Anlatmak istediğimi kolayca anlatabiliyorsam kullandığım kelimenin ne önemi var” diyebilir ancak dünyada her yıl onlarca dil, konuşanı kalmadığı için yok oluyor. Türkçe elbette ki kolay kolay unutulmaz ama giderek istila edilmiş bir dile dönüşebilir. 1990’lı yıllarda Türkçe hakkında bilgisi olmayan dünyadaki tek yapay dil olan Esperanto uzmanı bir kişiye Fransa’da temin edilebilen ve muhafazakar bir çevrenin gazetesini gösterdiğimde iç sayfa başlıklarına “aktüalite”, “kültür”, “spor”, “ekonomi”, “televizyon” yazıldığını görünce “Bu dil sizin diliniz mi?” diye sormuştu. Kısacası kendi dilimize ait değerlerimizden nasıl koptuğumuzun farkında bile olamayabiliriz…

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:60
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 28 Nisan 2026 04:03 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Yangın musluklarının farklı renklere boyanmasının sebebi buymuş Sözcü Gazetesi

12 Haziran 2026 00:15see148

İngiltere de 2 çocuk kızamık nedeniyle hayatını kaybetti

12 Haziran 2026 00:08see146

Meksika, 2026 Dünya Kupası’na 3 puanla başladı! 3 kırmızı kart çıktı

12 Haziran 2026 00:13see145

Dünya Kupası 3 kırmızı kartla başladı! Meksika, Güney Afrika ya geçit vermedi

12 Haziran 2026 00:09see139

Dünya devinin Türkiye kurnazlığı pahalıya patlayacak! 650 milyon euro kapkaç

11 Haziran 2026 16:45see137

Windows 11’de günlük kullanımı hızlandıracak güncelleme geldi Teknoloji Haberleri

12 Haziran 2026 00:06see136

Köprü inşaatlarında beton tarihe karışacak: Geleceğin köprüleri inşa ediliyor Sözcü Gazetesi

11 Haziran 2026 08:15see136

Bakan Bolat ın sözleri gündem oldu: Türkiye artık barış kurucu güç Türkiye Ekonomisi Haberleri

11 Haziran 2026 21:33see133

Didem Arslan Yılmaz, yıllardır çözülemeyen dosyada kritik adım attı

11 Haziran 2026 21:40see133

Bernardo Silva, Real Madrid yolcusu!

11 Haziran 2026 22:02see133

Dorukhan Büyükışık Davasında 26. Tutuklama

12 Haziran 2026 01:41see132

Magazin dünyasını sarsan narkotik operasyonu: Ayşe Hatun Önal da gözaltına alınan 22 kişi arasında

11 Haziran 2026 10:43see128

Kanalizasyon suyunu 27 kilometre taşıyıp depolamaya başladılar Sözcü Gazetesi

12 Haziran 2026 00:31see127

Ameliyatlarda yeni dönem kapıda: Küçücük boyutuna rağmen 5 farklı işlemi tek başına yapıyor Sözcü Gazetesi

12 Haziran 2026 00:49see126

Kenan Doğulu ve Beren Saat in de aralarında olduğu 4 kişi için yurt dışı yasağı istemi

12 Haziran 2026 00:40see126

Finans tarihinin en büyüğü: SpaceX’ten 75 milyar dolarlık halka arz

12 Haziran 2026 01:03see124

Her sözü olay, her icraatı tartışmalı Sözcü Gazetesi

12 Haziran 2026 05:08see124

Kardeşini vurdu polisle çatıştı

11 Haziran 2026 07:19see123

Irmak öğretmen soruşturması derinleşiyor Yerel Gündem Haberleri

12 Haziran 2026 04:15see123

İletişim Başkanı Duran dan Cumhurbaşkanı Erdoğan ın Türk Kızılay Töreni ndeki konuşmasına ilişkin paylaşım

11 Haziran 2026 18:24see122
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları